DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2915 E. , 2024/512 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2915 Karar No : 2024/512 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Odası (… Şubesi) VEKİLİ : Av. … TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … 2- Özelleştirme İdaresi Başkanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 25/05/2023 tarih ve E:2019/13370, K:2023/5127 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir. YARGILAM
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2915 E. , 2024/512 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2915 Karar No : 2024/512 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Odası (… Şubesi) VEKİLİ : Av. … TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … 2- Özelleştirme İdaresi Başkanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 25/05/2023 tarih ve E:2019/13370, K:2023/5127 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Hazineye ait Ankara ili, Çankaya ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan, … tarih ve … sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 25/05/2023 tarih ve E:2019/13370, K:2023/5127 sayılı kararıyla; Davacının dava açma ehliyetinin olmadığı ve davanın süresinde açılmadığına ilişkin davalı itirazları yerinde görülmemiş, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 1. maddesi, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 9. maddesinin 2. fıkrası, Ek-3. maddesi, 5. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halindeki "nazım imar planı" ve "uygulama imar planı" tanımları, 6 ve 8. maddeleri, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 26. maddesindeki "imar planı değişikliği" tanımına yer verilerek, Yukarıda yer verilen düzenlemeler uyarınca, özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişiklikleri yapmak Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yetkisi dahilinde olmakla beraber, bu plan ve plan değişikliklerinin çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerektiği, Yerinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgeler, davalı idarenin bilirkişi raporuna itirazı birlikte değerlendirildiğinde; Dava konusu 1/5000 ve 1/1000 ölçekli plan değişiklikleri ile öngörülen kullanım ve yapılaşma kararları açısından; Uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu alanda imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ait olduğu, davaya konu edilen imar planı değişiklikleri yapılırken ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alındığı, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planı değişikliklerinin üst ölçekli planlara aykırılık oluşturmadığı, çevre ve imar bütünlüğü yönünden değerlendirildiğinde ise 3194 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 2. fıkrasında verilmiş olan yetkiye istinaden Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yalnız uyuşmazlık konusu parsele ilişkin imar planı değişikliği yapıldığı, dava konusu işlem tek bir parseli ilgilendiren bir işlem olduğu için farklı iki plan ölçeğinde benzer karar ve ayrıntı bulunmasının plan kademeleri ya da planların kademeli birlikteliği ilkesi kapsamında planın iptalini gerektirecek bir aykırılık olmadığı, çevre ve imar bütünlüğü kapsamında yapılaşma koşulları içinde yapı yükseklikleri incelendiğinde, çevresiyle uyumu dikkate alınarak plan değişiklikleriyle parsele verilen düşük yapılaşma şartlarının alanın yoğunluğunu üst ölçekli plana aykırı şekilde artırmadığı, otopark ihtiyacının parsel içerisinde çözümlendiği, taşınmazın geçmişten bu yana plan kullanımlarında sosyal donatıya ilişkin bir fonksiyon bulunmadığı görüldüğünden davaya konu işlemde sosyal donatı dengesinin bozulmasına yönelik bir sakınca tespit edilmediği, bu nedenlerle çevre imar bütünlüğünün bozulmadığı, bu durumda dava konusu imar planlarında şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı, Dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait 6 sayılı plan notu yönünden; Dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait 6 sayılı plan notunda ticaret alanında yer alabilecek kullanımlara ilişkin “Ticaret alanında iş merkezleri, yönetim binaları, banka finans kurumları, ofis büro, çarşı, çok katlı mağazalar, otoparklar, alışveriş merkezleri, konaklama tesisleri, sinema, tiyatro, müze, kütüphane, sergi salonu gibi eğlenceye yönelik birimler, ilgili kamu kurumunun belirlediği standartları sağlamak ve uygun görüşü alınmak kaydıyla özel sağlık tesisleri ve özel eğitim tesisleri, kurslar, etüd merkezleri gibi ticaret ve hizmetlere ilişkin yapılar yapılabilir.” belirlemelerinin yapıldığı, 1/1000 ölçekli uygulama imar planının alandaki yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve esaslarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olduğu, bir alanın 1/5000 ölçekli nazım imar planındaki ilke ve esaslara uygun olarak nasıl ve hangi ölçüler içerisinde kullanılacağının 1/1000 ölçekli uygulama imar planında net bir biçimde ortaya konulması gerektiği, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği Ek-1/ç'de (nazım imar planı gösterimleri) sağlık alanı gösterimine yer verildiği, Ek-1/d'de (uygulama imar planı gösterimleri) gösterimlerinde de özel sağlık tesis alanlarının sağlık tesis alanları başlığı altında gösterildiği, aynı şekilde söz konusu Yönetmelik'in Eki 1/ç gösteriminde eğitim alanı, 1/d gösteriminde de özel eğitim tesis alanlarının eğitim tesisleri alanı başlığı altında gösterildiği, dolayısıyla özel sağlık ve özel eğitim tesislerinin uygulama imar planlarında özel sağlık ve özel eğitim tesis alanı olarak gösterilmesi gerektiği, Bu itibarla, her ne kadar, dava konusu 6 sayılı plan notunda ticaret alanlarında özel sağlık ve eğitim tesisleri, kurs ve etüt merkezleri yapılabileceği belirtilmiş ise de; sağlık ya da eğitim tesisleri alanlarının tanımı yapılırken bu alanların kamusal ya da ticari niteliğine değil, mekansal alanda söz konusu kullanım kararının ifa edeceği fonksiyon türüne göre tanımlama getirildiği, mekansal planlarda projeksiyon nüfus için ayrılması gereken en az sağlık tesisi alanı miktarının belirlenmesi ile kamu veya özel sağlık tesisleri alanı yerleşim ve oran kriterlerinin belirlenmesinin Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'ne bırakıldığı, bu tesislerin özü itibari ile ticari değil, kamusal kullanımları barındırdığı, teşekkülünden de asli olarak kamu idarelerinin sorumlu olduğu, mülkiyet ve işletme yönünden özel kişilere de imkan tanınmasının, bu kullanımı tek başına "ticari tesis" haline getirmeyeceği, her biri Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği eki gösterimlerde ayrı lejantlarla gösterilen ve farklı fonksiyonlara tekabül eden, ulaşım başta olmak üzere sosyal ve teknik altyapıya getireceği yük birbirinden çok farklı olan kullanım kararlarının 1/1000 ölçekli uygulama imar planında konusuna göre sağlık ya da eğitim (özel sağlık veya özel eğitim tesis alanı ya da etüt ve kurs merkezi) tesis alanında yer alması gerektiğinden dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait 6 sayılı plan notunda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planları ile öngörülen kullanım ve yapılaşma kararları açısından davanın reddine, 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait 6 sayılı plan notunun ticaret alanında özel sağlık tesisleri ve özel eğitim tesisleri bulunabileceğine ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, planlara konu alanın Kızılay meydanına 1,6 km, Türkiye Büyük Millet Meclisine yaklaşık 700 metre, Kuğulupark’a yaklaşık 450 metre mesafede, Alman Büyükelçiliğinin karşısında, Vakıfbank’ın yan parselinde bulunduğu ve otopark olarak kullanıldığı, Atatürk Bulvarına ve Tunus Caddesine cephe verdiği, halihazırda imar planı iptal edildiğinden plansız olduğu, ancak iptal edilmeden önce konut kullanımında yer aldığı ve toplam inşaat alanının 8375 m2 ve Hmaks:12:50 metre olduğu, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile taşınmazın kullanım kararının ticaret alanı, yapılaşma koşullarının ise E:2.00 Yençok:7 kat olarak