Başvuru, gözaltında bulunulan süre boyunca sistematik işkenceye maruz kalınması ve tutulma koşulları nedeniyle kötü muamele yasağının, haksız gözaltına alınma nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, bu süreçte mesleğinden uzaklaştırılma nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; gözaltında bulunulan süre boyunca sistematik işkenceye maruz kalınması ve tutulma koşulları nedeniyle kötü muamele yasağının, haksız gözaltına alınma nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, bu süreçte mesleğinden uzaklaştırılma nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 29/9/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. 13/11/2019 tarihinde Komisyon tarafından başvurunun özel hayata saygı hakkı ile şeref ve itibar hakkına ilişkin kısmının kabul edilemez olduğuna, diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1976 doğumlu olup Ankara'da ikamet etmektedir. Başvurucu, Gazi Üniversitesi Personel Dairesi başkanlığı görevini yürütmekteyken 15 Temmuz darbe teşebbüsü ertesinde Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi olduğu şüphesiyle 31/7/2016 tarihinde İngiltere'den Türkiye'ye dönüş yaptığı esnada Ankara Esenboğa Havalimanı'nda gözaltına alınmıştır. Toplam on yedi gün gözaltında kalan başvurucu, Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 16/8/2016 tarihli kararıyla tutuklanarak Sincan 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (İnfaz Kurumu) yerleştirilmiştir. Başvurucu gözaltına alınırken, gözaltından çıkarılırken ve gözaltı süresi boyunca iki günde bir olmak üzere hakkında Ankara Gazi Mustafa Kemal Devlet Hastanesinden toplam on adli muayene raporu alınmıştır. Tüm adli muayeneler farklı doktorlarca yapılmıştır. Muayene koşulları ve içerikleri şöyledir:- 31/7/2016: Darp izi yoktur.- 2/8/2016: Darp ve cebir izi yoktur. Muayene sırasında güvenlik görevlisi bulunmaktadır. Muayene edilenin aktif şikâyeti yoktur.- 4/8/2016: Darp ve cebir izi yoktur. Muayene sırasında güvenlik görevlisi bulunmaktadır. - 6/8/2016: Darp ve cebir izi yoktur. Muayene sırasında güvenlik görevlisi bulunmamaktadır. Muayene edilenin ishal şikâyeti vardır.- 8/8/2016: Muayene sırasında güvenlik görevlisi bulunmaktadır. Muayene edilenin üç gündür sulu dışkılama ve bulantı şikâyeti vardır. Acil Serviste serum takviyesi önerildi.-10/8/2016: Yapılan adli muayenede darp ve cebir izine rastlanmamıştır.- 12/8/2016 (saat 47): Darp ve cebir izi yoktur. Muayene edilenin şikâyeti yoktur. Muayene sırasında güvenlik görevlisi bulunmaktadır. -12/8/2016 (saat 49): Darp ve cebir izi yoktur. Muayene sırasında güvenlik görevlisi bulunmamaktadır. Muayene edilenin ishal şikâyeti vardır.- 14/8/2016: Darp ve cebir izi yoktur. Muayene sırasında güvenlik görevlisi bulunmaktadır. Muayene edilenin ishal ve bel ağrısı şikâyeti vardır. Muayene edilenin kıyafetleri kısmen çıkarılmıştır.- 16/8/2016: Darp ve cebir izi yoktur. Muayene sırasında güvenlik görevlisi bulunmaktadır. Muayene edilenin ishal ve bel ağrısı şikâyeti vardır. Muayene edilenin kıyafetleri kısmen çıkarılmıştır. Başvurucu 26/8/2016 tarihinde, gözaltında bulunduğu süre zarfında kolluk görevlileri tarafından kendisine işkence uygulandığı iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Savcılığına (Savcılık) şikâyette bulunmuştur. Başvurucu şikâyetinde ayrıca kendisini muayene eden doktorlar hakkında da yasal işlem yapılmasını talep etmiştir. Başvurucunun Savcılık kararına yansıyan soruşturma aşamasındaki şikâyeti şöyledir:" ...tutuklu olan müştekinin ... şikayet dilekçesinde 31/07/2016 tarihinde Ankara Esenboğa havaalanında gözaltına alındığını, havalanına çağırılan polis ekibine teslim edildiğini, ... önce Gazi Devlet Hastanesine adli muayene için daha sonra Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube Müdürlüğüne götürüldüğünü ellerinin ters kelepçelendiğini, gözlerinin bağlanarak nezaretin önündeki koridorda saatlerce bekletildiğini, daha sonra nezarete alındığını, çok kalabalık olan nezarethanede yatacak yer olmadığını uzun süre aç ve susuz bekletildiğini, gözaltı boyunca ağır ve sistematik işkence yapıldığını, 01/08/2016 tarihinde elleri ters kelepçeli ve gözleri bağlı vaziyette karanlık ve boş bir odaya alındığını, pantolonunun çıkarılıp darp edildiğini, sırtüstü düştüğünü, sol baş parmağında hissizlik oluştuğunu, hakaret ve