10. Hukuk Dairesi 2024/6439 E. , 2024/13988 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/409 E., 2024/71 K. İlk Derece Mahkemsince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekil…
**10. Hukuk Dairesi 2024/6439 E. , 2024/13988 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/409 E., 2024/71 K. İlk Derece Mahkemsince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 23.09.2019 tarihli yurtışı borçlanma ödemesinin süresinde yapıldığının tespitiyle aksine Kurum işleminin iptalini talep etmiştir. II-CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 08.07.2021 tarih, 2020/186 E., 2021/191K. sayılı kararı ile davanın kabulüne, davacının 23.09.2019 tarihinde yaptığı yurtdışı borçlanma ödemesinin süresi içinde yapılmış olduğunun tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 08.07.2021 tarih, 2020/186 E., 2021/191 K. sayılı kararına süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 23.02.2023 tarih, 20221/1709 E., 2023/361 K. Sayılı kararı ile davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 23.02.2023 tarih, 20221/1709 E., 2023/361 K. sayılı kararının süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz edilmesi üzerine dairece, "...1. Dosya kapsamından davacının 31.12.2018 tarihinde yurt dışı hizmetlerini borçlanma talebinde bulunduğu, borçlanma başvurusunun Kurumca kabul edilerek borçlanma bedelini yatırmak üzere davacının bildirildiği adrese tebligat gönderildiği, yazının 27.05.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davacının tahakkuk cetvelinin düzeltilmesine ilişkin ikinci bir başvurusu üzerine Kurumca bu başvurunun da kabul edilerek, 04.07.2019 tarihli yazıyla, 27.05.2019 tebliğ tarihine göre borçlanma bedelinin 3 aylık süre içerisinde ödenmesini davacıya bildirdiği, ancak davacı tarafından 23.09.2019 tarihinde borçlanma bedelinin ödendiği anlaşılmıştır. 2. 5754 sayılı Kanun'un 79. maddesiyle ve 7186 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile değişik 3201 sayılı Kanun'un "Borçlanma Tutarı ve Borçlanma Tutarının İadesi" başlıklı 4 üncü maddesi, "borçlanılacak her bir gün için tahakkuk ettirilecek borç tutarı, başvuru tarihindeki 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 82. maddesinde belirtilen prime esas asgari ve azamî günlük kazanç arasında seçilecek günlük kazancın % 45’idir. Ancak, prime esas asgari günlük kazancın altında olmamak üzere borçlanma tutarına esas alt sınırı farklı bir miktarda belirlemeye Cumhurbaşkanı yetkilidir. Tahakkuk ettirilen borç tutarı, tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde ödenir. Ödeme yapılan gün sayısı prim ödeme gün sayısına ve prime esas kazanca dahil edilir. Tahakkuk ettirilen prim borcunu tebligat tarihinden itibaren üç ay içerisinde ödemeyenler için yeniden başvuru şartı aranır. 3. Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine dair yönetmeliğin 10/6. madde hükmüne göre "Borcun tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde ödenmemesi halinde, borçlanma işlemi geçersiz sayılır. Üç aylık süre içerisinde borcun bir kısmının ödenmesi halinde, ödenen miktara isabet eden süre geçerli sayılır. Borcun bir kısmını veya tamamını ödemeyenlerin, bu sürelerinin Kanuna göre değerlendirilmesi, yeniden yazılı başvuruda bulunmaları ve tahakkuk eden borç miktarını süresi içinde ödemeleri şartına bağlıdır." 4. Yukarıda yazılı kanun ve yönetmelik hükümleri gereği davacı tarafından yapılan ödemenin süresinde olmadığı anlaşıldığından davanın reddi yerine kabulü isabetsizdir..." denilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, davanın reddi kararının hatalı olduğunu, davacının ilk borç tahakkuk cetvelinin tebliği sonrası borçlanma cetveline itiraz ettiğini, sonrasında da yeni bir borç tahakkuk cetveli düzenlenerek kendisine gönderildiğini, Kurumun sisteminde de son ödeme tarihinin yeni borç tahakkuk cetveline göre işlendiğini, davacının ikinci borç tahakkuk cetveline istinaden yaptığı ödemenin süresinde ve geçerli olduğunu, 3201 sayılı Kanun'a göre borçlanma ödeme süresi borç tahakkukunun tebliğinden itibaren 3 ay ile sınırlandırıldığını, kanun maddesinden de görüleceği üzere 3 aylık ödeme süresinin başlaması için usulüne uygun bir şekilde yapılmış bir borç tahakkukunun olması gerektiğini, Kurum tarafından ikinci bir tahakkuk cetveli düzenlendiğini, üç aylık ödeme süresinin de ikinci tahakkukun tebliğinden itibaren başlatılması gerektiğinin açık olduğunu, davalı Kurumun sistemine işlediği ödeme tarihine göre de davacının ödemesinin süresinde olduğunu, burada bir hata olduğu varsayımında dahi, davacının Kurum işlemine güvenerek ödeme yaptığı göz önüne alınarak buradan doğacak sorumluluğun davacıya değil Kuruma yükletilmesi gerektiğini, aksi durumun hukuk devleti ve sosyal devlet ilkelerine aykırılık teşkil edeceğini belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, yurtdışı borçlanma ödemesinin süresinde yapıldığının tespiti istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.