3. Ceza Dairesi 2024/3451 E. , 2024/6378 K. "İçtihat Metni" İTİRAZ İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1591 E- 2019/1227 K SUÇ : Silahlı terör örgütüne yardım etme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Ret İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 16.10.2023 tarih ve 2021/11380 Esas, 2023/7264 sayılı Kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.02.2024 tarihli ve KD-2024/895
**3. Ceza Dairesi 2024/3451 E. , 2024/6378 K.** **"İçtihat Metni"** İTİRAZ İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1591 E- 2019/1227 K SUÇ : Silahlı terör örgütüne yardım etme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Ret İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 16.10.2023 tarih ve 2021/11380 Esas, 2023/7264 sayılı Kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.02.2024 tarihli ve KD-2024/8955 sayılı itirazı üzerine dava dosyası Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I.HUKUKİ SÜREÇ: Sanık ... hakkında Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.05.2019 tarih ve 2017/51 Esas, 2019/377 sayılı Kararı kararı ile sanık hakkında, silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan; TCK'nın 314/3 üncü ve 220/7 inci maddesi delaletiyle TCK'nın 314/2, 220/7, 3713 sayılı Kanun'un 3, 5/1 inci maddeleri ile TCK'nın 62/1, 53/1-2-3 ve 63 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 15.10.2019 tarihli ve 2019/1591 Esas, 2019/1227 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 27/05/2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edildiği,Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 16.10.2023 tarih ve 2021/11380 Esas - 2023/7264 Karar sayılı ilamı ve oy birliği ile n 5271 sayılı CMK'nın 298 inci maddesi uyarınca temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.02.2024 tarihli ve KD-2024/8955 sayılı yazısı ile; "İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin karar tarihinin 15.10.2019 olduğu, bu kararın sanık müdafine 08.11.2019 tarihinde tebliğ edildiği, kararın 15 günlük yasal temyiz süresi içerisinde 15.11.2019 tarihinde temyiz edildiği, Yüksek Dairece yapılan temyiz incelemesinde; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'u ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 286 ncı maddesine eklenen 3. fıkra uyarınca, hükümlü hakkında infazı devam eden suç için temyiz kanun yolunun açılmış olması, anılan Kanun'un 31 inci maddesi ile CMK'ya eklenen geçici 5/1-f maddesinde, bu Kanun'un 286 ncı maddesinde yapılan değişikliğin Bölge Adliye Mahkemelerince daha önce verilmiş kesin nitelikteki kararlar yönünden de uygulanabileceğinin hüküm altına alınması üzerine sanık müdafii tarafından 15.11.2019 tarihli temyiz dilekçesinin anılan Kanunun eklenen geçici 5 inci maddesinin 1/f bendinde belirtilen onbeş günlük süreden sonra verildiği gerekçesi ile temyiz isteminin 5271 sayılı CMK'nın 298 inci maddesi uyarınca reddine karar verildiği anlaşılmıştır. 5271 sayılı CMK'nın 35/2. Maddesi gereğince kararın hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ edilmesinin gerektiği, tebliğ tarihi olan 08.11.2019 tarihi itibari ile silahlı terör örgütüne yardım etme suçunun temyizi kabil olduğu, sanık müdafinin bu tarih itibari ile istinaf kararından haberdar olduğu, 15/11/2019 tarihinde CMK'nın 291.maddesinde yazılı 15 günlük yasal süre içerisinde kararı temyiz ettiği ve temyizin süresinde olduğu" gerekçeleriyle itirazın kabulü ile Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 16.10.2023 tarih ve 2021/11380 Esas, 2023/7264 Karar sayılı kararının kaldırılması, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 04.04.2019 gün, 2018/2103 - 2019/404 E.K sayılı hükmünün esas yönünden incelenmesi, itirazının kabul edilmemesi halinde ise hakkında karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi talep edilmiştir. III. GEREKÇE: Dosyanın yapılan incelenmesinde; İlk derece mahkemesince kesin olarak verilen mahkumiyet hükmünün esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin karar tarihinin 15.10.2019 olduğu, kararın sanık müdafine 08.11.2019 tarihinde tebliğ edildiği, kararın 15 günlük yasal temyiz süresi içerisinde 15.11.2019 tarihinde sanık müdafiince temyiz edildiği, yapılan temyiz incelemesinde; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'u ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 286 ncı maddesine eklenen 3. fıkra uyarınca, hükümlü hakkında infazı devam eden suç için temyiz kanun yolunun açılmış olması, anılan Kanun'un 31 inci maddesi ile CMK'ya eklenen geçici 5/1-f maddesinde, bu Kanun'un 286 ncı maddesinde yapılan değişikliğin Bölge Adliye Mahkemelerince daha önce verilmiş kesin nitelikteki kararlar yönünden de uygulanabileceğinin hüküm altına alınması üzerine sanık müdafii tarafından 15.11.2019 tarihli temyiz dilekçesinin anılan Kanunun eklenen geçici 5 inci maddesinin 1/f bendinde belirtilen onbeş günlük süreden sonra verildiği gerekçesi ile temyiz isteminin 5271 sayılı CMK'nın 298 inci maddesi uyarınca reddine karar verildiği anlaşılmıştır. 5271 sayılı CMK'nın 35/2. Maddesi gereğince kararın hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ edilmesinin gerektiği, tebliğ tarihi olan 08.11.2019 tarihi itibari ile silahlı terör örgütüne yardım etme suçunun temyizi kabil olduğu, sanık müdafinin bu tarih itibari ile istinaf kararından haberdar olduğu, 15.11.2019 tarihinde CMK'nın 291.maddesinde yazılı 15 günlük yasal süre içerisinde kararı temyiz ettiği ve temyizin süresinde olduğu değerlendirildiğinden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçeleri yerinde görüldüğünden itirazın kabulüne karar verilerek yapılan incelemede; IV. KARAR: 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE, 2. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 16.10.2023 tarih ve 2021/11380 Esas, 2023/7264 Karar sayılı sanık yönünden verilen ret ilâmının KALDIRILMASINA, 3.Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280). Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, esas 9-242, karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunan ve usulünce tartışılan delillere, dosya kapsamına ve aksi kanıtlanamayan savunmalara göre örgüte müzahir dernek üyeliği dışında örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna ve örgüt ile organik bağ kurduğuna veya yardım ettiğinde dair mahkumiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak yeterli delil bulunmayan sanığın atılı suçtan beraati yerine, olgu ve delillerin hatalı değerlendirilmesi neticesinde ve yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304/2-a maddesi uyarınca dosyanın Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.05.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.