10. Hukuk Dairesi 2025/7515 E. , 2025/16736 K. "" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1753 E., 2025/368 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çarşamba 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2021/279 E., 2023/454 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edimekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tar…
10. Hukuk Dairesi 2025/7515 E. , 2025/16736 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1753 E., 2025/368 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çarşamba 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2021/279 E., 2023/454 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edimekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin mirasçısı olduğu ...'ın 13.08.2020 tarihinde çalıştığı esnada kalp krizi geçirerek vefat ettiğini, davacıların müteveffanın desteğini kaybetmesi nedeniyle maddi kayba uğradıklarını ileri sürerek murislerinin iş kazası sonucu ölümü nedeniyle maddi ve manevi tazminatın davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili iş yerinin kusurunun bulunmadığını, davacıların murislerinin kalp krizi geçirmesinde müvekkili işverenin bir kusurunun bulunmaması nedeniyle söz konusu olayın iş kazası olarak nitelendirilemeyeceğini, davacının iş kazası iddialarını kabul etmediklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetinden ve kardiyoloji uzmanı doktor bilirkişiden ayrı ayrı rapor aldırıldığı, bilirkişi raporlarında meydana gelen olayda davalı işverenin kusurunun bulunduğunun tespit edilemediği, her ne kadar davacıların murisinin, iş yerinde iş saatlerinde kalp krizi geçirip vefat etmiş olsa da "hayvancılık/sağımhanede çalışır" ibaresi olan geçerli bir sağlık raporunun SGK Müfettiş raporu ekinde mevcut olduğunun, yine aynı raporda müteveffanın iş sağlığı ve güvenliği eğitimi aldığına dair belgelerin ekli olduğunun, kesin ölüm raporuna ve kardiyolog bilirkişinin raporuna göre muriste mevcut olan kalp damar hastalığı gelişen kalp tamponadından dolayı davaya konu vefat olayının gerçekleştiğinin tespit edildiği, bu nedenle muris tarafından yapılan iş ile vefat olayı arasında illiyet bağının tespit edilemediği, meydana gelen ölüm olayında davalı iş yerinin kusuru bulunmadığından dolayı davacının, kusur sorumluluğuna dayanan tüm taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verildiği görülmüştür. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar murisinin, davalıya ait hayvan çiftliğinde bakıcı ve bekçi olarak 27.10.2010 tarihinde çalışmaya başladığı, 13.08.2020 günü vardiya çıkışında saat 06:30 sularında işletmenin personele ayrılan bölümündeki banyoya duş almak için girdiği ve banyoda iken kalp krizi geçirerek vefat ettiği, SGK müfettişi raporunda; olayın iş kazası olduğu, ... Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 06.10.2020 tarihli raporunda kesin ölüm sebebinin mevcut kalp-damar hastalığı sonucu gelişen kalp krizi olduğunun belirtilmesi, işveren veya üçüncü bir kişinin kusurunun bulunmadığının belirtildiği, ceza soruşturmasında, kusur raporu alınmadığı ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, iş güvenliği uzmanlarından oluşan 3 kişilik bilirkişi heyeti raporu ve kardiyoloji uzmanı raporunda, olayın iş kazası olduğunun, ancak ölüm olayının sigortalıda mevcut kalp hastalığından kaynaklandığı, işveren veya başka birisinin kusurunun bulunmadığının belirtildiği, TRH 2010 Tablosuna göre düzenlenen hesap bilirkişi raporunda, davacı eş ...'nin maddi zararının 1.052.409,74 TL olduğu, diğer davacıların maddi zararının bulunmadığının belirtildiği, iş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat davalarında, işverenin sorumluluğunun, akde aykırılıktan doğan kusur sorumluluğu olduğu, müfettiş raporu ve 3 kişilik bilirkişi raporunda, kazanın, murisin mesai bitiminde işyerindeki banyoyu kullanırken kendisinde önceden mevcut olan kalp hastalığından kaynaklandığı ve işverene yüklenebilecek kusur bulunmadığı belirtildiğinden ve hesaplamalarda ve yargılama giderlerinin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince verilen kararın isabetli olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Kusursuz sorumluluk koşullarının tartışılmadığını, işyeri şartlarının kalp krizini tetikleyip tetiklemediğinin tartışılmadığını, b. Fazladan ret vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. 2.Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. 3.Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.20 13... /21-1 02... /1456 sayılı kararı). 4.6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. 5.Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. 6.Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.20 13... /21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. 