10. Hukuk Dairesi 2025/8245 E. , 2025/17696 K. "" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/144 E., 2024/406 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 67. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/845 E., 2023/816 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vek…
10. Hukuk Dairesi 2025/8245 E. , 2025/17696 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/144 E., 2024/406 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 67. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/845 E., 2023/816 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 19.10.2011 günü Sorgun ilçesindeki ... Kömür işletmelerinde çalıştığı sırada, ...'ın kullandığı 66... plakalı aracın geriye doğru manevra yaparken davacıya çarpması şeklinde meydana gelen iş kazası sonucunda davacının yaralandığını, iş kazasının davalının kusuru ile meydana geldiğini, tedavi sonucunda davacının eski sağlığına kavuşamadığını, davacıda daimi iş gücü kaybı oluştuğunu, meslekte kazanma gücü kayıp oranının % 79 olarak tespit edildiğini belirterek geçici ve daimi iş göremezlik ödeneği, bakıcı ücreti ve manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 25.08.2008 tarihinde davalıya ait işyerinde çalışmaya başladığını, kazanın 19.10.2011 tarihinde işyerinde meydana geldiğini, davacının 21.08.2008 tarihli çalışabileceğine dair ve 23.06.2010 tarihli ağır işlerde çalışamayacağına dair sağlık kurulu raporlarının bulunduğunu, davacının 19.10.2011 tarihînde 19.30-07.30 vardiyasında çalıştığı sırada saat 02:00'de kömür almaya gelen kamyonun geri manevra yaparken davacıya çarptığını, çarpma sonucu davacının yaralandığını, kazanın meydana gelmesindeki kusurun davacıya ait olduğunu, çünkü davacının gece çalışması kurallarına uymadığını, dikkat etmeden hareket ettiğini, iş yerinde iş güvenliği tedbirlerinin tam olarak alındığını, iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekiminin bulundurulduğunu, çalışanlara iş güvenliği eğitimi ve koruyucu malzeme verildiğini, uyarı tabelalarının asılmış olduğunu, kazanın davacının dikkatsizliği ve iş güvenliği kurallarına uymaması sonucu meydana geldiğini, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin kararında davacının yaşı, maluliyet oranı, meydana gelen kaza nedeniyle hayatının olumsuz etkilenmesi, yaşadığı üzüntü ve keder birlikte değerlendirildiğinde şeklinde gerekçelendirilmek suretiyle 80.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiğini, söz konusu tazminat miktarının davacının yaşı, maluliyeti, kaza nedeniyle hayatının olumsuz etkilenmesi, yaşadığı üzüntü ve keder birlikte değerlendirildiğinde hükmedilen manevi zararlarını karşılamaktan uzak olduğunu, davacının kaza tarihinde 28 yaşında olduğunu ve yaşamış olduğu iş kazası sonucu birden çok kırığının, ürolojik, cinsel ve nörolojik şikayetlerinin, devamlı TAK gerektiren posttravmatik üretra darlığı vb. sağlık sorunlarının bulunduğunu, birden fazla ameliyat olmak zorunda kaldığını, kısa bir zamanda defalarca kez ameliyat olması, şikayetleri ve rahatsızlıklarının durumu ile yaşı ve bundan sonraki sosyal hayatına etkisi nedeniyle yaşadığı fiziksel ve ruhsal acıların yanı sıra, sonraki tedavi sürecinde de dayanılmaz acılar yaşadığını, geleceği ile ilgili olarak ağır psikolojik travmalar ve kaygı bozuklukları yaşadığını, gerek sosyal adaletin sağlanması, gerekse hiçbir kusuru olmayan ve %48 oranında malul ve sakat kalmış davacının makul ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hak kazanmasını talep ettiklerini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının halen davalı şirket nezdinde bekçi olarak çalıştığını, 19.10.2011 tarihinde 19:30 - 07:30 vardiyasında saat 02:00'da fındık silosundan kömür almak adına kamyon çağıran davacının kamyonun geri geri gitmesi esnasında kamyonun kendisine çarpması sonucunda yere düşüp kamyonun altında kaldığını ve yaralandığını, gerçekleşen kazada davalı şirketin kusurunun bulunmadığını, davalı şirketin faaliyet alanı içerisinde yapılan iş ile ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümlülüğünü eksiksiz bir biçimde yerine getirdiğini, buna rağmen işbu davaya konu iş kazasının davacının tam kusurundan ötürü gerçekleştiğini, 66... plakalı kamyonun geri geri giderken davacının dikkatsizliği sonucu davacıya çarpmasıyla yaralandığını ve iş kazası geçirdiğini, davacının kazadan sonra aracın altından çıkarıldığını ve 112 Acil Sağlık Ekiplerinin ilk müdahalesinden sonra ... Hastanesine götürüldüğünü, davalı şirketin kazadan sonra davacının ailesine her türlü desteği sağladığını ve davacının davalı şirket tarafından özel hastanede ameliyat ettirildiğini, kazada kusurun %100 oranında davacıda olduğunu, davacının gece çalışmasında uyması gereken kurallara uymadığını, alması gereken önlemleri almadığını ve dikkatsizce davrandığını, bir iş kazasında işverenin sorumluluğunun doğması için iş verenin 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4. ve 