T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1110 KARAR NO : 2026/602 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 23/01/2025 NUMARASI : 2023/432 E - 2025/73 K DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 03/03/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan i…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1110 KARAR NO : 2026/602 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 23/01/2025 NUMARASI : 2023/432 E - 2025/73 K DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 03/03/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket aleyhinde 24.11.2017 tarihinde, Bakırköy 10. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasında 483.000,00 ABD Doları asıl alacak ve ferileri üzerinden ilamsız takip başlatıldığını, davalı/borçlunun 31.05.2018 tarihinde borca ve yetkiye itiraz ettiğini, davalı borçlunun yetki itirazı sonucu, dosyanın yetkili icra dairesine gönderildiğini ve Büyükçekmece 1. İcra Dairesi’nin ... E. sayılı numarayı aldığını, bu icra dairesi tarafından tekrar borçluya ilamsız takiplere özgü ödeme emri tebliğ edildiğini, borçlu şirketin bu ödeme emrindeki borca da itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalı şirketin, müvekkili ...’ten, kendisine ait İstanbul ili, Büyükçekmece ilçesi, ... Köyü, ..., 2 parsel, 3.000,29 m2 arsanın satış bedeli olarak, 26.10.2007 tarihinde 150.000 ABD Doları, 26.10.2007 tarihinde 100.000 ABD Doları, 02.11.2007 tarihinde 88.000 ABD Doları, 21.11.2007 tarihinde 50.000 ABD Doları, 23.11.2007 tarihinde 100.000 ABD Doları, toplam 483.000 ABD Doları parayı aldığını, ancak bahse konu gayrimenkulün tapu devrini müvekkiline yapılmadığını, aldığı ödemeleri de iade etmediğini, kendisine bu konuda, Bakırköy 40. Noterliği’nin 15.03.2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile durumun ihtar edildiğini ve anlaşmaya çalışıldığını fakat davalının anlaşmaya yanaşmaması üzerine icra takibi yapıldığını , karşı tarafın, davacıdan hukuka aykırı olarak aldığı, 483.000,00 ABD Doları ve ferilerini, iade etmediğini, davalı şirkete gayrimenkul satış bedeli olarak yapılan ödemenin haksız olarak davalı uhdesinde olduğunu, davalının icra takibine itirazının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalının icra takibine vaki haksız ve hukuki mesnetten yoksun itirazının iptaline ve takibin tüm ferileri ile birlikte devamına, davalının haksız itirazı sebebiyle, davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde ; dava dilekçesinde açıkça bildirildiği üzere davaya konu alacağın 2007 yılına ait olduğunu, davacının taşınmaz bedelini ödediği tarihten 16 yıl sonra dava açtığını, davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, davacının benzin istasyonu yapmak amaçlı olarak arsayı satın almak istediğini, bu konuda tarafların anlaştığını, dava konusu arsanın satış bedelinin o gün itibariyle Ekim 2017 tarihinde 1.100.000,00 USD olduğunu, davacı arsa bedelinin yarısından az bir bedeli davalıya ödediğini kalan bakiye bedeli ödemediğini, davacının davalı şirkete borcu bulunduğunu, bununla birlikte benzin istasyonu ruhsatını da almadığını ve davalıyı uzun süre oyaladığını, bakiye bedelin ödenmesi için uzun bir süre müvekkili tarafından beklendiğini, daha sonra davacının da talebiyle davalı şirketin ortakları ile birlikte, 2009 yılında ...Limited Şirketi'nin kurulduğunu, davacı ..., ... yeni kurulan bu şirketin ortağı