;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...'in müvekkil aleyhine Bakırköy .... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlattığını, davalı tarafın takibe dayanak olarak 14/12/2019 tanzim, 21/12/2019 vede tarihli 40.000 TL bedelli bir bono sunulduğunu, müvekkilinin böyle bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin taraf olmadığı araç kira sözleşmesiyle müvekkilinin borçlu gösterilemiyeceğini, müvekkilinin dava konusu icra takibinde diğer borç
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil ...'in özel bir şirkette çeşitli yönetici pozisyonlarında çalıştıktan sonra 2014 yılında emekli olduğunu, müvekkilinin, daha önce hiçbir bilgisi olmadığı halde yatırım düşüncesiyle 2021 yılının Nisan ayında uygulamada "..." olarak da bilinen kaldıraçlı varlık ve türev araç alım satım işlemleri hakkında davalı tarafından rahatsızlık verecek düzeyde sık sık aranarak ilgili site üzerinden yatırım yapılması hususunda ikna edilmeye çalışıldığını, müvekkilinin ilk görüşmelerde dahi ... piyasasından uzak durmak istediğini ve sadece Viop piyasasına dahil olabileceğini söylediğini, 10-15 Nisan 2021 tarihinde herhangi bir aydınlatma yapılmadan Viop sözleşmesi imzalatıldığını, sözleşmenin imzalanmasının hemen ardından 1.000,00 TL'yi siteye aktararak ilgili piyasaya giren müvekkilinin, piyasalar yatırımcı temsilcisi olduğunu söyleyen ... isimli kişiyle tanıştuğını, piyasaların hareketlerini analiz etmeyi, hatta basit bir işlem dahi açmayı bilmeyen müvekkiline bir iki defa işlemlerin nasıl açılacağının gösterildiğini, bu konularda verilmesi gereken hiçbir eğitim verilmediğini, 15.06.2021 tarihinde, yani demo eğitimler devam ederken müvekkiline "Kaldıraçlı Varlık Ve Türev Araç Alım Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi" imzalatıldığını, müvekkiline davalı tarafın siteden temsilci atanacağı, temsilcinin her zaman destekleyici olacağı ve kapsamlı bir eğitim verileceği gibi hususlara inanarak bu sözleşmeyi imzaladığını, müvekkilinin davalı tarafça yanıltılmış olduğunu, 40.000,00 Türk Lirası ve 26.000,00 Amerikan Doları zarara uğratıldığını, işbu davanın konusunun ise müvekkilinin sözleşme sebebiyle uğradığı bu zararın tazminine yönelik olduğunu, aynı şekilde davalı tarafça verilmesi yasal olarak zorunlu olan demo eğitiminin usulüne uygun verilmediğini, müvekkiline demo hesap açılmadan ve gerekli eğitim verilmeden bir hesap açtırıldığını, işlemlerin telefon üzerinden iletişime geçilerek yaptırıldığını, alım satım işlemlerinin yapıldığı asıl hesap açılışının ve yatırım işlemlerinin yapılmasından 10-15 gün sonrasında prosedür gereği demo hesap açılarak eğitim verilmek istendiğini, ancak söz konusu eğitim verilmesi sürecine kadar müvekkilinin asıl hesaptan işlem yürüttüğünü, müvekkiline telefon üzerinden adeta talimat vererek yatırım yaptırıldığını, yatırım işlemleri için mihenk taşı gibi önemli olan hesabı kapama, açma, alış ve satış, kaldıraç gibi hususlarda bilgilendirme yapılmadığını, müvekkilinin adeta para kaybına hazırlandığını, incelemeler yapıldığında görüleceği üzere müvekkiline verilen eğitimlerin kesinlikle yetersiz olduğunu, bu konuda eğitimin verilmeye başlandığı tarih ile müvekkilin ilk kez platforma para yatırdığı tarihlere bakıldığında demo hesap açılışı ve eğitim süresinin ne kadar kısa olduğunun görüleceğini, bu süreçlerin prosedürleri hızlıca tamamlama şeklinde geçildiğinin anlaşılacağını, davalı şirketin kusurlu olarak müvekkilini yanıltması sonucu müvekkilini daha önce adını bile duymadığı kavramlarla baş başa bırakıldığını, davalı şirketçe halihazırdaki batıl sözleşmeye bile uyulmadığını, hukuka aykırı şekilde Borsa, Viop, Bist Yatırım Danışmanlığı sözleşmelerinin de imzalatılıldığını ve neticede hesapta stop-out yapıldığını, davalı şirketçe kişinin parasının sıfırlanması için sözleşmeye aykırı şekilde işlemler tesis edildiğini, www...com gibi şikayet sitelerine bakıldığında söz konusu şirketin, birçok üyesinin de aynı şekilde