5. Maddelerinde sayılan iş güvenliği önlemlerini alma ve özen gösterme yükümülüğüne aykırı davranışı veya ihmali sonucu kazanın meydana gelmiş olması gerektiğini, kusursuz sorumluluğun ise bir istisna olduğunu, işverenin kusursuz sorumluluğu kabul edildiğinde uygun nedensellik bağının olmasının sorumluluğun atfedilmesi için yeterli olacağını, işverenin sorumluluğunun illiyet bağının kesilmesi ile ortadan kalkacağını, uygun illiyet bağını kesen nedenler arasında işçinin ağır kusuru ve 3. Kişinin ağır kusurunun yer aldığını, iş sahasında tüm önlemlerin eksiksiz olarak alındığını ve kazanın davacının tam kusurundan ötürü gerçekleştiğini, davalı şirketin iş ile ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümlülüğünü eksiksiz bir biçimde yerine getirdiğini, iş yerinde bulundurulması gereken iş güvenliği uzmanı, iş yeri hekimi ve zorunlu olması halinde diğer sağlık personellerini iş yerinde daimi olarak bulundurduğunu, işçilerin sağlık gözetimi, mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgilerin verilmesi dahil olmak üzere her türlü tedbirin iş yerinde alındığını, iş sahası içerisinde çalışan elemanlara her türlü eğitimin verildiğini, çalışanların bu eğitim programı kapsamında iş sağlığı ve güvenliği hakkında eksiksiz olarak bilgilendirildiğini, eğitimlerin yanı sıra iş kazalarını önlemek için gerekli teknik donanım ve teçhizatı hazır bulundurduğunu ve teçhizatların işçiler tarafından kullanılmasını sağladığını, yapılan işlemler sırasında olabilecek olumsuzluklar ve akabinde yaralanmaların önlenmesi adına eldiven, koruyucu potin, ehliyet kemeri, fener, ışıklı baret vb. koruyucu eşyalar kullanmaları gerektiği hakkında çalışanlarına birçok kez uyarıda bulunduğunu, davalı şirketin iş sahasında iş sağlığı ve güvenliğine dair birçok uyarı tabelasının da yer aldığını, gerçekleşen iş kazasında davalı şirketin kusurunun bulunmadığını, kusursuz sorumluluk ilkesine dayanılacağı bir an olsun düşünülse dahi yapılan uyarıları dikkate almayan, işe uygun teçhizatları kullanmayan davacı işçinin ağır kusurunun nedensellik bağını ortadan kaldırdığını, bu sebeple davalı şirkete bahse konu kazanın meydana gelmesinde sorumluluk yükletilemeyeceğini, kazanın oluşmasındaki asıl nedenin davacının kendisine yapılan uyarıları dikkate almaması dikkatsizliği ve iş güvenlik kurallarına uymaması nedeniyle olduğunu, kazanın davacının çağırmış olduğu kamyonun sürücüsünün fiilinden kaynaklandığını davacının kendisinin de belirttiğini, çalışması esnasında gerekli önlemleri almayan ve gerekli özen ve yükümülüğü göstermeyen işçinin fiili sonucunda kazanın meydana geldiğini, illiyet bağını kesen nedenlerden biri olan 3. Kişinin kusurunun somut olayda kendini gösterdiğini, davacının ve 3. Kişinin kusurundan kaynaklanan iş kazasında sorumluluğun davalı şirkete atfedilemeyeceğini, çalışması esnasında gerekli önlemleri almayan ve gerekli özen ve yükümülüğü göstermeyen işçinin fiili sonucunda kazanın meydana geldiğini, davacının manevi tazminata hak kazanmış olduğunun bir an olsun düşünülmesi halinde, davacı işçinin talep etmiş olduğu manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, iş kazasının ardından davacının ... Hastanesi'nde tedavi altına alındığını ve ameliyat edildiğini, davacı vekilinin dilekçesinde müvekkilinin iş kazasına bağlı meslekte kazanma gücü kaybı oranının %79 olduğunu beyan etmiş olduğunu, ancak Sağlık Bakanlığı ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu Raporuna göre davacının engel oranının %51 olarak belirlediğini ve yine aynı rapor uyarınca bu engel oranının ağır engellilik durumu için uygun bir oran olmadığını, davacının halen davalı şirket nezdinde bekçi olarak çalışmaya devam ettiğini, kaza tarihinden önce maaş olarak asgari ücret alan işçinin şu an asgari ücretten de fazla maaş aldığını, davalı şirketin; davacının geçirmiş olduğu iş kazasında hiçbir sorumluluğunun bulunmadığı gibi kaza geçiren davacının zor durumda kalmasına müsaade etmediğini, davacıya sağlık durumuna daha uygun bir pozisyonda iş imkanı sağladığını, davacının asgari ücretten daha fazla maaş aldığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...dosya kapsamına, mevcut delil durumuna ve yukarıda belirtilen ölçütlere göre yapılan inceleme sonucunda, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, ..." gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme A)Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine dava dilekçesinde davacı için 300.000,00 TL manevi tazminat talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince davacı lehine 80.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne veya reddine karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B)Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden ; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR: Açıklanan sebeple; Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgililerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.