Başvurucu, işletmecisi olduğu ve pansiyon olarak faaliyet gösteren İstanbul ilinde bulunan işyerinin tahliyesi ve yıkımından doğan zararının giderilmesi istemiyle 2/12/2005 tarihinde Şile Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tazminat davasının yaklaşık dört yıl sonra Mahkemenin görevsizliği nedeniyle reddedildiğini, anılan görevsizlik kararı üzerine İstanbul İdare Mahkemesinde açtığı tam yargı davasında süre aşımı nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, Şile Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ka
Başvurucu, işletmecisi olduğu ve pansiyon olarak faaliyet gösteren İstanbul ilinde bulunan işyerinin tahliyesi ve yıkımından doğan zararının giderilmesi istemiyle 2/12/2005 tarihinde Şile Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tazminat davasının yaklaşık dört yıl sonra Mahkemenin görevsizliği nedeniyle reddedildiğini, anılan görevsizlik kararı üzerine İstanbul İdare Mahkemesinde açtığı tam yargı davasında süre aşımı nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, Şile Asliye Hukuk Mahkemesince verilen kararın tebliğ belgesinde idari yargı yerinde dava açma süresinin gösterilmediğini ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, çalışma, yaşam ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin giderilmesini talep etmiştir. Başvuru, 20/8/2013 tarihinde Şile Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 18/7/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, işletmecisi olduğu ve pansiyon olarak faaliyet gösteren İstanbul ili, Şile ilçesi, Ayazma mevkiinde bulunan işyerinin, Şile Belediyesi tarafından 4/4/2002 tarihli yıkım kararına dayanılarak 2/12/2004 tarihinde yıkılması nedeniyle zarara uğradığını iddia etmiş ve 2/12/2005 tarihinde Şile Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açmıştır. Mahkemece, 18/4/2007 tarih ve E.2005/374, K.2007/84 sayılı kararla, idare tarafından tesis edilen yıkım işleminin 20/7/1966 tarihli ve 775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun maddesine dayandığı, kanundan alınan yetkiye göre gerçekleştirilen eylem nedeniyle başvurucu lehine tazminata hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesinin 4/11/2008 tarih ve E.2007/14180, K.2008/13392 sayılı ilâmıyla; dava konusu zarara sebep olduğu iddia edilen yıkım işleminin 775 sayılı Kanun’a göre alınan bir idari karara dayandığı, idari işlem ve eylemlerden dolayı hakları zarara uğrayanlar tarafından açılacak tam yargı davalarında idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, 11/2/2009 tarih ve E.2008/388, K.2009/62 sayılı kararla davanın yargı yolu bakımından reddine, yasa yolu açık olmak üzere karar verilmiş, karar davalı ve başvurucu vekilinin yüzüne karşı okunmuştur. Karar temyiz edilmemiş ve 20/3/2009 tarihinde kesinleşmiştir. Başvurucu, Şile ilçesi, Ayazma mevkiinde bulunan işyerinin, Şile Belediyesi tarafından zorla tahliye edilmesi ve yıkımına ilişkin işlem nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek, 30/4/2009 tarihinde İstanbul İdare Mahkemesinde tam yargı davası açmıştır. Mahkemece, 17/12/2009 tarih ve E.2009/679, K.2009/2031 sayılı kararla, 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesine göre çözümlenmesi Danıştay, idare ve vergi mahkemelerinin görevine girdiği halde, adli ve askeri yargı yerinde açılan davaların görevsizlik nedeniyle reddedilmesi halinde, bu husustaki kararın kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabileceği, görevsiz yargı yerine başvurma tarihinin Danıştay, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edileceği belirtilerek otuz günlük süre geçtikten sonra 30/4/2009 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Temyiz üzerine, Danıştay On Dördüncü Dairesinin 12/3/2012 tarih ve E.2011/4863, K.2012/1578 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 19/6/2013 tarih ve 2012/6428, K.2013/5075 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Karar, başvurucuya 26/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 20/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir: “Diğer bir mahkeme yahut idari makam veya yargı merciinin görevine giren bir dava veya iş kendisine arz olunan mahkeme, duruşma yapmadan görevsizlik kararı verebileceği gibi davanın her safhasında kendiliğinden görevli olmadığına da karar verir. “Görev itirazı davanın her safhasında ileri sürülebilir.” 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Dava Şartları” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi şöyledir: “(1) Dava şartları şunlardır: .. b) Yargı yolunun caiz olması. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari davaların açılması” kenar başlıklı maddesi şöyledir: (1) (Değişik: 10/6/1994-4001/2 md.) İdari davalar, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılır. (2) Dilekçelerde; a) Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, b) Davanın konu ve sebepleri ile dayandığı deliller c) Davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi, d) Vergi, resim, harç, benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarla tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktar, e) Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap numarası, Gösterilir. (3) Dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örnekleri dava dilekçesine eklenir. Dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örnekleri karşı taraf sayısından bir fazla olur.” 2577 sayılı Kanun’un “Görevli olmayan yerlere başvurma” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “(1) (Değişik: 5/4/1990 - 3622/2 md.) Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli ve askeri yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir. (2) Adli veya askeri yargı yerlerine açılan ve görevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra birinci fıkrada yazılı otuz günlük süre geçirilmiş olsa dahi, idari dava açılması için öngörülen süre henüz dolmamış ise bu süre içinde idari dava açılabilir.” 2577 sayılı Kanun’un “İptal ve tam yargı davaları” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.” 775 sayılı Kanun’un “Yeniden gecekondu yapımının önlenmesi” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra, belediye sınırları içinde veya dışında, belediyelere, Hazineye, özel idarelere, katma bütçeli dairelere ait arazi ve arsalarda veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerde yapılacak, daimi veya geçici bütün izinsiz yapılar, inşa sırasında olsun veya iskan edilmiş bulunsun, hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın, belediye veya Devlet zabıtası tarafından derhal yıktırılır.”