Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/6721 E. , 2024/4728 K. T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/6721 Karar No : 2024/4728 DAVACI : ... Vakfı VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı-ANKARA VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU :Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 02/06/2022 tarihinde onaylanan Balıkesir - Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin ... paftasında yer alan Kocaçeşme bölgesinde önerilen tercihli kul…
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/6721 E. , 2024/4728 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/6721 Karar No : 2024/4728 DAVACI : ... Vakfı VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı-ANKARA VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU :Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 02/06/2022 tarihinde onaylanan Balıkesir - Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin ... paftasında yer alan Kocaçeşme bölgesinde önerilen tercihli kullanım alanları ile turizm tesis alanı ve Evreşe bölgesinde önerilen gelişme alanı ile sanayi, depolama alanlarına ilişkin kısmının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, 2015 yılında onaylanan Balıkesir-Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına karşı dava açıldığı, Danıştay Altıncı Dairesince Kocaçeşme bölgesindeki tercihli kullanım alanı ve turizm tesis alanı ile Evreşe bölgesindeki gelişme alanı ile sanayi ve depolama alanına ilişkin iptal kararı verildiği, iptal kararı üzerine onaylanan plan değişikliğinde anlamlı bir değişiklik yapılmadığı, Kocaçeşme bölgesinde tarımsal potansiyelin araştırılmadığı, turizm dinamiğinin incelenmediği, Evreşe bölgesinde yalnızca 4 hektar tarım alanı ayrıldığı ve geri kalan alanda aynı plan kararlarının korunduğu, iptal gerekçelerinin tam olarak yerine getirilmediği ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Davalı tarafından, dava konusu plan değişikliğinden önce Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu uyarınca gerekli izinlerin alındığı, planlamada hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Dava, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 02/06/2022 tarihinde onaylanan Balıkesir - Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin ... paftasında yer alan Kocaçeşme bölgesinde önerilen tercihli kullanım alanları ile turizm tesis alanı ve Evreşe bölgesinde önerilen gelişme alanı ile sanayi, depolama alanlarına ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinin Kocaçeşme bölgesi yönünden; 05/06/2015 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli Balıkesir-Çanakkale Çevre Düzeni Planına karşı davacı tarafından açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesinin E:2015/8583 sayılı dosyasında yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda; "Fiili durumda söz konusu kıyı bölgesinin tamamen boş arazi vasfında olduğu, burada Kıyı mevzuatı hükümlerinin geçerli olacağı, kısmen tarımsal nitelikli alanlar bulunduğu, turizm alanları ve tercihli kullanım alanları esas kentsel yerleşim alanı kararları getirilmesinin; Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği, Araştırma ve Analiz, 8. maddesi, 1. fıkrası esas olmak üzere “…Mekânsal planların, plan değişiklilerinin, revizyon ve ilavelerin hazırlanması sürecinde, kamu kurum ve kuruluşları veya plan müelliflerince planın türüne ve kademesine göre bu Yönetmelikte genel başlıklar halinde belirtilen konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veri, görüş ve öneriler elde edilerek gerekli analiz, etüt, araştırma ve çalışmalar yapılır…” hükmü bağlamında yerinde tespit–gözlem ve araştırma–incelemeler bağlamında eksiklik olduğu, fiili durumda, anılan bölgede yapılaşma potansiyel ve dinamikleri olmadığı, bakir alan vasfında olduğu, bu nitelikleri, gerek ilgili mevzuat gerekse planlama esasları–şehircilik ilkeleri bakımından uygun olmayacağı" tespitlerine yer verilmiş, ve bu tespitlere dayanılarak Dairemizin 30/12/2020 tarih ve E:2015/8583, K:2020/14077 sayılı kararıyla "Kocaçeşme batısına ilişkin bilirkişi heyetince yerinde yapılan inceleme neticesinde anılan bölgenin boş arazi, bakir alan vasfında olduğu, alanda tarımsal nitelikli alanların bulunduğu yolunda tespitlerin yapıldığı, buna göre Çevre Düzeni Planı yapımına hazırlık aşamasında alanın tarımsal potansiyeli araştırılmadan, turizm dinamiği incelenmeden, eksik incelemeye dayalı plan kararlarının getirildiği, anılan kullanım kararlarının getirilebilmesi için söz konusu alanın potansiyeli ve dinamiklerinin göz önüne alınarak bölgenin karakterine en uygun kullanımın belirlenebilmesi maksadıyla planlama çalışmalarının tamamlanması gerektiği, bir alanın tercihli kullanım ve turizm alanı olarak belirlenerek buna uygun yapılaşmaya açılabilmesi için ciddi boyutlu araştırma yapılarak anılan kullanım kararının verilmesi gerektiği açıktır. Bu durumda bu kısım yönünden şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır." gerekçesiyle çevre düzeni planının bu kısmı yönünden iptaline karar verilmiştir. Davalı idarece söz konusu iptal kararı üzerine dava konusu çevre düzeni planı değişikliği yapılırken Çanakkale Valiliği Tarım ve Orman il Müdürlüğünden 14/04/2022 tarihinde alınan görüş yazısında, Kocaçeşme bölgesini kapsayan 1/5000 ölçekli nazım imar planının 24/07/2018 tarihli plan olduğu, bu plan için verilen 06/02/2015 tarihli kurum görüşünün bulunduğu, 5403 sayılı Kanun kapsamında yapılacak işlem bulunmadığı, 06/02/2015 tarihli kurum görüşü yazısında ise Toprak Koruma Projesine uyulması şartıyla 315,5 hektar alanın tarım dışı amaçla kullanılmasının uygun görüldüğü, 61,5 hektar alanın ise istenilen amaçla kullanılmasının uygun görülmediğinin bildirildiği, bu kurum görüşü doğrultusunda, 261 hektarlık tercihli kullanım alanının 212 hektara, 113 hektarlık turizm tesisi alanının 92 hektara düşürülerek yaklaşık 70 hektar alanın tarım alanı ayrıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, iptal kararı üzerine yalnızca Tarım ve Orman İl Müdürlüğünden görüş alındığı ve bu görüş doğrultusunda tarım dışı kullanım izni verilmeyen alanın tarım alanı olarak planlandığı, iptal kararı gerekçesinde belirtilen hazırlık aşamasında alanın turizm potansiyelinin incelenmesine yönelik bir çalışma yapılmadan alanın tarım alanı dışındaki kısmının yine iptal edilen çevre düzeni planındaki gibi tercihli kullanım alanı ve turizm alanı olarak planlandığı, plan değişikliği gerekçe raporunda alanın kıyıda yer alması ile turizm potansiyelinin artacağı düşünülerek tercihli kullanım bölgesi ile turizm tesisi bölgesinin planlandığının belirtildiği, ancak bu hususların detaylı analiz ve çalışmalarla ortaya konulmadığı görülmektedir. Bu durumda, uyuşmazlık konusu alana ilişkin plan değişikliği yapılmasının nedeni olan iptal kararında belirtilen gerekli analiz, etüt, araştırma ve çalışmalar yapılmadan onaylanan çevre düzeni planı değişikliğinin hukuka uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinin Evreşe bölgesi yönünden; Yine yukarıda bahsedilen bilirkişi raporunda; "Plan Hükümleri uyarınca ifade edilen nüfus projeksiyonlarında; Evreşe nüfusunun 2012 yılında 2.113 kişi, 2040 yılında 2.565 kişi olacağının belirlendiği, dolayısıyla, kentsel nüfus dinamiklerinin durağan olduğu, gelecek 25 yıl için radikal nüfus gelişmesi beklenmediğinin söylenebileceği, bu manada, Evreşe yerleşmesinde gelişme alanları, sanayi ve depolama alanları oluşturulmasının, mevcut kentsel ve kırsal gelişme dinamikleri bağlamında tutarlı olmayacağının düşünüldüğü, nitekim Plan Açıklama Raporu irdelenirse; Evreşe yerleşmesinin Çanakkale Sektörel Gelişim Bölgesi içinde Hizmetler Sektörü Gelişim Bölgesi olarak tanımlandığı, dolayısıyla, Sanayi Sektöründe gelişme öngörülmediği, bu yönüyle, Plan Açıklama Raporu ve Plan Hükümleri ile Plan Paftası arasında mekânsal–demografik–sektörel dinamikler bağlamında tutarsızlık olduğunun söylenebileceği, bu çerçevede; plan paftasında Evreşe Gelişme Alanı ve Sanayi ve Depolama Bölgesi belirlenmesinin, Plan Açıklama Raporu ve Plan Hükümleri bağlamında tutarlı olmadığı, bu yönüyle, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği, Genel planlama esasları, 7. madde, (b) bendinde ifade edilen “…planlar; pafta, gösterim, plan notları ve plan raporu ile bir bütündür…” hükmü uyarınca gerek ilgili mevzuat gerekse planlama esasları–şehircilik ilkeleri bakımından uygun olmayacağı" tespitlerine yer verilmiş ve bu tespitlere dayanılarak Dairemizin 30/12/2020 tarih ve E:2015/8583, K:2020/14077 sayılı kararıyla "Evreşe çevresinde her ne kadar büyük yüzölçümlü alan kentsel gelişme alanı olarak belirlenmişse de Evreşe'de nüfus artışı dinamiği beklenmediğinin nüfus projeksiyonundan anlaşıldığı, yani burası için yakın gelecekte gelişme potansiyelinin mevcut olmadığı, alanının artış eğilimli bir nüfus dinamiğinin bulunmadığı, mevcutta kırsal nitelikli bir yerleşim yeri olduğu, öte yandan Plan Açıklama Raporu ile plan paftasının bir bütünlük oluşturması gerektiği gözetildiğinde Plan Açıklama Raporu uyarınca bu yerleşimin sanayi kullanımına yönlendirilmesine ilişkin bir düzenlemenin bulunmaması, halihazırda alanda sanayi potansiyelinin bulunduğuna ilişkin bir verinin bulunmaması karşısında pafta ile rapor arasında uyumsuzluk bulunduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, kentsel gelişme alanı olarak belirlenen alanın nüfus artış dinamiği bulunmadan ve somut ihtiyaç ve potansiyeli ortaya konulmadan sanayi ve depolama alanı olarak belirlendiği gibi bu alanda kentsel gelişme alanı ile sanayi ve depolama alanı planlanmasına ilişkin bilimsel ve teknik gerekçelerin somut olarak ortaya konulamadığı anlaşıldığından bu kısım yönünden şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır." gerekçesiyle planın bu kısmı yönünden de iptaline karar verilmiştir. Davalı idarece söz