olduklarını, müvekkilinin benzin istasyonuna yönelik ifraz çalışması yaptırdığını, 2 parseli tapuda böldürttüğünü, bunun sonucunda 6 parsel oluştuğunu, bunun 3000 metrekare olanı ... ... şirketine 20/04/2009 tarihinde devredildiğini, yani davacının ödediği miktardaki hissesine düşen bedele tekabul edenden fazlasıyla taşınmaza şirket ortağı olarak kavuştuğunu, davacının başka işler de yapması nedeniyle çok sayıda dava ve icra ile muhatap olması nedeniyle ... ... şirketindeki hissesini ... ve ...'ye devrettiğini, bu devrin kişilere olan borçları nedeniyle gerçekleştirdiğini, müvekkilinin tapu devir etme ve davacıdan alınan parayı verme zorunluluğunun kalmadığını, İİK 67/2 maddesi uyarınca davacının aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, zamanaşımı süresi dolduktan sonra takip başlatması nedeniyle davacının kötü niyetli olduğunun açık olduğunu, beyanla davanın zamanaşımı nedeniyle ve davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda ; 26/10/2007 ödeme tarihli 150.000,00USD, 26/10/2007 ödeme tarihli 100.000,00USD, 02/11/2007 ödeme tarihli 83.000,00 USD, 21/11/2007 ödeme tarihli 50.000,00USD bakımından davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE, 23/11/2007 ödeme tarihli 100.000,00 USD bakımından ise davanın REDDİNE, Kötü niyet tazminatlarının ise ispatlanamadığından REDDİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur. Mahkemece verilen kararı,davacı vekili istinaf etmiştir. Davacı vekilince verilen istinaf dilekçesinde ; "Öncelikle bidayet mahkemesince dile getirilmiş olan zamanaşımı iddiası yersizdir. Gayrimenkul satış bedeli karşılığı olarak alınan 2007 tarihli paralar karşılığında, bahse konu taşınmaz devri yapılmamıştır. Bunun yerine, 2009 yılında davalı şirketin hissedarlarının ve müvekkilin %50 hissedar olduğu "... Ltd. Şti." kurulmuştur. Davalı tarafın iddialarına göre ise işbu taşınmaz 500.000,00 TL'ye müvekkilin hissedar olduğu ... şirketine devredilmiştir. Bu nedenle taşınmazın değerinin sözde belirli bir kısmını ödeyen müvekkilin hisse payına karşılık olacağından; işbu davaya konu ödemenin karşılığının müvekkil tarafından alındığı iddia edilmektedir. Yani anlaşılacağı üzere, tamamen karşı tarafın iddialarına göre bakılırsa dahi karşı taraf işbu borcu ikrar etmiş olup borca karşılık müvekkile hissedarlık verilmiştir. Mahkemece karar verilen zamanaşımına ilişkin ise TBK'nın 154. Maddesinde zaman aşımını kesen haller seçimlik olarak şöyle düzenlenmiştir; "Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir: 1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse.." somut olayda da aynı şekilde davalının iddası doğrultusunda 2009 yılında devir ile yapmış olduğu ikrar üzerine zamanaşımı kesilmiş ve yeniden sürenin başlaması gerekmektedir. Bu durumda da zaman aşımı süresi geçmeden icra takibi başlatılmış olup davanın kabulüne karar verilmesi gerekmektedir. Ayrıca bu hususun kabul edilmemesi halinde dahi; tarafımızca 15.03.2017 tarihli ihtarname ile de zaman aşımı kesilecektir... bu ihtarname ile alacak talebi karşı tarafa ulaşmış ve edim yerine getirilmediğinden temerrüt oluşmuştur. Davalı şirket tarafından, müvekkilin hissesinin üçüncü bir kişiye devri yapıldıktan sonra, 2013 yılında ... Ltd. Şti. adına Beykoz İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosya ile icra takibi başlatmıştır. Ne gariptir ki takibe dayanak belge olarak ise, şirkete devri yapılan