Başvuru, sınır dışı edilme kararı nedeniyle aile hayatına saygı hakkının; idari gözetim altında tutulma nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; sınır dışı etme kararına karşı açılan davada verilen kararın kesin olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, sınır dışı edilme kararı nedeniyle aile hayatına saygı hakkının; idari gözetim altında tutulma nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; sınır dışı etme kararına karşı açılan davada verilen kararın kesin olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 22/4/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:A. Sınır Dışı İşlemi Hakkındaki Dava Süreci Başvurucu Türkmenistan uyruklu olup 10/5/1978 doğumludur. Başvurucu konsolosluk aracılığı ile Türkiye'de çalışma izni başvurusunda bulunmuş, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından başvurucuya 5/6/2014 ile 4/6/2015 tarihleri arasında ev hizmetlerinde çalışma izni verilmiştir. Başvurucu 2/7/2014 tarihinde Türkiye'ye giriş yaptığı sırada pasaport kontrolü sonucunda hakkında vize tahdit ve ülkeye giriş yasağı olduğu tespit edilmiştir. Konuya ilişkin 3/7/2014 tarihli tutanakta, başvurucunun pasaportunda kayıtlı vatandaşlık numarası ile sorgu yapıldığında başvurucunun daha önceki soyadının İbragimova olduğunun anlaşıldığı ve başvurucu hakkında vize ihlali ve ikamet tezkeresinin geçersiz olması nedeniyle 14/12/2012 tarihinde yurda giriş yasağı bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca başvurucu hakkında sahte şekilde Ahıska Türklerine verilen ikametgâh belgesi düzenlediğinden bahisle resmî belgede sahtecilik suçundan Mersin Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açıldığı ve anılan Mahkeme tarafından 9/4/2014 tarihli yakalama kararı verildiği anlaşıldığından başvurucu ifadesi alınmak üzere Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesine sevk edilmiştir. Başvurucu Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesine verdiği 3/7/2014 tarihli ifadesinde, Türkiye'ye ilk defa 2007 yılında geldiğini, 2012 yılına kadar ikamet izni almadan ve kaçak şekilde Türkiye'de çalıştığını, sonra memleketine döndüğünü, Ahıska Türkü olmadığını, ikametgâh belgesinin bulunmadığını belirtmiştir. Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi ifadesi alındığından başvurucunun serbest bırakılmasına karar vermiştir. Asliye Ceza Mahkemesinin kararını müteakiben, İstanbul Valiliğinin 4/7/2014 tarihli kararıyla 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hakkında sınırdışı ve idari gözetim kararı alınan başvurucu sınırdışı edilmek üzere Kumkapı Geri Gönderme Merkezine yerleştirilmiştir. Başvurucunun, idari gözetim kararına karşı yaptığı itirazı inceleyen İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği, 25/7/2014 tarihli kararıyla başvurucunun kanuna uygun olarak ülkeye girmesi ve çalışma izninin bulunması nedeniyle idari gözetim kararını kaldırmış; yirmi gün gözetim altında kalan başvurucu serbest bırakılmıştır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 14/8/2014 tarihinde başvurucunun çalışma izni, ülkeye giriş yasağı olması nedeniyle iptal edilmiştir. Başvurucu 8/2/2015 tarihinde Türk Cumhuriyeti vatandaşı A. ile evlenmiştir. Başvurucunun sınır dışı etme işlemine karşı açtığı dava, İstanbul İdare Mahkemesinin 27/2/2015 tarihli kararı ile kesin olarak reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde; başvurucunun daha önce vize ve ikamet tezkeresi kurallarına aykırı davranması nedeniyle hakkında ülkeye giriş yasağı bulunduğu, buna rağmen ülkeye giriş yaptığı, kamu güvenliğinin ve kamu düzeninin sağlanması amacıyla sınır dışı edilmesi işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı ifade edilmiştir. Bu karar 1/4/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 22/4/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun sınır dışı edilme ve idari gözetim işlemine yönelik tedbir kararı verilmesi istemi, Anayasa Mahkemesinin 20/5/2015 tarihli kararı ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün maddesi uyarınca reddedilmiştir.B. Bireysel Başvuru Tarihinden Sonra Yaşanan Gelişmeler İstanbul İdare Mahkemesinin davanın reddine dair kararından sonra, İstanbul Valiliğinin 2/4/2015 tarihli kararıyla başvurucu yeniden idari gözetim altına alınmış, başvurucunun bu karara itirazı İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin 13/4/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün 5/8/2019 tarihli yazısında; başvurucu hakkında İstanbul Valiliğinin 2/4/2015 tarihli işlemi ile sınır dışı ve idari gözetim kararı alınmış olduğu, ancak GöçNet sisteminde yapılan araştırmada başvurucu hakkında herhangi bir sınır dışı veya idari gözetim kararına rastlanmadığı, başvurucunun 21/8/2021 tarihine kadar aile ikamet iznine sahip olduğu bildirilmiştir. Başvurucu ise 21/11/2019 tarihli cevap yazısında, bireysel başvuru tarihinden itibaren geçen sürede sınır dışı işlemi uygulanmadığını, idari gözetim altına alınmadığını, 21/8/2017 tarihinde insani oturum hakkı verildiğini, İstanbul Valiliğinin 2/4/2015 tarihli sınır dışı işleminin de idare mahkemesi kararıyla iptal edildiğini beyan etmiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemede, İstanbul Valiliğinin 2/4/2015 tarihli işlemi ile Mersin Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/688 sayılı dosyasında yakalama kararı bulunduğu ve tahdit kayıtları olduğu gerekçesiyle başvurucunun sınır dışı edilmesine karar verildiği, ancak bu işlemin İstanbul İdare Mahkemesince 27/11/2015 tarihinde iptal edildiği anlaşılmıştır. İstanbul İdare Mahkemesinin karar gerekçesinde başvurucunun yetkili makamlardan aldığı vize ile ülkemize giriş yaptığı, usulüne uygun bir şekilde Türk vatandaşıyla evlendiği ve aile hayatı içerisinde yaşadığı, evliliğin formalite olduğuna dair delil bulunmadığı, bu nedenle sınır dışı edilmesine ilişkin işlemin hukuka uygun bulunmadığı ifade edilmiştir. Söz konusu karar 27/11/2015 tarihinde kesinleşmiştir. Bunun yanı sıra UYAP üzerinden yapılan incelemede Mersin Asliye Ceza Mahkemesinde başvurucu hakkında açılan dava sonucunda 15/12/2017 tarihinde başvurucunun beraatine karar verildiği anlaşılmıştır. Kararın gerekçesinde; sanıkların sahtecilik suçundan cezalandırılabilmesi için öncelikle suça konu bir belgenin olması gerektiği, başvurucunun da aralarında bulunduğu sanıklar bakımından suça konu herhangi bir belgenin bulunmadığı, bu nedenle yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı belirtilmiştir.