konusu iptal kararı üzerine Çanakkale Valiliği Tarım ve Orman il Müdürlüğünden 14/04/2022 tarihinde alınan görüş yazısında, Evreşe bölgesinde 1997 yılında onaylanan 1/5000 ölçekli ve 1/1000 ölçekli imar planlarının bulunduğu, 19/07/2005 tarihinden önce onaylanan imar planlarının bulunduğu alanda 5403 sayılı Kanun kapsamında yapılacak bir işlem bulunmadığının bildirildiği, bu kurum görüşü doğrultusunda, kentsel gelişme alanında kalan yaklaşık 4 hektar bir alanın tarım alanı olarak planlandığı, 175 hektar alanın kentsel gelişme, 68 hektar alanın kentsel yerleşik alan ve 47 hektar alanın da sanayi ve depolama alanı olarak planlandığı anlaşılmaktadır. Dairemizce dava konusu alana yönelik daha önce verilen iptal kararının gerekçesinde Evreşe'de nüfus artışı dinamiği beklenmediğinin nüfus projeksiyonundan anlaşıldığı, yani burası için yakın gelecekte gelişme potansiyelinin mevcut olmadığı, halihazırda alanda sanayi potansiyelinin bulunduğuna ilişkin bir verinin bulunmaması nedeniyle getirilen plan kararlarının şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olmadığının belirtildiği, ancak iptal kararı üzerine nüfus dinamiği bulunmayan aynı alanın tekrar kentsel gelişme alanı olarak planlandığı, yine alanın sanayi alanına yönlendirilmesine ilişkin bir verinin bulunmamasına rağmen alanda sanayi ve depolama alanı öngörüldüğü, plan açıklama raporunda, alanda 1990 ve 1997 yıllarında onaylanan imar planlarının bulunduğu ve uygulamaların yapıldığı, bu nedenle belde merkezinde bir değişikliğe gidilmediği, 1915 Çanakkale Köprüsünün hizmete açılmasıyla bölgede yatırım sahalarının çoğalacağı, bölgeye hizmet edecek organize sanayi bölgesi veya nitelikli sanayi alanlarının bulunmadığı, bölgede mevcutta sanayi yatırımlarının olmasından dolayı sanayi ve depolama alanı ihtiyacının olduğunun belirtildiği, ancak bu hususların detaylı analiz ve çalışmalarla ortaya konulmadığı görülmüştür. Bu durumda, uyuşmazlık konusu alana yönelik ayrıntılı araştırma, analiz ve etütler yapılarak sanayi ve depolama alanı ihtiyacına yönelik bir veri ortaya konulmadan sanayi ve depolama fonksiyonu getirildiği gibi nüfus projeksiyonuna göre nüfus artış dinamiği olmayan alanın kentsel gelişme alanı olarak planlandığı anlaşıldığından, çevre düzeni planı değişikliğinin hukuka uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 02/06/2022 tarihinde onaylanan Balıkesir - Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin ... paftasında yer alan Kocaçeşme bölgesinde önerilen tercihli kullanım alanları ile turizm tesis alanı ve Evreşe bölgesinde önerilen gelişme alanı ile sanayi, depolama alanlarına ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır. Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrasında, "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinin 1. fıkrasında ise, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. Ancak, haciz veya ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararlar hakkında, bu kararların kesinleşmesinden sonra idarece işlem tesis edilir."; anılan Kanun'un 27. maddesinin 2. fıkrasında, idari işlemin uygulanması halinde giderilmesi güç veya olanaksız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verileceği hükmü yer almaktadır. 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 9. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, "Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni plânlarının yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir. 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 102 maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, "Yerleşme, yapılaşma ve arazi kullanımına yön veren, her tür ve ölçekte fiziki planlara ve uygulamalara esas teşkil eden üst ölçekli mekânsal strateji planlarını ve çevre düzeni planlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak hazırlamak, hazırlatmak, onaylamak ve uygulamanın bu stratejilere göre yürütülmesini sağlamak", c) bendinde, "Havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları da dâhil her tür ve ölçekteki çevre düzeni planlarının ve imar planlarının yapılmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek, havza veya bölge bazında çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak, onaylamak ve bu planların uygulanmasını ve denetlenmesini sağlamak," ç) bendinde, "Sektörel planların havza veya bölge düzeyindeki mekânsal strateji planlarına ve çevre düzeni planlarına uyumlu hazırlanmasını sağlamak," Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca çıkarılan 14/06/2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1.fıkrasının (c) bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı ifade eder." kuralı yer almaktadır. Yönetmeliğin, "Plan ilke ve esasları" başlıklı 19. maddesinin 1. fıkrasında, "Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır.; 19. maddenin 2. fıkrasında, "Çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında aşağıda genel başlıklar halinde belirtilen konular ile diğer konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edilir; bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılır: a) Sınırlar. b) İdari ve bölgesel yapı. c) Fiziksel ve doğal yapı. ç) Sit ve diğer koruma alanları, hassas alanlar, doğal karakteri korunacak alanlar. d) Ekonomik yapı. e) Sektörel gelişmeler ve istihdam. f) Demografik ve toplumsal yapı. g) Kentsel ve kırsal yerleşme alanları ve arazi kullanımı. ğ) Altyapı sistemleri. h) Yeşil ve açık alan kullanımları. ı) Ulaşım sistemleri. i) Afete maruz ve riskli alanlar. j) Askeri alanlar, askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri. k) Planlama alanına yönelik bölgesel ölçekli kamu projeleri ve yatırım kararları. l) Her tür ve ölçekteki plan, program ve stratejiler. m) Göller, barajlar, akarsular, taşkın alanları, yeraltı ve yüzeysel su kaynakları ve benzeri hidrolojik, hidrojeolojik alanlar. n) Çevre sorunları ve etkilenen alanlar." düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı maddenin 3. fıkrasında, "Çevre Düzeni Planlarının hazırlanması sürecinde planlama alanı sınırları kapsamındaki tüm veriler 1/25.000 ölçekli harita hassasiyetinde hazırlanır."; 4. fıkrasında, "Plan hazırlık sürecinde ihtiyaç duyulan veri, bilgi ve belgeler; ilgili veriyi hazırlamakla sorumlu kurum ve kuruluşlardan, bilimsel çalışmalardan ve uzmanlarca arazide yapılacak çalışmalardan elde edilir."; 5. fıkrasında, "Planlama sürecinde coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak güncellenebilir ve sorgulanabilir sayısal veri tabanı oluşturulur." kuralları bulunmaktadır. Yönetmeliğin, "Revizyon ve değişiklikler" başlıklı 20. maddesinin 2. fıkrasında da, "Çevre düzeni planı ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikte, plan değişikliği yapılabilir. Çevre düzeni planı değişikliklerinde; a) Kamu yatırımlarına, b) Çevrenin korunmasına, c) Çevre kirliliğinin önlenmesine, ç) Planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine, d) Değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine, dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu içeren teklif ve talepler; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılır." düzenlemesine yer verilmiştir. 05/06/2015 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli Balıkesir-Çanakkale Çevre Düzeni Planına karşı davacı TEMA tarafından açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesinin 30/12/2020 tarih ve E:2015/8583, K:2020/14077 sayılı kararıyla, Çanakkale ili, Gelibolu ilçesi, Kocaçeşme Beldesinin batısında belirlenen "tercihli kullanım bölgesi" ile "turizm bölgesi" kullanımları ve Evreşe Beldesinde belirlenen "gelişme konut alanı" ile "sanayi ve depolama bölgesi" kullanımları yönünden, dava konusu planın iptaline karar verilmiştir. Anılan yargı kararının uygulanması amacıyla, 02/06/2022 tarihinde tesis edilen işlem ile, Çanakkale ili, Gelibolu ilçesi, Kocaçeşme Beldesinin batısındaki bölgesinde, yaklaşık 212 hektarlık alan "tercihli kullanım bölgesi", 92 hektarlık alan "turizm bölgesi", 70 hektarlık alan da tarım alanı; Evreşe bölgesinde ise yaklaşık 4 hektarlık alan "tarım alanı", 175 hektarlık alan "kentsel gelişme alanı", 68 hektarlık alan "kentsel yerleşik alan" ve 47 hektarlık alan ise "sanayi ve depolama alanı" olarak planlanmıştır. DAVA KONUSU EDİLEN ÇEVRE DÜZENİ PLANININ, ÇANAKKALE İLİ, GELİBOLU İLÇESİ, KOCAÇEŞME BELDESİNİN BATISINDA BELİRLENEN "TERCİHLİ KULLANIM BÖLGESİ" İLE "TURİZM BÖLGESİ" YÖNÜNDEN İNCELENMESİ: Uyuşmazlığa konu alan, 2015 yılında onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında “tercihli kullanım bölgesi”, “turizm bölgesi” ve “günübirlik turizm alanı” olarak planlı iken, dava konusu edilen değişiklik ile kısmen tercihli kullanım bölgesi, kısmen turizm bölgesi, kısmen günübirlik turizm alanı, kısmen tarım alanı, kısmen de 3. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenmiş olup; davaya konu husus, “tercihli kullanım bölgesi” ve “turizm bölgesi" kullanımlarından kaynaklanmaktadır. Uyuşmazlık, yargı kararının uygulanıp uygulanmadığı yönünden değerlendirildiğinde; Danıştay Altıncı Dairesinin E:2015/8583, K:2020/14077 sayılı iptal kararında; anılan dosyada yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporundaki görüş ve tespitlere yer verildikten sonra, taşınmazın boş ve bakir alan niteliğinde, ayrıca tarımsal alan özelliklerine sahip olduğu, bu özelliğe ilişkin olarak ilgili kurum görüşlerinin dosya kapsamından anlaşılamadığı, çevre düzeni planı yapımının hazırlık aşamasında, alanın tarımsal potansiyeli araştırılmadan ve turizm dinamiği incelenmeden, eksik incelemeye dayalı plan kararları üretildiği, belirlenen kullanım kararlarının getirilebilmesi için söz konusu alanın potansiyeli ve dinamikleri göz önüne alınarak, bölgenin karakterine en uygun kullanımın belirlenebilmesi maksadıyla planlama çalışmalarının tamamlanması gerektiği, bir alanın tercihli kullanım ve turizm alanı belirlenerek buna uygun yapılaşmaya açılabilmesi için detaylı araştırma yapılması gerekirken yapılmadığından, bu kısım açısından şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle planın iptaline kararı verilmiş ise de, dosyanın incelenmesinden, görülmekte olan yargılama süreci devam ederken, alt ölçekli planların onaylanması aşamasında planlama bölgesindeki tarım alanlarına ilişkin tarım dışı kullanım izni istenildiği, 61,5 hektarlık kısım haricinde, uyuşmazlığa konu alanın kalan kısmına yönelik tarım dışı kullanım izni verildiği ve davalı idarece alt ölçekli imar planların yürürlüğe girmesi hususu gözetilerek, yargı kararı da uygulanmak suretiyle bölgenin dava konusu edilen işlem ile yeniden planlandığı, planlama bölgesinin tarım dışı kullanım izni verilen kısmının kısmen tercihli kullanım bölgesi, kısmen turizm bölgesi, kısmen günübirlik turizm alanı, kısmen 3. derece arkeolojik sit alanı, tarım dışı kullanım izni verilmeyen kısmının ise tarım alanı olarak ayrıldığı görülmüştür. Buna göre; davalı idarece, dava süreci içerisinde yargı kararı gereğince, uyuşmazlık konusu alanın bir kısmının tarım dışı kullanım izni verildiğinden tercihli kullanım bölgesi ile turizm ve günübirlik turizm alanı, kalan kısımlarının ise tarım ve arkeolojik sit alanı olarak yeniden planlandığının anlaşılması sebebiyle, yargı kararının uygulandığı sonucuna varılmıştır. Yargı kararı uyarınca plan değişikliği yapılırken gündeme gelen yeni hukuki ve fiili durum göz önünde bulundurularak yeniden uygulama yapılması sebebiyle, belirlenen kullanımlar açısından işin esasının da incelenmesi gerekmektedir. Çevre düzeni planına ait Plan Hükümlerinin "Tanımlar" başlıklı kısmının 4.23. maddesinde turizm bölgeleri, turizm yatırımı kapsamında bulunan veya turizm işletmesi faaliyetlerinin yapıldığı tesisler ile tamamlayıcı unsurlarının yer aldığı alanlar olarak tanımlanmış, "Özel hükümler" başlıklı kısmının 8.12. maddesinde, turizm bölgelerinde turizme yönelik tesisler ile tamamlayıcı unsurların yer alabileceği, turizm tesisleri ve yapılarının sonradan hiçbir biçimde başka kullanım amacına dönüştürülemeyeceği, bu amaçla tapu kütüğünün beyanlar hanesine toplumun yararlanmasına ayrılan yapı ve turizm tesisi olduğu yazılacağı ve tescil işlemi yapılmadan inşaat ruhsatı verilmeyeceği, bu bölgelerde 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ve ilgili yönetmelikleri doğrultusunda uygulama yapılacağı, yapılaşma koşullarının imar planları kapsamında belirleneceği, imar planlarının ilgili idarece onanmadan uygulamaya geçilemeyeceği, bu imar planları ile mimari projelerin, topografya ve doğal bitki örtüsüne uygun olarak hazırlanacağı, turistik tesislerde renk, çatı kaplaması, cephede doluluk ve boşluk oranları, bina birim ölçüleri vb. gibi konularda çevre karakteristiklerine uyularak, bölgenin tarihi ve kültürel kimliğinin korunacağının hükme bağlandığı görülmektedir. Plan Hükümlerinin 4.24. sayılı tanım maddesinde ise, tercihli kullanım bölgeleri, yürürlükteki planlarda “turizm+II. konut” ya da “tercihli kullanım alanı” kullanımına ayrılmış alanları bütünleyecek biçimde belirlenen alanlar olarak tanımlanmış, "Özel hükümler" başlıklı kısmının 8.10. maddesinde de, bu bölgelerin, kentsel yerleşim amaçlı kullanımı halinde; 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili yönetmelikleri kapsamında belirlenmiş olan sosyal ve teknik alt yapı alanlarının ayrılması ve yöresel mimari ve kültürel özelliklerin dikkate alınmasının esas olduğu, yine bu bölgelerde nazım imar planlarının bütüncül olarak hazırlanması gerektiği, uygulama imar planlarının ise etaplar halinde yapılabileceği, bu alanlara ilişkin yapılanma koşullarının çevre imar bütünlüğü gözetilerek alt ölçekli planlarda belirleneceği hükme bağlanmıştır. Plan Açıklama Raporunun "9.1.2.9. Gelibolu" başlıklı kısmında; İlçe'nin sektörel yapılanma içerisinde 2040 yılı plan projeksiyonu dâhilinde sektörel faaliyetlerinde ilk sırada hizmetlerin yer aldığı, bu sektörü sırası ile tarım ve sanayi sektörünün izlediği, hizmetler sektörü alt sektör faaliyetleri kapsamında ise turizm sektörünün desteklenebilir nitelikte olduğu, mekânsal kullanımlar açısından; yürürlükteki imar planları ile öngörülmüş mekânsal kullanımlar dışında, yerleşim merkezi kuzeyinde yasal, yapay ve doğal eşikler dikkate alınarak gelişme alanları genişletilmekle birlikte, yerleşimin kuzeydoğusunda tercihli kulanım alanı ve turizm tesis alanı önerildiği ifade edilmiştir. Diğer yandan, yine Plan Açıklama Raporunun "9.2.Çalışma Alanları" başlıklı kısmında; "9.2.5. Tercihli Kullanım Bölgeleri, yürürlükteki planlarda “turizm+ II. konut” ya da “tercihli kullanım alanı” kullanımına ayrılmış alanların bulunduğu bölgeler, çevresindeki diğer arazi kullanımlarıyla etkileşimi de dikkate alınarak, bu planda tercihli kullanım bölgeleri olarak değerlendirilmiştir. Planlama Bölgesi içerisinde bu kapsamda değerlendirilen başlıca tercihli kullanım bölgeleri; Geyikli, Kocaçeşme, Güzelyalı, Bademli, Gelibolu, Erdek, Kemikalan ve Güneyli’dir." şeklinde, 9.2.6. Turizm Bölgeleri başlıklı kısmında da, "9.2.6.1. Günübirlik Turizm Alanları: Yeme-içme, dinlenme, eğlence ve spor imkânlarından birkaçını günübirlik olarak sağlayan, konaklama yapılmayan tesislerin yer aldığı alanlardır. 9.2.6.2. Sağlık Turizmi Alanları: Planlama Bölgesi sağlık turizmi açısından önemli bir potansiyele sahiptir. “Güney Marmara Termal Turizm Master Planı” ile Gönen-Ekşidere, Bigadiç-Hisarköy, ManyasKızık, Susurluk-Kepekler, Sındırgı-Hisaralan, Çan-Etili, Şifa (Ilıca), Yenice-Hıdırlar, Ayvacık-Tuzla, EzineKestanbol ve Biga-Kırkgeçit termal turizm merkezleri olarak belirlenmiştir. Bu merkezlerde termal turizm tesisleri bulunmaktadır. Planlama Bölgesi içerisinde yer alan bu kapsamda değerlendirilen başlıca sağlık turizm alanları; Pamukçu, Gönen-Dağ, Edremit-Güre, Balya-Ilıca, Bigadiç-Hisarköy, Sındırgı-Hisaralan, SındırgıEmendere,Susurluk-Kepekler, Susurluk-Yıldız, Manyas-Kızıkköy, Burhaniye-Pelitköy-Zeytinpınar ve Gömeç’te bulunmaktadır. 9.2.6.3. Eko-Turizm Alanları: Planlama Bölgesi’nde eko turizm alanları, alternatif turizmin desteklenmesi açısından önemlidir. Planlama Bölgesi içerisinde yer alan bu kapsamda değerlendirilen başlıca eko-turizm alanları; Yiğitler, Poyrazlı kuzeyi, Balıklı, Harmanlı, Tuzla, Fazlıca, Yarış, Cambaz, Araovacık, Sebepli, Ocaklar, Narlı ve Ballıpınar’dır." şeklinde belirlemeler yapılmıştır. Davalı idarece dosyaya sunulan plan değişikliği gerekçe raporundan da, bahse konu alanın, 2006 yılında Saroz Körfezi Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi ilan edildiği, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 24/07/2018 tarihinde Çanakkale ili, Gelibolu ilçesi, Evreşe Belde Belediyesi, Adilhan–Kocaçeşme Köyleri 1/5.000 ölçekli Nazım ve 1/1.000 ölçekli Uygulama İmar Planlarının onaylandığı, ancak daha sonra 12/09/2019 tarih ve 1532 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Saroz Körfezi Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi kapsamından Kocaçeşme Beldesinin batısında önerilen tercihli kullanım alanları ile turizm tesis alanı çıkarılmış ise de, dava konusu işlem ile alanda belirlenen tercihli kullanım alanı sınırlarının, mülga Gelibolu Yarımadası 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında belirlenen sınırlar ve 2018 yılında onaylanan alt ölçekli imar planları ile uyumlu hale getirildiği (yaklaşık 261 hektarlık tercihli kullanım alanının 212 hektara, yaklaşık 113 hektarlık turizm tesis alanının 92 hektara düşürüldüğü), öte yandan, ilgili Belediye tarafından, güncel kurum görüşleri toplanarak alt ölçekli imar planlarının revizyonuna ilişkin çalışmalara başlanıldığı ve bu planlara uygun olarak alanın tamamını kapsayan şekilde uygulama işlemlerinin yapılacağı anlaşılmaktadır. Alana ilişkin olarak, Çanakkale İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün 14/04/2022 tarihli yazısında; “...Adilhan–Kocaçeşme Bölgesinde bulunan Gelibolu İlçesi Evreşe Belde Belediyesi Adilhan ve Kocaçeşme Köyleri 1/5.000 ölçekli Nazım İmar Planının 24/07/2018 tarihinde onaylanan imar planı olduğu, bu plan için kurum görüşümüzün de 06/02/2015 tarihli yazımız ile bildirilen saha olduğu anlaşılmıştır. Bu alan ile ilgili 5403 sayılı Kanun kapsamında yapılacak işlem bulunmamaktadır.” ifadelerine yer verildiği, anılan Müdürlüğün 06/02/2015 tarihli yazısı ile, “Müracaat 19/07/2005 tarih ve 25880 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile bu Kanun'a bağlı olarak çıkarılan 15/12/2005 tarih ve 26024 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu Uygulama Yönetmeliği kapsamında Valiliğimizce incelenmiş talep imar planı yapılması ve tadilatı olduğundan Çanakkale Toprak Koruma Kurulu gündemine alınmıştır. Talep 04/04/2014 tarihinde yapılan Nisan ayı olağan toplantısında görüşülerek oy çokluğu ile kabul edilmiş, değerlendirilmek üzere Bakanlığa gönderilmiştir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün ilgi (b) yazısı ile; çevredeki tarım arazilerinin zarar görmemesi için gerekli tedbirlerin alınması, ekte gönderilen ve Belediyeniz tarafından hazırlatılmış Toprak Koruma Projesine uyulması şartıyla plan tadilatı yapılması planlanan 315,5 hektarlık alanın tarım dışı amaçla kullanılmasının uygun görüldüğü, yeni plan yapılması düşünülen 61,5 hektarlık alanın istenilen amaçla kullanılmasının uygun görülmediği bildirilmiştir.” şeklinde görüş verildiği görülmektedir. Öte yandan, alanın kıyıda yer alması nedeniyle turizm potansiyelinin artacağı öngörülerek bölgenin turizm ihtiyaçlarının karşılanması doğrultusunda, “tercihli kullanım bölgesi”, “turizm bölgesi” ve “günübirlik turizm” alanı ihtiyacının doğduğunun davalı idarece belirtildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen açıklamalar neticesinde uyuşmazlığın değerlendirilmesinden; Danıştay Altıncı Dairesinin verilen iptal