taşınmazın devir bedeli olan 500.000,00 TL 'lik ve devir tarihi olan 20/04/2009 tarihli bir fatura kesilmiştir. Akabinde kendi hissedarları olduğu ve borcu bu yolla ödediğini iddia eden şirkete ödeme emri gönderilerek takip kesinleştirilmiştir. Bununla da yetinilmemiş, işbu davaya konu arsaya haciz konulmuştur. İcra işlemleri arsanın satışı talebine kadar ilerlemiştir. Ancak sonrasında dosya borcu davalılar dışındaki diğer hissedarlar tarafından ödenerek 2015 yılında icra dosyanın infazına karar verilmiştir. Üçüncü kişi olan yeni hissedar, bu şekilde hem hisseyi satın almış, hem de sonrasında bu parayı ödeme durumunda kalmıştır. Görüleceği üzere, davalı taraf müvekkilin verdiği paraya karşılık diye aksettirdiği arsanın bedelini 2. kez tahsil etmiştir. Şirket adına taşınmazın alım kararı, hisse oranları, tescil edilmiş kararlar, hisse satım veya alımlarının neye istinaden olduğu ispatlanabilmiş değildir. Bilirkişi incelemesine bu belgeler ibraz edilmemiştir. Müvekkilin anılan şirketle bağı çok kısa bir süre zarfında sürmüş olup hissesini devretmiştir. Şirket hissesi sahibi olduğu zamanda da söz konusu hisse, taşınmazlar bakımından müvekkile yönelik olarak bir hak ve yetki içermemektedir. Davalı yanın cevap dilekçesinde açıkça ikrar ettiği üzere ve ayrıca takip müstenidi belgelerle de açıkça ispat olduğu üzere, davalı taraf müvekkilden takip konusu paraları almıştır. Söz konusu miktarlar oldukça yüksek meblağlardır. Taşınmazla ilgili yapıldığı iddia olunan bazı işlemler bu davanın konusuyla alakalı olmayıp takibimizin konusu dekontlarda ve ödeme makbuzlarında geçen bedellerin davalı uhdesine geçip geçmediği ve bu bedeller karşılığı olarak belgelerde yazılan tapunun müvekkile devredilip devredilmediğidir. Müvekkile devredilmiş tapu yoktur, fakat ödenmiş paralar davalı yandadır. Ayrı hukuk kişilerinin hakları ve borçları bizzat o kişileri ilgilendirir. Hal böyleyken, şirkete tapu devredilmesi davalının müvekkile olan borcunu ortadan kaldırmaz. Çünkü şirket ayrı bir hukuk tüzel kişisidir. Şirkete yapılan tapu devri, şahsa olan sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Kaldı ki, şirketler adına mevcut olmayan defterler üzerinden taşınmazın şirket adına hangi şartlarda alındığı, bedelinin tahsil edilip edilmediği, daha sonra taşınmazın bedeli ile ilgili başkaca bir işlem yapılıp yapılmadığı belirsizdir. Çünkü davalı yan şirket kayıtlarını sunamamıştır. Ayrıca her ne kadar ikrar edilen borcun iadesinin yapılıp yapılmadığının ispatı külfeti davalı da olsa da, taşınmaz bedeli ile ilgili cebri icra ile tahsilat yapılması durumu söz konusudur. Yani davalı taraf şirkete taşınmaz devrederek borcun ödendiğini iddia etse de daha sonra taşınmaz bedeliyle ilgili cebri icra işlemi yapmıştır. Yani müvekkilden alınan bedellerin karşılığı ödenmemiştir." şeklindeki istinaf sebepleri ile ,kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir....nun 355. maddesi uyarınca, kamu düzeni yönünden ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; Dava , itirazın iptali talebine ilişkindir.Davanın dayanağı olan Bakırköy 10. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ; alacaklı ... vekili tarafından borçlu ... Limited Şirketi aleyhine 24.11.2017 tarihinde 483.000,00 USD Asıl Alacak, 280.484,05 İşlemiş Faiz olmak üzere toplamda 763.484,05 USD alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatılmıştır. Takip talebinde borcun sebebi olarak “23.11.2007 Bakırköy 40. Noterliği, 15.03.