Başvuru, tazminat davasında gerekçesiz karar verilmesi, karar düzeltme isteğinin reddiyle birlikte para cezasına hükmedilmesi ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; tazminat davasında gerekçesiz karar verilmesi, karar düzeltme isteğinin reddiyle birlikte para cezasına hükmedilmesi ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 21/1/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:A. Ceza Yargılamasına İlişkin Süreç Başvurucuların yakını olan R.U. 18/5/2002 tarihinde hayatını kaybetmesi üzerine Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca (Savcılık) soruşturma başlatılmıştır. Savcılık 7/6/2002 tarihli iddianame ile sanıklar A.U., S.U. ve H.U. hakkında tasarlayarak adam öldürme suçundan cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açmıştır. Samsun Ağır Ceza Mahkemesi yapmış olduğu yargılama sonunda 29/12/2005 tarihli karar ile H.U.nun kasten adam öldürme suçundan 12 yıl hapis ve sanık A.U.nun adam öldürmeye teşebbüs suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verirken diğer sanık S.U.nun beraatine karar vermiştir. Hüküm temyiz edilmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi 4/4/2007 tarihli karar ile S.U. ve H.U. yönünden kurulan hükmü onamışken A.U.nun suçu işlediğine dair yeterli delil bulunmadığından beraatine karar verilmek üzere bozulmasına karar vermiştir. Samsun Ağır Ceza Mahkemesi bozma ilamına uymuş ve 21/6/2007 tarihli karar ile A.U.nun, H.U.nun R.U.yu öldürmesi hususunda azmettirdiği veya eylemine yardım eden sıfatıyla iştirak ettiği yönünde tanıklar huzurunda kızgınlıkla söylediği sözler dışında delil elde edilemediğinden beraatine karar vermiştir. Temyiz edilen hüküm, Yargıtay Ceza Dairesinin 14/11/2008 tarihli kararı ile onanarak kesinleşmiştir.B. Başvuruya Konu Hukuk Yargılamasına İlişkin Süreç Başvurucular 12/8/2002 tarihli dilekçeyle asli maddi fail H.U.yu azmettirerek yakınları R.U.nun ölümüne neden oldukları iddiasıyla A.U., U. ve S.U. hakkında maddi ve manevi tazminat talebiyle dava açmışlardır. Açılan dava aynı Mahkemede aynı nedenle asli maddi fail H.U. hakkında açılan dava ile birleştirilmiştir. Davacılardan Döndü Uyanık 12/10/2008 tarihinde vefat ettiğinden davaya dâhil olan mirasçıları yönünden yargılamaya devam edilmiştir. Başvurucular 7/12/2012 tarihinde taleplerini ıslah ederek Sevgi Arkan için 917,86 TL, Aysel Uyanık için 611,54 TL, Medine Uyanık için 611,54 TL, Mediha Uyanık için 560,03 TL, Döndü Uyanık için 570 TL, Ahmet Uyanık için 560,03 TL olmak üzere defin masrafları ile birlikte toplam 631,17 TL maddi tazminat talebinde bulunmuşlardır. Kavak Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) 17/1/2013 tarihli kararla davanın kısmen kabulüyle toplam 831,17 TL maddi tazminat ile 500 TL manevi tazminatın davalı H.U.dan tahsiline karar vermiştir. Mahkeme aynı kararında davalılar A.U., U. ve S.U. yönünden maddi ve manevi tazminat isteğinin reddine karar vermiştir. Söz konusu gerekçeli kararda adam öldürme eyleminin davalılardan H.U. tarafından gerçekleştirildiğinin sabit olduğu, buna karşılık haklarında dava açılan diğer davalılar A.U. ve S.U.nun Samsun Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamalarında ölüm olayının gerçekleşmesinde bir kusurlarının bulunmaması nedeniyle beraat ettikleri ve davalı U.nun ise herhangi bir kusurunun saptanmadığı belirtilmiştir. Hüküm başvurucular tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi (Daire) 15/4/2014 tarihli kararla H.U. yönünden kurulan hükmün bozulmasına ve ilk derece mahkemesi kararındaki gerekçeye atıf yaparak diğer davalılar A.U., U. ile S.U. yönünden kurulan hükmün onanmasına karar vermiştir. Başvurucular, Dairenin 15/4/2014 tarihli kısmi onama kararına karşı karar düzeltme isteğinde bulunmuştur. Daire 18/11/2014 tarihli kararı ile onama kararına atıf yaparak haklı bir neden içermediğinden karar düzeltme isteğini reddine ve karar düzeltme isteğinde bulunan başvurucular aleyhine 228 TL para para cezasına karar vermiştir. Tazminat istemine ilişkin uyuşmazlık H.U. yönünden devam etmekte ise de A.U., U. ile S.U. yönünden Yargıtayın karar düzeltme isteğinin reddine dair kararıyla birlikte kesin olarak sona ermiş olup hükmün kesinleşen bu bölümüne ilişkin nihai karar, 23/12/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucular 21/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Kanun Hükümleri 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun maddesi şöyledir:"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." 6098 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: Cenaze giderleri. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.'' 