kararında vurgulanan "alanın tarımsal potansiyeli"ne yönelik olarak davalı idarece gerekli araştırmaların yapıldığı, Çanakkale İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün görüş yazılarının dikkate alındığı, tarım dışı kullanım izni verilmeyen alanın tarım alanı olarak gösterildiği, diğer belirlenen kullanımların ise, alanda daha önce onaylanan alt ölçekli imar planları ile uyumlu hale getirilerek sınır ve büyüklüklerinin yeniden belirlendiği, ayrıca alandaki meri imar planlarının revizyonuna ilişkin çalışmalara da başlanıldığı görüldüğünden, yargı kararının yerine getirilmesi amacıyla tesis edilen işlemin, 2015 yılında onaylanan plana karşı açılan davada yargılama devam ederken ve iptal kararının verildiği süreç ile uyuşmazlık konusu işlemin onayına ilişkin olarak arada geçen sürede, alanda ortaya çıkan yeni hukuki ve fiili durumlar gözetilerek tesis edildiği, bu nedenle, getirilen kullanımlar açısından, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Kaldı ki, plan açıklama raporunda Gelibolu ilçesi kapsamında Kocaçeşme Beldesinin, tercihli kullanım bölgeleri arasında öngörüldüğü, belirtilen nedenle, plan açıklama raporu ile plan paftaları arasında bir uyumsuzluktan söz edilemeyeceği, alanın konumu (kıyıda yer alması) dikkate alındığında da, hem II. konut kullanımının yer alabileceği şekilde, hem de turizm alanı olarak öngörülmesinde, şehircilik ilkeleri ve planlama esasları açısından hukuka aykırılık bulunmadığı, bu kullanımlara ilişkin olarak plan açıklama raporunda, alt ölçekli imar planları ile projelerin, yöresel mimari ve kültürel özelliklere, topografya ve doğal bitki örtüsüne uygun olarak hazırlanacağı, yapılaşma koşullarının çevre imar bütünlüğü gözetilerek belirleneceği, turistik tesislerde (renk, çatı kaplaması vb. hususlarda) çevre karakteristiklerine uyularak, bölgenin tarihi, doğal ve kültürel kimliğinin korunacağının hükme bağlandığı dikkate alındığında, sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirildiği gibi imar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanmaya çalışıldığı anlaşıldığından, dava konusu edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. ÇANAKKALE İLİ, GELİBOLU İLÇESİ, EVREŞE BELDESİ'NDE BELİRLENEN "SANAYİ VE DEPOLAMA BÖLGESİ" İLE "KENTSEL GELİŞME ALANI" KULLANIMLARI YÖNÜNDEN DOSYANIN DEĞERLENDİRİLMESİ: Uyuşmazlığa konu alan, 2015 yılında onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında “kentsel gelişme alanı”, “kentsel yerleşik alan” ile “sanayi ve depolama bölgesi” olarak planlı iken, dava konusu edilen değişiklik ile kentsel gelişme alanı olarak belirlenen 4 hektarlık alan tarım alanı, 175 hektarlık alan kentsel gelişme alanı, 68 hektarlık alan kentsel yerleşik alan ve 47 hektarlık alan sanayi ve depolama alanı olarak belirlenmiş olup; uyuşmazlık, “kentsel gelişme alanı” ve “sanayi ve depolama bölgesi" kullanımlarından kaynaklanmaktadır. Uyuşmazlık, Evreşe Bölgesi açısından yargı kararının uygulanıp uygulanmadığı yönünden değerlendirildiğinde; Danıştay Altıncı Dairesinin E:2015/8583, K:2020/14077 sayılı iptal kararında; anılan dosyada yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporundaki görüş ve tespitlere yer verildikten sonra, Evreşe çevresinde her ne kadar büyük yüzölçümlü bir alan kentsel gelişme alanı olarak belirlenmişse de, Evreşe'de nüfus artışı dinamiği beklenmediğinin nüfus projeksiyonundan anlaşıldığı, yani bu bölge için yakın gelecekte gelişme potansiyelinin mevcut olmadığı, alanda artış eğiliminde olan bir nüfus dinamiğinin bulunmadığı, mevcutta İlçenin kırsal nitelikli bir yerleşim yeri olduğu, öte yandan plan açıklama raporu ile plan paftasının bir bütünlük oluşturması gerektiği gözetildiğinde, plan açıklama raporunda, bu yerleşimin sanayi kullanımına yönlendirilmesine ilişkin bir karar veya strateji bulunmaması ve halihazırda alanda sanayi potansiyelinin bulunduğuna ilişkin bir verinin bulunmaması karşısında, pafta ile plan açıklama raporu arasında uyumsuzluk bulunduğu, dolayısıyla alanda belirlenen "kentsel gelişme alanı" ile "sanayi ve depolama alanı" kullanımlarına ilişkin bilimsel, somut ve teknik gerekçelerin ortaya konulamadığı gerekçesiyle bu kısım yönünden planın iptaline kararı verilmiş ise de, dosyanın incelenmesinden, Evreşe Beldesi yerleşim yerinin Evreşe Belediye Meclisince 12/06/1997 tarihinde onaylanan 1/5.000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile belirlendiği, anılan planlara göre parsel bazında 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 15. ve 16. maddeleri uyarınca uygulamalar yapıldığı, bu nedenle belde merkezinin planlama sınırında bir değişikliğe gidilmediği, öte yandan 7181 sayılı Kanun’un 21. maddesi ile Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'na eklenen geçici 6. maddesinde düzenlenen “19/7/2005 tarihinden önce onaylanmış 1/5.000 veya 1/1.000 ölçekli imar planları veya arsa vasıf kazanmış parseller ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce belirlenen onaylı köy ve/veya mezraların yerleşik alanı ve civarı ile yerleşik alanlar izinli kabul edilir." hükmü ile beraber Lapseki ile Gelibolu İlçeleri arasında bulunan ve yapımı tamamlanan 1915 Çanakkale Köprüsü’nün hizmete açılması ile birlikte bölgede yatırım sahalarının artacağı, Gelibolu bölgesinde sanayi ihtiyacına yönelik, bölgeye hizmet edecek organize sanayi bölgesi veya nitelikli sanayi alanı bulunmadığı ve halihazırda bölgede sanayi yatırımlarının bulunması hususları davalı idarece gözetilerek, yargı kararı da uygulanmak suretiyle bölgenin dava konusu edilen işlem ile yeniden planlandığı, daha önceki çevre düzeni planında “kentsel gelişme alanı” belirlenen yaklaşık 4 ha'lık alanın “tarım alanı”, ... Bankası A.Ş. Tarafından 12/06/1990 ve 30/05/1997 tarihlerinde onaylanan imar planı sınırları içerisinde yer alan yaklaşık 175 hektarlık alanın “kentsel gelişme alanı”, yaklaşık 68 hektarlık alanın “kentsel meskun (yerleşik) alan” ve yaklaşık 47 hektarlık alanın ise ”sanayi ve depolama alanı” olarak ayrıldığı görülmüştür. Buna göre; davalı idarece, dava süreci içerisinde yargı kararı gereğince, uyuşmazlık konusu alana ilişkin daha önce onaylanan alt ölçekli planlar ile belirlenen kullanımlar ve alanın tarım arazisi vasfında olan kısımları açısından 5403 sayılı Kanun'un geçici 6. maddesi dikkate alınarak Evreşe beldesinin yeniden planlandığının anlaşılması sebebiyle, yargı kararının uygulandığı sonucuna varılmıştır. Yargı kararı uyarınca plan değişikliği yapılırken gündeme gelen yeni fiili durumlar da (Lapseki ile Gelibolu İlçeleri arasında bulunan ve yapımı tamamlanan 1915 Çanakkale Köprüsü’nün hizmete açılması) göz önünde bulundurularak yeniden uygulama yapılması sebebiyle, belirlenen kullanımlar açısından işin esasının da incelenmesi gerekmektedir. Çevre düzeni planına ait Plan Hükümlerinin "Tanımlar" başlıklı kısmının 4.8. sayılı maddesinde kentsel gelişme alanları; bu planın hedef yılına ilişkin nüfus kabulleri ile ilke ve stratejilerine göre belirlenen kentsel yerleşim amaçlı kullanım alanları olarak tanımlanmıştır. Plan Açıklama Raporunun "Hedefler, Alt Hedefler ve Stratejiler" başlıklı 3. maddesi kapsamında, kentsel yerleşimlere ilişkin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı ile önerilen gelişme şekli hedefleri başlığı altında yer verilen "Alt Hedef ve Stratejiler" kısmında, kentsel gelişme süreci içerisinde; öncelikli konular kapsamında çevresel yatırımlar ile ulaşım, altyapı, doğal afetlere afet öncesi gerekli tedbirlerin alınması gibi yatırımlara öncelik verileceğinin, mevcut altyapı ve teknik altyapının iyileştirilmesinin, plan kapsamında öngörülen gelişme ve çalışma alanlarında ise, altyapı ve teknik altyapı yatırımları tamamlanmamış alanların yerleşime açılmaması ile ilgili plan kararlarının geliştirilmesinin hedeflendiği, "Arazi Kullanımı" başlıklı 9. maddede de, kentsel gelişme alanlarının, planlama bölgesi içerisinde sektörel projeksiyonlar, nüfus kabulleri ve mekânsal projeksiyonlar esas alınarak mekânsal kullanım ihtiyacının karşılandığı yerleşme alanları olduğu, planlama bölgesindeki kentsel yerleşmelerin kentsel gelişme alanı ihtiyacı belirlenirken, öncelikle onaylı imar planları kapsamında öngörülen kentsel gelişme alanlarının yeterli olup olmadığına bakılarak, nüfus kabulleri doğrultusunda gerekli gelişme alanlarının öngörüldüğü, onaylı imar planları kapsamında öngörülen kentsel gelişme alanlarının, nüfus gelişiminin üstünde olduğu durumlarda, mekânsal kullanım alanının plan kapsamında belirlenen doğal, yapay ve yasal eşiklere (ormanlar, tarım alanları, özel statülü alanlar, koruma alanları, kıyı alanları, önemli doğa alanları, sulama alanları vb.) uygun olup olmadığına bakılıp, uygun olmayan kısımlar irdelenerek plan kararları oluşturulacağı görülmektedir. Plan Hükümlerinin 4.11. sayılı tanım maddesinde ise sanayi ve depolama bölgeleri, orta ve büyük ölçekli sanayi işletmeleri ve bu işletmeler ile ilintili açık ve kapalı depolama tesisleri ile aynı zamanda endüstriyel hammadde ve mamül ürünler ile tarım ürünlerinin açık ya da kapalı depolanması amacıyla düzenlenmiş alanlar olarak tanımlanmış, "Özel hükümler" başlıklı kısmının 8.5. maddesinde, sanayi ve depolama bölgelerinde sanayi tesisleri, sanayi hammadde ve üretim malzemeleri ile bitkisel ve hayvansal ürünler için, açık ve kapalı depolama ve stok alanları, yükleme ve boşaltma alanları ve bunların ihtiyacı olan açık ve kapalı otoparklar, garajlar ve altyapı tesis alanlarının yer alabileceği, plan döneminde oluşacak sanayi tesisi taleplerinin bu planla belirlenmiş sanayi alanlarına yönlendirilmesi ve aynı sanayi faaliyet türlerinin bir araya getirilmesinin sağlanacağı, bu alanlarda yapılaşma koşullarının; mevzuat, tür, teknoloji vb. unsurlar dikkate alınarak alt ölçekli planlarda belirleneceği, mevzuata uygun yapılaşmış olan sanayi tesislerinin, ilgili mevzuat çerçevesinde kirliliği önleyici her türlü tedbiri almak ve gerekli altyapıyı oluşturmak zorunda olduğu, henüz yapılaşmaya gidilmemiş sanayi alanlarında atıklara ilişkin gerekli tedbirler alınıp altyapı tesisleri gerçekleşmeden iskan ruhsatı verilemeyeceği, çevre kirliliğini önlemek amacıyla alınacak önlemler ile birlikte, atık suların bertarafında “Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği”nin “Teknik Usuller Tebliği”nde belirtilen kriterlerin sağlanacağı ve bu alanlarda yer alacak tesislerin çevresel etki değerlendirmesine (ÇED) tabi olması halinde, ilgili hükümlerin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Diğer yandan, yine Plan Açıklama Raporunun "9.2.