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile talep edilen alacak” gösterilmiş olup, takip dosyasına 15.03.2017 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname dayanak olarak sunulmuştur.Borçlunun icra dosyasına yaptığı yetki itirazı sonucu dosya Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğü'ne gönderilmiş dosya Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayısına kaydı yapılmış,borçluya yeniden ödeme emri gönderilmiştir. Mahkeme kararının gerekçesinde de açıklandığı üzere ; dava konusu olayda davacı harici taşınmaz satışı (vaadi) sözleşmesine istinaden 2007 yılında ödemelerde bulunduğuna dair belgelere dayanmış, taşınmaz zilyetliğinin kendisine devredildiğine ise dayanmamıştır. 4271 sayılı Türk Medeni Kanununun 706. maddesine ve işlemin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 213 ve Tapu Kanunun 26.maddelerine göre tapulu taşınmazların haricen satışı (satış vaadi) geçersiz olup, bu satışlarda herkes aldığını iade ile mükelleftir. Ödeme tarihlerinde yürürlükte bulunan BK.m.125: “Bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde, her dava on senelik müruru zamana tabidir.” hükmünü amirdir.07.06.1939 gün 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nda açıklandığı gibi, bu gibi davalar iade borcunun kapsamından dolayı 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Bu nedenle uygulanması gereken zamanaşımı süresi BK. 60 veya 66. maddelerinde de gösterilen zamanaşımı süreleri olmayıp, aynı yasanın 125. maddesinde yer alan ve sözleşmelere uygulanan zamanaşımı süresidir. Zamanaşımını yönünden,zamanaşımını durduran ve kesen sebepler ise 818 sayılı BK.’nun 132. ve 133.maddelerinde sayılmıştır. Davacı vekili zamanaşımını durduran sebeplerin olayda mevcut olduğuna dayanmamış, 15.03.2017 tarihinde davalıya hitaben düzenlenen ihtarname ile zamanaşımının kesildiğini iddia etmiştir. Ancak Borçlar Kanunu’nun 133.maddesinde ihtarname düzenlenmiş olması zamanaşımını kesen sebepler içerisinde sayılmamıştır. Zamanaşımı süresinin hesabına ilişkin Borçlar Kanunu m. 130: “Müddetlerin hesabında müruru zamanın başladığı gün nazarı itibare alınmaz ve müruru zaman ancak müddetin son günü kullanılmaksızın geçtiği surette vaki olmuş olur. Bununla beraber borçların ifası meselesinde müddetlerin hesabına müteallik kaideler burada da tatbik olunur.” düzenlemesini, Madde 76/I/3.bent ise: “Müddet ay ile veya sene, yarı sene ve senenin dörtte biri gibi birden ziyade ayları ihtiva eden bir zaman ile tayin edildiği surette borç, akdin münakit olduğu gün ayın kaçıncı günü ise son ayın buna tekabül eden günü muaccel olur. Son ayda tekabül eden gün mevcut değil ise borç son ayın son günü ifa olunur.” düzenlemesini içermektedir. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafından 26/10/2007 tarihli 150.000,00 USD, 26/10/2007 tarihli 100.000,00 USD, 02/11/2007 tarihli 88.000,00 USD, 21/11/2007 tarihli 50.000,00 USD tutarlı ödemelere ilişkin, 4 ödeme için zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu anlaşılmaktadır.Bu sebeplerle ,bu husustaki hükme yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Diğer istinaf sebeplerinin incelenmesinde ; 23/11/2007 tarihli ve 100.000-USD tutarlı ödeme için, BK. m. 130 hükmüne istinaden zamanaşımı süresinin 24.11.2007 tarihinde başladığı, BK.m.76 hükmüne göre 10 yıllık