Başvurucu, 2/12/1998 tarihinde Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesinde aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasında makul sürede yargılama yapılmadığını ve bu sürede taşınmazını kullanamadığını, taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulduğunu belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
Başvurucu, 2/12/1998 tarihinde Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesinde aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasında makul sürede yargılama yapılmadığını ve bu sürede taşınmazını kullanamadığını, taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulduğunu belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. Başvuru, 16/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 28/2/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından, 13/3/2014 tarihli ara kararı gereğince başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 14/4/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: H.P., başvurucu aleyhine, 2/12/1998 tarihinde Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada; murisi tarafından, kardeşi olan başvurucuya yapılan taşınmaz satışının muvazaalı olduğunu ileri sürerek, başvurucu adına olan tapu kaydının iptali ile murisi adına tapuya tescilini, taşınmazın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla tedbir konulmasını talep etmiştir. Mahkemece, 15/9/2009 tarih ve E.1998/288, K.2009/612 sayılı kararla davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 14/7/2010 tarih ve E.2010/5153, K.2010/8228 sayılı ilâmıyla; davanın tereke adına açıldığı, davacının, taşınmazın tapu kaydının iptali ile tüm mirasçılar adına tapuya tescilini talep ettiğine göre, olayda elbirliği (iştirak) halinde mülkiyetin söz konusu olduğu, dolayısıyla davaya katılmayan diğer mirasçıların olurlarının alınması ya da miras şirketine temsilci atanarak davanın görülmesi gerektiği belirtilerek, hüküm bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda; 5/12/2012 tarih ve E.2010/1091, K.2012/1113 sayılı kararla; davacının, talebini daraltarak sadece miras payı oranında tapu iptali ve tescil talep ettiği, davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucu, 16/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Temyiz üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesinin 30/4/2014 tarih ve E.2013/20641, K.2014/9057 sayılı ilâmıyla hüküm bozulmuştur. Mahkemece bozma karına uyularak, 28/1/2015 tarih ve E.2014/1060, K.2015/65 sayılı kararla davanın kabulüne hükmedilmiştir. Karar tebliğ aşamasında olup, henüz kesinleşmemiştir.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun maddesi, 22/11/2001 tarih ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ve maddeleri, 11/1/2011 tarih ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun maddesi, 22/12/1934 tarih ve 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun maddesi.