Başvuru, terör olaylarından dolayı köyü terke mecbur kalınması nedeniyle 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun kısmen kabul edilmesi ve idare ile sulhname imzalanması akabinde başvurunun kabul edilmeyen kısmı için açılmış olan davanın reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının; ret işlemine karşı açılan davalara ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması ve makul sürede sonuçlandırılmaması, Danışta
Başvuru; terör olaylarından dolayı köyü terke mecbur kalınması nedeniyle 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun kısmen kabul edilmesi ve idare ile sulhname imzalanması akabinde başvurunun kabul edilmeyen kısmı için açılmış olan davanın reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının; ret işlemine karşı açılan davalara ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması ve makul sürede sonuçlandırılmaması, Danıştay Onuncu Dairesi içtihadına aykırı karar verilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının; açılmış olan iptal ve tam yargı davasının reddedilmesi sonucu ayrımcılığa maruz bırakılması nedeniyle eşitlik ilkesinin; terör olayları sebebiyle köyü terke mecbur kalınması nedeniyle özel hayatın gizliliği ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 25/10/2013 tarihinde Batman İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 5/1/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir. Bakanlığın 2/2/2015 tarihli görüş yazısında benzer şikâyetlere ilişkin başvurularda daha önce sunulan görüşlere atıf yapılarak somut başvuru için ayrıca görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesi ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Batman ili Kozluk ilçesi Geçitaltı köyü Hov (Gevro) mezrasında ikamet etmekte iken terör olaylarından kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeniyle köyünü terk etmek zorunda kaldığını iddia etmiştir. Başvurucu, 15/12/2004 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle Batman Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur. Komisyon, 23/10/2007 tarihli ve 2007/2-1142 sayılı kararında “... dosyasının incelenmesi sonucunda adına kayıtlı arazilerin orman arazisi olduğu tespit edilmiştir. 04/10/2004 tarih ve 2004/7955 sayılı Yönetmelik hükümlerinde belirtilen şartlara uygun olması nedeniyle müracaatçıya; köydeki bina ve eklentilerinin bakımsızlıktan yıkıldığı ayrıca arazilerine ulaşamamaktan dolayı zarara uğradığını beyan etmiş ve bu zararının tazminini talep etmiş ise de bilirkişi heyetince yapılan keşif, tutulan tutanaklar, orman bilirkişi raporu ve dosyasında bulunan diğer bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi sonucu kişinin zirai arazisine ulaşamamaktan doğan ayrıca bina ve eklentilerinin uğradığı zarara karşılık TTM zararı ile ilgili olarak İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün 2007 tarih ve 1125 sayılı yazısı esas alınarak Komisyon takdiri ile, Toplam 000-00- YTL ödenmesine…” karar verilmiştir. Komisyon kararı akabinde 5233 sayılı Kanun’un maddesi gereğince davet yazısı ile birlikte gönderilen sulhname örneği, başvurucu tarafından kabul edilmeyerek uyuşmazlık tutanağı imzalanmıştır. Komisyon kararında hükmedilen miktarın gerçek zararını karşılamadığından bahisle başvurucu tarafından açılan iptal davasında Diyarbakır İdare Mahkemesinin 30/6/2010 tarihli ve E.2008/630, K.2010/1200 sayılı kararı ile süre aşımı nedeniyle davanın reddine hükmedilmiştir. Başvurucu 12/8/2010 tarihinde Batman Valiliğine yeniden başvuruda bulunarak Komisyonca daha evvel verilen kısmi kabul kararı doğrultusunda dosyanın yeniden görüşülmesini talep etmiştir. 27/8/2010 tarihli ve 2010/2-280 sayılı Komisyon kararında “…Diyarbakır İdare Mahkemesinin 2008/631 Esas no ve 2010/1200 sayılı Kararı gereğince; kendisine verilen süre içerisinde sulhnameyi imzalamadığı…” gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiştir. 