6098 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir'' 6098 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.'' Karar tarihinde yürürlükte bulunan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Tashihi karar talebi esbabı mezkureye mutabık görülmezse arzuhalin reddine ve mustedii tashihten yüz liraya kadar cezayı nakdi alınmasına ve muvafık ise kabulüne karar verilir.''B. Yargısal Kararlar Yargıtay Hukuk Dairesinin 15/2/2018 tarihli ve E.2016/509, K.2018/964 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:"818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (TBK m. 74) maddesi gereği ceza mahkemesinde verilen beraat kararı hukuk hakimini bağlamaz ise de, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız olmayıp ceza mahkemesinin maddi vakıaların belirlenmesine ilişkin mahkumiyet kararı hukuk hakimi yönünden bağlayıcı olup taraflar yönünden kesin delil niteliği taşıyacaktır.Dosya kapsamından; olay nedeniyle GiresunAğır Ceza Mahkemesinde sanık olarak yargılanan davalı hakkında, kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan dolayı verilen hapis cezasından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesi gereği haksız tahrik indirimi yapıldığı ve hükmün Yargıtay Ceza Dairesi tarafından onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.Davaya konu olayda; davalının fiilini haksız tahrik altında gerçekleştirdiği maddi vakıa olarak kesinleşmiş ceza kararı ile tespit edilmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacı İ.Y.nin destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması sırasında tahrik nedeni ile herhangi bir indirim yapılmamıştır. Bu durumda; desteğin müterafik kusurun varlığı göz önünde bulundurularak talep edilen maddi tazminattan uygun bir indirim yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekir. Bu hususun gözetilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup; kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. Davaya konu olayda; davalının fiilini haksız tahrik altında gerçekleştirdiği maddi vakıa olarak kesinleşmiş ceza kararı ile tespit edilmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacı İ.Y.nin destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması sırasında tahrik nedeni ile herhangi bir indirim yapılmamıştır. Bu durumda; desteğin müterafik kusurun varlığı göz önünde bulundurularak talep edilen maddi tazminattan uygun bir indirim yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekir. Bu hususun gözetilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup; kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir." Yargıtay Hukuk Dairesinin 14/4/2016 tarihli ve E.2016/3103, K.2016/5105 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:"Destekten yoksun kalma tazminatı, haksız fiil sonucu bir kişinin ölümü sonucunda ölenin yardımından mahrum kalanlara ödenecek bir tazminat türüdür. Bu tazminatın kaynağı olan BK'nın 45/ maddesinin (6098 sayılı TBK m. 53) öngörmüş olduğu hal, ölüm sonucu vukua gelen bir kısım zararların tazminini hükme bağlamaktadır. Bu hükme göre, ölenin yardımından faydalananlar, bu yüzden yoksun kaldıkları faydayı, tazminat olarak, sorumludan isteyebilirler. Kanun metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK'nın 45/2 maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir....b) 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (TBK/74) maddesi gereği ceza mahkemesinde verilen beraat kararı hukuk hakimini bağlamaz ise de hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız olmayıp ceza mahkemesinin maddi vakıaların belirlenmesine ilişkin mahkumiyet kararı hukuk hakimi yönünden bağlayıcı olup taraflar yönünden kesin delil niteliği taşıyacaktır.Dosya kapsamından; olay nedeniyle Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesinde sanık olarak yargılanan davalıya verilen müebbet hapis cezasından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesi gereği haksız tahrik indirimi yapıldığı ve hükmün Yargıtay Ceza Dairesi tarafından onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davaya konu olayda; davalının eylemini haksız tahrik altında gerçekleştirdiği maddi vakıa olarak kesinleşmiş ceza kararı ile tespit edilmiştir. Mahkemece, alınan bilirkişi raporunda destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması sırasında tahrik nedeni ile herhangi bir indirim yapılmamıştır. Bu durumda; desteğin müterafik kusurunun varlığı göz önünde bulundurularak talep edilen maddi tazminattan uygun bir indirim yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekir. Bu hususun gözetilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup; kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir."