8. Hukuk Dairesi 2017/12664 E. , 2019/6081 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Terkin, Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil Ve Kal Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili ile duruşma talepsiz ve katılma yolu ile davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi …
**8. Hukuk Dairesi 2017/12664 E. , 2019/6081 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Terkin, Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil Ve Kal Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili ile duruşma talepsiz ve katılma yolu ile davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 18.06.2019 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı Hazine vekili Avukat ....k geldi. Karşı taraftan temyiz eden davalı temsilcisi.... bizzat ve vekili Avukat....geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine vekili, 17 ada 50 parsel ... taşınmazın 2082 m2'lik kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını belirterek, taşınmazın 2082 m2'lik kısmının davalı adına olan tapu kaydının iptali ile kıyı olarak terkinine, davalının bu kısma yönelik el atmanın önlenmesine ve üzerindeki yapıların kal'ine, ayrıca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL işgal tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 29/03/2016 tarihli ıslah dilekçesi ile; talep konusu 2082,00 m²'lik alanla sınırlı olmadan dava sonunda kıyı kenar çizgisi olarak belirlenen alanın ifrazen tefrikiyle kamu malı olarak tescil edilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, dava konusu taşınmaza ilişkin kıyı kenar çizgisinin kesinleşmediğini, taşınmazın 12/06/1996 tarihinde yapılan ihale ile Dilovası Belediyesi tarafından vekil edenine satıldığını, özel mülkiyete konu olduğunu, taşınmazın evveliyatının 17 ada 23 ... parsel ... taşınmazdan geldiğini, bu parselin de ihdas parseli olduğunu, ecrimisil talebinin de yerinde olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. İhbar olunan Belediye vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, ilk hükümle, hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, 1. Hukuk Dairesi 27/09/2011 tarihli ve 2011/4901 Esas, 2011/9469 Karar ... ilamı ile dava konusu tapu kaydının ihdasen oluşması nedeni ile hak düşürücü süre yönünden inceleme yapılmasının doğru olmadığı belirtilerek, işin esasının 28.11.1997 tarihli ve 5/3 ... İçtihadı Birleştirme Kararına göre değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemesince, bozmaya uyma kararı verilerek, yeniden yapılan yargılama neticesinde, dava konusu taşınmazın, dar-yüksek kıyı tipi içinde değerlendirilmesi gerektiği, bu halde kıyı kenar çizgisinin denizin karaya (beton platforma) vurduğu kesimdeki topoğrafik izdüşümün uç noktalarından geçeceği, taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalmadığı kabul edilerek, davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm duruşma talepli olarak davacı Hazine vekili ile katılma yolu ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, davalı adına tapuda kayıtlı bulunan taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan bölümü bakımından tapu kaydının iptali ile tescil harici bırakılması, el atmanın önlenmesi, ecrimisil ve dava konusu taşınmazın üzerinde yer alan yapıların kal'i isteğine ilişkindir. Bilindiği üzere, 362l ... Kıyı Kanunu'nun "kıyı kenar çizgisini" belirleme yöntemine ilişkin 5 ve 9. maddelerinin uygulanmasına yorum getiren ve görülmekte olan davalarda dikkate alınması zorunlu bulunan 28.11.1997 tarihli ve 5/3 ... Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararın da "kural olarak, mülkiyet hukuku yönünden kıyı kenar çizgisi belirlenmesi görevinin idari yargıya ait olduğuna; ancak 3621 ... Kıyı Kanunu'nun 9. maddesi uyarınca idare tarafından kıyı kenar çizgisi belirlenmiş ve yazılı bildirime rağmen yasal süresinde idari yargıya başvurulmaması nedeniyle yargı yolunun kapanmış olması veya idare tarafından verilip kesinleşmiş karar bulunması durumlarında, bunlara uygun şekilde kıyı kenar çizgisinin adli yargı tarafından saptanması gerektiğine" işaret edilmiştir. 