Çalışma Alanları" başlıklı kısmında yer alan 9.2.2. sayılı maddede, plan kapsamında yer alan sanayi ve depolama bölgelerinin mevcut alanlarda geliştirilmekle birlikte, yerleşimlerin potansiyelleri, ürün deseni, bölgesel ihtiyaçlar ve sektörel projeksiyonlar doğrultusunda, yer seçimine uygun alanlarda sanayi ve depolama bölgelerinin geliştirildiği görülmektedir. Davalı idarece dosyaya sunulan plan değişikliği gerekçe raporundan da, bahse konu alana ilişkin 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1.000 ölçekli uygulama imar planlarının ... Bankası A.Ş. tarafından 12/06/1990 ve 30/05/1997 tarihlerinde onaylandığı ve bu planlara dayalı olarak parsel bazında 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 15. ve 16. maddeleri uyarınca uygulamalar yapıldığı, bu nedenle belde merkezinin planlama sınırında bir değişikliğe gidilmediğinin ifade edildiği görülmüştür. Bölgenin ağırlıklı olarak tarım alanı niteliği taşıdığı, Çanakkale İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün 14/04/2022 tarihli görüş yazısında; “Evreşe Beldesi yerleşim yerinin Evreşe Belediye Meclisinin 12/06/1997 tarih ve 05 numaralı kararı uyarınca tasdik edilen, 16/06/1997 tarihinde ... Bankası tarafından onaylanan 1/5.000 ölçekli planlı alan olduğunun görüldüğü, 7181 sayılı Tapu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21. maddesinin geçici 6. maddesinde '19/7/2005 tarihinden önce onaylanmış 1/5.000 veya 1/1.000 ölçekli imar planları veya arsa vasıf kazanmış parseller ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce belirlenen onaylı köy ve/veya mezraların yerleşik alanı ve civarı ile yerleşik alanlar izinli kabul edilir.' hükmünün bulunduğu belirtilerek, 1/5.000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı bulunan alanlar ile bu alanlarda 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği talebi hakkında 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında yapılacak bir işlem bulunmadığı...” şeklinde görüş verildiği görülmektedir. Yine gerekçe raporundan, ilgili kurum ve kuruluş görüşlerinin alındığı, alanın Saros Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırı içerisinde yer alan ve planda “kentsel gelişme alanı” olarak belirlenen yaklaşık 4 hektarlık alanın “tarım alanı” olarak belirlendiği görülmektedir. Yukarıda yer verilen açıklamalar neticesinde uyuşmazlığın değerlendirilmesinden; Evreşe Beldesi açısından, 2040 yılı plan projeksiyon döneminde mekânsal kullanımlar açısından; yürürlükteki imar planları ile öngörülmüş mekânsal kullanımlar dışında, güney bölgesinde gelişme alanı önerildiği, planlama bölgesi için öngörülen öneri demiryolu hattının bir ayağının da Evreşe'de yer aldığı, ayrıca yerleşim merkezinin doğusunun sanayi ve depolama alanı olarak belirlendiğinin plan açıklama raporunda belirtildiği görüldüğünden, plan açıklama raporu ile plan paftaları arasında bir uyumsuzluktan söz edilemeyeceği, dava konusu işleme ilişkin plan değişikliği gerekçe raporunda da, Lapseki ile Gelibolu ilçeleri arasında bulunan ve yapımı tamamlanan 1915 Çanakkale Köprüsü’nün hizmete açılması ile birlikte bölgede yatırım sahalarının artacağı, Gelibolu bölgesinde sanayi ihtiyacına yönelik bölgeye hizmet edecek organize sanayi bölgesi veya nitelikli sanayi alanı bulunmadığı ve bölgede mevcutta sanayi yatırımlarının olmasından dolayı “sanayi ve depolama bölgesi” ihtiyacının bulunduğunun belirtildiği görüldüğünden, Evreşe Beldesi'nde belirlenen sanayi ve depolama alanın, Köprü'nün hizmete açılması ile çoğalacak yatırım sahalarına, bir diğer deyişle, Evreşe Beldesi'nden ziyade Gelibolu ilçesine hizmet edecek nitelikte, bölgesel ihtiyaç nedeniyle planladığı, dolayısıyla, alan açısından ortaya çıkan yeni hukuki ve fiili durumlar gözetilerek belirlenen sanayi ve depolama bölgesi kullanımı yönünden, bu açıdan şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır Bu nedenle, bölgeye hizmet edecek şekilde planlanan sanayi ve depolama bölgesi kullanıma bağlı olarak Evreşe Beldesi'nde bir nüfus hareketliliğinin yaşanacağının açık olduğu, ayrıca 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı plan notlarında da hükme bağlandığı üzere, onaylı alt ölçekli imar planları kapsamında öngörülen kentsel gelişme alanlarının, nüfus gelişiminin üstünde olduğu durumlarda, mekânsal kullanım alanının plan kapsamında belirlenen doğal, yapay ve yasal eşiklere (ormanlar, tarım alanları, ... sulama alanları vb.) uygun olup olmadığına bakılıp, uygun olmayan kısımlar irdelenerek plan kararları oluşturulacağı hususları dikkate alındığında, alanda belirlenen kentsel gelişme alanı kullanımı yönünden de şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına aykırılık bulunmadığı gibi dava konusu işleme ilişkin gerekçe raporunda yer verilen tüm bu hususlar açısından, dava konusu planlamada hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: 05/06/2015 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli Balıkesir-Çanakkale Çevre Düzeni Planına karşı davacı tarafından açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesinin 30/12/2020 tarih ve E:2015/8583, K:2020/14077 sayılı kararıyla, Çanakkale ili, Kocaçeşme'nin batısındaki tercihli kullanım alanları ve turizm tesisi alanı ile Evreşe gelişme alanı ve sanayi ve depolama bölgesi yönünden dava konusu planın iptaline karar verilmiştir. Davalı idare tarafından iptal kararı üzerine, 02/06/2022 tarihinde yapılan değişiklikle Kocaçeşme bölgesinde yaklaşık 212 hektarlık alan tercihli kullanım bölgesi, 92 hektarlık alan turizm bölgesi, 70 hektarlık alan da tarım alanı; Evreşe bölgesinde ise yaklaşık 4 hektarlık alan tarım alanı, 175 hektarlık alan kentsel gelişme, 68 hektarlık alan kentsel yerleşik alan ve 47 hektarlık alan sanayi ve depolama alanı olarak planlanmıştır. Bunun üzerine görülmekte olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 138. maddesinin son fıkrasında, "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesinin 1. fıkrasında ise, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. Ancak, haciz veya ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararlar hakkında, bu kararların kesinleşmesinden sonra idarece işlem tesis edilir." hükmü yer almaktadır. 2872 sayılı Çevre Kanununun 9. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, "Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni plânlarının yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir. 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 102 maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, "Yerleşme, yapılaşma ve arazi kullanımına yön veren, her tür ve ölçekte fiziki planlara ve uygulamalara esas teşkil eden üst ölçekli mekânsal strateji planlarını ve çevre düzeni planlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak hazırlamak, hazırlatmak, onaylamak ve uygulamanın bu stratejilere göre yürütülmesini sağlamak", c) bendinde, "Havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları da dâhil her tür ve ölçekteki çevre düzeni planlarının ve imar planlarının yapılmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek, havza veya bölge bazında çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak, onaylamak ve bu planların uygulanmasını ve denetlenmesini sağlamak," ç) bendinde, "Sektörel planların havza veya bölge düzeyindeki mekânsal strateji planlarına ve çevre düzeni planlarına uyumlu hazırlanmasını sağlamak," Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca çıkarılan 14/06/2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1.fıkrasının (c) bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı ifade eder." kuralı yer almaktadır. Yönetmeliğin, "Plan ilke ve esasları" başlıklı 19. maddesinin 1. fıkrasında, "Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır.; 19. maddenin 2. fıkrasında, "Çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında aşağıda genel başlıklar halinde belirtilen konular ile diğer konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edilir; bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılır: a) Sınırlar. b) İdari ve bölgesel yapı. c) Fiziksel ve doğal yapı. ç) Sit ve diğer koruma alanları, hassas alanlar, doğal karakteri korunacak alanlar. d) Ekonomik yapı. e) Sektörel gelişmeler ve istihdam. f) Demografik ve toplumsal yapı. g) Kentsel ve kırsal yerleşme alanları ve arazi kullanımı. ğ) Altyapı sistemleri. h) Yeşil ve açık alan kullanımları. ı) Ulaşım sistemleri. i) Afete maruz ve riskli alanlar. j) Askeri alanlar, askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri. k) Planlama alanına yönelik bölgesel ölçekli kamu projeleri ve yatırım kararları. l) Her tür ve ölçekteki plan, program ve stratejiler. m) Göller, barajlar, akarsular, taşkın alanları, yeraltı ve yüzeysel su kaynakları ve benzeri hidrolojik, hidrojeolojik alanlar. n) Çevre sorunları ve etkilenen alanlar." düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı maddenin 3. fıkrasında, "Çevre Düzeni Planlarının hazırlanması sürecinde planlama alanı sınırları kapsamındaki tüm veriler 1/25.000 ölçekli harita hassasiyetinde hazırlanır."; 4. fıkrasında, "Plan hazırlık sürecinde ihtiyaç duyulan veri, bilgi ve belgeler; ilgili veriyi hazırlamakla sorumlu kurum ve