DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/2038 E. , 2024/1781 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/2038 Karar No : 2024/1781 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 10/11/2021 tarih ve E:2017/7649, K:2021/3593 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İli
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/2038 E. , 2024/1781 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/2038 Karar No : 2024/1781 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 10/11/2021 tarih ve E:2017/7649, K:2021/3593 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 10/11/2021 tarih ve E:2017/7649, K:2021/3593 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ise ciddi görülmemiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı hakkında, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., K:... sayılı kararı ile "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçunun beraberinde başka suç işleme" ve "silahlı terör örgütüne üye olma" suçlarından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, Bununla birlikte, davacı hakkında anılan suçlardan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı, Davacı hakkındaki tanık beyanı ve davacının kendi beyanı yönünden, davacının üniversite öğrencisi iken örgüt evlerinde kaldığına ve diğer hususlara yönelik tanık ifadesi ile lise döneminde örgüte müzahir dersaneye gittiğine yönelik kendi beyanının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı, Ankesörlü/sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, Sahil Güvenlik Komutanlığında binbaşı olarak görev yapmakta iken 670 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan ve hakkında örgüt suçlarından soruşturma ve kovuşturma bulunan M.K. isimli şahıs ile davacının ... numaralı ankesörlü hattan ardışık aranmasına yönelik tespit dikkate alındığında, davacının örgütün örgütsel amaçlı haberleşme metotlarından olan “ankesörlü/sabit hatlardan aranma” gizli iletişim sistemine dahil olduğu sonucuna varıldığı, FETÖ'nün örgütsel amaçlarına ulaşmak için evlilik müessesesi ve aile yaşamı ile ilgili olarak kullandığı yöntemlere ilişkin tespit ve değerlendirmeler yapılarak davacının eşi ile ilgili maddi ve hukuki süreç belirtildikten sonra davacının durumu değerlendirilerek; FETÖ'nün yapısı ve işleyiş kuralları uyarınca evlilik ve aile yaşamına kadar yansıyan faaliyetlerde bulunduğu ve davacının aile birlikteliği içerisinde birlikte yaşadığı eşinin (yargı kararıyla tespit edilen) FETÖ silahlı terör örgütü içerisindeki konumu dikkate alındığında, davacının söz konusu örgütün faaliyetlerinden ve eşinin örgüt içerisindeki konumundan haberdar olmamasının, bir yargı mensubu olarak yürüttüğü meslek itibarıyla sahip olduğu nitelikler ve donanım ile hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davacının, eşinin söz konusu örgüt içerisindeki faaliyetlerine karşı çıktığı yönünde bir delil de bulunmadığı, bu durumun, bir yargı mensubu olarak üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan ve bağımsız ve tarafsız "olması" kadar bağımsız ve tarafsız "görünmesi" de gereken davacı açısından bağımsızlık ve tarafsızlığından şüphe edilmesine ve dolayısıyla FETÖ ile irtibat ve iltisakı bulunduğu kanaati oluşmasına yeterli bir delil niteliğinde olduğu sonucuna ulaşıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu işlemle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, anılan örgüte mensubiyetinin olmadığının kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile ispatlandığı, örgütle herhangi bir şekilde irtibatı ya da iltisakının da bulunmadığı; tanığın ilk ifadesinde, hakkında örgüt üyesi olduğuna dair bir düşünce bildiriminde bulunduğu, ikinci ifadesinde ise, ilk beyanından farklı olarak dört yıl boyunca örgüt evlerinde kaldığına, ancak kendisi ile aynı evde kalmadığına, kendisi ile çok fazla samimiyetinin olmadığına ilişkin beyanda bulunduğu, tanığın ilk ifadesinin düşünce bildiriminden ibaret olduğu, delil olarak dikkate alınmasının mümkün bulunmadığı, ikinci ifadesinin ise, ilk beyanı ile çelişkili olması, somut ve görgüye dayalı olmaması nedeniyle gerçeği yansıtmadığı, bir an için gerçeğe uygun olduğu farz edilse dahi, tanığın iddia ettiği yıllar arasında FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün, henüz örgüt olarak tanımlanmadığı; iddia edilen tarihlerde örgüt olarak nitelenmeyen bir grupla ilişkili olduğu gerekçesi ile görevden ihraç edilmesinin hukuka uygun olmadığı; irtibat ve iltisak gibi geniş, herkesi kapsayabilecek, keyfi, hukuk güvenliğinden uzak, başlı başına kendisi hukuka aykırı olan kavramların arkasına sığınılmasının kabul edilebilir bir durum olmadığı; M.K. isimli şahsı tanımadığı; soruşturma savcısının, hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verirken, bu aramanın M.K. isimli şahısla ayrı cinsiyette olmaları sebebiyle örgütsel bir arama olmadığına ilişkin kabulde bulunduğu; içeriği belli olmayan bir aramanın varsayıma dayanarak, örgütsel bir arama olduğuna ilişkin kabulün açıkça hukuka aykırı olduğu ve zorlama yoluyla yapıldığı; eşi hakkındaki mahkumiyet kararının bozulacağına inandığı, eşinin durumunun delil olarak kabul edilmesinin suç ve cezaların şahsiliği ilkesine uygun olmadığı, mesleğini hukuka uygun olarak yaptığı, kanunilik ilkesine uyulmadığı; olağanüstü hal döneminde çıkarılan kanun hükmünde kararnameler ile meslekten çıkarılmasının mümkün olmamasına rağmen meslekten çıkarılmasına karar verildiği, özel hayatın gizliliği ilkesinin, masumiyet karinesinin ihlal edildiği; savunma hakkının kısıtlandığı, şekil kurallarına uyulmadığı belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, ceza soruşturmasında terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Davacı tarafından, kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararda, M.K. isimli şahısla ardışık arama kaydının örgütsel nitelik taşıyan bir arama olduğuna dair herhangi bir delil elde edilemediğinin anlaşıldığının belirtilmesine karşın, Daire kararında bu aramanın örgütsel amaçlı olduğunun kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğu iddia edilmişse de, bu husus göz önüne alınmadığında dahi dosyada mevcut deliller davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varmaya yeterli görüldüğünden davacının bu iddiasına itibar edilmemiştir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 10/11/2021 tarih ve E:2017/7649, K:2021/3593 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4. 25/09/2024 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.