3621 ... Kanun'un 5 ve 9. maddelerine göre de kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi zorunludur. Uzman bilirkişilerin, Yasanın ve İçtihadı Birleştirme Kararlarının emredici hükümleri dışında, hiçbir bilimsel incelemeye, araştırmaya ve verilere dayanmaksızın belirlenen kıyı kenar çizgisine itibar etmek doğru değildir. Değinilen İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamı ve 3621 ... Kanun'un 5. ve 9. maddelerinde öngörüldüğü biçimde üç jeolog ya da jeoloji mühendisinden oluşturulacak uzman bilirkişi kurulu ve tapu fen memuru aracılığıyla yerinde keşif yapılması, 28.11.1997 tarihli ve 5/3 ... İnançları Birleştirme Kararı doğrultusunda bilimsel verilerden de yararlanılarak kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi zorunludur. Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, mahkemece, harita, jeoloji, ziraat, inşaat mühendisleri ve kadastrocudan oluşan bilirkişi kurulu heyeti ile birlikte keşif icra edilerek keşfen kıyı kenar çizgisi belirlendiği, bilirkişiler tarafından hazırlanan kök rapor ve ek raporlarda, idare tarafından belirlenen kıyı kenar çizgisi ile bilirkişi heyeti tarafından belirlenen sondaja dayalı kıyı kenar çizgisinin uyuşmadığı, gerek komisyonun gerekse bilirkişilerce belirlenen kenar çizgisinin dava konusu arazinin bakir durumu için geçerli olduğu, oysa arazinin bakir konumda olmayıp imar uygulaması sonrası yaklaşık 5 m yükseltildiği, bu durumda dava konusu alanın dar-yüksek kıyı tipi morfolojik yapısı/oluşumu içerisinde değerlendirilmesi gerektiği, bu durumda, kıyı kenar çizgisi denizin karaya (beton platforma) vurduğu kesimde topografik izdüşüm olacağı ve beton platformun deniz tarafındaki uç noktalarından geçeceği ve taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisi dışında kaldığı, bakir coğrafya tipine göre ise taşınmazın A harfi belirtilen 3356,66 m2'lik kısmının kıyı kenar çizgisi dışında kaldığı belirlenmiştir. Somut olayda, mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ise de; bozma gerekleri doğrultusunda yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki, az yukarıda bahsi geçen ilkeler uyarınca, bilirkişi kurulu içtihatlara uygun oluşturulmadığı gibi, çevre parseller hakkında kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi bulunup bulunmadığı göz önünde bulundurulmamıştır. Hal böyle olunca, Mahkemece yukarıda belirtilen eksiklikler gözetilmek suretiyle 28.11.1997 tarihli ve 5/3 ... Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda ve 3621 ... Yasa'nın 9. maddesinde öngörüldüğü şekilde 3 kişilik jeolog ya da jeomorfolog, 1 harita mühendisi ve 1 inşaat mühendisinden oluşacak bilirkişi kurulu eliyle, dava konusu taşınmazda yeniden keşif yapılması, topoğrafik memleket haritalarından da yararlanılarak kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi, keşfen tespit edilen kıyı kenar çizgisi ile Bakanlık tarafından onaylanan kıyı kenar çizgisinin fen bilirkişi tarafından kroki üzerinde gösterilmesi farklılık olursa sebebinin açıklattırılması, çevre parseller hakkında kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi bulunup bulunmadığının araştırılması, bulunduğunun tespit edilmesi halinde kesinleşen kıyı kenar çizgisinin eldeki davada belirlenen kıyı kenar çizgisi ile çelişip çelişmediğinin göz önünde bulundurulması, dava konusu taşınmazdaki dolgu işleminin değerlendirilmesi ve dava konusu taşınmazın tamamen veya kısmen kıyı kenar çizgisi içinde kalıp kalmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, raporda kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan kısmın renkli olarak belirtilmesi ve ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar göz ardı edilerek karar verilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 ... HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi hükümleri uyarınca 2.037,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacı Hazine'ye verilmesine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene davalıya iadesine, 18/06/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.