T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 12/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/06/2025 NUMARASI : ...Esas ... Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... ... DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) G.KA…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 12/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/06/2025 NUMARASI : ...Esas ... Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... ... DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 12/03/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; ... İcra Müdürlüğü'nün ... İcra sayılı dosyasında, davalı-borçlu şirket aleyhine, temlik eden ... şirketten satın ve teslim alınan menkul mallar nedeni ile düzenlenen fatura bedellerinden doğan ve tarafların ticari defterlerde kayıtlı alacaktan davacıya temlik edilen 120.000 USD asıl alacağın, tahsil tarihindeki kur üzerinden tahsili istemi ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlu şirketin temlik eden şirkete olan borcu olması ve alacak da likit olmasına rağmen kötüniyetli olarak icra takibine itiraz ettiğini, itiraz üzerine takibin durdurulduğunu, yasa gereği arabuluculuk başvurusunun yapıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek, ... İcra Müdürlüğünün ... İcra sayılı dosyasında 120.000 USD asıl alacağa yapılan itirazın iptali ile 120.000 USD asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek bankaların USD cinsi mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile icra takibinin devamını, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı ... şirketi arasında 15/10/2020 tarihli proforma fatura ile satış sözleşmesi kurulduğunu, işbu satış sözleşmesi incelendiğinde dava dışı ... şirketi tarafından verilen fiyat teklifinde mal bedelinin içerisinde herşey dahil olarak anlaşıldığının ortaya çıktığını, yani temlik eden ... ile müvekkili şirket arasında CIF teslim şekli ile anlaşma yapıldığını, belirtilen birim fiyatların içerisine nakliye sigorta da dahil olarak fiyat alındığını, daha sonra müvekkilinin ... Gümrük Müdürlüğü'nden malları masrafları kendisi yapmak suretiyle teslim aldığını ve mal bedellerini dava dışı şirkete eksiksiz bir şekilde ödediğini, daha sonra dava dışı şirket tarafından taraflarına ihtarname gönderildiğini ihtarnamede müvekkilinin ...'ye 372.800 USD borcu olduğunun belirtildiğini, davalının proforma faturasının CIF olmasına rağmen anlaşmaya aykırı olarak satışın gümrük beyannamelerinde FOB olarak tanzim edildiği ve davalıdan sözleşme bedeli olarak fazla para tahsil edildiği anlaşılınca davalının fatura münderacatına itiraz ederek yetkilisi vasıtasıyla iyiniyetli olarak hem... şirketi yetkilisi ...hem de davacı... ile görüşme yaptığını ancak görüşmelerde anlaşma sağlanamayınca taraflarınca işbu faturaların hem davacı şirkete hem de dava dışı şirkete iade edildiğini ancak her iki adresten de faturaların iade edilmek suretiyle geri geldiğini, davalının davacıya ve temlik eden ...ye makine satımından kaynaklanan bir borcunun bulunmadığını, müvekkillerinden anlaşmaya aykırı nakliye bedeli tahsil edilmeye çalışıldığını, kaldı ki FOB satışın yapılmasında; nakliye sözleşmesini davalının akdetmesi ya da dava dışı ...'nin davalının nam ve hesabına nakliye anlaşması yapması ve bu malların iş bu anlaşılan nakliye ile Çin'den İzmir'e gelmesi gerektiğini, yine ...'nin davalıya “navlun ve sigorta” faturası kesebilmesi için taşımayı bizzatihi yapması gerektiğinin de FOB satışın kuralı gereği olduğunu, zira FOB teslim şeklinde taşıma sözleşmesinin alıcının yapmış olması gerektiğini, böyle bir taşıma sözleşmesi ya da yüke