Başvuru, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle infaz koruma memurluğu görevine başlatılmama işlemine karşı açılan iptal davasında, hukuk kurallarının öngörülemez biçimde yorumlanarak davanın reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ve mahkûmiyet kararı bulunmamasına rağmen göreve başlatılmama nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle infaz koruma memurluğu görevine başlatılmama işlemine karşı açılan iptal davasında, hukuk kurallarının öngörülemez biçimde yorumlanarak davanın reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ve mahkûmiyet kararı bulunmamasına rağmen göreve başlatılmama nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 16/7/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: 25/2/1989 doğumlu olan başvurucu, Bandırma Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonuna bağlı Ceza İnfaz Kurumlarına (1 No.lu ve 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu) yerleştirilmek üzere yapılan infaz ve koruma memuru sınavına katılarak görev yapmaya hak kazanmıştır. Başvurucu hakkında 12/4/2000 tarihli ve 24018 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) ve maddeleri uyarınca güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yaptırılmıştır. Yönetmelik'in maddesine göre yapılan değerlendirme sonucunda güvenlik soruşturması olumsuz olduğu sonucuna varılmış ve başvurucunun ataması gerçekleştirilmemiştir. Başvurucu söz konusu işlemin iptali istemiyle 11/11/2016 tarihinde dava açmıştır. Balıkesir İdare Mahkemesi 18/11/2016 tarihinde yetki yönünden davayı reddetmiştir. Kararda, dava dosyasını görmeye yetkili yerin Ankara İdare Mahkemesi olduğu belirtilmiştir. Ankara İdare Mahkemesi (Mahkeme) 8/12/2016 tarihinde davayı yetki yönünden reddetmiş ve yetkili mahkemenin belirlenmesi için dava dosyasını Danıştaya göndermiştir. Danıştay Onikinci Dava Dairesi (Danıştay) 15/6/2017 tarihinde, davanın görüm ve çözümünde Ankara İdare Mahkemesinin yetkili olduğuna karar vermiştir. Mahkeme 17/10/2018 tarihinde davayı reddetmiştir. Kararda, başvurucunun kemik kırığı oluşacak şekilde yaralama suçundan adli para cezasına çevrilen hapis cezası aldığı ve bu ceza hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığı kararı verildiği ifade edilmiştir. Öte yandan yine başvurucunun hakaret suçundan hapis cezası ile cezalandırıldığı ve cezanın ertelendiği belirtilmiştir. Söz konusu cezaların Yönetmelik hükümleri doğrultusunda değerlendirilmesi sonucunda güvenlik soruşturmasının olumsuz olarak sonuçlandığına kanaat getirilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Dava dosyasının incelenmesinden; Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 2016 tarih ve E. 888/39654 sayılı yazıları ile Bandırma Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonuna bağlı Ceza İnfaz Kurumlarına (1 nolu ve 2 nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu) yerleştirilmek üzere 80 Erkek Sözleşmeli İnfaz ve Koruma Memuru sınavı verildiği, davacının bu sınavda Sırada yedek olarak başarılı olduğu, bu sınavda birinci olan kişinin feragat etmesi sonrasında sıralamaya geçilip geçilemeyeceği konusunda Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden görüş sorulduğu, geçileceğinin bildirilmesi üzerine Komisyon tarafından davacıdan gerekli belgelerin talep edildiği, davacı ile ilgili olarak Bursa Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünce güvenlik soruşturması yapıldığı, davacının sabıka kaydında, Bursa Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/1367, 2012/1655 sayılı kararıyla kemik kırığı oluşacak şekilde yaralama suçundan 5 ay 25 gün hapis cezası karşılığı toplam 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırıldığı ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına Yer Olmadığına karar verildiği, Bursa Asliye Ceza Mahkemesinin E:2010/1138, K:2010/2161 sayılı kararı ile hakaret suçundan 25 gün hapis cezası ile cezalandırıldığı ve işbu cezanın ertelendiği, bu hususların atamaya engel bir durum olup olmadığı konusunda Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne görüş sorulduğu, bu görüş doğrultusunda güvenlik soruşturması ile ilgili olarak bir komisyon oluşturulduğu, bu komisyon tarafından güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğu yönünde karar alındığı ve davacının Sözleşmeli İnfaz ve Koruma Memuru olarak yerleştirilmesinin uygun olmayacağı yönünde alınan kararın Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne gönderildiği ve davacının atamasının yapılmadığı, bu işlemin iptali ile özlük haklarının tazminine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Uyuşmazlıkta, davacı hakkında, yaralama suçundan 5 ay 25 gün hapis cezası karşılığı toplam 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırıldığı ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına Yer Olmadığına dair karar ile hakaret suçundan verilen 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve işbu cezanın ertelenmesine ilişkin karar yukarıda aktarılan mevzuat doğrultusunda değerlendirilerek, Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliği'nin maddesinin 5/d bendinde belirtilen 'Güvenlik soruşturması olumlu sonuçlanmak' koşulunu taşımadığı hakkında yapılan güvenlik soruşturması sonucunda tespit edilen davacının, atamasının yapılmamasına ilişkin dava konusu işlemlerde mevzuata aykırılık görülmemiştir." Başvurucu karara karşı 28/12/2018 tarihinde istinaf yoluna başvurmuştur. Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) 24/4/2019 tarihinde istinaf talebini kesin olarak reddetmiştir. Başvurucu Bölge İdare Mahkemesi kararına karşı 23/7/2019 tarihinde temyiz yoluna başvurmuştur. Bölge İdare Mahkemesi 31/10/2019 tarihinde temyiz başvurusunu reddetmiştir. Kararda, dava konusunun atama işlemine dair bir işleme ilişkin olması nedeniyle verilen kararın kesin olduğu belirtilmiştir. Başvurucu temyiz talebinin reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararına karşı 4/12/2019 tarihinde temyiz yoluna başvurmuştur. Danıştay Onikinci Dairesi (Danıştay) 19/2/2020 tarihinde temyiz talebini reddederek Bölge İdare Mahkemesinin temyiz ret kararını onamıştır. Nihai karar, başvurucuya 15/6/2020 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 16/7/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir:...c) Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları.…” 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Hapis cezasının ertelenmesi" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:“(1) İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır. Ancak, erteleme kararının verilebilmesi için kişinin;a) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması,b) Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması,Gerekir....8) Denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır." 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "… (5) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. (6) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.… (10) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir....” 10/7/2003 tarihli ve 25164 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliği'nin "Özel şartlar" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Genel şartların yanında, atama yapılacak kadroların niteliğine göre aşağıdaki şartlar aranır:...5) Koruma güvenlik görevlisi ile infaz ve koruma memuru kadrolarına atanabilmek için;...d) Güvenlik soruşturması olumlu olmak,..." Dava konusu işlemin dayanağı olan Yönetmelik'in "Amaç" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Bu Yönetmeliğin amacı; ... ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel ... hakkında yapılacak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını düzenlemektir." Yönetmelik'in "Kapsam" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Bu Yönetmelik; ... ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personeli, ... için yapılacak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının esas ve usullerini, bunu yapacak mercileri, hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacak gizlilik dereceli yerlerde çalışan kamu personeli ile meslek grupları ve üst kademe yöneticilerini kapsar" Aynı Yönetmelik'in "Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında araştırılacak hususlar" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında kişinin içinde bulunduğu ortam dikkate alınarak, kişinin kayıtlı ikamet adresi ile fiilen ikamet ettiği adres esas alınmak suretiyle;a) Kimlik kontrolü, kimlik kayıtlarının doğruluk derecesi, uyrukluğu, geçmişte yabancı bir devletin uyrukluğuna girip girmediği,b) Genel kolluk kuvvetlerinin ve istihbarat birimlerinin arşivlerinde bilgiler bulunup bulunmadığı, adli sicil kaydının ve hakkında arama kaydı veya herhangi bir tahdidin olup olmadığı,c) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakının bulunup bulunmadığı ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanuna ve Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı davranıp davranmadığı,ç) Şeref ve haysiyetini ihlal edecek ve görevine yansıyacak şekilde kumara, uyuşturucuya, içkiye, paraya ve aşırı bir şekilde menfaatine düşkün olup olmadığı, ahlak ve adaba aykırı davranıp davranmadığı,d) Yabancılarla, özellikle hasım ve hasım olması muhtemel Devlet mensupları ve temsilcileriyle ilgili derecesinin iç yüzü ve nedeni,araştırılır." Yönetmelik'in "Yöntem" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Bu Yönetmelik kapsamına giren kamu kurum ve kuruluşlarınca yaptırılacak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında aşağıdaki yöntem izlenir:a) 9 / A ve 9 / B maddeleri kapsamındaki talepler doğrudan Cumhurbaşkanlığına