sürenin son gününün ise 24.11.2017 tarihinde dolduğu, bu tarihte ise davacının icra takibi başlatmış olduğu dikkate alınarak, zamanaşımının son günü yapılan icra takibi nedeniyle bu ödeme bakımından zamanaşımı süresinin kesilmiş olduğu,bu alacak yönünden takip tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından yapılan ödemelerin Büyükçekmece, ... Mah. ..., 2 parsel (yeni ifrazen ..., 6 parsel ve ..., 10 parsel) sayılı taşınmaza ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.Sözkonusu taşınmazın 20/04/2009 tarihinde davacının %50 ortağı olduğu dava dışı .... Ltd. Şti.’ne 500.000,00 TL bedelle devrinin yapıldığı, davacının şirket ortağı olması nedeniyle bu devrin kabulünde olduğu, yapılan devir işlemine o tarihte itiraz ettiğini veya şerh düştüğünü gösterir bilgi ve belge sunulmadığı, böyle bir iddiasının da bulunmadığı, dava dışı ...’a tüm aktif ve pasifi ile yani dava konusu ...Limited Şirketi adına kayıtlı bulunan taşınmazı da kendi iradesi ile devrettiği, hisse devri satışından kaynaklı olarak bu kararın 16.08.2010 tarihli 2010/02 karar numarası, alındığı, davacının %50 ortağı bulunduğu .... Ltd. Şti.’ne taşınmazın (yeni ifrazen ... 6 parsel) davacının da kabulü ile devredildiği, dosyaya sunulan belgelerden, taşınmazın (yeni ifrazen ... 6 parsel) bu şirkete devredilmiş olduğu kayıt ve belgelerle anlaşılmıştır. Dosyadaki belgelere göre ; davaya konu taşınmazın 04.10.2007 tarihinde davalı şirket adına 3.000,29 m2 arsa olarak tescil edildiği, ifraz sonrasında ... nolu sayfada ( eski sahife ... ) ... köyü ... 6 parsel 3.000,02 m2 arsanın davalı şirket adına 15.04.2008 tarihinde kayıtlı iken, bu kere 20.04.2009 tarihinde davacı tarafın %50 ortağı olduğu şirket olan ...LİMİTED ŞİRKETİ ( edinme sebebi olarak; Satış - 500.000,00 TL ) adına tapu tescilinin yapıldığı ,ifraz görerek 10 (kamulaştırma-Hazine) ve 6 parsel numarasına alan parsellerden 6 parselin yüzölçümünün aynı kaldığı görülmektedir. Davacı tarafça satış bedeli beyan edilmemiş, davalı vekili dava konusu arsanın satış bedelinin Ekim 2017 tarihinde 1.100.000,00 USD olduğunu, davacı arsa bedelinin yarısından az bir bedeli davalıya ödediğini ,kalan bakiye bedeli ödemediğini beyan etmiştir. Davalı şirket vekili, davacı tarafından ödenen tutarlara karşılık olmak üzere, davacının %50 ortağı bulunduğu .... Ltd. Şti.'ne taşınmazın (yeni ifrazen ... 6 parsel) davacının da kabulü ile devredildiği beyan edilmiştir. Harici satışa konu taşınmazın (yeni ifrazen ... 6 parsel) bu şirkete devredilmiş olduğu, tapudaki satış bedelinin 500.000,00 TL olarak gösterildiği ve davalı şirketin bu miktarda fatura düzenlediği anlaşılmıştır. Davacı, .... Ltd. Şti.'ndeki % 50 hissesini dava dışı ...’a tüm aktif ve pasifi ile ( dava konusu ...Limited Şirketi adına kayıtlı bulunan taşınmaz hissesini de ) kendi iradesi ile devrettiği anlaşılmaktadır. Böylece ; davacının davalı tarafa yaptığı ödeme miktarlarından yukarıda açıklanan kısmı zamanaşımına uğramış olup, 23/11/2007 tarihli ve100.000-USD tutarlı ödeme yönünden ,açıklanan süreç dikkate alındığında ,harici satış sonrasında kurulan şirkette davacının % 50 şirket ortaklığının sağlandığı anlaşıldığından ,Mahkemece , verilen kararda, maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı tarafın istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf masrafının istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 03/03/2026