nezaret eden konişmento bulunmadığını, Seri : ...Seri no.lu, ... no.lu 14.07.2021 tarihli Gümrük Beyannamesi incelendiğinde satışının teslim şeklinin FOB Birleşik Devletler olduğunun görüldüğünü, oysa davalının Çin Menşeli mal aldığını, malların ABD'den gelmesinin mümkün olmadığını, gümrük beyannamesine yükleme limanı olarak ABD gözükmesi dahi dava dışı ...'nin beyanlarının ve faturasının gerçeği yansıtmadığını ortaya koyduğunu, davalı şirketin, dava dışı ...den ... Limanda teslim aldığı mallar yönünden, dava dışı ...firmasının ne kendi adına ne de müvekkili şirket adına navlun sözleşmesi yapmadığını, yapmış olsa ve davalıdan navlun alacağı olsa dahi, iş bu alacağın zamanaşımına uğradığını, bu mallar gerçekten FOB teslim şekli ile yüklenmişse navlun ve sigorta masraflarının alıcının yükümlülüğünde olduğunu, o halde taşıma sözleşmesinin de alıcı ile yapılması gerektiğini, davalı tarafından dava dışı şirkete bu yönde bir yetki veya talimat verilmediğini, yine Deniz Hukukuna göre davalı adına tanzim edilmiş ordino ve konşimentoda bulunmadığını, müvekkilinin ... Liman serbest bölgeden malları teslim aldığını, ayrıca bir navlun sözleşmesinin davalı adına akdedilmediğini, dava dışı şirket yetkilisi ... ve temlik alacaklısı...'nun haksız ve yersiz olarak davalı şirketten navlun ücreti talep ettiklerini, davacının MÖHUK ve HMK hükümlerini dolanmak suretiyle usulüne uygun olmayan ve geçersiz bir temlik ile icra takibi ve dava açmakla aslında taraf sıfatı olmaksızın işlem yaptığını, davacının aktif taraf sıfatı bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddi ile asıl alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesi 18/12/2024 tarihli ... Esas ...Karar sayılı kararı ile, davacının davasının usulden reddine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 20/03/2025 tarihli ...Esas ...Karar sayılı ilamı ile davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Davalı tarafından Türk Ticaret Kanunu'nun 1246. maddesi uyarınca zamanaşımı definde bulunulmuşsa da, ilgili maddenin Deniz Ticareti'nde taşıma sözleşmesinden kaynaklı alacağa ilişkin olduğu, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin temelini satım sözleşmesi oluşturduğu bu sebeple 1 yıllık zaman aşımı süresinin uygulanamayacağı değerlendirilmekle talebin reddine karar verilerek yargılamaya devam edilmiştir. Davacı tarafından sözleşme FOB olarak kurulduğu için taşıyıcıya teslim edilmekle temlik edenin sorumluluğunu yerine getirdiğini ileri sürmüş, davalı ise sözleşmenin CIF olarak kurulduğu için taşıma ücreti, sigorta ve navlun ücretlerinin temlik eden tarafından karşılanması gerektiğini savunmuştur. Sözleşmenin hangi şekilde kurulduğunun önemi şu noktada kendini göstermektedir. FOB söz konusu ise taşıma ücretinin alıcı, CIF söz konusu olduğunda taşıma ücretinin satıcı tarafından ödenmesi gerekmektedir. Cevap dilekçesinde ibraz edilen 15/10/2020 tarihli proforma fatura incelendiğinde proforma faturada CIF kaydının bulunduğu ancak fatura üzerinde herhangi bir imzanın bulunmadığı, dosya kapsamında sunulan 13/07/2021 ve 08/04/2021 tarihli iki adet fatura incelendiğinde ise bunların FOB şeklinde belirtildiği görülmektedir. Gümrük beyannameleri ve davalının ticari defterlerinde bulunan kayıtlar incelendiğinde ilgili satımın 13/07/2021 ve 08/04/2021 tarihli iki adet faturaya ilişkin olduğu, bunların FOB şeklinde belirtildiği, davalının ticari defterlerinde bu faturaların kayıtlı olduğu, 32.800,00 USD ve 41.000,00 USD'lik iki adet süresinde itiraz edilmeyen nakliye ve sigortaya ilişkin faturaların da davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmakla mahkememizce taraflar arasındaki satımın FOB şeklinde yapıldığı kanaatine ulaşılmıştır. Emsal nitelikteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamında "...Somut olayda davaya konu poliçede sigortalı satıcı olup, gümrük beyannamesinde, taşımaya ve davaya konu emtianın satış şeklinin CIF olduğu belirtilmiştir. Her ne kadar faturada satış şekli FOB satış olarak belirtilmiş ise de, gümrük beyannamesinde belirtilen satış şekline itibar edilmesi ve satışın taraflarca CIF satış olarak belirlendiğinin kabulü gerekmektedir..." şeklinde karar verilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin FOB şeklinde yapıldığının kabulü doğrultusunda irdelenmesi gereken bir diğer husus ise davalı tarafından TL cinsinden davalıya verilen çeklerin keşide tarihlerinin mi yoksa davalıya verildiği tarihin mi esas alınacağıdır. Bu hususta Yüksek Yargıtay'ın içtihatları aşağıdaki karar doğrultusunda yerleşik hale gelmiştir. "...Satış faturası yabancı para üzerinden düzenlenmiş ise de ileri tarihli TL olarak düzenlenen çekleri kabul eden davacının artık kur farkı talep edemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir... " Yüksek Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2023/16112 Esas, 2024/4348 Karar sayılı kararı) Yukarıda değinilen içtihat doğrultusunda mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere FOB şeklinde yapılan satış sonrasında davalının bakiye 16.187.53 USD alacağının bulunduğu gerekçesiyle, davacının davasının kısmen kabulüne kısmen reddine, davalının .... İcra Müdürlüğü'nün ... İcra sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile icra takibinin 16.157,53 USD asıl alacak üzerinden devamına, davacının işlemiş faize dair talebinin reddine, davalının icra dosyasında uygulanan faiz oranına yapmış olduğu itirazının kabulüne, icra dosyasında Devlet Bankalarının USD hesabı ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasına, itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilen asıl alacak miktarının (Merkez Bankası'nın takip tarihinde yayınladığı USD/TL paritesindeki efektif satış kuruna göre hesap edilen, 1 USD=18,27 TL) %20'si oranında (59.039,61 TL ) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; ilk derece mahkemesinin davanın red edilen kısmı ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olmadığını, ilk derece mahkemesinin hükme esas aldığı 22/09/2024 tarihli bilirkişi raporuna taraflarınca itiraz edildiğini, bu rapora göre karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını, davalı şirket tarafından yapılan makine ithalat işlemlerinin FOB olarak yapıldığı hususunun dosyaya gelen ... Gümrük Müdürlüğü yazısı ile sabit olduğunu, ilk derece mahkemesinin davalı şirketin ithalat işleminin CIF olduğu yönündeki görüşünün yerinde olmadığının bu belge ile sabit olduğunu, bilirkişi raporunda davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarında, takip tarihi olan 06/09/2022 tarihinden bir gün önce, 05/09/2022 tarihinde dava dışı şirkete olan borcunu düşürmek için fatura düzenlemiş olduğunun görüldüğünü, davalı şirketin kötüniyetini gösterdiğini, bilirkişinin ilk raporunda, davalı şirketin dava dışı şirkete kendi defter kayıtlarına göre ve FOB teslim şekline göre icra takip tarihi itibarı ile 130.052,73 USD borcu olduğunu tespit ettiğini, davalı şirketin dava dışı temlik eden şirkete bu ithalat işleminden dolayı borcu olduğunu, bu borcun 120.000 USD'sinin müvekkili davacıya temlik edildiğini, bu bedelin dışında olan borcu için müvekkili taraf olmadığı için bilmediğini, bu nedenle bilirkişi raporunda 120.000 USD'nin üstü kısmı için beyanda bulunmadıklarını, müvekkili