iletilir. b) Emniyet Genel Müdürlüğü ve/veya mahalli mülki idare amirliklerince (a) bendi kapsamındaki talepleri hariç yapılması öngörülen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması ilgili bakanlık veya kamu kurumu ve kuruluşlarının talebi üzerine gerçekleştirilir. İllerden gelen talepler valilikler aracılığı ile yapılır. c) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması taleplerinin ilgili makama ulaşmasından itibaren arşiv araştırması sonuçları en geç 30 iş günü, güvenlik soruşturması sonuçları en geç 60 iş günü içinde cevaplandırılır. Soruşturma ve araştırma sonucu içeren bilgi ve belgeler ilgilinin işlemini yapan makamlardaki dosyasında asgari ‘‘gizli’’ gizlilik derecesinde aidiyet konusuna göre fiziki ve / veya elektronik ortamda muhafaza edilir.ç) Güvenlik soruşturmasını ve arşiv araştırmasını isteyen makama, kişi hakkında karar vermeye yeterli bilgiler aktarılır.d) Güvenlik soruşturmasını ve arşiv araştırmasını nasıl ve ne şekilde yapılacağı, soruşturma ve araştırma yapmaya yetkili makamların görev ve talimatları ile belirlenir.e) Mahalli mülki idari amirliklerince yapılmış olan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında durumu saptananların evrakının bir örneği dosya açılmak üzere Emniyet Genel Müdürlüğüne gönderilir.f) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması taleplerine, ilgili kişinin adı, soyadı ve kimlik numarası bilgilerini içeren liste dijital ortama kaydedilerek eklenir. Ancak Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığına iletilmek üzere gönderilen güvenlik soruşturması talep yazılarına, söz konusu liste yerine bu Yönetmeliğin ekinde yer alan güvenlik soruşturması formu dijital ortama kaydedilerek eklenir." Yönetmelik'in "Değerlendirme" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilmesi amacıyla gerektiğinde kişinin gizlilik dereceli birim, kısım ve gizlilik dereceli yerler ile askeri, emniyet ve istihbarat teşkilatları, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalıştırılıp çalıştırılmamaları, yer değiştirerek bu görevlere devam edip etmemeleri ile 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesi kapsamında belirtilen şartları taşıyıp taşımadığı gibi hususları incelemek ve sonucunu sorumlu amirin takdirine sunmak üzere; bakanlıklarda görevlendirilecek bakan yardımcısının, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında en üst amirin, üniversitelerde rektörün, illerde valinin başkanlığında, personel birim amiri, hukuk müşaviri ve varsa güvenlik işlerinden sorumlu birim amirinden oluşan değerlendirme komisyonu kurulur. Cumhurbaşkanlığında kurulacak Değerlendirme Komisyonu İdari İşler Başkanının görevlendireceği bir üst kademe yöneticisinin başkanlığında belirlenecek genel müdürlerin katılımıyla oluşur. Türk Silahlı Kuvvetlerinde ise bu Komisyonun oluşumu kendi yönergeleri ile belirlenir. Değerlendirme Komisyonunun çalışma tutanakları ve kararları gizlidir"B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Herkes davasının medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar[ın] ... esası konusunda karar verecek olan ... bir mahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkına sahiptir..." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) adil yargılanma hakkının demokratik toplumda önemli bir yere sahip olduğunu vurgulamaktadır (Airey/İrlanda, B. No: 6289/73, 9/10/1979, § 24). AİHM'e göre hukuk devletinin temel ilkelerinden biri olan hukuki belirlilik Sözleşme'nin bütün maddelerinde mündemiçtir (Iordan Iordanov/Bulgaristan, B. No: 23530/02, 2/7/2009, § 47). Adil yargılanma hakkı hukukun kabul edilmiş evrensel ilkelerine uygun olarak yorumlanmalıdır. Bu bağlamda hakkın tesliminden kaçınma (denial of justice) yasağı bu ilkelerin başında gelmektedir (Golder/Birleşik Krallık, B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 35). AİHM iç hukukun yorumlanmasında öncelikli görevin ulusal otoritelere ait olduğunu vurgulamaktadır. AİHM’in görevi ulusal hukuk mercilerinin yorumlarının etkilerinin Sözleşme ile uyumlu olup olmadığını tespit etmekle sınırlıdır (Waite ve Kennedy/Almanya, B. No: 26083/94, 18/2/1999, § 54). AİHM kural olarak kendisinin ulusal mahkemelerin yerine geçerek değerlendirme yapma görevinin bulunmadığını, ulusal hukukun yorumlanmasına ilişkin sorunları çözmenin öncelikli olarak ulusal otoritelerin -özellikle ulusal mahkemelerin- yetkisinde olduğunu ifade etmektedir. AİHM bu sebeple ulusal mahkemelerin iç hukukun yorumuna ilişkin tartışmalarına karışmayacağını belirtmektedir. Ancak AİHM keyfîliğin bulunduğu, diğer bir ifadeyle ulusal mahkemelerin iç hukuku açıkça hatalı veya keyfî ya da adaleti hiçe sayacak şekilde uyguladıklarını gözlemlediği hâllerde bunu sorgulayabileceğine işaret etmektedir (Anđelkovıć/Sırbistan, B. No: 1401/08, 9/4/2013, § 24).