1. Hukuk Dairesi 2011/12929 E. , 2012/971 K. "" MAHKEMESİ: BOLU 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/02/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, davaya konu 11 parça taşınmazın miras bırakanları tarafından davalılara muvazaalı biçimde devredildiğini ileri sürerek, iptal tescil isteğinde bulunmuşlar; davacılardan A.. aşamada davasından feragat etmiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, miras bırakanın mal kaçırma amacı ile hareket etmediği gerekç…
**1. Hukuk Dairesi 2011/12929 E. , 2012/971 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ: BOLU 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/02/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, davaya konu 11 parça taşınmazın miras bırakanları tarafından davalılara muvazaalı biçimde devredildiğini ileri sürerek, iptal tescil isteğinde bulunmuşlar; davacılardan A.. aşamada davasından feragat etmiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, miras bırakanın mal kaçırma amacı ile hareket etmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Davacılar A ve M, muris muvazaası hukuksal nedenine dayanarak çekişmeli 11 parça taşınmazın tüm mirasçılar adına tapuya tescilini istemişler; sonradan davacı A.. davasından feragat etmiş, davacı ise isteğini payı oranında iptal tescile dönüştürmüştür. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Gerçekten de, miras bırakan davalılara temlik ettiği öne sürülen 285 ve 761 parsellerin davalı E.. ile hiçbir ilgisinin bulunmadığı belirlenmek suretiyle bu parseller açısından davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacı M..'in, bu parsellere yönelik temyiz itirazı yerinde değildir, reddine. Dava konusu diğer parsellere yönelik temyiz itirazlarına gelince; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.