kuruluşlardan, bilimsel çalışmalardan ve uzmanlarca arazide yapılacak çalışmalardan elde edilir."; 5. fıkrasında, "Planlama sürecinde coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak güncellenebilir ve sorgulanabilir sayısal veri tabanı oluşturulur." kuralları bulunmaktadır. Yönetmeliğin, "Revizyon ve değişiklikler" başlıklı 20. maddesinin 2. fıkrasında da, "Çevre düzeni planı ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikte, plan değişikliği yapılabilir. Çevre düzeni planı değişikliklerinde; a) Kamu yatırımlarına, b) Çevrenin korunmasına, c) Çevre kirliliğinin önlenmesine, ç) Planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine, d) Değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine, dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu içeren teklif ve talepler; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılır." düzenlemesine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare, Anayasa'nın 138. ve 2577 sayılı Kanunun 28. maddesi gereği, esasa ve yürütmenin durdurulmasına yönelik yargı kararlarının icaplarına gecikmeksizin işlem tesis etmeye ve eylemde bulunmaya mecburdur. Bir yargı kararı uygulanırken, yargı kararının gerekçesi ve işlemin niteliği dikkate alınarak bir değerlendirme yapılması gerekmekte olup, iptal kararlarının gereğinin iarece yerine getirilmesi aşamasında, bu amaçla tesis edilen idari işlemin yeni hukuki sonuçlarının bulunması durumunda, tesis edilen işlemlerin bu yönden de hukukiliğinin incelenmesi gerekmektedir. Mahkeme kararının uygulanması amacıyla yapılan imar planları ve imar planı değişikliklerinde, planlama sürecinin dinamik yapısı dikkate alınarak yeni kararlar ve hukuki durumlar getirilmesi durumunda, yeniden yapılan plan ve plan değişikliklerinin yargısal denetiminde yanlızca yargı kararlarının uygulanıp uygulanmadığı yönünden bir değerlendirme yapılmayarak getirilen yeni kararların ve hukuki durumların da ayrıca esasının değerlendirilmesi gerekir. Çevre düzeni planlarında genel ilke olarak, plan kararları ile fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın korunma, kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemek amaçlanmakta, ayrıca bölgesel nitelikte genel arazi kullanım kararları getirilmekte olup, stratejik bir plan olması sebebiyle bu planlar, sadece fiziki kullanım kararları içermemektedir. Dolayısıyla, dava konusu 1/100.000 ölçekli Balıkesir-Çanakkale Çevre Düzeni Planında belirlenen arazi kullanım kararları, niteliği itibarıyla çevre kirliliğinin oluşmadan önce önlenebilmesi ve sağlıklı çevrenin oluşturulmasına yönelik hedef, ilke, strateji ve politikaları sağlayacak plan kararları olup, bu yönüyle söz konusu plana dayanılarak onaylanacak olan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında öngörülen ve parsel bazında fiziki kullanım durumunu belirleyen arazi kullanım kararlarından farklılık arz ettiği açıktır. YUKARIDA YER VERİLEN AÇIKLAMALAR ÇERÇEVESİNDE DAVA KONUSU EDİLEN ÇEVRE DÜZENİ PLANININ, ÇANAKKALE İLİ, GELİBOLU İLÇESİ, KOCAÇEŞME BELDESİNİN BATISINDA BELİRLENEN "TERCİHLİ KULLANIM BÖLGESİ" İLE "TURİZM BÖLGESİ" YÖNÜNDEN İNCELENMESİ: Uyuşmazlığa konu alan, 2015 yılında onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında “tercihli kullanım bölgesi”, “turizm bölgesi” ve “günübirlik turizm alanı” olarak planlı iken, dava konusu edilen değişiklik ile kısmen tercihli kullanım bölgesi, kısmen turizm bölgesi, kısmen günübirlik turizm alanı, kısmen tarım alanı, kısmen de 3. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenmiş olup; davaya konu husus, “tercihli kullanım bölgesi” ve “turizm bölgesi" kullanımlarından kaynaklanmaktadır. Uyuşmazlık, yargı kararının uygulanıp uygulanmadığı yönünden değerlendirildiğinde; Danıştay Altıncı Dairesinin E:2015/8583, K:2020/14077 sayılı iptal kararında; anılan dosyada yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporuyla da tespit edildiği üzere, taşınmazın boş ve bakir alan niteliğinde ve tarımsal alan özelliklerine sahip olduğu, bu özelliğe ilişkin olarak ilgili kurum görüşlerinin dosya kapsamından anlaşılamadığı, çevre düzeni planı yapımının hazırlık aşamasında, alanın tarımsal potansiyeli araştırılmadan ve turizm dinamiği incelenmeden, eksik incelemeye dayalı plan kararları üretildiği, belirlenen kullanım kararlarının getirilebilmesi için söz konusu alanın potansiyeli ve dinamikleri göz önüne alınarak, bölgenin karakterine en uygun kullanımın belirlenebilmesi maksadıyla planlama çalışmalarının tamamlanması gerektiği, bir alanın tercihli kullanım ve turizm alanı belirlenerek buna uygun yapılaşmaya açılabilmesi için detaylı araştırma yapılması gerekirken yapılmadığından, bu kısım açısından şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle planın iptaline kararı verilmiş ise de, dosyanın incelenmesinden, görülmekte olan yargılama süreci devam ederken, alt ölçekli planların onaylanması aşamasında planlama bölgesindeki tarım alanlarına ilişkin tarım dışı kullanım izni istenildiği, 61,5 hektarlık kısım haricinde, uyuşmazlığa konu alanın kalan kısmına yönelik tarım dışı kullanım izni verildiği ve davalı idarece alt ölçekli imar planların yürürlüğe girmesi hususu gözetilerek, yargı kararı da uygulanmak suretiyle bölgenin dava konusu edilen işlem ile yeniden planlandığı, planlama bölgesinin tarım dışı kullanım izni verilen kısmının kısmen tercihli kullanım bölgesi, kısmen turizm bölgesi, kısmen günübirlik turizm alanı, kısmen 3. derece arkeolojik sit alanı, tarım dışı kullanım izni verilmeyen kısmının ise tarım alanı olarak ayrıldığı görülmüştür. Buna göre; davalı idarece, dava süreci içerisinde, uyuşmazlık konusu alanın bir kısmına yönelik tarım dışı kullanım izni verildiğinden tercihli kullanım bölgesi ile turizm ve günübirlik turizm alanı, kalan kısımlarının ise tarım ve arkeolojik sit alanı olarak yeniden planlandığının anlaşılması sebebiyle, yargı kararının uygulandığı sonucuna varılmıştır. Yargı kararı uyarınca plan değişikliği yapılırken gündeme gelen yeni hukuki durum göz önünde bulundurularak yeni bir planlama yapılması sebebiyle, belirlenen kullanımlar açısından işin esasının da incelenmesi gerekmektedir. Çevre düzeni planına ait plan notlarının "Tanımlar" başlıklı kısmının 4.23. maddesinde turizm bölgeleri, turizm yatırımı kapsamında bulunan veya turizm işletmesi faaliyetlerinin yapıldığı tesisler ile tamamlayıcı unsurlarının yer aldığı alanlar olarak tanımlanmış, "Özel hükümler" başlıklı kısmının 8.12. maddesinde, turizm bölgelerinde turizme yönelik tesisler ile tamamlayıcı unsurların yer alabileceği, turizm tesisleri ve yapılarının sonradan hiçbir biçimde başka kullanım amacına dönüştürülemeyeceği, bu amaçla tapu kütüğünün beyanlar hanesine toplumun yararlanmasına ayrılan yapı ve turizm tesisi olduğu yazılacağı ve tescil işlemi yapılmadan inşaat ruhsatı verilmeyeceği, bu bölgelerde 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ve ilgili yönetmelikleri doğrultusunda uygulama yapılacağı, yapılaşma koşullarının imar planları kapsamında belirleneceği, imar planlarının ilgili idarece onanmadan uygulamaya geçilemeyeceği, bu imar planları ile mimari projelerin, topografya ve doğal bitki örtüsüne uygun olarak hazırlanacağı, turistik tesislerde renk, çatı kaplaması, cephede doluluk ve boşluk oranları, bina birim ölçüleri vb. gibi konularda çevre karakteristiklerine uyularak, bölgenin tarihi ve kültürel kimliğinin korunacağının belirtildiği görülmektedir. Plan Hükümlerinin 4.24. sayılı tanım maddesinde ise, tercihli kullanım bölgeleri, yürürlükteki planlarda “turizm+II. konut” ya da “tercihli kullanım alanı” kullanımına ayrılmış alanları bütünleyecek biçimde belirlenen alanlar olarak tanımlanmış, "Özel hükümler" başlıklı kısmının 8.10. maddesinde de, bu bölgelerin, kentsel yerleşim amaçlı kullanımı halinde; 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili yönetmelikleri kapsamında belirlenmiş olan sosyal ve teknik alt yapı alanlarının ayrılması ve yöresel mimari ve kültürel özelliklerin dikkate alınmasının esas olduğu, yine bu bölgelerde nazım imar planlarının bütüncül olarak hazırlanması gerektiği, uygulama imar planlarının ise etaplar halinde yapılabileceği, bu alanlara ilişkin yapılanma koşullarının çevre imar bütünlüğü gözetilerek alt ölçekli planlarda belirleneceği hükme bağlanmıştır. Plan Açıklama Raporunun "9.1.2.9. Gelibolu" başlıklı kısmında; İlçe'nin sektörel yapılanma içerisinde 2040 yılı plan projeksiyonu dâhilinde sektörel faaliyetlerinde ilk sırada hizmetlerin yer aldığı, bu sektörü sırası ile tarım ve sanayi sektörünün izlediği, hizmetler sektörü alt sektör faaliyetleri kapsamında ise turizm sektörünün desteklenebilir nitelikte olduğu, mekânsal kullanımlar açısından; yürürlükteki imar planları ile öngörülmüş mekânsal kullanımlar dışında, yerleşim merkezi kuzeyinde yasal, yapay ve doğal eşikler dikkate alınarak gelişme alanları genişletilmekle birlikte, yerleşimin kuzeydoğusunda tercihli kulanım alanı ve turizm tesis alanı önerildiği ifade edilmiştir. Diğer yandan, yine Plan Açıklama Raporunun "9.2.Çalışma Alanları" başlıklı kısmında; "9.2.5. Tercihli Kullanım Bölgeleri, yürürlükteki planlarda “turizm+ II. konut” ya da “tercihli kullanım alanı” kullanımına ayrılmış alanların bulunduğu bölgeler, çevresindeki diğer arazi kullanımlarıyla etkileşimi de dikkate alınarak, bu planda tercihli kullanım bölgeleri olarak değerlendirilmiştir. Planlama Bölgesi içerisinde bu kapsamda değerlendirilen başlıca tercihli kullanım bölgeleri; Geyikli, Kocaçeşme, Güzelyalı, Bademli, Gelibolu, Erdek, Kemikalan ve Güneyli’dir." şeklinde, 9.2.6. Turizm Bölgeleri başlıklı kısmında da, "9.2.6.1. Günübirlik Turizm Alanları: Yeme-içme, dinlenme, eğlence ve spor imkânlarından birkaçını günübirlik olarak sağlayan, konaklama yapılmayan tesislerin yer aldığı alanlardır. 