Başvuru, vazife malullüğü aylığı bağlanması talebinin reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada Askeri Yüksek İdare Mahkemesi AYİM) tarafından benzer davalardan farklı kararlar verilmesi nedeniyle eşitlik ilkesinin ve adil yargılama hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, vazife malullüğü aylığı bağlanması talebinin reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) tarafından benzer davalardan farklı kararlar verilmesi nedeniyle eşitlik ilkesinin ve adil yargılama hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 3/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 24/10/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 18/1/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 17/2/2016 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, askerlik vazifesini yapmak üzere 26/2/2010 tarihinde birliğine katılmıştır. Başvurucu 4/3/2010 tarihinde ÇBR menüskopati şüphesiyle Isparta Asker Hastanesine sevk edilmiş, yapılan muayene sonucunda sağ akut diz ACL rüptürü ön tanısıyla MR tetkiki için Isparta Devlet Hastanesine sevkedilmiştir. Başvurucunun 11/3/2010 tarihinde yapılan muayenesinde dizindeki ödemin çözülmesinin beklenmesi için kendisine yedi gün istirahat verilmiştir. Başvurucu 7/4/2010 tarihinde Derince Asker Hastanesine başvurmuş, ön çapraz bağ rüptürütanısı ile Gölcük Asker Hastanesine sevk edilmiş, burada sağ diz ön çapraz bağ ameliyatı yapılarak kendisine üç ay hava değişimi verilmiştir. Bundan sonra Kütahya ve Gölcük Asker Hastaneleri ile GATA Komutanlığı TSK Rehabilitasyon Merkezinde başvurucunun tedavisine devam edilmiştir. Başvurucu hakkında, tedavi sürecinin sonunda GATA Asker Hastanesi Sağlık Kurulunun 9/2/2011 tarihli raporu ile sağdiz patellafemoral eklem çıkığı ve sağ diz eklem kısıtlılığı teşhisi ile ''B/58 F-2 askerliğe elverişli değildir.'' kararı verilmiştir. Başvurucu 9/5/2011 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurarak kendisine vazife malullüğü aylığı bağlanmasını talep etmiş ancak başvurusu, maluliyetinin neden ve ne tesiriyle meydana geldiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucunun ret işleminin iptali istemiyle açtığı davada AYİM Üçüncü Dairesi 6/12/2012 tarihli ve E.2012/1139, K.2012/2404 sayılı kararında, dava konusu işlemde belirtilen gerekçeyle davanın reddine karar vermiştir. Başvurucu 14/1/2013 tarihli dilekçesi ile kararın düzeltilmesini istemiş, 25/3/2013 tarihli dilekçesinin ekinde koşu yaparken dizinin dönmesi sonucu hastaneye sevk edildiğine ilişkin Eğitim Doktrin Komutanlığınca verilen 14/3/2013 tarihli yazıyı ve 29/1/2013 tarihli dilekçesinin ekinde de olaya ilişkintanık beyanlarını AYİM Üçüncü Dairesine ibraz etmiştir. AYİM Üçüncü Dairesi 4/4/2013 tarihli kararıyla başvurucunun ibraz ettiği belgelerin davanın esasını etkileyebilecek nitelikte olduğundan bahisle karar düzeltme istemini kabul ederek usule ilişkinişlemlerin tamamlanmasına karar vermiştir. AYİM Üçüncü Dairesi 4/4/2013 tarihli ara kararıyla, davacının koşu yaparken dizinin döndüğüne dair bilginin nereden ve nasıl temin edildiğine dair bilginin ve buna ilişkin varsa kaydın gönderilmesini istemiş; Eğitim Doktrin Komutanlığının 24/6/213 tarihli dilekçesi ile bilgi edinme başvurusu üzerine düzenlenen belgede yer alan bilginin ilgilinin kendi beyanı ve birlikte eğitim gördüğü erlerin ifadesi doğrultusunda verildiği, olayın ne şekilde ve nasıl meydana geldiğine ilişkin bilgi, belge, tutanak veya kaydın bulunmadığı bildirilmiştir. AYİM Üçüncü Dairesi 11/7/2013 tarihli ara kararıyla 58'inci Piyade Eğitim Alay Komutanlığından başvurucunun koşu sırasında düştüğü yönünde ifade veren üç erinKomutanlıkta askerlik yapıp yapmadıkları ile askerlik hizmeti yapmış iseler başvurucu ve bu kişilerin hangi bölük veya bölüklerde