davacının temlik alacağı 120.000 USD olduğundan, bilirkişinin bu bedeli aşan kısımları yönünden yapılan hesaplamalarda müvekkili davacı taraf olmadığından, aşan kısımlar için beyanda bulunmalarının yerinde olmayacağını, ilk derece mahkemesinin, çek ile yapılan ödemelerde kur farkı talep edilmeyeceğine dair düşünceyi benimsemesi ve buna göre çek ile yapılan ödemeleri mahsup yaparak hesaplama yapmasını kabul etmediklerini, gerekçeli kararda yer verilen Yargıtay ilamının dava konusu ile ilgisinin bulunmadığını, zira davalı şirketin, dava dışı temlik eden satıcı şirket tarafından düzenlenen faturalar da görüleceği üzere Amerikan Doları bazında ithalat yaptığını ve ödemelerini de tamamen bu para birimine göre yapmak zorunda olduğunu, dolayısı ile davalı şirketin, temlik eden dava dışı şirkete olan ithalat borcu USD para cinsinden olup ancak bu para birimine göre ödemek zorunda olduğundan taraflar arasında Yargıtay ilamında belirtilen şekilde kur farkı konusu olabilecek bir alışveriş söz konusu olmadığını, kur farkı uygulamasının ancak yurt içi şirketlerin Türk Lirası olarak düzenlenen faturalara rağmen, yabancı para cinsi üzerinden alışveriş yapmaları halinde ve aralarında kur farkı anlaşması olması halinde uygulama alanı bulduğunu, bilirkişinin hesaplamada nazara aldığı çeklerin dava dışı şirket yetkilisine teslim edilip edilmediği, çeklerde dava dışı temlik eden şirketin imzası olup olmadığı, bu şirket tarafından tahsil edilip edilmediği gibi hususların incelenmemiş olması yerinde olmadığı gibi, dosya kapsamı, ilk bilirkişi raporu, ... Gümrük Müdürlüğü yazısı da nazara alındığında FOB şeklinde ithal edilen makinalar nedeni ile, davalı şirketin dava dışı temlik eden şirkete 120.000 USD aşan borcu olduğu sabit olmasına rağmen, davalı şirketin likit olan bu borcunu ödememek için icra takibine kötüniyetli olarak itiraz ettiğinin sabit olduğunu, buna rağmen davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığını, icra takibinde işlemiş faiz taleplerinin reddine karar verilmesinin de yerinde olmadığını, %20 icra tazminatının asıl alacak USD cinsi üzerinden belirlenmesi gerekir iken Türk Lirası üzerinden belirlenmesinin yerinde olmadığını, müvekkili davacı lehine taktir edilen vekalet ücretinin de aynı sebeple düşük taktir edildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkili şirket ile dava dışı ... arasında, 15/10/2020 tarih ...nolu proforma fatura ile sabit olduğu üzere satış sözleşmesi kurulduğunu, iş bu satış sözleşmesi incelendiğinde dava dışı ... tarafından verilen fiyat teklifinde mal bedelinin içerisinde her şey dahil olarak anlaşıldığının ortaya çıktığını, yani temlik eden ... ile müvekkili şirket arasında CIF teslim şekli ile anlaşma yapıldığını, belirtilen birim fiyatların içerisine nakliye sigorta da dahil olarak fiyat alındığını, müvekkilinin proforma faturası CIF olmasına rağmen anlaşmaya aykırı olarak satışın gümrük beyannamelerinde FOB olarak tanzim edildiği ve müvekkilinden makine bedeli olarak fazla para tahsil edildiği anlaşılınca müvekkilinin fatura münderecatına itiraz ederek yetkilisi vasıtasıyla iyiniyetli olarak hem ... şirketi yetkilisi ... hem de davacı ... ile görüşmeler sağladığını, bu görüşmeler neticesinde, ...yetkili...’nun babası...’nun whatsapp üzerinden gönderdiği hesap özetinde görüleceği üzere 20/08/2022 tarihinde; Aylık Vade Farkı Oranı 0,5 Açıklama Vade Tarihi Gecikme Oran Toplam Vade Farkı Genel Toplam 5 Konteyner Bedeli 30/04/2021 16 0,5 8,1 3.327,83$ 44.327,83 $ 4 Konteyner Bedeli 30/07/2021 13 0,5 6,6 2.164,80$ 34.964,80$ Gümrük masrafı 30/04/2021 16 0,5 8,1 1.166,45$ 15.537,45$ %2 komisyon 30/04/2021 16 0,5 8,1 1.370,91$ 18.260,91$ Makine ödemesinden 30/07/2021 13 0,5 6,6 297,00$ 4.797,00$ Kalan Toplam : 117.887,88$ olduğu, yani dava konusu alacak esasen makine alacağından değil, mavlun bedelinden kaynaklandığını, mahkemenin de bu hususu gerekçeli kararında ifade ettiğini, satışın FOB olarak kararlaştırılması halinde alacağın olduğunu CIF olduğunun kabulü halinde olmadığı ifade edildiğini, öyleyse alacağın navlundan kaynaklandığını, bu hususta TTK m. 1246 gereğince alacağın zamanaşımına uğradığını, bu zamanaşımı definin mahkeme tarafından yanlış değerlendirildiğini, ilgili madde Deniz Ticareti’nde taşıma sözleşmesine uygulanması gerektiğinden bahisle yanlış değerlendirme yaptığını, davacı FOB teslim şekli yaptığını ve müvekkili adına ve hesabına Navlun sözleşmesi akdettiğini ispat etmeden alacağı Navlun farkına dayandırdığını, bu sebeple Navlun alacağına ilişkin taleplerin 1 yıllık zamanaşına tabi olduğundan talebin zaten zamanaşımına uğradığını, CIF teslimi ile FOB teslim arasındaki fark mal bedeli değil bilakis Navlun sorumluluğuna yönelik olduğunu, mahkemenin zamanaşımını red gerekçesinin çelişkili olduğunu, velev ki satışın gerçekten FOB olarak kurulmuş olsun; FOB teslim şeklinde içerik mal bedeli ve yükün geminin küpeştesine kadar olan masraflarından oluştuğunu, yani Navlun bedelinin satış sözleşmesine dahil olmadığını, navlunun alıcı tarafından ödeneceğini, bu halde davacının müvekkili adına navlun sözleşmesi akdettiğini ve müvekkili adına navlun bedeli ödediğini ispat etmesi gerektiğini, zira Navlun FOB satımın unsuru olmayıp, davacının vermediği hizmet ya da yapmadığı iş nedeniyle sebepsiz zenginleşmeye çalıştığını, kaldı ki davacının navlun ücreti ödemediği, ihracatçı ... Ltd’den toplam 59 adet makine satın aldığını ve hepsini “Ocean Freight Prepaid” olarak taşıttığını, yani mal bedelinin, ihracatçıya ait olarak taşımanın gerçekleştirildiğini, bu hususun dava dışı ...’nin ...Ltd’den satın aldığı... Denizcilik A.Ş.’nin taşımasını üstlendiği taşıma belgesinin konşimento (Bill of Lading ...) incelendiğinde taşımanın “Ocean FreightPrepaid” ibareli yapıldığı yani taşımayı satıcının mal bedelinden ari olarak üstlendiğinin görüldüğünü, bu durumda ...Denizcilik A.Ş. (...Sk. No:...Kat ... ... – ...)’den sorulması talep edilmişse de, taleplerinin karşılanmadığını, mahkemenin gerekçeli kararında da, davacının 32.000 USD ve 41.000 USD faturaların, nakliye ve sigortaya ilişkin olduğunun ifade edildiğini, davacının nakliye bedeli alacağına ilişkin takip yaptığı yerel mahkemenin gerekçeli kararında da sabit olduğunu, o halde navlun, FOB teslim şeklinin unsuru olmadığından navluna ilişkin alacağın zamanaşımına uğradığı şeklindeki tespit ve gerekçenin hatalı olduğunu, mahkemenin karıştırdığı hususun ise, davacı navlun için ayrı bir fatura kestiği hususu olduğunu, alacağın da bu faturalara dayandığını, o halde taraflar arasındaki alacak navlun yani TTK’nın deniz taşıma hukuku kitabına dayandığını, yine de FOB satışı kabul etmemek kaydıyla, taraflara arasındaki satış CIF olarak kurulduğunu, dava dışı şirketin, gümrük beyannamesine ne şekilde işlem yaptığının önemli olmadığını, mahkemenin örnek olarak belirttiği Yargıtay kararında, 3. kişi sigorta şirketinin, alıcı ve satıcı arasındaki hasara ilişkin beyanlarının aksine, gümrük beyanlarının esas alınmasını gerektiği belirtilmiş ise de, taraflar arasında böyle bir durum bulunmadığını, burada sözleşmenin (temlik alan da taraf halinde geldiğinden) sözleşmenin tarafları arasında bir ihtilaf bulunduğunu ve buradaki gerçek iradenin sözleşmenin CIF şeklinde kurulduğuna yönelik