Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 26/10/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca 15/10/2019 tarihinde tutuklamanın hukuki olmadığı şikâyeti dışındaki iddialar yönünden kısmi kabul edilemezlik kararı verilmiş, başvurunun tutuklamanın hukukiliğine ilişkin kısmının kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Ölçme Seçme ve Değerlendirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı Bilgi Güvenliği ve Yönetimi Daire Başkanlığında bilişim personeli olarak görev yapmakta iken darbe teşebbüsü sonrasında 18/7/2016 tarihinde başvurucunun sözleşmesi feshedilmiştir. Başvurucu, FETÖ/PDY'ye yönelik soruşturmalar kapsamında 5/9/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle 20/9/2016 tarihinde başka şüphelilerle birlikte Ankara Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Başvurucunun sorgusu Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu, sorgu sırasındaki ifadesinde "İddia edildiği gibi silahlı terör örgütü üyesi değilim. FETÖ/PDY terör örgütü ile bir alakam yoktur. İTÜ Bilgisayar Mühendisliği bölümünü 2002 yılında bitirdikten sonra özel şirketlerde çalıştım. Daha sonra STV'de bir süre çalıştıktan sonra buradaki yöneticiyle anlaşamayınca ÖSYM'nin iş ilanını gördüm, sözleşmeli olarak burada Bilgi İşlem Dairesinde 2013 yılı Aralık ayında işe başladım. Darbeden sonra sözleşmem feshedildi. Görev yaptığım birim adayların müracaat ve kayıt işleriyle alakalıydı. ÖSYM'nin bu kayıtların tutulduğu yazılımı ile alakalı yaşadığı sıkıntılardan dolayı bu tarz bir iş ilanı verilmiş idi. Bu yeni projede ben de bu şekilde görev almış oldum. Bylock isimli uygulamayı kullanmadım. Darbe olayına kadar bu uygulamayı hiç duymamıştım. Öğrencilik dönemimde de daha sonrasında da bu yapıya ait ışık evlerinde kalmadım. Işık evlerinde abilik ya da başka bir isim altında bir organize görevi yapmadım. ÖSYM'yi özellikle tercih etmiş değilim. Ancak bilişim personeline ödediği ücret diğer memurlara ödediği ücretten daha fazladır ... çocuklarımın gittiği okul o dönem için iyi bir okul olarak biliniyordu. Ancak sonradan ben çocuklarımın kaydını da bu okuldan aldım." şeklinde beyanda bulunmuştur. Başvurucu, Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan sorgusunun ardından 20/9/2016 tarihinde, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Şüpheliler ... Savaş Keleş'in silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren yakalama ve arama işlemlerine ilişkin belgeler, arama ve el koyma işlemlerine ilişkin belgeler, emniyet ve Savcılığındaki alınan ifadeleri ile tüm dosya kapsamındaki somut delillere göre soruşturmanın henüz tamamlanmadığı şüphelilerin üzerlerine atılı suçun temadi eder nitelikte suçlardan olduğu, şüpheliler hakkında henüz toplanmamış delillerin bulunduğu, şüphelilerin kaçma ve delilleri karartma ihtimallerinin mevcut olduğu, açıklanan nedenlerle adli kontrol uygulamasının da yetersiz kalacağı, şüphelilerin üzerlerine atılı suçun CMK 100/2-11 maddesi hükmündeki suçlardan olması da değerlendirilerek CMK’nun maddesi ile ilgili düzenlemeler ile AİHS maddesindeki tutuklama şartları kapsamında isnat olunan suç ile orantılı olarak tedbir kapsamında şüphelilerin CMK.nın maddeleri uyarınca ayrı ayrı tutuklanmalarına... [karar verildi.]" Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 26/7/2017 tarihli iddianamesiyle başvurucu ve kırk yedi şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır. İddianamede suçlamaya esas alınan olgular özetle şöyledir:i. 18/11/2016 tarihinde alınan Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporunda başvurucunun Bank Asyanın Ankara'daki OSTİM ve Kızılay Şubelerinde hesabının bulunduğu ve bu hesapların daha sonra kapatıldığı, para transferi ilişkisinde bulunduğu kişilerin FETÖ/PDY soruşturmalarında adlarının geçtiği belirtilmiştir. ii. Başvurucunun FETÖ/PDY'nin üst düzey yöneticilerinden biriyle telefon irtibatının bulunduğu ileri sürülmüştür. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 27/7/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/66 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Başvurucu 21/8/2017 tarihli duruşmada savunmasını yapmıştır. Başvurucu savunmasında;i. Bank Asya ile 2009 yılından beri müşteri ilişkisinin olduğunu, değişik şubelerdeki hesaplarını konut finansmanı için açtırdığını, ev almak için kullandığı finansmanın ödemesinin bitiş tarihi olan 2015 yılında üç hesabını da kapattırdığını belirtmiştir. ii. Para transferleri ile ilgili olarak Ç. adlı şahsa yaptığı ödemenin avukat ilişkisinden kaynaklanan vekâlet ücreti olduğunu, yengesi N.K. ile olan para transferinin aile içi alacak borç ilişkisi çerçevesinde ödenen bir para olduğunu, K. ile olan para transferinin ise kurban hisse bedeli olduğunu belirtmiştir. iii. K. adlı FETÖ/PDY yöneticisiyle görüştüğü iddiasına ilişkin olarak ise çocuğu için okul araştırdığı sırada Nurettin Topçu isimli özel okulla da görüştüğünü, bu okulun telefonunun özel okulların genel müdürü olan K. adına kayıtlı olduğunu, bu kişiyi tanımadığını ve bu kişiyle görüşmediğini, görüşme tarihlerine bakıldığında bu tarihlerin erken kayıt dönemi olduğunun anlaşılacağını belirtmiştir. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 22/9/2017 tarihinde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucu, tutukluluğun devamı kararına itiraz etmiştir. İtirazı inceleyen Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 25/9/2017 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Bu karar 5/10/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 26/10/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Ankara Ağır Ceza Mahkemesince 30/10/2017 tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Sanıklar ... Savaş Keleş hakkında üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, tutuklulukta geçen süreleri, celsede beyanlarına başvurulan diğer sanıkların sanıklar lehine beyanları ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, adli kontrol tedbirine başvurulmak kaydıyla tahliyesine ... [karar verildi.]" Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 16/5/2018 tarihinde başvurucu hakkındaki kamu davasının E.2017/66 sayılı dava dosyasından tefrik edilerek yeni bir esasa (E.2018/97) kaydına karar vermiştir. Başvurucudan elde edilen dijital materyallere ilişkin 16/4/2019 bilirkişi inceleme raporu Mahkemeye sunulmuş ve 19/7/2019 tarihli duruşmada okunmuştur. Anılan raporda; dijital materyallerden elde edilen bulgular ışığında başvurucunun FETÖ/PDY'ye müzahir haber sitelerini ziyaret ettiği, Fetullah Gülen'in vaazlarını cep telefonuna yükleyerek izlediği, Bank Asya internet bankacılığını yoğun şekilde kullandığı,genel amaçlı mesajlaşma uygulamaları yüklü olmakla birlikte cep telefonuna FETÖ/PDY mensuplarınca da kullanılan Wickr Me, Kakaotalk ve Line mesajlaşma uygulamalarını yüklediği ve kullandığı, "Fetullah Gülen Hocaefendi" adlı uygulamayı kurduğu, bu uygulamayı bir kez kullanıp telefondan kaldırdığı, verileri silmeye yönelik Clean Master isimli programı yüklediği ve daha sonra bu uygulamayı da kaldırdığı belirtilmiştir. Öte yandan yargılama devam ederken Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yeni bir soruşturma başlatılmıştır. Emniyetteki ifadesi sırasında başvurucuya ÖSYM'de çalıştığı dönemde kendisinden sınav sorusu istenip istenmediği, A.U., H.T., K.Ç., H.A., A., H.Ö.T., T., Y.Ü., S.A., S.