9.2.6.2. Sağlık Turizmi Alanları: Planlama Bölgesi sağlık turizmi açısından önemli bir potansiyele sahiptir. “Güney Marmara Termal Turizm Master Planı” ile Gönen-Ekşidere, Bigadiç-Hisarköy, ManyasKızık, Susurluk-Kepekler, Sındırgı-Hisaralan, Çan-Etili, Şifa (Ilıca), Yenice-Hıdırlar, Ayvacık-Tuzla, EzineKestanbol ve Biga-Kırkgeçit termal turizm merkezleri olarak belirlenmiştir. Bu merkezlerde termal turizm tesisleri bulunmaktadır. Planlama Bölgesi içerisinde yer alan bu kapsamda değerlendirilen başlıca sağlık turizm alanları; Pamukçu, Gönen-Dağ, Edremit-Güre, Balya-Ilıca, Bigadiç-Hisarköy, Sındırgı-Hisaralan, SındırgıEmendere,Susurluk-Kepekler, Susurluk-Yıldız, Manyas-Kızıkköy, Burhaniye-Pelitköy-Zeytinpınar ve Gömeç’te bulunmaktadır. 9.2.6.3. Eko-Turizm Alanları: Planlama Bölgesi’nde eko turizm alanları, alternatif turizmin desteklenmesi açısından önemlidir. Planlama Bölgesi içerisinde yer alan bu kapsamda değerlendirilen başlıca eko-turizm alanları; Yiğitler, Poyrazlı kuzeyi, Balıklı, Harmanlı, Tuzla, Fazlıca, Yarış, Cambaz, Araovacık, Sebepli, Ocaklar, Narlı ve Ballıpınar’dır." şeklinde belirlemeler yapılmıştır. Davalı idarece dosyaya sunulan plan değişikliği gerekçe raporundan da, bahse konu alanın, 2006 yılında Saroz Körfezi Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi ilan edildiği, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 24/07/2018 tarihinde Çanakkale ili, Gelibolu ilçesi, Evreşe Belde Belediyesi, Adilhan–Kocaçeşme Köyleri 1/5.000 ölçekli Nazım ve 1/1.000 ölçekli Uygulama İmar Planlarının onaylandığı, daha sonra 12/09/2019 tarih ve 1532 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Saroz Körfezi Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi kapsamından Kocaçeşme Beldesinin batısında önerilen tercihli kullanım alanları ile turizm tesis alanı çıkarılmış ise de, dava konusu işlem ile alanda belirlenen tercihli kullanım alanı sınırlarının, mülga Gelibolu Yarımadası 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında belirlenen sınırlar ve 2018 yılında onaylanan alt ölçekli imar planları ile uyumlu hale getirildiği (yaklaşık 261 hektarlık tercihli kullanım alanının 212 hektara, yaklaşık 113 hektarlık turizm tesis alanının 92 hektara düşürüldüğü) anlaşılmaktadır. Alana ilişkin olarak, Çanakkale İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün 14/04/2022 tarihli yazısında; “...Adilhan–Kocaçeşme Bölgesinde bulunan Gelibolu İlçesi Evreşe Belde Belediyesi Adilhan ve Kocaçeşme Köyleri 1/5.000 ölçekli Nazım İmar Planının 24/07/2018 tarihinde onaylanan imar planı olduğu, bu plan için kurum görüşümüzün de 06/02/2015 tarihli yazımız ile bildirilen saha olduğu anlaşılmıştır. Bu alan ile ilgili 5403 sayılı Kanun kapsamında yapılacak işlem bulunmamaktadır.” ifadelerine yer verildiği, anılan Müdürlüğün 06/02/2015 tarihli yazısı ile, “Müracaat 19/07/2005 tarih ve 25880 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile bu Kanun'a bağlı olarak çıkarılan 15/12/2005 tarih ve 26024 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu Uygulama Yönetmeliği kapsamında Valiliğimizce incelenmiş talep imar planı yapılması ve tadilatı olduğundan Çanakkale Toprak Koruma Kurulu gündemine alınmıştır. Talep 04/04/2014 tarihinde yapılan Nisan ayı olağan toplantısında görüşülerek oy çokluğu ile kabul edilmiş, değerlendirilmek üzere Bakanlığa gönderilmiştir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün ilgi (b) yazısı ile; çevredeki tarım arazilerinin zarar görmemesi için gerekli tedbirlerin alınması, ekte gönderilen ve Belediyeniz tarafından hazırlatılmış Toprak Koruma Projesine uyulması şartıyla plan tadilatı yapılması planlanan 315,5 hektarlık alanın tarım dışı amaçla kullanılmasının uygun görüldüğü, yeni plan yapılması düşünülen 61,5 hektarlık alanın istenilen amaçla kullanılmasının uygun görülmediği bildirilmiştir.” şeklinde görüş verildiği görülmektedir. Öte yandan, alanın kıyıda yer alması nedeniyle turizm potansiyelinin artacağı öngörülerek bölgenin turizm ihtiyaçlarının karşılanması doğrultusunda, “tercihli kullanım bölgesi”, “turizm bölgesi” ve “günübirlik turizm” alanı ihtiyacının doğduğunun davalı idarece belirtildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen açıklamalar neticesinde uyuşmazlığın değerlendirilmesinden; Danıştay Altıncı Dairesinin verilen iptal kararında vurgulanan "alanın tarımsal potansiyeli"ne yönelik olarak davalı idarece gerekli araştırmaların yapıldığı, Çanakkale İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün görüş yazılarının dikkate alındığı, tarım dışı kullanım izni verilmeyen alanın tarım alanı olarak gösterildiği, diğer belirlenen kullanımların ise, alanda daha önce onaylanan alt ölçekli imar planları ile uyumlu hale getirilerek sınır ve büyüklüklerinin yeniden belirlendiği, ayrıca alandaki meri imar planlarının revizyonuna ilişkin çalışmalara da başlanıldığı görüldüğünden, yargı kararının yerine getirilmesi amacıyla tesis edilen işlemin, 2015 yılında onaylanan plana karşı açılan davada yargılama devam ederken ve iptal kararının verildiği süreç ile uyuşmazlık konusu işlemin onayına ilişkin olarak arada geçen sürede, alanda ortaya çıkan yeni hukuki ve fiili durumlar gözetilerek tesis edildiği, bu nedenle, getirilen kullanımlar açısından, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Kaldı ki, plan açıklama raporunda Gelibolu ilçesi kapsamında Kocaçeşme Beldesinin, tercihli kullanım bölgeleri arasında öngörüldüğü, bu nedenle, plan açıklama raporu ile plan paftaları arasında bir uyumsuzluktan söz edilemeyeceği, alanın konumu (kıyıda yer alması) dikkate alındığında da, hem II. konut kullanımının yer alabileceği şekilde, hem de turizm alanı olarak öngörülmesinde, şehircilik ilkeleri ve planlama esasları açısından hukuka aykırılık bulunmadığı, bu kullanımlara ilişkin olarak plan açıklama raporunda, alt ölçekli imar planları ile projelerin, yöresel mimari ve kültürel özelliklere, topografya ve doğal bitki örtüsüne uygun olarak hazırlanacağı, yapılaşma koşullarının çevre imar bütünlüğü gözetilerek belirleneceği, turistik tesislerde (renk, çatı kaplaması vb. hususlarda) çevre karakteristiklerine uyularak, bölgenin tarihi, doğal ve kültürel kimliğinin korunacağının kurala bağlandığı dikkate alındığında, sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirildiği gibi imar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanmaya çalışıldığı anlaşıldığından, dava konusu edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. ÇANAKKALE İLİ, GELİBOLU İLÇESİ, EVREŞE BELDESİ'NDE BELİRLENEN "SANAYİ VE DEPOLAMA BÖLGESİ" İLE "KENTSEL GELİŞME ALANI" KULLANIMLARI YÖNÜNDEN DOSYANIN DEĞERLENDİRİLMESİ: Davaya konu alan, 2015 yılında onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında “kentsel gelişme alanı”, “kentsel yerleşik alan” ile “sanayi ve depolama bölgesi” olarak planlı iken, dava konusu edilen değişiklik ile kentsel gelişme alanı olarak belirlenen 4 hektarlık alan tarım alanı, 175 hektarlık alan kentsel gelişme alanı, 68 hektarlık alan kentsel yerleşik alan ve 47 hektarlık alan sanayi ve depolama alanı olarak belirlenmiş olup; uyuşmazlık, “kentsel gelişme alanı” ve “sanayi ve depolama bölgesi" kullanımlarından kaynaklanmaktadır. Uyuşmazlık, Evreşe Bölgesi açısından yargı kararının uygulanıp uygulanmadığı yönünden değerlendirildiğinde; Danıştay Altıncı Dairesinin E:2015/8583, K:2020/14077 sayılı iptal kararında; anılan dosyada yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporundaki görüş ve tespitlere yer verildikten sonra, Evreşe çevresinde büyük yüzölçümlü bir alanın kentsel gelişme alanı olarak belirlendiği, ancak Evreşe'de nüfus artışı dinamiği beklenmediğinin nüfus projeksiyonundan anlaşıldığı, yani bu bölge için yakın gelecekte gelişme potansiyelinin mevcut olmadığı, alanda artış eğiliminde olan bir nüfus dinamiğinin bulunmadığı, mevcutta İlçenin kırsal nitelikli bir yerleşim yeri olduğu, öte yandan plan açıklama raporu ile plan paftasının bir bütünlük oluşturması gerektiği gözetildiğinde, plan açıklama raporunda, bu yerleşimin sanayi kullanımına yönlendirilmesine ilişkin bir karar veya strateji bulunmaması ve halihazırda alanda sanayi potansiyelinin bulunduğuna ilişkin bir verinin bulunmaması karşısında, pafta ile plan açıklama raporu arasında uyumsuzluk bulunduğu, dolayısıyla alanda belirlenen "kentsel gelişme alanı" ile "sanayi ve depolama alanı" kullanımlarına ilişkin bilimsel, somut ve teknik gerekçelerin ortaya konulamadığı gerekçesiyle bu kısım yönünden planın iptaline kararı verilmiş ise de, dosyanın incelenmesinden, Evreşe Beldesi yerleşim yerinin Evreşe Belediye Meclisince 12/06/1997 tarihinde onaylanan 1/5.000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile belirlendiği, anılan planlara göre parsel bazında 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 15. ve 16. maddeleri uyarınca uygulamalar yapıldığı, bu nedenle belde merkezinin planlama sınırında bir değişikliğe gidilmediği, öte yandan 7181 sayılı Kanun’un 21. maddesi ile Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'na eklenen geçici 6. maddesinde düzenlenen “19/7/2005 tarihinden önce onaylanmış 1/5.000 veya 1/1.000 ölçekli imar planları veya arsa vasıf kazanmış parseller ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce belirlenen onaylı köy ve/veya mezraların yerleşik alanı ve civarı ile yerleşik alanlar izinli kabul edilir." hükmünün bulunduğu, Lapseki ile Gelibolu İlçeleri arasında bulunan ve yapımı tamamlanan 1915 Çanakkale Köprüsü’nün hizmete açılması ile birlikte bölgede yatırım sahalarının artacağı, Gelibolu bölgesinde sanayi ihtiyacına yönelik, bölgeye hizmet edecek organize sanayi bölgesi veya nitelikli sanayi alanı bulunmadığı ve halihazırda bölgede sanayi yatırımlarının bulunması hususları davalı idarece gözetilerek, yargı kararı da uygulanmak suretiyle bölgenin dava konusu edilen işlem ile yeniden planlandığı, daha önceki çevre düzeni planında “kentsel gelişme alanı” belirlenen yaklaşık 4 ha'lık alanın “tarım alanı”, ... Bankası A.