olduğunu, davacının kayıtlarının incelenmediğini, davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde deliller kısmında “Bilirkişi incelemesi (temlik eden şirkete ait ticari kayıtlar müvekkil davacı adresinde bulunmakta olup yerinde inceleme yetkisi verilmesini…)” diyerek temlik eden ...’ye ait defter ve kayıtların yedinde olduğunu ikrar ettiğini, ancak mahkemeye ve bilirkişi incelemesine söz konusu defter ve belgeler sunulmadığını, raporda incelenen belgeler kısmında davalı şirketin defter kayıt ve belgelerinin bulunmadığını, HMK m. 222/3 hükmüne göre, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarının uyuşmazlığı çözdüğünü, davacı tarafın bilgi ve belge sunmadığını, davacının defter sunmasının yaptırımının müvekkili şirket defter ve kayıtlarının lehine delil olma özelliğine kavuşması olduğunu, bu hususun da mahkemece incelenmediğini, mahkemenin çek ile ödeme yapılması halindeki tespitinin doğru olduğunu, zira çekin verildiği tarihteki değerinin önemli olduğunu, çekin bir ödeme aracı olduğunu, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğunu, kaldı ki davacının defterine ödemeleri ne şekilde işlediğinin de önemli olduğunu, bu hususta davacı defterleri ibraz etmediği için müvekkili şirket kayıtlarının geçerli kabul edileceğini, davacı defterlerinin ibraz etmediği takdirde müvekkili şirket defter ve kayıtları lehine delil kabul edilmesi gerektiğini, bu hususun mahkemece incelenmediğini, yine alacak likit olmadığı için müvekkiline uygulanan %20 para cezasının hatalı olduğunu, şayet mahkeme aksi kanaatte ise, dava dışı ... şirketinin ortağı ve tek yetkilisi ...’nun babasına temlik ederek açtırdığı dava ve icra takibi yönünden, reddedilen kısım için müvekkili lehine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken, mahkemece bu hususun da değerlendirilmediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, taşınır satış sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir. Dosyadaki belgelere, mevcut delil durumuna, kararın dayandığı delillerle belirtilen gerekçelere, uyuşmazlık satış sözleşmesinden kaynaklandığından zamanaşımı itirazının yerine olmadığına, davacı tarafından gönderilen ve FOB kaydı bulunan faturalara davalı tarafından süresinde itiraz edilmeyip ticari defterlerine işlenmesine, bu haliyle tarafların FOB teslimi şeklinde anlaşma yaptığının kabulü gerektiğine, borcun yabancı para cinsi üzerinden ödenmesi kararlaştırılmışsa da, ileri tarihli Türk Lirası olarak düzenlenen çekleri kabul eden alacaklının çekleri teslim aldığı tarih itibariyle ödeme yapılmış sayılacağından sonrası için kur farkı talep edemeyeceğine, hükmedilen icra inkar tazminatı ile vekalet ücretlerinde yanlışlık bulunmadığına, davacı alacaklının kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden davalı lehine kötüniyet tazminatı şartlarının oluşmamasına göre, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşmakla; davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/06/2025 tarih, ...Esas ...Karar sayılı kararına karşı taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 732,00TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Alınması gerekli 20.164,98 TL istinaf karar harcından peşin alınan 5.041,24 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.123,74 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde re'sen yatırana iadesine, 6-İstinaf kararının dairemizce taraflara tebliğine, 7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-Harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/03/2026 ... Başkan ... Üye ... Üye... Katip ... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.