Ö., B.T., İ.E.T., İ.T. adlı kişileri tanıyıp tanımadığı (GSM hatlarının aynı adreste kurulu baz istasyonundan sinyal verdiği belirtilerek) altı kez ardışık olarak aranmasının nedeni, ardışık olarak arayan şahsın kim olduğu ve örgütteki konumu, on farklı sabit/ankesörlü telefondan altmış bir kez periyodik olarak aranmasının sebebi, periyodik olarak arayan şahsın kim olduğu ve örgütteki konumu, örgütün tepe yöneticilerinden olan K. isimli şahsı tanıyıp tanımadığı, bu şahısla dört kez telefon görüşmesi yapmasının sebebi, ÖSYM'ye girmesinde B.K. isimli şahıstan (Sınav sorularının sınav öncesinde ÖSYM'den dışarıya sızdırılmasını organize ettiği ve şüpheli olarak firari durumda olduğu belirtilmiştir.) yardım alıp almadığı ve bu şahısla olan telefon irtibatı, (mahrem hizmetler bilişim yapılanmasında faaliyet gösterdiği ileri sürülen ve kaçak olan) A.A. isimli şahsı tanıyıp tanımadığı, bu şahısla olan HTS kaydının sebebi sorulmuştur. İfade alma işlemi sırasında ayrıca kontörlü (büfe) sabit/ankesörlü telefon hattı ve ardışık aramaları ile ilgili olarak yapılan çalışmalar kapsamında alınan beyanlardan, terör örgütünün mahrem yapı sorumlusunun kontörlü (büfe) sabit hat ve/veya ankesörlü telefon hattından arama yaptıktan sonra son aradığı numaranın telefonun hafızasında kalmasını önlemek için en son aramadan sonra ilgisiz bir numarayı arayarak tedbir uyguladığının anlaşıldığı belirtildikten sonra bu kapsamda başvurucuya kendisinin aranmasından hemen sonra 312 numarasının aranmasının sebebi sorulmuştur. Başvurucu 11/4/2019 tarihli ifadesinde ÖSYM Başkanlığında çalıştığı süre içinde FETÖ/PDY ile herhangi bir bağı, irtibatı ve bu örgüte iltisakının olmadığını, ÖSYM Başkanlığında çalışması dolayısıyla sınav öncesinde FETÖ/PDY mensuplarına ya da başka birilerine verilmek üzere kendisinden sınav sorusu getirmesini talep eden olmadığını, zaten bu Kurumda çalıştığı yerin sınav sorularını temin edeceği bir birim olmadığını, sadece aday işlemlerinin, başvuru sistemlerinin ve tercih sistemlerinin yazılımlarını yapmakta olduğunu, A.U. isimli şahsı tanıdığını, kendisi ile Vakıfbank Genel Müdürlüğünde ve ÖSYM Başkanlığında aynı dönemde fakat farklı birimlerde görev yaptıklarını, Vakıfbank Genel Müdürlüğünden kendisinden önce ayrıldığını ve önce ÖSYM Başkanlığında işe girdiğini, bu şahıs ile işyeri arkadaşlığı dışında da samimiyeti ve arkadaşlığının bulunduğunu, işyeri dışında bu kişi ile ailecek görüştüklerini, ÖSYM Başkanlığından ayrıldıktan sonra bu şahısla görüşmediğini belirtmiştir. Adına kayıtlı hattan altı adet ardışık şekilde aranması ile ilgili olarak ise bu görüşmelerihatırlamadığını, ismi geçen şahıslardan E.B.yi tanımadığını ve bu şahısla da hayatı boyunca bir araya gelmediğini, ismi geçen diğer şahıslardan A.nın Vakıfbank'ta aynı dönemde çalışmaları dolayısıyla işyeri arkadaşı olduğunu, ankesörlü hattan kendisini arayan bu şahısların kendisinin ardından neden başka bir kişiyi aradığını bilmediğini ancak bu şahıslar ile herhangi bir şekilde FETÖ/PDY toplantısına katılmadığını, ankesörlü hattan arayan kişiyi de bilmediğini hatta arandığını da hatırlamadığını ifade etmiştir. On farklı sabit/ankesörlü telefondan altmış bir kez periyodik aranması ile ilgili olarak ankesörlü hattan arandığını da görüşme yaptığını da hatırlamadığını, kimin aradığını ve neden aradığını bilmediğini, son aranılan numaranın telefonun hafızasında kalmasını önlemek için en son aramadan sonra ilgisiz bir numaranın aranması şeklindeki tedbirden haberinin olmadığını, K. isimli şahsı tanımadığını ancak yukarıda da beyan ettiği ve daha önceki soruşturmasında da bu şahsın kendisine sorulduğunu, bu şahısla hatırladığı dört adet görüşme kaydının olduğunu, bu şahsı neden aradığını veya bu şahsın kendisini neden aradığını bilmediğini ancak yargılamaaşamasında kendisini arayan numaranınşahsın sahibi olduğu Özel Samanyolu Okuluna ait olduğunu öğrendiğini, o dönem aktif olan ve kapatılmamış olan okulu aramış veya okul tarafından aranmış olabileceğini, bu okulu da çocuklarının eğitimi için ön kayıt ve bilgi almak amacı ile aradığını ileri sürmüştür. Sınav sorularının sınav öncesinde Kurumdan dışarıya sızdırılmasını birlikte organize ettiği ileri sürülen ve dosya kapsamında şüpheli olarak firari durumda bulunan B.Ş. isimli şahısla otuz kez HTS irtibatının bulunması ile ilgili olarak ise B.Ş. isimli şahsı tanımadığını, bu ismi ilk kez duyduğunu, bu şahısla yapmış olduğu görüşmeleri hatırlamadığını, bu kişi ile herhangi bir samimiyeti ve tanışıklığının da olmadığını, ÖSYM Başkanlığına kimsenin yönlendirmesi ile girmediğini, HTS irtibatı bulunan FETÖ/PDY'nin mahrem hizmetler/bilişim yapılanmasında faaliyet gösterdiği iddia edilen A.A. isimli şahsı tanımadığını, kesinlikle bu şahıs ile bir samimiyeti ve arkadaşlığının da olmadığını, aynı baz istasyonundan sinyal veren GSM hatlarının sahipleri H.T., A.U., K.Ç., H.A., A., H.Ö.T., T., Y.Ö., S.A., S.Ö., B.T., İ.E.T ve İ.T. isimli şahıslardan H.T., A.U., K.Ç., H.A., A., H.Ö.T., T., S.A., İ.T.yi mesai arkadaşları olmasından dolayı tanıdığını, bu şahıslar dışında ismi geçen H.A., Y.Ö. ve İ.E.T.yi gözaltına alındıktan sonra tanıdığını, S.Ö. ve B.T. isimli şahısları ise tanımadığını ve onlarla bir samimiyeti olmadığını, ismi geçen şahıslar ile FETÖ/PDY kapsamında herhangi bir şekilde bir araya gelmediğini beyan etmiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 16/9/2019 tarihli iddianamesiyle başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. İddianamede başvurucuyla ilgili yapılan değerlendirmeler özetle şöyledir:i. İddianamede Emniyet Genel Müdürlüğünce hazırlanan 18/5/2018 tarihli FETÖ/PDY'nin askerî mahrem yapılanması konulu bilgi notuna atıf yapılmıştır. Bu belgeye göre ardışık arama yöntemi ile sadece askerî personelin aranmadığı, mahrem yapıda görevli imamların da ilk zamanlarda ankesörlü/kontörlü arama yöntemini kullandıkları, aramanın sadece büfe, lokanta, market vs. kontörlü arama yapılabilen yerler olmadığı, ayrıca ankesörlü telefonlar ile kontörü olmadığından bahisle rica yolu ile işyerlerinde mevcut sabit hattan da arama işlemi yapılabildiği, arama işlemi sonrasında gizlilik ve tedbir amaçlı olarak rastgele numaraların çevrildiği, redial (geri arama) tuşu ile son aranan kişinin tespitinin önlenmeye çalışıldığı, daha önceden sözleşilen noktaya gelinmediği takdirde ya da mahrem imam il dışında ise ve periyodik zamanlarla bir araya geliniyorsa bir gün önce mahrem imamın arayarak çağrı bıraktığı belirtilmiştir.ii. ÖSYM Başkanlığında üst düzey veya kritik önemi haiz özel bilgi, beceri, eğitim, öğretim gerektiren birimlerde aktif olarak çalışması muhtemel olan örgüt mensubu sivil şahısların tespiti amacıyla ardışık-periyodik arama HTS analiz raporlarının hazırlandığı ifade edilmiştir.iii. Bu kapsamda başvurucunun kendi adına kayıtlı olarak kullandığı ve ÖSYM Başkanlığına irtibat telefonu olarak verdiği üç ayrı telefon hattı ile on farklı sabit/ankesörlü telefon hattı arasında altı kez ardışık, altmış bir kez periyodik olarak iletişim kaydının bulunduğu iddia edilmiştir.iv. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY'nin üst yönetimi ile ilgili yürütülmekte olan soruşturma kapsamında adı geçen K. isimli şüpheli ile başvurucunun telefon irtibatının bulunduğu belirtilmiştir.v. Baz analizi ile ilgili verilerin incelenmesi neticesinde 3/1/2011-4/9/2016 tarih aralığında 00 ile 00 saatleri arasındaki zaman diliminde, başvurucuya ait GSM hattı ile başvurucunun yargılandığı davadaki diğer kişilerin hatlarının aynı yerdeki baz istasyonundan sinyal verdiği belirtilmiştir. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 7/10/2019 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2019/31 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi aynı tarihte aralarında fiilî ve hukuki bağlantı bulunduğunu belirterek E.2019/31 sayılı dosya ile E.2018/197 sayılı dosyanın birleştirilmesine ve yargılamanın E.2018/197 sayılı üzerinden yürütülmesine karar vermiştir. Yargılama bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir. İlgili hukuk için bkz. Özcan Güney B. No: 2017/20709, 15/11/2018, §§ 30- Ayrıca Yargıtay Ceza Dairesinin 13/11/2019 tarihli ve E.2018/5526, K.2019/6842 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Yukarıda açıklanan özellikler doğrultusunda, bir asker şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olacağında kuşku yoktur...."