belirlendiği, emsal ve inşaat alanı değerlerindeki artışın bilimsel ve çevresel etüde dayalı teknik bir gerekçesinin bulunmadığı, yeni kullanımın çevresiyle kurduğu ilişki ve yapı yoğunluğunun irdelenmediği, yakın çevresindeki ulaşım-dolaşım sistemine etkileri, kent bütününe etkisi ve zorunlu alt yapı alanlarının dağılımına etkileri gibi zorunlu teknik çalışma ve değerlendirmelerin yapılmadığı, planlara konu parselin bulunduğu bölgenin mevcut trafik yüküne ilave gelecek trafik yükünün hesaplanmadığı, çevre fonksiyonlarla ilişkilerini ve doğacak altyapı gereksinimleri için hiçbir değerlendirme yapılmadığı, dava konusu 1/5000 ölçekli imar planı nazım planına ait 7 ve 8 nolu plan notları ile ölçeğinin gereği olmayan hususların düzenlendiği, uygulama imar planı konusu olan emsal, kat alanı, bina yüksekliği, kotlandırma gibi uygulamaya ilişkin kararların alındığı, kentsel teknik altyapı etki değerlendirmesi raporunun hazırlanmadığı, Daire kararının redde ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idareler tarafından, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği Ek-1d kısmında yer alan Uygulama İmar Planı Lejantında ticaret alanı olarak tek bir gösterimin bulunduğu, ayrıntılı bir kullanım tarifinin yapılmadığı, ticaret alanına ilişkin ayrıntının Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin "ticaret alanı" tanımında belirtildiği, ilgili Yönetmelik ile ticaret alanı tanımında yer alan tüm kullanımların bölgesel ihtiyaçlar doğrultusunda yapılmasına olanak sağlandığı, Yönetmelik'te yer alan kullanımlar dışında farklı herhangi bir kullanım getirilmediği ve plan yapma yetkisi olan diğer kurum ve kuruluşların da bu şekilde bir ayrışmaya gitmediği hususları dikkate alındığında söz konusu tanımın belirsizlik yaratmayacağının açık olduğu, kaldı ki "ticaret alanı" plan notu içerisinde farklı ticari kullanımların yer almasının bölgede doğabilecek ihtiyaçlar doğrultusunda süreç içerisinde avantaj sağlayacağı, dolayısıyla bu durumun bir belirsizlik olarak değerlendirilmemesi gerektiği, aksine ticaret alanlarında yapılacak kısıtlamanın süreç içerisinde bölgede oluşacak ihtiyaçların giderilmesine yönelik olumsuz bir durum yaratacağı, plan notundaki ticaret alanı tanımının dava konusu planların onaylandığı tarihte yürürlükte bulunan haliyle Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 19. maddesindeki tanıma uygun olduğu, bunun yanında, bölge özelinde inceleme yapıldığında söz konusu parselin merkezi bir konumda yer alması, ulaşılabilirliğinin yüksek olması, güçlü yol bağlantılarının bulunması nedeniyle gerek eğitim gerekse sağlık hizmetlerine ulaşım bakımından avantaj sağlayacağı, planlama sürecindeki analiz ve incelemeler sırasında alanın konumu ve genel özellikleri, tapu ve kadastro bilgileri, jeolojik durumu, ulaşım bağlantıları, çevresinde yer alan fonksiyonlar ve yapılaşma koşullarına ilişkin inceleme yapıldığı, hazırlanan imar planlarının çevre ile uyumlu, arazi kullanım dengelerini bozmayacak şekilde hazırlandığı, ilgili kurum ve kuruluşlardan görüşler alınarak planlara son halinin verildiği, Daire kararının iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın redde ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve davacının temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne kısmen reddine, temyize konu Daire kararının redde ilişkin kısmının dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planına ait 6 sayılı plan notunun ticaret alanında özel sağlık tesisleri ve özel eğitim tesisleri bulunabileceğine ilişkin kısmı yönünden bozulmasına, anılan düzenlemenin iptaline, diğer kısmının onanmasına; davalı idarelerin temyiz isteminin reddine, temyize konu Daire kararının iptale ilişkin kısmının Kurulumuz kararında belirtildiği şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarelerin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda ilk olarak 1968 yılında yapılmış olan Bölge Kat Nizamı Planı ve bu doğrultudaki Kat Rejimi Planları ile Hazineye ait Ankara ili, Çankaya ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın cepheli olduğu … Bulvarına 7 kat, Tunus Caddesine ise 5 kat yapılaşma koşulu tanımlanmıştır. 