Başvuru, yapılan kanuni düzenleme ile devam eden yargılama sürecinin sonuca etkili olacak biçimde müdahale edilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, yapılan kanuni düzenleme ile devam eden yargılama sürecinin sonuca etkili olacak biçimde müdahale edilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 25/5/2015 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Aynı konuya ilişkin içtihadın (Zekiye Şanlı, B. No: 2012/931, 26/6/2014; Yasemin Mutlu, B. No: 2013/1426, 25/3/2014) mevcut olması nedeniyle Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince başvuru, Adalet Bakanlığı (Bakanlık) cevabı beklenmeksizin kabul edilebilirlik ve esas yönünden incelenmiştir. A. Uyuşmazlığın Arka Planı Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu; Vakıflar Bankası Türk Anonim Ortaklığında (Banka) çalıştığı süre zarfında 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun geçici maddesi uyarınca kurulmuş bulunan T. Vakıflar Bankası T.A.O. Memur ve Hizmetlileri Emekli Sağlık Yardım Sandığı Vakfına (Vakıf/Sandık) ödediği primler karşılığında emekliliğe hak kazanmıştır. Vakıf, kanunla kurulan ve sosyal güvenlik kurumları dışında kalan ancak bu kurumlara denk kabul edilen bir tüzel kişilik olup söz konusu Vakfın mensupları bakımından zorunlu sosyal güvenlik kurumu niteliğindedir. Vakfın amacı, Vakıf Senedi’nin maddesinde şöyle ifade edilmiştir:“...a) İş bu vakıf senedi hükümleri dairesinde üyelerin emeklilik, malullük, ölüm, hastalık, analık, iş kazaları ve meslek hastalıkları hallerinde ve eş ve çocukları ile üyenin geçindirmekle yükümlü bulunduğu ana ve babasının hastalıklarında, Sosyal Sigortalar Kanunları ile temin edilen yardımlardan az olmamak üzere hak sahiplerine yardımda bulunmak;…” Vakfın gelirleri, üyelerin aylıklarından yapılan prim kesintilerinden ve diğer gelirlerden oluşmaktadır. Banka da aynı esaslar çerçevesinde hesaplanan tutarı işveren hissesi olarak her ay Vakfa aktarmaktadır. Vakıf, üyelerine yapacağı yardımın miktarını ve dolayısıyla emekli aylıklarına ilişkin artışları Vakıf Senedi’nde yazılı hükümler çerçevesinde tek taraflı olarak belirlemekte olup bunun 506 sayılı Kanun'la belirlenmiş alt sınırın altına düşmemesi gerekmektedir. B. Başvuruya Konu Dava Süreci Vakıf üyeleri, yapılan artışların 506 sayılı Kanun’un geçici maddesine uygun bir şekilde yapılmadığı gerekçesiyle Vakıf aleyhine iş mahkemeleri önünde alacak davaları açmışlardır. Bu davalar sonucunda 506 sayılı Kanun’un geçici maddesinin nasıl anlaşılıp uygulanacağı konusunda bir yargısal içtihat yerleşmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bu çerçeveyi çizen 24/3/2010 tarihli ve E.2010/10-155, K.2010/170 sayılı kararına göre 506 sayılı Kanun'un geçici maddesinde değinilen alt sınırın belirlenmesinde, davalı Vakfın bağladığı aylıklara yapılan artış oranlarının Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK, bu Kuruma devredilen SSK) sigortalılarına bağlanan yaşlılık aylıklarına yapılan artış oranlarıyla karşılaştırılması usulü dikkate alınarak yapılmalıdır. Böylece bulunan artış oranının 506 sayılı Kanun uyarınca yaşlılık aylığı alanlara yapılan artış oranından daha az olması durumunda da Vakıf Senedi'ndeki düzenlemelere göre aylıklarında artış olacak kişilerin ayrıca 506 sayılı Kanun'un aylık artışlarına dair hükümlerinden yararlanmaları gerekmektedir. Söz konusu Vakıf tarafından aylık bağlanan başvurucu 23/2/2011 tarihli dava dilekçesinde, emekli maaşına Vakıf Senedi'ne göre yapılan artışın yanı sıra 506 sayılı Kanun'da öngörülen artışların da yapılması gerektiğini belirterek 2002 yılı Temmuz ayından 2011 yılı Şubat ayına kadar artırımı gereken miktarın tespitiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 000 TL alacağın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Bu arada yargılama süreci devam ederken 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanun’un maddesiyle 506 sayılı Kanun’un geçici maddesine eklenen beşinci fıkra ile aynı maddenin sandık emeklilerine yapılacak yardımların düzenlendiği birinci fıkrasının (b) bendinin uygulanmasında; yardımların sağlanması ve bağlanması yönünden alt sınırın belirlenmesinde muadil miktar karşılaştırmasının esas alınacağı, bunun mevcut davalara da uygulanacağı düzenlenmiştir. 6111 sayılı Kanun 25/2/2011 tarihli ve 27857 Mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Ankara İş Mahkemesi 7/6/2012 tarihli kararla 6111 sayılı Kanun'un maddesi ile 506 sayılı Kanun'un geçici maddesine eklenen hüküm uyarınca Vakıf emeklilerinin 506 sayılı Kanun'a göre yapılan artırımlardan faydalanabilmesi için Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) emeklilerine ödenen aylığın Vakıf emeklilerine ödenen aylıktan fazla olması şartı getirildiğini ve somut olayda Vakıf emeklisi olan başvurucuya ödenen aylıkların SSK emeklilerine ödenen aylıklardan fazla olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Hüküm temyiz edilmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 4/12/2012 tarihli kararla ilk derece mahkemesi kararını onamıştır. Nihai karar 8/5/2015 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 25/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. Zekiye Şanlı, §§ 20-22; Yasemin Mutlu, §§ 21-