Başvuru, delillerin eksik ve hatalı değerlendirilmesi sonucu mahkûmiyete karar verilmesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesinin tebliğ edilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, delillerin eksik ve hatalı değerlendirilmesi sonucu mahkûmiyete karar verilmesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesinin tebliğ edilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 25/4/2014 tarihinde İstanbul Sulh Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 24/7/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 25/2/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık,süresi dolmasına rağmen görüş sunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Polis memuru olan başvurucu, olay tarihinde Küçükçekmece ilçesinde bulunan bir kafede silahını unutmuş, sonrasında bulamamıştır. Bu konuda aynı kafede bulunan mağdur İ.K.nın bilgisine başvurulmuştur. Mağdur İ.K., silahını kaybeden başvurucu ve arkadaşlarının kendisine işkence yaptıklarını iddia ederek şikâyetçi olmuştur. Başvurucu ve dört şüpheli hakkında yapılan soruşturma sonunda işkence ve görevi kötüye kullanma suçlarını işledikleri iddiasıyla Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca 9/12/2009 tarihli iddianame düzenlenmiştir. İddianamenin kabulüyle kamu davası açılmıştır. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/310 esas sırasına kaydedilen davanın ilk celsesi 26/04/2010 tarihinde yapılmış ve başvurucu ile birlikte diğer sanıklar ve mağdur dinlenmiştir. Mağdurun beyanının ilgili kısmı şöyledir:"... ifadem ve şikayet dilekçemdeki belirtilen hususlar doğrudur. Ancak sanıklar daha sonra benim annemin elini öpmüşlerdir. O tarihte Küçükçekmce Emniyet Müdürü olarak Ş. Ç. beni makamına çağırdı. Kandil günüydü. Benimle sohbet etti. Ben de polis memurlarının zarar görmemeleri için sanıklar hakkındaki şikayetimden vazgeçtim ve bu konuda şikayetten vazgeçme dilekçesi verdim. Ancak olay doğrudur ve gerçektir. Fakat sanıklar hakkındaki şikayetimden vazgeçiyorum." Sonraki celselerde tanıklar dinlenmiş, 1/12/2011 tarihli duruşmada Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasını sunmuştur. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin 8/10/2012 tarihli ve E.2009/412, K.2012/310 sayılı kararı ile başvurucunun “işkence” suçunu işlediği kanaatine varılarak sonuç olarak 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve diğer suçtan ceza tayinine yer olmadığına karar verilmiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:"Sanıklar , , Ö. ve Zekayi'nin [Başvurucu] Küçükçekmece Emniyetinde görev yapmakta oldukları, Zekayi'nin 04/06/2009 tarihinde H... Kafe denilen yerde silahını kaybettiği, müştekinin sanık Zekayi'den yaklaşık on dakika sonra silahın kaybolduğu tuvalete gittiği, bunun üzerine müştekiden şüphelendikleri, 04/06/2009 tarihinde müştekinin karakolda sanıklarca sorgulandığı, yapılan tüm sorgulamalara rağmen müştekinin silahla bir ilgisinin bulunmadığını bildirdiği, bunun üzerine müştekinin serbest bırakıldığı, olay sırasında yukarıda isimleri belirtilen tüm sanıkların karakolda görevde oldukları, ertesi günü yani 05/06/2009 günü de aynı sanıkların müştekiyi tekrar karakola alarak yeniden sorgulamaya başladıkları, silah konusunu müştekinin kabul etmemesi üzerine müştekiye önce sözlü olarak daha sonra da fiili olarak baskıya başladıkları, iddianamede belirtildiği şekilde kötü muamelede bulundukları tabip raporu ve müşteki anlatımı ile tüm dosya kapsamından anlaşılmış, sanıklardan A. Ö.nün bu eylemlere katıldığına dair cezalandırılmasına ilişkin kati ve inandırıcı yeterlidelil elde edilememiştir. Yine tüm sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma suçundan dava açılmış ise de; sanıkların eyleminin bir bütün olarak ele alındığında yapılan eylemlerin işkence suçunun unsurlarını oluşturduğu, ayrıca görevi kötüye kullanmak suçunu oluşturacak özel kasıt altında işlenmiş herhangi bir eylem bulunmadığı anlaşılmakla buna dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " Başvurucu müdafiinin temyizi üzerine karar Yargıtay Ceza Dairesinin 13/2/2014 tarihli ve E.2013/16972, K.2014/3087 sayılı ilamıyla işkence suçu yönünden onanmış, diğer suç yönünden bozulmuştur. Anılan Dairece Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının onama istekli tebliğnamesi başvurucuya tebliğ edilmeden kısmi onama kararı verilmiştir.Başvurucu, onama kararını 31/3/2014 tarihinde öğrenmiştir. Bireysel başvuru 25/4/2014 tarihinde yapılmıştır.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur." 4/4/1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun “Temyiz dilekçe ve layihasının tebliği ve cevabı” kenar başlıklı maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:“Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname, hükmü temyiz etmeleri veya aleyhlerine sonuç doğurabilecek görüş içermesi halinde sanık veya müdafii ile müdahil, şahsi davacı veya vekillerine dairesince tebliğ olunur. İlgili taraf tebliğden itibaren yedi gün içinde yazılı olarak cevap verebilir.”