Ş. Tarafından 12/06/1990 ve 30/05/1997 tarihlerinde onaylanan imar planı sınırları içerisinde yer alan yaklaşık 175 hektarlık alanın “kentsel gelişme alanı”, yaklaşık 68 hektarlık alanın “kentsel meskun (yerleşik) alan” ve yaklaşık 47 hektarlık alanın ise ”sanayi ve depolama alanı” olarak ayrıldığı görülmüştür. Buna göre; davalı idarece, dava süreci içerisinde yargı kararı gereğince, uyuşmazlık konusu alana ilişkin daha önce onaylanan alt ölçekli planlar ile belirlenen kullanımlar ve alanın tarım arazisi vasfında olan kısımları açısından 5403 sayılı Kanun'un geçici 6. maddesi dikkate alınarak Evreşe beldesinin yeniden planlandığının anlaşıldığı, yargı kararı uyarınca plan değişikliği yapılırken gündeme gelen yeni fiili durumlar da (Lapseki ile Gelibolu İlçeleri arasında bulunan ve yapımı tamamlanan 1915 Çanakkale Köprüsü’nün hizmete açılması) göz önünde bulundurularak yeni kullanımlar belirlendiğinden bu kullanımlar açısından işin esasının da incelenmesi gerekmektedir. Çevre düzeni planına ait plan notlarının "Tanımlar" başlıklı kısmının 4.8. sayılı maddesinde kentsel gelişme alanları; bu planın hedef yılına ilişkin nüfus kabulleri ile ilke ve stratejilerine göre belirlenen kentsel yerleşim amaçlı kullanım alanları olarak tanımlanmıştır. Plan Açıklama Raporunun "Hedefler, Alt Hedefler ve Stratejiler" başlıklı 3. maddesi kapsamında, kentsel yerleşimlere ilişkin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı ile önerilen gelişme şekli hedefleri başlığı altında yer verilen "Alt Hedef ve Stratejiler" kısmında, kentsel gelişme süreci içerisinde; öncelikli konular kapsamında çevresel yatırımlar ile ulaşım, altyapı, doğal afetlere afet öncesi gerekli tedbirlerin alınması gibi yatırımlara öncelik verileceğinin, mevcut altyapı ve teknik altyapının iyileştirilmesinin, plan kapsamında öngörülen gelişme ve çalışma alanlarında ise, altyapı ve teknik altyapı yatırımları tamamlanmamış alanların yerleşime açılmaması ile ilgili plan kararlarının geliştirilmesinin hedeflendiği, "Arazi Kullanımı" başlıklı 9. maddede de, kentsel gelişme alanlarının, planlama bölgesi içerisinde sektörel projeksiyonlar, nüfus kabulleri ve mekânsal projeksiyonlar esas alınarak mekânsal kullanım ihtiyacının karşılandığı yerleşme alanları olduğu, planlama bölgesindeki kentsel yerleşmelerin kentsel gelişme alanı ihtiyacı belirlenirken, öncelikle onaylı imar planları kapsamında öngörülen kentsel gelişme alanlarının yeterli olup olmadığına bakılarak, nüfus kabulleri doğrultusunda gerekli gelişme alanlarının öngörüldüğü, onaylı imar planları kapsamında öngörülen kentsel gelişme alanlarının, nüfus gelişiminin üstünde olduğu durumlarda, mekânsal kullanım alanının plan kapsamında belirlenen doğal, yapay ve yasal eşiklere (ormanlar, tarım alanları, özel statülü alanlar, koruma alanları, kıyı alanları, önemli doğa alanları, sulama alanları vb.) uygun olup olmadığına bakılıp, uygun olmayan kısımlar irdelenerek plan kararları oluşturulacağı görülmektedir. Plan notlarının 4.11. sayılı tanım maddesinde ise sanayi ve depolama bölgeleri, orta ve büyük ölçekli sanayi işletmeleri ve bu işletmeler ile ilintili açık ve kapalı depolama tesisleri ile aynı zamanda endüstriyel hammadde ve mamül ürünler ile tarım ürünlerinin açık ya da kapalı depolanması amacıyla düzenlenmiş alanlar olarak tanımlanmış, "Özel hükümler" başlıklı kısmının 8.5. maddesinde, sanayi ve depolama bölgelerinde sanayi tesisleri, sanayi hammadde ve üretim malzemeleri ile bitkisel ve hayvansal ürünler için, açık ve kapalı depolama ve stok alanları, yükleme ve boşaltma alanları ve bunların ihtiyacı olan açık ve kapalı otoparklar, garajlar ve altyapı tesis alanlarının yer alabileceği, plan döneminde oluşacak sanayi tesisi taleplerinin bu planla belirlenmiş sanayi alanlarına yönlendirilmesi ve aynı sanayi faaliyet türlerinin bir araya getirilmesinin sağlanacağı, bu alanlarda yapılaşma koşullarının; mevzuat, tür, teknoloji vb. unsurlar dikkate alınarak alt ölçekli planlarda belirleneceği, mevzuata uygun yapılaşmış olan sanayi tesislerinin, ilgili mevzuat çerçevesinde kirliliği önleyici her türlü tedbiri almak ve gerekli altyapıyı oluşturmak zorunda olduğu, henüz yapılaşmaya gidilmemiş sanayi alanlarında atıklara ilişkin gerekli tedbirler alınıp altyapı tesisleri gerçekleşmeden iskan ruhsatı verilemeyeceği, çevre kirliliğini önlemek amacıyla alınacak önlemler ile birlikte, atık suların bertarafında “Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği”nin “Teknik Usuller Tebliği”nde belirtilen kriterlerin sağlanacağı ve bu alanlarda yer alacak tesislerin çevresel etki değerlendirmesine (ÇED) tabi olması halinde, ilgili hükümlerin uygulanacağı kurala bağlanmıştır. Diğer yandan, yine Plan Açıklama Raporunun "9.2.Çalışma Alanları" başlıklı kısmında yer alan 9.2.2. sayılı maddede, plan kapsamında yer alan sanayi ve depolama bölgelerinin mevcut alanlarda geliştirilmekle birlikte, yerleşimlerin potansiyelleri, ürün deseni, bölgesel ihtiyaçlar ve sektörel projeksiyonlar doğrultusunda, yer seçimine uygun alanlarda sanayi ve depolama bölgelerinin geliştirildiği görülmektedir. Davalı idarece dosyaya sunulan plan değişikliği gerekçe raporundan da, bahse konu alana ilişkin 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1.000 ölçekli uygulama imar planlarının ... Bankası A.Ş. tarafından 12/06/1990 ve 30/05/1997 tarihlerinde onaylandığı ve bu planlara dayalı olarak parsel bazında 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 15. ve 16. maddeleri uyarınca uygulamalar yapıldığı, bu nedenle belde merkezinin planlama sınırında bir değişikliğe gidilmediğinin ifade edildiği görülmüştür. Bölgenin ağırlıklı olarak tarım alanı niteliği taşıdığı, Çanakkale İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün 14/04/2022 tarihli görüş yazısında; “Evreşe Beldesi yerleşim yerinin Evreşe Belediye Meclisinin 12/06/1997 tarih ve 05 numaralı kararı uyarınca tasdik edilen, 16/06/1997 tarihinde ... Bankası tarafından onaylanan 1/5.000 ölçekli planlı alan olduğunun görüldüğü, 7181 sayılı Tapu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21. maddesinin geçici 6. maddesinde '19/7/2005 tarihinden önce onaylanmış 1/5.000 veya 1/1.000 ölçekli imar planları veya arsa vasıf kazanmış parseller ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce belirlenen onaylı köy ve/veya mezraların yerleşik alanı ve civarı ile yerleşik alanlar izinli kabul edilir.' hükmünün bulunduğu belirtilerek, 1/5.000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı bulunan alanlar ile bu alanlarda 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği talebi hakkında 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında yapılacak bir işlem bulunmadığı...” şeklinde görüş verildiği görülmektedir. Yine gerekçe raporundan, ilgili kurum ve kuruluş görüşlerinin alındığı, alanın Saros Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırı içerisinde yer alan ve planda “kentsel gelişme alanı” olarak belirlenen yaklaşık 4 hektarlık alanın “tarım alanı” olarak belirlendiği görülmektedir. Yukarıda yer verilen açıklamalar neticesinde uyuşmazlığın değerlendirilmesinden; Evreşe Beldesi açısından, 2040 yılı plan projeksiyon döneminde mekânsal kullanımlar açısından; yürürlükteki imar planları ile öngörülmüş mekânsal kullanımlar dışında, güney bölgesinde gelişme alanı önerildiği, planlama bölgesi için öngörülen öneri demiryolu hattının bir ayağının da Evreşe'de yer aldığı, ayrıca yerleşim merkezinin doğusunun sanayi ve depolama alanı olarak belirlendiğinin plan açıklama raporunda belirtildiği görüldüğünden, plan açıklama raporu ile plan paftaları arasında bir uyumsuzluktan söz edilemeyeceği, dava konusu işleme ilişkin plan değişikliği gerekçe raporunda da, Lapseki ile Gelibolu ilçeleri arasında bulunan ve yapımı tamamlanan 1915 Çanakkale Köprüsü’nün hizmete açılması ile birlikte bölgede yatırım sahalarının artacağı, Gelibolu bölgesinde sanayi ihtiyacına yönelik bölgeye hizmet edecek organize sanayi bölgesi veya nitelikli sanayi alanı bulunmadığı ve bölgede mevcutta sanayi yatırımlarının olmasından dolayı “sanayi ve depolama bölgesi” ihtiyacının bulunduğunun belirtildiği görüldüğünden, Evreşe Beldesi'nde belirlenen sanayi ve depolama alanın, Köprü'nün hizmete açılması ile çoğalacak yatırım sahalarına, bir diğer deyişle, Evreşe Beldesi'nden ziyade Gelibolu ilçesine hizmet edecek nitelikte, bölgesel ihtiyaç nedeniyle planladığı, dolayısıyla, alan açısından ortaya çıkan yeni hukuki ve fiili durumlar gözetilerek belirlenen sanayi ve depolama bölgesi kullanımı yönünden, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır Bu nedenle, bölgeye hizmet edecek şekilde planlanan sanayi ve depolama bölgesi kullanıma bağlı olarak Evreşe Beldesi'nde bir nüfus hareketliliğinin yaşanacağının açık olduğu, ayrıca 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı plan notlarında da düzenlendiği üzere, onaylı alt ölçekli imar planları kapsamında öngörülen kentsel gelişme alanlarının, nüfus gelişiminin üstünde olduğu durumlarda, mekânsal kullanım alanının plan kapsamında belirlenen doğal, yapay ve yasal eşiklere (ormanlar, tarım alanları, ... sulama alanları vb.) uygun olup olmadığına bakılıp, uygun olmayan kısımlar irdelenerek plan kararları oluşturulacağı hususları dikkate alındığında, alanda belirlenen kentsel gelişme alanı kullanımı yönünden de şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına aykırılık bulunmadığı gibi dava konusu işleme ilişkin gerekçe raporunda yer verilen tüm bu hususlar açısından, dava konusu planlamada hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından yapılan ... TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacı ve davalı idareye iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 17/09/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.