tehditlere maruz kalıp vücuduna rastgele vurduklarını, kafasına karnına yüzüne, kulağına ve dizlerine vurduklarını, sigarayla kıllarını yaktıklarını, daha sonra yüz üstü yatırıp iç çamaşırını da çıkarıp soğuk su ile ıslatıp vurmaya devam ettiklerini, ellerindeki yarım litrelik plastik bir pet şişeyi makatına soktuklarını, şişedeki suyu bağırsaklarına akıttıklarını, bu nedenle 4-5 gün dışkısını tutamadığını, yaklaşık 10 gün isal gezdiğini, ilk tuvalete gittiğinde pet şişenin mavi kapağını kilotunda bulduğunu birara kelepçelerini çözüp ayakları ile ellerini ezdiklerini, hayalarını tutarak çektiklerini, kızın, karın bize helal gibi sözler söylediklerini, bu yaşadıklarına o dönemde aynı nezarette kaldığı kişilerin şahit olduklarını, 2 günde bir usulen yapılan adli muayenede doktorlarla yalnız kalmalarının engellendiğini ve içeride mutlaka bir polisin olduğunu, içeride polis varken darp ve cebir var mı sorusuyla muhatap olduklarını, bu şekilde birden bire torba suçlu ilan edilerek faili bulunmayan herşeyin üzerine yüklenmeye çalışıldığını, 11 Ağustos 2016 tarihinde başlayan ifadenin 12 Ağustos 2016 sabah saatlerinde son bulduğunu, 22 saat süren ifade alma işleminde uyuma ve yeterince dinlenmesine izin verilmediğini, ifade alma işlemi bittiğinde kendisini avukatıyla çay ocağına gönderdiklerini, tekrar sorgu odasına geldiğinde, ifadeyi okumasına izin verilmeden zorla ifadeyi imzalattırdıklarını, avukatın da ifadeyi okumadan ve hatta ifadeye göz atmadan imzaladığını, ifadeyi okutmadan imzalaması konusundaki ısrarları nedeni ile kendilerinin ifadeye birşeyler eklediklerini düşündüğünü, bunları mahkemede dile getirmek istemesine rağmen korkudan birşey söyleyemediğini, bu şekilde işkence ve tehditlerle alınan ifadenin hükümsüz olduğunu, kendisine ağır ve sistematik işkence yapıldığını, gözaltında bulunduğu sürede adli muayenesini yapan sağlık mensupları hakkında ve kendisine işkence yapan emniyet görevlileri hakkında gereğinin yapılmasını beyanla şikayetçi olduğu..." Savcılık tarafından başvurucunun tutulduğu nezarethaneye ilişkin kamera görüntüleri talep edilmişse de Ankara Emniyet Müdürlüğünün 28/11/2016 tarihli cevabında şube içindeki güvenlik kameralarının yirmi günlük kayıt süresiyle kayıt yaptığı, bu nedenle başvurucunun nezarethanede bulunduğu süreye ait görüntülerin mevcut olmadığı bildirilmiştir. Soruşturma devam ederken başvurucu 29/9/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Yapılan bireysel başvurudan sonra Savcılıkça, 29/9/2017 tarihinde şikâyet edilen kolluk görevlileri hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına, adli raporları düzenleyen sağlık görevlileri hakkındaki şikâyetin işleme konulmamasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:"Gözaltında kaldığı süre boyunca kendisini muayene edip adli rapor düzenleyen sağlık mensuplarının görevlerini kötüye kullandıkları, iddiasının genel ve soyut nitelik arz ettiği müştekinin adli raporların usulsüz düzenlendiğine ilişkin iddiasıyla ilgili somut herhangi bir bilgi ya da belge ibraz edemediği anlaşıldığından suçlamaya dair dilekçenin, 4483 Sayılı Kanunun 4/Son maddesi uyarınca işleme konulmamasına,Durumun müştekiye bildirilmesine,Danıştay Dairesinin 03/03/2005 tarihli 2004/794 esas ve 2005/301 karar sayılı içtihadı gereğince kesin olarak karar verildi. Müştekinin gözaltında kaldığı süre boyunca uyuşturucu ile mücadele şube müdürlüğü görevlilerince işkence yapıldığı, hakaret ve tehditlere maruz kaldığı iddialarının soyut iddiadan ibaret olduğu, adli raporlarda müştekinin vücudunda darp ve cebir izine rastlanmadığının bildirildiği anlaşıldığından şüpheli emniyet müdürlüğü görevlilerinin üzerlerine atılı suçları işlediklerine dair müştekinin soyut iddiasından başka yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediğinden kovuşturmaya yer olmadığına... " Savcılık kararı başvurucuya 11/10/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Karara başvurucu tarafından itiraz edildiğine ilişkin bir bilgi Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nde (UYAP) yapılan araştırmada tespit edilemediği gibi Savcılığın 16/1/2020 tarihli yazı cevabında da başvurucunun itirazının bulunmadığı belirtilmiştir. İnfaz Kurumuna yazılan müzekkere cevabında ise başvurucunun itiraz dilekçesinin Savcılığa 24/10/2017 tarihinde gönderilmiş olduğu bildirilmiştir.