7.İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. 8.Öte yandan kaçınılmazlık; hukuksal ve teknik anlamda; fennen önlenmesi mümkün bulunmayan başka bir anlatımla, işverence mevzuatın öngördüğü tüm önlemlerin alınmış olduğu koşullarda dahi önlenmesi mümkün bulunmayan durum ve sonuçları ifade eder. Olayın önlenemezliği hususunu açmak gerekirse; buradaki önlenemezlik olayla ilgili değildir. Önlenemezlik unsuru, tamamen davranış normu ve borca aykırılıkla ilgili olup alınabilinecek tüm tedbirler alınmış olunsa dahi bir davranış normunun veya sözleşmeden doğan bir borcun ihlalinin ifadesidir. Yani olay önlenemez olmasına rağmen bir davranış kuralına ya da sözleşmeden doğan borca aykırılık önlenebiliyorsa artık kaçınılmazlıktan söz etme imkanı yoktur. 9.Kalp krizi sonucu gerçekleşen iş kazalarında kaçınılmazlığın söz konusu olmayacağı dikkate alınarak işveren kusuru ile bünyesel faktör arasındaki dağılımın ne miktarda olduğunun tespiti gerekmektedir. Zira, kaçınılmazlıktan farklı olarak bünyesel faktörden davalı işverenin sorumlu tutulması mümkün değildir. 10.Dosya kapsamından ... sigortalının davalı şirket nezdinde "hayvanlara bakarak" ve "bekçi" olarak çalışmakta iken 13.08.2020 tarihinde vardiya çıkışında saat 06:30 sularında işletmenin personele ayrılan bölümündeki banyoya duş almak için girdiği ve banyoda iken kalp krizi geçirerek vefat ettiği, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından olayın iş kazası olarak kabul edildiği, ... inceleme raporunda; kazanın meydana gelmesinde işveren şirketin ve ... sigortalının kusurunun bulunmadığı yönünde tespitler yapıldığı, aynı olaya ilişkin yapılan ceza soruşturmasında, kusur raporu alınmadığı ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, eldeki dosyada iş güvenliği uzmanlarından oluşan 3 kişilik bilirkişi heyeti raporu ve kardiyoloji uzmanı raporlarında, ölüm olayının sigortalıda mevcut kalp hastalığından kaynaklandığı, işveren veya başka birisinin kusurunun bulunmadığının belirtildiği, Mahkemece bu raporlara itibar edilerek karar verildiği, ancak işbu raporlarda özellikle müteveffanın çalışma saatlerinin ve bünyesel faktörlerin iş kazasının oluşumunda bir etkisinin olup olmadığı, tartışılıp irdelenmediği anlaşılmaktadır. 11.Tüm yukarıda açıklanan ilkeler ve yasa maddeleri doğrultusunda, Mahkemece yapılacak iş; öncelikle hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından açılmış olan rücuan tazminat dava dosyasındaki kusur raporunun dosya kapsamına getirtilerek -verilen kararın kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek- davacının kaza öncesi ve kaza sonrası dönemlere ait, temin edilebilen tüm tıbbi belge ve raporları dosyaya celp edildikten sonra yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda işverenden sigortalının şahsi sicil dosyasının tümü getirtilerek, işverenin sigortalının periyodik sağlık muayenelerini yaptırıp yaptırmadığı, bu muayenelerde kalp rahatsızlığı ile ilgili bir bulguya rastlanıp rastlanmadığı, şahsi dosyada "kalp rahatsızlığı" nedeniyle alınmış bir istirahat raporunun bulunup bulunmadığı, ölüm olayından önceki tarihlerde sigortalının bünyesini zorlayacak bir çalışma yaptırılıp yaptırılmadığı, olay günü sigortalıyı işyerinde rutin dışında bir gerginlik ve stres içine sokacak bir olayın cereyan edip etmediği araştırılmak, ayrıca, kalp krizinde, kişinin yaşının, beslenme şekli ve kültürünün, genetik özelliklerinin ve bünyevi yapısının, tütün bağımlılığı, alkol kullanımı, egzersiz durumunun, cinsiyetinin de faktör olduğu, sağlığının çeşitli faktörlerinin bir araya gelmesiyle bozulabileceği; ayrıca işyerinde çalışma şartlarının ve özellikle çalışma saatlerinin kalp krizini tetikleyip tetiklemediği hususlarının kusurun ağırlığının değerlendirilmesinde dikkate alınacağı işyeri hekimliği, işgücü sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman olan bir kardiyoloğun da yer alacağı bilirkişi heyetinden iş kazası ile çalışma şekli arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, illiyet bulunuyorsa kalp krizinin oluşumunda işverenin kusurunun bulunup bulunmadığının saptandığı, kusuru mevcut ise kusurunun ağırlığını, kalp krizinde işyeri koşullarının etkili olup olmadığını, sigortalının kendi bünyesinden kaynaklanan nedenlerin ne kadar etkili olduğunu ve tarafların iddia ve itiraz sebeplerinin değerlendirilmesini de kapsar şekilde tespit eden kusur raporu aldıktan sonra sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. 12. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 13. O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz eden davacılar vekilinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.