Başvuru, uygulanan idari para cezasına karşı açılan davanın reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası hakkındadır.
Başvuru, uygulanan idari para cezasına karşı açılan davanın reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası hakkındadır. Başvuru, 18/12/2013 tarihinde Eskişehir İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 4/10/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 13/3/2015 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının 8/4/2015 tarihli görüş yazısı 11/5/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevap sunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu şirketin işyerinde yapılan 19/4/2013 tarihli denetimde, 7/11/1996 tarihli ve 4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun’un maddesi uyarınca kapalı alanda tütün ürünü tüketilmemesine ilişkin yasakların uygulanması ve tedbirlerin alınması ile ilgili yükümlülüklerin yerine getirilmediğinin tespiti üzerine, 27/5/2013 tarihli işlem ile başvurucu şirkete 943 TL idari para cezası uygulanmıştır. Başvurucu şirket tarafından bu para cezasının kaldırılması istemiyle Eskişehir Sulh Ceza Mahkemesine itiraz edilmiş, Mahkeme 20/9/2013 tarihli ve 2013/511 İş sayılı kararı ile başvuruyu reddetmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:“… 4207 Sayılı Yasanın 5/maddesinde 04/07/2012 tarihinde 6354 Sayılı Kanunun maddesi ile yapılan değişiklik ile işletme sorumlularının denetim yapan yetkililer tarafından önce yazılı olarak uyarılacağına ve bu uyarıya rağmen yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere idari yaptırım uygulanacağına ilişkin düzenlemenin yürürlükten kaldırıldığı, dolayısıyla başvuru sahibine bu hususta daha önce uyarıda bulunulmasının gerekmediği, sigara içtiği tespit edilen müşterinin işletme sahiplerinin kendisine izin vermediği halde sigara içtiğini beyan etmesinin hayatın olağan seyrine uygun ve inandırıcı olmadığı, bu yoldaki beyanların olsa olsa Başvuru Sahibi ile bu kişi arasında hukuk davası görülmesi durumunda bu dava için delil olabileceği, somut olayda başvuru sahibi tarafından işletilen işletmede 4207 Sayılı Tütün Mamüllerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanunun 5/ maddesi hükmüne rağmen sigara içildiği hususu aksi sabit olana dek geçerli olan ve başvuru sahibi tarafından aksini ispatlayacak somut bir delil/belge ortaya konulamayan 19/04/2013 tarihli suç tutanağı ile sabit olduğu, Başvuru Sahibine ait işletme hakkında aynı kabahat eylemi nedeniyle daha önce 13/05/2013 tarihinde de 4412 TL idari yaptırım uygulanması nedeniyle kabahat eyleminin mükerrer olarak işlendiği, dolayısıyla uygulanan idari yaptırımın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, Eskişehir Valiliği Tepebaşı Kaymakamlığı'nın başvuruya konu idari yaptırım kararı hukuka uygundur ve açıklanan gerekçeler doğrultusunda başvurunun reddine karar verilmiştir.Açıklanan gerekçeler doğrultusunda ;K A R A R :1- Eskişehir Tepebaşı Kaymakamlığı İlçe Sağlık Müdürlüğü'nün başvuru sahibi hakkında 4207 Sayılı Kanunun 6111 Sayılı Kanunun maddesi ile değişik maddesinin fıkrası gereğince yasakların uygulanması ve tedbirlerin alınması ile ilgili yükümlülüklerini mükerrir olarak yerine getirmemek kabahatinden dolayı 27/05/2013 tarih ve 2013/208 Karar sayılı 5943 TL değerindeki idari para cezasının Hukuka uygun olması nedeniyle BAŞVURUNUN REDDİNE,…” Başvurucunun bu karara itiraz etmesi üzerine, Eskişehir Asliye Ceza Mahkemesi, itiraza konu kararın usul ve esasa uygun olduğu gerekçesine yer vermek suretiyle 4/11/2013 tarihli ve 2013/471 İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar vermiş ve karar, başvurucu şirket vekiline 18/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Anayasa Mahkemesine 18/12/2013 tarihinde bireysel başvuru yapılmıştır. B. İlgili Hukuk 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun “Başvuru yolu” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“(1) İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir….” 5326 sayılı Kanun'un “Başvurunun incelenmesi” kenar başlıklı maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:“… (4) Mahkeme, başvuruda bulunan kişilere cevap dilekçesinin bir örneğini tebliğ eder; talep üzerine veya re'sen tarafları çağırarak belli bir gün ve saatte dinleyebilir. Dinleme için belirlenen günle tebligatın yapılacağı gün arasında en az bir haftalık zaman olmasına dikkat edilir. Dinleme sırasında taraflar veya avukatları hazır bulunur. Mazeretsiz olarak hazır bulunmama, yokluklarında karar verilmesine engel değildir. Bu husus, tebligat yazısında açıkça belirtilir. …(6) Dinlemede sırasıyla; hazır bulunan başvuru sahibi ve avukatı, ilgili kamu kurum ve kuruluşunun temsilcisi, varsa tanıklar dinlenir, bilirkişi raporu okunur, diğer deliller ortaya konulur.(7) Mahkeme, ilgilileri dinledikten ve bütün delilleri ortaya koyduktan sonra aleyhinde idarî yaptırım kararı verilen ve hazır bulunan tarafa son sözünü sorar. Son söz hakkı, aleyhinde idarî yaptırım kararı verilen tarafın kanunî temsilcisi veya avukatı tarafından da kullanılabilir. Mahkeme son kararını hazır bulunan tarafların huzurunda açıklar. (8) Mahkeme, son karar olarak idarî yaptırım kararının; a) Hukuka uygun olması nedeniyle, "başvurunun reddine", b) Hukuka aykırı olması nedeniyle, "idarî yaptırım kararının kaldırılmasına", Karar verir.…” Anılan Kanun’un “İtiraz yolu” kenar başlıklı maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:“(1) Mahkemenin verdiği son karara karşı, Ceza Muhakemesi Kanununa göre itiraz edilebilir. Bu itiraz, kararın tebliği tarihten itibaren en geç yedi gün içinde yapılır. (2) İtirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak verilir. (3) Mahkeme, her bir itirazla ilgili olarak “itirazın kabulüne” veya “itirazın reddine” karar verir.…” 4207 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“ Tütün ürünleri; a) Kamu hizmet binalarının kapalı alanlarında,b) Koridorları dahil olmak üzere her türlü eğitim, sağlık, üretim, ticaret, sosyal, kültürel, spor, eğlence ve benzeri amaçlı özel hukuk kişilerine ait olan ve birden çok kişinin girebileceği (ikamete mahsus konutlar hariç) binaların kapalı alanlarında, c) Hususi araçların sürücü koltukları ile taksi hizmeti verenler dâhil olmak üzere karayolu, demiryolu, denizyolu ve havayolu toplu taşıma araçlarında, ç) Okul öncesi eğitim kurumlarının, dershaneler, özel eğitim ve öğretim kurumları dahil olmak üzere ilk ve orta öğrenim kurumlarının, kültür ve sosyal hizmet binalarının kapalı ve açık alanlarında, d) Özel hukuk kişilerine ait olan lokantalar ile kahvehane, kafeterya, birahane gibi eğlence hizmeti verilen işletmelerde, tüketilemez.” Aynı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“2 nci maddenin (a) bendi hariç birinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarında belirtilen yasakların uygulanması ve tedbirlerin alınması ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmeyen işletme sorumlularına, mahalli mülki amir tarafından bin Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.”