7/2/2011 tarihli ve 2011/2-458 sayılı ikinci bir Komisyon kararında “…İlgilinin, 2007 tarih ve 1142 karar no ile 000 TL ödeme kararı verildiği, miktar az bulunduğundan Uyuşmazlık Tutanağı imzalanarak dava açıldığı ve Diyarbakır İdare Mahkemesinin 2008/630 esas nolu kararı ile davanın süre aşımından reddedildiği ve ilgili tarafından daha önce karar verilen 000 TL’nin ödenmesinin talep edilmesi üzerine; Komisyon Başkanlığımız tarafından Diyarbakır İdare Mahkemesinin 2008/630 esas nolu kararına istinaden verilen 2010 tarih ve 280 nolu kararın iptal edilerek; İçişleri Bakanlığı Hukuk Müşavirliğinin 2009 tarih ve 6404 sayılı görüş yazısına istinaden; ilgiliye 000,00 TL’nin ödenmesine…” karar verilmiştir. Komisyon kararı akabinde 5233 sayılı Kanun’un maddesi gereğince davet yazısı ile birlikte sulhname örneği başvurucu vekiline gönderilmiştir. “Yukarıda ayni/nakdi olarak belirtilen zararımın/zararlarımın karşılanması sonucunda Komisyonun tespitine esas olay ile ilgili olarak uğradığım zararımın tamamının karşılanmış olduğunu kabul ve taahhüt ederim.” beyanını içeren sulhname 9/3/2011 tarihinde başvurucu vekili tarafından imzalanmıştır. Belirlenen tazminat miktarı 26/7/2011 tarihinde başvurucu vekilinin hesap numarasına aktarılmıştır. Başvurucu tarafından, Komisyon kararında hükmedilen miktarın gerçek zararını karşılamadığından bahisle Diyarbakır İdare Mahkemesinde açılan Komisyon kararının iptali ve sulhname dışı kalan zararlarının ödenmesi istemli dava, yetkisizlik kararı verilerek Batman İdare Mahkemesine devredilmiştir. Batman İdare Mahkemesinin 30/3/2012 tarihli ve E.2011/1202, K.2012/2401 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar gerekçesi şöyledir: “… Yukarıda anılan mevzuat hükümleri uyarınca, yasada belirtilen durumların gerçekleşmesi halinde, kişilerin terör olaylarından dolayı malvarlığına ulaşılamamasından kaynaklanan maddi zararın 5233 sayılı Yasa hükümlerine göre idarece karşılanacağı açık olmakla birlikte, idarece tazmin edilecek olan zarar miktarının ilgiliye tebliğ edildikten sonra karşılıklı irade beyanlarıyla imzalanan "sulhname"nin, uğranılan zararın tazmini isteminden kaynaklanacak olan uyuşmazlığı daha sonra dava konusu olmayacak şekilde ortadan kaldırmasını amaçlayan ve dolayısıyla, karşılıklı irade beyanıyla uzlaşmayı sağlayarak, uyuşmazlığı idari aşamada çözen bir belge niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Olayda, davacının daha önceki başvurusu üzerine 5233 sayılı Kanun uyarınca tazmini gereken zararları tespit edilerek davalı idare ve davacı arasında anlaşma sağlanıp sulhname imzalanmış ve sulhnamede belirtilen zarar kalemlerine karşılık olarak uzlaşmaya varıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, ayni ve nakdi tüm zararlarının karşılandığı kabul ve taahhüt edilerek sulhname imzalandıktan sonra, sulhnamede belirtilen miktar ile gerçek zarar miktarı hesabı arasında fark olduğu iddiası üzerine tazminat talebinin karşılanması mümkün olmadığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır....” İtiraz yoluna başvurulması üzerine Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesinin 11/2/2013 tarihli ve E.2012/1564, K.2013/592 sayılı kararı ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. Başvurucunun karar düzeltme istemi, Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesinin 9/9/2013 tarihli ve E.2013/1526, K.2013/1521 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Ret kararı 3/10/2013 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiş ve 25/10/2013 tarihinde süresi içinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. B. İlgili Hukuk 5233 sayılı Kanun’un , , , , , , geçici , geçici maddeleri (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-21, 23). 5233 sayılı Kanun’un “Zararın karşılanmasına ilişkin sulhname” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir. Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir. Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır. Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir. Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.” 5233 sayılı Kanun’un “Zararın karşılanması” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Sulhnamede belirlenen zararlar, sulhnamenin imzalanmasından sonra valinin onayı üzerine ifa tarzına göre Bakanlık bütçesine bu amaçla konulan ödenekten üç ay içerisinde karşılanır.” Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmelik’in “Nakdî ödemenin şekli ve tutarı” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Sulhname tasarıları hak sahibi veya yetkili temsilcisi ile komisyon başkanı tarafından imzalandıktan sonra Vali veya Bakan tarafından onaylanır.Ödemeler sulhname tasarılarının onay tarih ve sıraları dikkate alınarak yapılır. Nakdi ödemeler hak sahibi veya sahiplerinin banka hesaplarına yapılır.” 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun maddesinin (2) numaralı fıkrası, maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları, maddesinin (5) numaralı fıkrası, maddesinin (1) numaralı fıkrası.