1977 tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planında, taşınmazın kullanımı konut olarak tanımlanmış, yapılaşma koşulları olarak 8375 m2 inşaat alanına ve 21.50 metreye kadar yüksekliğe (yaklaşık 7 kat) izin verilmiştir. Yargı kararıyla iptaline karar verilen 2000 yılı 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile taşınmazın kullanımı katlı otopark olarak değiştirilmiştir. Sonrasında yine yargı kararıyla iptaline karar verilen 2005 yılı 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile taşınmazın kullanımı kentsel iş merkezi olarak tanımlanırken 2 kat ticaret, diğer katlar otopark şeklinde plan notu getirilerek emsal değeri E:1,60 olarak belirlenmiştir. Yine Ankara ili, Çankaya ilçesi, … Mahallesi, … ada, …, … ve … parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının … tarih ve … sayılı Oluru ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleriyle taşınmazın bir kısmı E:1,60, Yençok:12 kat yapılaşma koşullarında ticaret alanı, diğer kısmı Yençok:serbest yapılaşma koşuluyla ibadet alanı olarak planlanmıştır. Bu planların iptali istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptali yolundaki ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın, Danıştay Altıncı Dairesinin 28/01/2021 tarih ve E:2017/8372,K:2021/761 sayılı kararıyla onanmasına karar verilmiştir. Yukarıda kronolojik olarak aktarılan imar planı değişikliklerinden sonra, 04/05/2018 tarihinde özelleştirme kapsamına alınan taşınmaza, … tarih ve … sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla onaylanan dava konusu imar planlarıyla E:2,00, Yençok:7 kat yapılaşma koşullu ticaret alanı kullanımı getirilmiştir. Anılan planların 21/02/2019-22/03/2019 tarihleri arasında askıya çıkarılması üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait 6 sayılı plan notunun ticaret alanında özel sağlık tesisleri ve özel eğitim tesisleri bulunabileceğine ilişkin kısmı yönünden: 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiştir. Dairece, 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait 6 sayılı plan notunun ticaret alanında özel sağlık tesisleri ve özel eğitim tesisleri bulunabileceğine ilişkin kısmının iptaline karar verilmiş ise de; uygulama imar planının bu düzenlemeyi içeren plan notunun 6 sayılı plan notu değil 4 sayılı plan notu olduğu anlaşıldığından temyize konu Daire kararının buna ilişkin kısmının düzeltilmesi gerekmektedir. Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planına ait 6 sayılı plan notunun ticaret alanında özel sağlık tesisleri ve özel eğitim tesisleri bulunabileceğine ilişkin kısmı yönünden: Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planına ait 6 sayılı plan notunda, “Ticaret alanında iş merkezleri, yönetim binaları, banka finans kurumları, ofis büro, çarşı, çok katlı mağazalar, otoparklar, alışveriş merkezleri, konaklama tesisleri, sinema, tiyatro, müze, kütüphane, sergi salonu gibi eğlenceye yönelik birimler, ilgili kamu kurumunun belirlediği standartları sağlamak ve uygun görüşü alınmak kaydıyla özel sağlık tesisleri ve özel eğitim tesisleri, kurslar, etüd merkezleri gibi ticaret ve hizmetlere ilişkin yapılar yapılabilir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği Ek-1/ç'de (nazım imar planı gösterimleri) sağlık alanı ve eğitim alanı gösterimlerine yer verildiğinden özel sağlık tesisleri ve özel eğitim tesisleri, ancak nazım imar planlarında sağlık alanı ve eğitim alanı olarak gösterilen alanlarda yer alabilecektir. Bu durumda, her biri Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği eki gösterimlerde ayrı lejantlarla gösterilen ve farklı fonksiyonlara tekabül eden, ulaşım başta olmak üzere sosyal ve teknik altyapıya getireceği yük birbirinden çok farklı olan bu kullanım kararlarının, 1/5000 ölçekli nazım imar planında konusuna göre sağlık alanı ya da eğitim alanında yer alması gerektiğinden dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planına ait 6 sayılı plan notunun ticaret alanında özel sağlık tesisleri ve özel eğitim tesisleri bulunabileceğine ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Daire kararının diğer kısımları yönünden; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Daire kararının diğer kısımları usul ve hukuka uygun olup, davacının temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, 2.Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 25/05/2023 tarih ve E:2019/13370, K:2023/5127 sayılı kararının davanın reddine ilişkin kısmının dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planına ait 6 sayılı plan notunun ticaret alanında özel sağlık tesisleri ve özel eğitim tesisleri bulunabileceğine ilişkin kısmı yönünden BOZULMASINA, anılan düzenlemenin İPTALİNE, diğer kısmının ONANMASINA, 3.Davalı idarelerin temyiz isteminin reddine, 4.Temyize konu Daire kararının iptale ilişkin kısmının yukarıda belirtildiği şekilde düzeltilerek ONANMASINA, 5.Dava kısmen iptal, kısmen ret ile sonuçlandığından davacı tarafından temyiz aşamasında yapılan … TL yargılama giderinin … TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, … TL'sinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 6.Dairece vekalet ücretine hükmedildiğinden ve Kurulumuzca verilen işbu kararla haklılık durumu değişmediğinden yeniden vekalet ücretine hükmedilmemesine, 7.Davacı tarafından mükerrer olarak yatırılan … TL temyiz başvuru harcının tarafına iadesine, 8.Posta gideri avanslarından artan tutarların taraflara iadesine, 9.Kesin olarak, 07/03/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Anayasa'nın "Devletleştirme ve Özelleştirme" başlıklı 47. maddesinin 2. fıkrasında, "Devletin, kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunla gösterilir." hükmüne yer verilmiştir. 18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7142 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunca 02/07/2018 tarihinde kararlaştırılan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) 85. maddesi ile 4046 sayılı Kanun'un "Özelleştirme Yüksek Kurulu ve Görevleri" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Başbakanın başkanlığında, Başbakanın belirleyeceği dört bakandan oluşan Özelleştirme Yüksek Kurulu (Kurul) kurulmuştur. Kurul, üyelerin tamamının katılımı ile toplanır ve kararları oybirliği ile alır. Kurulun sekretarya hizmetleri Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülür." hükmü yürürlükten kaldırılmakla birlikte 4046 sayılı Kanun'un Özelleştirme Yüksek Kurulunun görevlerinin sayıldığı 3. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenleme yürürlükte bulunmaktadır. Her ne kadar, 703 sayılı KHK'nın "Kurulların Görevleri" başlıklı geçici 8. maddesinde, bu KHK ile yürürlükten kaldırılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde yapısı ve görevleri düzenlenmiş olan kurul ve benzeri birimlerin bu maddenin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine aktarılmayanlara ait ve politika belirlemeye ilişkin görev ve yetkiler haricindeki diğer görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanlığına veya yetkilendirilecek kurum ya da makama devredilmiş sayılacağı belirtilmiş ise de; Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanunla verilmiş görev ve yetkilerin bizzat kimin tarafından kullanılacağı konusunda açık bir kurala yer verilmemiştir. Nitekim, 703 sayılı KHK'nın geçici 8. maddesine dayanılarak hazırlanan 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle 703 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılan 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 1. fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanunla verilmiş görev ve yetkileri kullanacak makamın bizzat "Cumhurbaşkanı" olduğu belirtilmiştir. Görüleceği üzere, 703 sayılı KHK veya yasal bir düzenleme ile yetkili makam tespit edilmediğinden Genelgeye ekli 1 sayılı listenin üçüncü sırasında Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkileri kullanacak makamı gösteren ayrık bir düzenlemeye daha gerek duyulmuştur. Öte yandan, 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 1. fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kurulunun görev ve yetkisinin tevdi edildiği makamın Cumhurbaşkanı olduğu 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesine ekli 1 sayılı listenin üçüncü sırasında tespit edilmiş ise de, Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler arasındaki özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazlara ilişkin her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonlarının onaylanması hususunda karar verecek makamın genelge hükümleri ile tespit edilmesi normlar hiyerarşisine açıkça aykırıdır. Yetki kuralları, idari kararların Anayasa ve kanunların yetkili kıldığı organ, makam ve kamu görevlileri tarafından alınmasını ifade etmektedir. "Görev ve yetki" kamu düzeninden olup varlıkların özelleştirme kapsam ve programına alınması hususunda karar verecek makamın da alt düzenleyici işlem niteliğindeki genelge ile değil, Anayasanın 47. maddesinin 2. fıkrasının açık hükmü gereğince ancak üst hukuk normu niteliğindeki kanun ile düzenlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler konusunda bizzat karar alacak makamın üst hukuk normlarında belirlenmediği, 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Genelgeye ekli 1 sayılı listenin üçüncü sırasında tespit edilmiş yetkiye dayalı şekilde işlem tesis edildiği dikkate alınarak dava konusu işlemin yetki kuralları yönüyle hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Öte yandan, 703 sayılı KHK'nın 85. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi ile 4046 sayılı Kanuna eklenen geçici 29. madde, 09/07/2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla 703 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde "görülmekte olan işler"in bu tarih itibarıyla devam eden özelleştirmeye ilişkin işlemler olduğu ve bu işlemlere yönelik yetkinin de "geçici" nitelikteki yasa hükmü ile eklendiği göz önüne alındığında, 703 sayılı KHK yürürlüğe girdikten sonra tesis edilen 10/01/2019 tarihli işlemin 09/07/2018 tarihi itibarıyla devam eden işler kapsamında olduğundan söz edilemez. Bu itibarla, 10/01/2019 tarih ve 592 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un geçici 29. maddesi kapsamındaki görülmekte olan işler niteliğinde bulunmadığından, bu maddeye dayanılarak işlem tesis edilmesi hukuken mümkün değildir. Kaldı ki, geçici 29. maddeyle sadece bu KHK'nın yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca "görümekte olan işlerin" Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağına ilişkin düzenlemeye gerek duyulmuş olması da, Özelleştirme Yüksek Kurulunun geçici 8. madde kapsamında olmadığını göstermektedir. Bu durumda, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olması nedeniyle iptaline karar verilmesi gerekirken nazım ve uygulama imar planları ile öngörülen kullanım ve yapılaşma kararları açısından davanın reddine karar verilmesinde hukuki isabet, 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait 6 sayılı plan notunun ticaret alanında özel sağlık tesisleri ve özel eğitim tesisleri bulunabileceğine ilişkin kısmının iptaline karar verilmesinde sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, Dairece, 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait 6 sayılı plan notunun ticaret alanında özel sağlık tesisleri ve özel eğitim tesisleri bulunabileceğine ilişkin kısmının iptaline karar verilmiş ise de; uygulama imar planının bu düzenlemeyi içeren plan notunun 6 sayılı plan notu değil 4 sayılı plan notu olduğu anlaşıldığından temyize konu Daire kararının buna ilişkin kısmının düzeltilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, Daire kararının dava konusu nazım ve uygulama imar planları ile öngörülen kullanım ve yapılaşma kararları açısından davanın reddine ilişkin kısmının bozulması, Daire kararının iptale ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle ve düzeltilerek onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.