Başvuru, elektrik üretim şirketinden haksız tahsil edilen iletim sistem kullanım bedelinin iadesi istemiyle elektrik dağıtım şirketine karşı açılan alacak davasında karar altına alınan tazminat için ödeme tarihinden değil dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının; davanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, elektrik üretim şirketinden haksız tahsil edilen iletim sistem kullanım bedelinin iadesi istemiyle elektrik dağıtım şirketine karşı açılan alacak davasında karar altına alınan tazminat için ödeme tarihinden değil dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının; davanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 18/7/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Bis Enerji Elektrik Üretim Anonim Şirketi, Bursa Organize Sanayi Bölgesi içinde elektrik üretim ve ticareti faaliyetinde bulunmaktadır. Başvurucu, ürettiği elektriğin bir kısmını doğrudan santrale bağlı ortaklara, büyük bir bölümünü ise serbest tüketicilere satmaktadır. UEDAŞ Uludağ Elektrik Dağıtım Anonim Şirketine (Dağıtım Şirketi) ait iletim sistemi kullanılmak suretiyle serbest tüketicilere satılan elektrik için Dağıtım Şirketine başvurucu tarafından iletim sistem kullanım bedeli ödenmektedir. İletim sistem kullanım bedeli 030 TL/kWh olarak tahsil edilmekte iken 2003 Nisan ayından sonra 040 TL/kWh şeklinde tahsil edilmeye başlanmıştır. Başvurucu; tarifeye yansıtılan 010 TL kWh bedelin yersiz ve hatalı olduğunu, bu tutarı içeren 31/1/2004 ve 29/2/2004 tarihli ve sırasıyla 717,94 TL ve 320,53 TL tutarlı faturaları kabul etmediklerini ve her türlü dava haklarını saklı tuttukları ihtirazi kaydıyla ödeme yaptıklarını 19/2/2004 ve 16/3/2004 tarihli noter ihbarnameleriyle Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketine (TEDAŞ) bildirmiştir. TEDAŞ tarafından cevap olarak gönderilen yazıda 040 TL/kWh üzerinden ödeme talep edilmeye devam edileceğinin belirtilmesi üzerine başvurucu, 30/3/2004 tarihinde noter aracılığıyla düzenlenen ihtarnameyle bu uygulamanın kanunlara, yönetmeliklere ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararlarına aykırı olduğunu ve bu uygulamadan dönülmediği takdirde yasal dava ve şikâyet haklarının kullanılacağını TEDAŞ'a ihtar etmiştir. Başvurucu tarafından TEDAŞ Genel Müdürlüğünün bedel artırımına ilişkin işlemi ile TEDAŞ Bursa Müessese Müdürlüğünün buna ilişkin uygulama işlemine karşı 20/4/2004 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde iptal davası açılmıştır. Anılan Mahkemece 5/1/2006 tarihinde davanın adli yargının görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Mahkeme kararı, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 4/10/2006 tarihli kararıyla onanmıştır. Başvurucu tarafından, aynı grubun ortaklarından olan Bursa Çimento Anonim Şirketinin 2004 Kasım dönemi tüketiminden kaynaklı olarak adına düzenlenen faturanın hatalı olduğu gerekçesiyle 23/5/2005 tarihinde kayda giren dilekçe ile hatanın düzeltilmesi istemiyle TEDAŞ'a başvurulmuştur.TEDAŞ 7/6/2005 tarihli işlemle talebi reddetmiştir. Başvurucu bu idari işleme karşı 19/7/2005 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde iptal davası açmıştır. Anılan Mahkeme 30/11/2005 tarihli kararla davanın adli yargının görevine girdiği gerekçesiyle görev yönünden reddine karar vermiştir. Karar, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 4/10/2006 tarihli kararıyla onanmıştır. Başvurucu 31/1/2007 tarihinde Bursa Asliye Ticaret Mahkemesinde (Mahkeme) Dağıtım Şirketi aleyhine alacak davası açmıştır. Dava dilekçesinde, haksız olarak tahsil edilen iletim sistem kullanım bedelinin ödeme tarihinden itibaren işletilecek temerrüt faiziyle birlikte tazmini gerektiği belirtilmiş ve şimdilik 000 TL maddi tazminat talebinde bulunulmuştur. Başvurucu 6/5/2008 tarihli dilekçe ile davayı ıslah etmiş ve 816,18 TL'nin de tazminat talebine eklenmesini istemiştir. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda 2003 Nisan-2006 Ağustos tarihleri arasında başvurucu Şirketten haksız yere toplam 377,81 TL iletim sistem kullanım bedeli tahsil edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Mahkeme 10/12/2012 tarihli kararıyla davayı kabul ederek başvurucu lehine 816,18 TL tazminata hükmetmiştir. Mahkeme ayrıca bu tazminatın 000 TL'sinin davanın açıldığı 31/7/2007 tarihinden, 816,18 TL'sinin ise ıslah talebinde bulunulduğu 6/5/2008 tarihinden itibaren 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca hesaplanacak gecikme faizi ile birlikte ödenmesine karar vermiştir. Kararda, borçlu Dağıtım Şirketinin dava tarihinden önce temerrüde düşürülmediği gerekçesine dayanılmıştır. Başvurucu 5/2/2013 tarihli dilekçe ile Mahkeme kararını temyiz etmiştir. Temyiz dilekçesinde, Dağıtım Sistem Kullanım Anlaşması'nın 3/A maddesinde hatalı ödeme durumunda ödeme tarihinden itibaren faiz ödeneceği hükmünün yer aldığı belirtilmiştir. Dilekçede, başvurucunun üç defa ihtarname gönderdiği ve bu ihtarnamelerin borçluyu temerrüde düşürdüğü ifade edilmiştir. Başvurucu Şirket, ödemelerin ihtirazi kayıtla yapılmış olmasının veidari yargıda dava açılmış olmasının da ihtar mahiyeti taşıdığını vurgulamıştır. Başvurucu son olarak Yargıtayın yerleşik içtihadının haksız ödemelerde haksız ödemenin yapıldığı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiği yönünde olduğunun altını çizmiştir. Temyiz istemini inceleyen Yargıtay Hukuk Dairesi (Daire) 17/12/2013 tarihli kararla Mahkeme kararını onamıştır. Karar düzeltme istemi de Dairenin 28/4/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar 18/6/2014 tarihinde başvurucu Şirkete tebliğ edilmiştir. Başvurucu 18/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun Kanunu’nun maddesi şöyledir: “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtariyle, mütemerrit olur.Borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş veya muhafaza edilen bir hakka istinaden iki taraftan birisi bunu usulen bir ihbarda bulunmak suretiyle tesbit etmiş ise, mücerret bugünün hitamı ile borçlu mütemerrit olur.” 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun maddesi şöyledir:“Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.”