askerlik hizmetini yaptıklarının bildirilmesini istemiş, ifade verenlerin başvurucu ile aynı dönemde ve aynı komutanlıkta askerlik hizmeti yaptığı Komutanlıkça bildirilmiştir. AYİM Üçüncü Dairesi 18/9/2013 tarihli ara kararıyla Gülhane Askerî Tıp Akademisi Hastanesinden, başvurucunun askerliğe elverişsiz hâle gelmesine neden olan rahatsızlığının sağ diz ön çapraz bağ ameliyatı ile ilgisinin veya bu rahatsızlığının devamı olup olmadığı ile sakatlığın koşu sırasında istem dışı dizin ters dönmesine bağlı olarak meydana gelmesinin mümkün olup olmadığı hususlarına ilişkin sağlık kurulu raporunun gönderilmesini; 58'inci Piyade Eğitim Alay Komutanlığından ise ifade sahiplerinin ve başvurucunun 3-4 Mart 2010 tarihi itibarıyla hangi birlikte görevli oldukları ile aynı tarihlerde koşu eğitimi yaptırılıp yaptırılmadığının veya bu koşunun yaptırılmasının mümkün olup olmadığının bildirilmesini istemiştir. Gülhane Askerî Tıp Akademisi Komutanlığı Askerî Tıp Fakültesi ve Eğitim Hastanesi Baştabipliğince düzenlenen 6/11/2013 tarihli ek raporda başvurucunun askerliğe elverişsiz olmasının nedeninin geçirdiği sağ diz ön çapraz bağ lezyonu olduğu, bu durumun maruz kalınan diz travmasına bağlı olarak gelişebileceği kanaatine varıldığı belirtilmiştir.Komutanlıkça da başvurucu ile ifade sahibi erlerin aynı bölükte askerlik hizmeti yaptıkları belirtilmiş, diğer yandan 3-4 Mart 2010 tarihinde koşu eğitimi yaptırılıp yaptırılmadığı tespit edilememiş ise de sağlık muayenesinde "Koşu yapar." kararı alan erlere eğitim maksatlı koşular yaptırıldığı, benzer bir çalışmanın yapılmış olabileceği yönünde cevap verilmiştir. AYİM Üçüncü Dairesi 28/11/2013 tarihli ve E.2013/431, K.2013/1446 sayılı kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Karar gerekçesi şöyledir:"AYİM 3’üncü Dairesinin 2013 tarih ve Gensek No:2013/137, Esas No:2013/431 sayılı kararı ile davacının 2010 tarihinde 3 km. koşu yaparken dizinin döndüğüne dair bilginin nereden ve nasıl temin edildiğinin bildirilmesi ve olayın bu şekilde meydana geldiğine dair bir kayıt varsa gönderilmesi istenilmiş, K.K. Eğitim ve Doktrin Komutanlığının 2013 tarihli yazısı ile davacının 3 km. koşu sırasında dizinin döndüğüne dair bilginin ilgilinin birlikte eğitim gördüğü acemi erlerin ifadeleri doğrultusunda yazıldığı, bunun haricinde olayın nasıl meydana geldiğini gösterir bir tutanak, herhangi bir kayıt tespit edilmediği bildirilmiştir. AYİM 3’üncü Dairesinin 2013 tarihli ara kararı üzerine 58‘inci P.Eğt.A.K.lığının 2013 tarihli yazısı ile acemi birliğinde beden eğitimi ve spor yönergesi gereği erlere temel beden eğitimi konularının verildiği ve 3000 m. koşunun da bu kapsamda olduğu, ancak 2010 târihinde 3000 m. koşu yaptırılıp yaptırılmadığının tespit edilemediği bildirilmiştir.GATÂ Asker Hastanesinin 2013 tarihli ek raporunda davacının rahatsızlığının sağ ön çapraz bağ lezyonu olduğu, bu rahatsızlığın diz travmasına bağlı olarak gelişebileceği belirtilmiştir....Dava konusu uyuşmazlığın maluliyetin vazifenin sebep ve tesiri ile oluşup oluşmadığı noktasında odaklandığı anlaşılmaktadır.Her ne kadar davacı askerlik vazifesini yaparken düz koşu sırasında dizinin ters dönmesi sonucu sakatlandığını beyan etmiş ve davacının spor esnasında dizinin döndüğü beyanlarına atıfta bulunularak davacının bu beyanı davacı hakkında düzenlenen raporlara geçirilmiş, yine davacı tarafından kararın düzeltilmesi aşamasında yaralanmanın 3000 m. koşu esnasında meydana geldiğine dair Eğitim ve Doktrin Komutanlığının 2013 tarihli yazısı ve yukarıda sözü edilen tanık beyanları ibraz edilmiş ise de;Davacının iddia ettiği gibi 2010 tarihinde davacının koşu sırasında dizinden sakatlandığına dair 2010 tarihinde ilk muayenesinin yapıldığı revir kaydında herhangi bir bilgi yer almamaktadır. 