hesaplarını stop-out yaptığı görüldüğünü, davalı şirket tarafından tutulan ses kayıtları incelendiğinde, davalı şirketin müvekkiline düşünme fırsatı dahi vermeden, manipüle ederek ve sonuç garanti ederek yatırım yaptırdığı ve zarara yol açtığının anlaşılacağını, davalı şirketin kusurlu fiilleriyle müvekkilinin uğramış olduğu zarar arasında uygun nedensellik bağının mevcut olduğunu, davalı şirket özen borcuna riayet edip uygunluk testini hukuka uygun yapmış olsa idi müvekkilinin yanılmayacağını ve zarara uğramayacağını, bu sebeplerle tazminat şartlarının oluştuğunu iddia ederek, HMK'ın 109. maddesi uyarınca, müvekkilinin uğramış olduğu 500,00 TL zararının arabuluculuk son tutanak tarihi 12.08.2021 tarihinden başlayarak hesaplanacak avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkile verilmesine, müvekkilin uğramış olduğu 50,00 Amerikan Doları zararın arabuluculuk son tutanak tarihi olan 12.08.2021 tarihinden başlayarak hesaplanacak devlet bankalarının USD için bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı tarafın iddialarının gerçek dışı kötü niyetli dayanaksız ve haksız olduğunu, davaya karşı zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacı tarafın gerçekleştirdiği işlemler sonucu uğradığını iddia ettiği zarar ile gerçek dışı iddiaları arasında hiçbir şekilde illiyet bağı olmadığını, müvekkil şirketin sorumlu tutulmaya çalışılmasının kötü niyetli olduğunu, davacı tarafından gerçekleştirilen kaldıraçlı işlemlerin ifade edildiği riskinin büyük olduğunu, yatırılan tutarın büyük kısmının hatta tamamının kaybedilmesi ihtimal dahilinde olduğunu, davacı tarafın yaptığı işlemler sonucunda taşıdığı riskin sonucu uğradığını belirttiği zararı müvekkili şirketten tahsil etmeye çalıştığını, kişinin hiçbir hakkı olmadığını bilmesine rağmen zararla hiçbir illiyeti olmayan sermaye piyasalarına ilişkin düzenlemeleri soyut bir şekilde ileri sürüldüğünü, mahkemeyi yanıltarak kaybını/zararını tazmin etme çabasının kötü niyetli olduğunu, öncelikle davanın reddini ve kötü niyetli hiçbir hakkı olmadığını bilmesine rağmen dava açan davacı hakkında HMK'nın 329. madde hükümlerinin tatbikini talep ettiklerini, davacının iddialarının tamamen soyut nitelikte olduğunu, müvekkili şirket kayıtlarına göre davacının 08/04/2021 tarihinden Viop hesabının açıldığı 15/04/2021 tarihine kadar on iki kez arandığını, bu aramaların altı tanesinin cevapsız olduğunu, sadece altı kez davacı ile görüşüldüğünü, bu tarihlerde iki kez de davacının müvekkili şirketi aradığını, bir aramasında ulaşamadığını, diğerinde görüşmenin yapıldığını, müvekkili şirket tarafından rahatsızlık verecek düzeyde aranmanın söz konusu olmadığını, bu hususun zarar iddiasıyla hiçbir bağının bulunmadığını, davacının yatırımını kaybedene kadar müvekkili şirket hakkında herhangi bir şikayet başvurusunda bulunmadığını, davacının Viop işlemleri için 13/04/2021 tarihinde elektronik ortamda müşteri tanıma ve mali bilgiler formunu FATCA ve CRS beyanını doldurduğunu, uygunluk testine girdiğini, Viop işlemleri için yapılacak sözleşmeye dayanak olacak fiziki belgeleri bizzat kendi el yazısı ile doldurarak ve imzalayarak imza beyan formunun kimlik ve adres teyit belgeleri ile birlikte 14/04/2021 tarihinde şirketlerine kargo ile iletildiğini, davacı tarafça dilekçesinde müvekkili şirkete yönelik bir takım iddia ve ithamlarda bulunulduğunu, müvekkili şirketin yatırımcılara sonuç garanti etmesinin söz konusu olmadığını, davacının bu iddialarının gerçek dışı ve son derece kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği alanda ciddi istihdam yaratan bir şirket olduğunu, sermaye piyasası mevzuatı ve denetimin hizmet verdiğini, davacının iddialarının asılsız ve gerçek dışı olduğunu, bu iddialarının yatırım kaybıyla illiyet bağı olmadığını, davacının kendi işlemleri sonucu kaybını kurtarmak için müvekkili şirkete karşı haksız ve kötü niyetli şekilde kısmi dava ikame ettiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.