58’inci P.Er Eğt. Tug. K.lığının 2011 tarih ve PER:9640-626-11/Er İşl. sayılı yazısı ile de davacının iddia ettiği gibi bir olay meydana geldiğine ilişkin olarak herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı bildirilmiştir.Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanlığının 2013 tarihli yazısında 2013 tarihli yazılarındaki davacının 2010 tarihindeki 3000 m. koşu sırasında yaralandığına dair ibarelerin davacının müracaatında eklediği tanık beyanlarına dayanılarak yazıldığı, bunun dışında başka bir bilgi ve belge bulunmadığı belirtilmiştir. Davacının ibraz ettiği tanık beyanları incelendiğinde, tanıkların farklı yerlerde ifade verdikleri, ifadelerinin hemen hemen aynı cümlelerle yazıldığı dikkate alındığında tanık ifadelerinin de ciddi ve inandırıcı olmadığı değerlendirilmiştir.Tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde davacının soyut iddiası dışında, davacının beyanlarını destekler nitelikte davacının malûliyetinin askerlik hizmetinin sebep ve tesiri ile meydana geldiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmaması sebebiyle maluliyetin oluşumunda askerlik hizmetinin sebep ve tesirinin bulunmadığı, vazife malûllüğü aylığı bağlanabilmesi için 5434 sayılı Kanunun öngördüğü koşulların davacı yönünden oluşmadığı, davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık olmadığı sonuç ve vicdani kanaatine varılmıştır."Karar, başvurucuya 25/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.Başvurucu 3/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu tarafından aynı olay sonucu sakat kaldığından bahisle uğradığını ileri sürdüğü maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle açılan davada AYİM İkinci Dairesi 18/12/2013 tarihli ve E.2012/821, K.2013/1547 sayılı kararıyla başvurucuya 000 TL maddi ve 000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Davacının yaralanmasının, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava esnasında Milli Savunma Bakanlığınca savunma kapsamında talep edilmesi üzerine gönderilen Antalya 3'üncü Piyade Eğitim Tugay Komutanlığının 2012 tarihli yazısında belirtilen, davacının Burdur58‘inci P.Eğt.A.K.lığında askerlik görevini ifa ettiği sırada, 2010 tarihinde acemi birliğinde düz koşu yaparken dizinin dönmesi sonucu ambulans ile eğitim gördüğü Binbaşı Maruf Kışlası içerisindeki Birinci Basamak Muayene Merkezine sevk edilerek hakkında bir gün yatak istirahatinin uygun görüldüğü, müteakiben Isparta Asker Hastanesine sevk edildiğine ilişkin kayıt, tedavi sürecinin bu tarihten sonra devam etmesi ve dosyadaki diğer belgeler dikkate alınarak, 2010 tarihinde eğitim maksatlı olarak yapılan düz koşu esnasında meydana geldiği kanaatine varılmıştır.Söz konusu idareye atfı kabil kusur bulunmamakla birlikte, zararlı sonuç ile hizmet arasında illiyet bağı bulunduğundan, zararın davacı üzerinde bırakılmayarak topluma yayılması hakkaniyet gereği olduğundan, meydana gelen zararın, olayın düz koşu esnasında meydana gelmesi, olayın oluş biçimi dikkate alınarak rahatsızlığın meydana gelmesinde, davacının bünyesel durumu da dikkate alınarak, davalı idarece kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır." Karar, başvurucuya 6/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, karara karşı karar düzeltme kanun yoluna başvurulmamıştır. Başvurucu, vazife malulü sayılması istemiyle açtığı davada verilen karara karşı 19/3/2014 tarihli dilekçesi ileyargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. AYİM Üçüncü Dairesi 3/4/2016 tarihli ve E.2015/755, K.2016/326 sayılı kararıyla yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar vermiştir. Karar gerekçesi şöyledir:"Her ne kadar davacı daha önce dosyada yazılı beyanları bulunan tanıklara ilaveten Mücahit isimli bölük çavuşunun da tanık olarak dinlenmesini talep etmiş ise de; tanıkların yazılı beyanları 2013 tarih ve 2013/431-1446 E.K. sayılı kararında tartışılmış ve değerlendirilmiştir. İdari yargıda yazılılık ilkesi esas olup, Mahkeme huzurunda tanık dinlenmesine ilişkin bir usul hükmü bulunmamaktadır.Davacının AYİM 2’nci Dairesinde davacı hakkında görülen maddi ve manevi tazminat istemli 2012/821 E., 2013/1547 Karar sayılı dava dosyası getirtilerek incelenmiş, dosyada Piyade Alb. Ü. S. tarafından imzalanmış 2012 tarihli yazıda “ ... Ercan DİN’in birliğimizdeki acemi eğitimi döneminde 03 Mart 2010 tarihinde düz koşu esnasında dizinin dönmesi sonucu ambulans ile Alay Komutanlığı Birinci Basamak Muayene Merkezine, müteakiben hastane servisi ile Isparta Asker Hastanesine sevk edilmiştir. Söz konusu olay, ilk kaza raporu düzenlemeyi gerektirmediği için olay tespit tutanağı, ilk kaza raporu, ayrıntılı kaza raporu hazırlanmamıştır." ibarelerine yer verildiği görülmüş, yapılan araştırmada söz konusu yazıda imzası olan P.Alb. Ü. S.'ın olay tarihinde Burdur 58’inci P.A.K.lığında görevli olmadığı olaydan yaklaşık iki yıl sonra 16 Ocak 2012-01 Temmuz 2014 tarihleri arasında söz konusu birlikte görev yaptığı K.K.K.lığının 23 Kasım 2015 tarihli yazısından anlaşılmıştır.Davacı tarafından olaya ilişkin tutanağın Mehmetçik Vakfında bulunduğunun belirtildiği dikkate alınarak söz konusu tutanak Mehmetçik Vakfından istenmiş, TSK Mehmetçik Vakfının 2015 tarihli yazısı ekinde P.Ütğm. S. B. tarafından imzalanmış, “OLAYIN KISACA CEREYAN TARZI” başlıklı fotokopi tutanak gönderilmiştir. Söz konusu tutanakta “03 Mart 2010 tarihinde temel beden eğitimi saatinde bulunduğu takım içerisinde ısınma koşusu yaparken dizinin dönmesi sonucunda rahatsızlığını beyan etmiştir. Akabinde eğitim alanına ambulans çağrılarak revire sevk edilmiştir. ...” ibarelerine yer verildiği görülmüştür.Yapılan araştırmada S. B.’ın 03 Mart 2010 tarihi itibariyle 58’inci P.A.K.lığında Tk.K. olduğunu, ancak davacının takımında değil aynı bölükte farklı takımda görevli olduğunu, bahsedilen olaya şahit olmadığını, P.Er Ercan DİN’i hiç görmediğini, olayı 2013 yılında BİMER veya Mehmetçik Vakfından gelen yazı üzerine öğrendiğini, bunun üzerine araştırma yapıp vizite defterini kontrol edip tutanak tanzim ettiğini beyan ettiği, Tuzla Piyade Okul Komutanlığının 2016 tarihli yazısından anlaşılmıştır.Tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, davacının ileri sürdüğü hususların 1602 sayılı Kanunun 64’üncü maddesi kapsamında yeni delil olmadığı ve yargılamanın yenilenmesini gerektirecek nitelik taşımadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır."B. İlgili Hukuk 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici maddesinin ilgili kısmı şöyledir:'' İlgili kanunlarında düzenleme yapılıncaya kadar;a) 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilenlerden bu Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanuna göre vazife veya harp malûlü sayılması gerekenlerin ve Türk Silâhlı Kuvvetleri tarafından görevlendirildiği tarihte uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak çalışmayanlardan bu Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanuna göre harp malûlü sayılması gerekenlerin kendileri ile bunların dul ve yetimlerine bağlanacak aylıklar hakkında bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur.'' 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun mülga maddesinde malullük şu şekilde tanımlanmıştır:''Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamıyacak duruma giren iştirakçilere (malul) denir ve haklarında bu kanunun malullüğe ait hükümleri uygulanır.'' 5434 sayılı Kanun'un mülga maddesinde vazife malullüğü ve vazife malulü şu şekilde tanımlanmıştır:''44 üncü maddede yazılı malullük; a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa; b) Vazifeleri dışında kurumların verdiği her hangi bir kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa; c) Kurumların menfaatini korumak maksadiyle bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (Maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartıyla); ç) Fabrika, atelye ve benzeri işyerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa; buna (Vazife malullüğü) ve bunlara uğrıyanlara da (Vazife malulü) denir.'' 5434 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:''Muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silah altında bulundukları esnada veya celp ve terhislerinde (serbest sevkler dahil) sevkleri sırasında, Yedek Subay okulu öğrencilerinin gerek okulda, gerek okuldan evvelki hazırlık kıtasında vazife malulü olmaları halinde, kendilerine, öğrenim durumlarına göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinde tespit edilen giriş derece ve kademe tutarlarının, daha önce Devlet Memuriyetinde bulunmuş olanlardan kazanılmış hak aylıkları veya emekli keseneğine esas aylıkları, sözü edilen giriş derece ve kademe tutarının üzerinde olanlara bu aylıkları emeklilik gösterge tablosunda karşılığı olan derece ve kademe tutarının,%70'i üzerinden aylık bağlanır.'' 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun maddesi şöyledir:"Daireler Kurulu asker kişilerle ilgili aşağıda yazılı uyuşmazlıklara ve davalara bakar.a) Birden fazla dairenin görevine taallük eden davalar;b) Askeri Yüksek İdare Mahkemasinin daireleri arasında çıkan görev ve yetki uyuşmazlıkları;c) Bakanlar Kurulu kararlarına karşı açılan davalar;d) Danıştay'dan alınan düşünceler üzerine uygulanan eylem ve işlemler hakkında açılan davalar;e) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkanının veya Başsavcının yahut dairelerin prensibe taallük eden hususlarda Daireler Kurulunda görüşülmesini uygun gördükleri davalar,(e) bendinde yazılı olan yetkinin Başkan tarafından kullanılması, davanın açılması sırasında; Başsavcı tarafından kullanılması, esas hakkında düşünce verilmeden önce olur.Bu yetkinin Başsavcı tarafından kullanılması halinde, dava dosyası ilgili dairece ayrıca bir karar verilmesine mahal kalmaksızın Daireler Kuruluna tevdi olunur." 1602 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"Daireler ile Daireler Kurulundan verilen kararlar hakkında, aşağıda yazılı sebepler dolayısıyle yargılamanın iadesi istenebilir.a) Zorlayıcı sebepler dolayısiyle veya lehine karar verilen tarafın eyleminden doğan bir sebeple elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması;b) Karara esas olarak alınan belgenin sahteliğine hükmedilmiş veya sahte olduğu, mahkeme veya resmi bir makam huzurunda ikrar olunmuş veya sahtelik hakkındaki hüküm karardan evvel verilmiş olup da yargılamanın iadesini isteyen kimsenin, karar zamanında bundan haberi bulunmamış olması;c) Karara esas olarak alınan bir ilam hükmünün kesin hüküm halini alan bir kararla bozularak ortadan kalkması;d) Bilirkişinin kasıtla gerçeğe aykırı beyan ve ihbarda bulunduğunun, hükümle tahakkuk etmesi;e) Lehine karar verilen tarafın, karara etkisi olan bir hile kullanmış olması;f) Vekil veya kanuni temsilci olmayan kimseler huzuru ile davanın görülüp karara bağlanmış bulunması;g) Çekilmeye mecbur olan Başkan veya üyenin katılması ile karar verilmiş olması;h) Tarafları ve sebebi aynı olan bir dava hakkında verilen karara aykırı yeni bir karar verilmesine sebep olabilecek bir madde yokken, aynı Daire veya diğer Daireler yahut Daireler Kurulu tarafından evvelki ilamın hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması.ı) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması.Birinci fıkranın (ı) bendi kapsamına giren kararlar hakkında yargılamanın iadesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir."