Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluğa itiraz incelemelerinin duruşmasız yapılması nedenleriyle kişi özgürlüğü ve güvenliği, tutuklu devam edilen yargılamanın makul sürede bitirilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluğa itiraz incelemelerinin duruşmasız yapılması nedenleriyle kişi özgürlüğü ve güvenliği, tutuklu devam edilen yargılamanın makul sürede bitirilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 10/1/2014 tarihinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 19/3/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 31/3/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 30/4/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs ve 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet suçlarını işledikleri şüphesiyle başlatılan soruşturma kapsamında Ramazan, Murat ve Emin Tanrıverdi 28/8/2010, Muhittin ve Salih Tanrıverdi 1/9/2010, Aziz Tanrıverdi ise 14/9/2010 tarihlerinde gözaltına alınmışlardır. Başvurucular Ramazan, Murat ve Mehmet EminTanrıverdi, Diyarbakır Sulh Ceza Mahkemesinin 31/8/2010 tarihli ve 2010/542 Sorgu sayılı kararıyla kasten adam öldürmek ve bu suça iştirak suçundan, Muhittin ve Salih Tanrıverdi Diyarbakır Sulh Ceza Mahkemesinin 2/9/2010 tarihli ve 2010/546 Sorgu sayılı kararıyla kasten adam öldürmek ve bu suça iştirak suçundan, Aziz Tanrıverdi ise Diyarbakır Sulh Ceza Mahkemesinin 15/9/2010 tarihli ve 2010/89 Sorgu sayılı kararıyla kasten adam öldürmek ve bu suça iştirak suçundan tutuklanmışlardır. Mahkeme, tutuklamaya gerekçe olarak "...atılı suçunun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suçun CMK 100'de sayılan katalog suçlardan olması, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması.."nı göstermiştir. Başvurucular hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 28/12/2010 tarihli ve E.2010/11458 sayılı iddianamesi ile Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinde atılı suçları işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır. İddianamede hakkında soruşturma yürütülen kişi sayısı altı olup maktul ile birlikte on bir müşteki bulunmaktadır. Soruşturma konusununaile arasında meydana gelen öldürme ve öldürmeye teşebbüs eylemleri olduğu görülmektedir. Söz konusu iddianamede yer alan ifadeler şöyledir:"...şüpheli Salih'in müştekiler Y. ve 'nin kızı Z. ile resmi nikahlı evli olup yaklaşık 10 yıldan beri birlikte yaşadıkları, müştekiler İ., , E. ve A.'nın Z.'nin kardeşleri olduğu, müşteki S.'nın da müştekiler 'nin damadı olduğu, müşteki 'nin Diyarbakır E. Müdürlüğünde, maktul Ö.'nin de Diyarbakır E. Müdürlüğüne bağlı ... Polis Merkez Amirliğinde ... memuru olarak görev yaptıkları, suç tarihinden bir hafta kadar önce şüpheli Salih'in, eşi Zeliha'yı evden kovduğu, Zeliha'nın anne ve babasının evine gitmeyip teyzesi F'nin evine gittiği ve orada kalmaya başladığı, 27/08/2010 günü şüpheli Salih'inkayınvaldesi Yıldız'ın evini telefonla aradığı, telefona çıkan Y'ye "kızın Zehra nasıldır" diye sorduğu, Yıldız'ın da Salih'e kızının yanında olmadığını söylediği, daha sonra Salih'in kayınvaldesi Yıldız'a "kızından boşanacağım, çocuğumu kızından aldım, çocuğa annem bakıyor" diye söylediği, Salih'in bu telefon konuşması üzerine Y.'nın kızının kocasının yanında olmadığını öğrendiği, bunun üzerine aynı gün dokuzçeltik köyünde ikamet eden tanık olan kız kardeşi F'yi aradığı, kızı Zeliha'nın F. ile H.'nin birlikte yaşadığı Dokuzçeltik köyünde olduğunu öğrendiği, aynı gün akşamı Y.'nın evinde eşi, çocukları ve damatları ile birlikte iftar açtığı, iftar sonrası müşteki Y.ınn damatları Salih'in kızı Zeliha'yı evden kovduğunu, kızının yaklaşık 1 haftadan beri H.'nin evinde olduğunu, eşine, çocuklarına ve diğer aile bireylerine söylediği, ablaları Zeliha'nın eniştesi Salih tarafından evden kovulduğunu, teyzesinin evinde bir haftadır kaldığını öğrenen müşteki Abdullah da büyük ablasının eşi olan eniştesi müşteki Sabri'ye "birlikte gel beraber gidelim, başımızda büyük ol, bu sorunu çözelim" dediği, babası 'ye de "baba hep beraber gidelim, bu işin arasını bulalım" dediği, bunun üzerine 27/08/2010 günü iftar sonrasında müşteki S.A.'nın kullandığı ... plakalı minübüs ile diğer müştekiler E., Y.E., A.E., E., İ.H.E., E.'nin birlikte H.T.'nin evine saat 20:00 sularında gittikleri, bilgi sahibi H.T.'nin de oğlu MEHMET TANRIVERDİ'yi Salih Tanrıverdin'in babasının evine göndererek Salih'in babasını evlerine ailesorunu konuşmak için çağırdığı, bir süre sonra da şüpheliler Salih ve Muhittin Tanrıverdi'nin eve geldiği, müşteki Davut'un Salih ve Muhittin'e "büyüklerin yok mu senin neden büyüklerini getirmedin, gelsin onlarla konuşalım" dediği, müşteki Sabri'nin de Salih ve Muhittin'e "bak biz geldik sen de büyüklerini çağır, konuşalım" dediği, bunun üzerineMuhittin'in de Sabri'ye sert çıkarak "sen bizim işimize karışma, senin işin değil" diyerek sinkaflı sözlerle hakaret ettiği, bunun üzerine tartışma çıktığı, tartışma sırasında Medeni'nin Salih'e vurduğu, Salih'in burnunun kırıldığı, Salih'in elini beline attığı, diğer şahısların da Salih'in üzerine çullanarak tabancayı Salih'in elinden aldıkları, kavga sonrasında müştekilerin aynı araçla Hüseyin'nin evinden ayırıldıkları, müşteki Sabri'nin Salih'ten aldıklarıtabancayı da yanına alıp götürdüğü, evdenayrıldıkları sırada ... plakalı aracın camlarının taşlanmak suretiyle kırıldığı, bu olaylarla ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığının ...nolu sırasında soruşturma yürütüldüğü, bu olaylar üzerine olay sırasındaburnu kırılan Salih Tanrıverdi ve yaralanan Muhittin Tanrıverdi'nin Diyarbakır Devlet Hastahanesi aciline giderek tedavi oldukları, hastahanede Muhittin ve Salih'in polis tarafından olaya ilişkin olarak beyanlarının alındığı, Salih ve Muhittin Tanrıverdinin tedavileri bitmeden hastahaneyi izinsiz olarak terk ettikleri, Hüseyin Tanrıverdi'nin evinde meydana gelen olayla ilgili olarak ... Polis Merkezinde görevli polis memuru K.Ö'nin E'ninkullandığı ... numaralı telefonunu 28/08/2010 günü saat 01:00 sularında arayarak haklarındaşikayet olan diğer şahıslar ile birlikte ... Polis Merkezine gelmelerini söylediği, müşteki Medeni'nin de arabalarının camının kırık olduğunu söylemesi üzerine tekrar gelmelerini söylediği, bunun üzerine müştekiler E., A.E., Y.E., İ.H.E., E. ve E.'nin birlikte S.A.'nın kullandığı ... plakalı minübüs ile ... Polis Merkezine geldikleri, bu şahısların adli raporlarının alınması için müşteki Ö.Ç. ve maktul Ö. Y.'nin ekip şefi K.Ö. tarafından görevlendirildikleri, rapor alınacak şahısların sayısının çokluğu nedeniyle müşteki S.A.'nın kullandığı ... plakalı aracın ön kısmına sivil giyimli polis memuru Ö.Ç. ve E.'nin bindikeri, diğer müştekiler Y., İ.H., , ve A.E. ile maktul polis memuru ÖZKAN'ınminübüsün arka kısmına bindikleri, S.A'nın kullanımında doktor raporlarını almak üzere Devlet Hastahanesine doğru gitmek için hareket ettikleri, Elazığ yoluna çıkmak üzere seyir halinde iken Elazığ yoluna yaklaşık 50-60 metre mesafe kaldığı sırada Müştekilerin içinde bulunduğu araca 7-8 el ateş edildiği, bu aracın... plakalı beyaz renkli renault toros marka araç olduğunun soruşturma kapsamında tespit edildiği, ateş edilmesi üzerine Müşteki Ö.'nün minübüste bulunanlara yere yatmalarını, minübüsü kullanan S.A.'ya da devam etmesini söylediği, tam Elazığ yoluna çıktıkları sırada yine bu minübüse karşı taraftan 2-3 el ateş edilmesi üzerine müşteki Ö.'nünminübüsü kullanan Sabri'ye durmadan yola ters yönde devam etmesini söylediği, müştekilerin kullandığı minübüsün ters yönde Diyarbakır istikametine doğru hızlı ilerledikleri sırada şüpheli Ramazan Tanrıverdi'nin kullandığı ... plakalı olduğu tespit edilen koyu renkli Nissan marka pikapın kendilerini takip ettiklerini ve bu araçtan da ateş edildiğinigördükleri, müşteki Ö.'nünde ekip şefi K.Ö.'yü telefon ile arayarak kullandıkları araca silahla saldırı olduğunu bildirdiği, bu sırada müştekilerin bulunduğu aracasilahlarlaateş edilmeye devam olunduğu, her iki aracın müştekilerin bulunduğu aracı takip ettikleri, aracın arka kısmında oturan İ.H.E.'nin yanında bulunan maktul polis memuru Ö.Y.'nin kafasından kan geldiğini görünce, polis memurunun vurulduğunu söylediği, bu sırada müşteki Ö.'nün de yanında bulunan tabanca ile saldırının geldiği yöne doğru ateş ettiği, Nissan marka pikapın kendi araçlarına paralel olacak halde geldiğini görünce içinde bulunduğu aracın camını kırmaya çalıştığı, ancak kıramadığı, bu sırada da ... plakalı minibüse ateş edildiği, Askeri Hastane civarına gelindiği sırada müşteki Ö.'nün minibüs sürücüsü Sabri'ye nerede olduklarını sorduğu, Askeri Hastahanenin yakınında olduklarını öğrenince Sabri'ye Askeri Hastahaneye girmesini söylediği, ve müştekilerin Askeri Hastahaneye girdikleri, maktul Özkan'ın ilk tedavisinin Askeri Hastahanede yapıldığı, Özkan'ın29/0802010 günü Diyarbakır Devlet hastansinde vefat ettiği, yapılan otopsi raporuna göre Özkan'ın teşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı kafatası kemik kırıkları ile birlikte beyin kanaması beyin dokusunun harabiyeti ve buna bağlı gelişen komplikasyonlar sonucu öldüğü, soruşturma kapsamında şüpheli SALİH TANRIVERDİ'nin evinde yapılan aramada kuğulu marka 12 mm çapında ... seri numaralı av tüfeği ele geçirildiği, olay sırasında şüpheli Ramazan Tanrıverdi'nin kullandığı ... plakalı Nissan marka aracın Elazığ yolu üzerinde bulunan açık otopark yanındaki yediemin otoparkında gizlenmiş vaziyette bulunduğu, şüpheli Mehmet Emin Tanrıverdi'nin kullandığı ... plakalı aracın da içerisinde Mehmet Emin Tanrıverdi olduğu halde birinci sanayi de yakalandığı, yine şüpheli Mehmet Emin Tanrıverdi'nin aracının 28/08/2010 günü saat 02:10 sularında iplik yediemin otoparkında görüldüğü, bu otoparka ilişkin kamera görüntülerinde gözüken Murat Tanrıverdi, Mehmet Emin Tanrıverdi ve Ramazan Tanrıverdi isimli şahıslar ile Salih Tanrıverdi, Muhittin Tanrıverdi ve Aziz Tanrıverdi isimli şahısların otoparktaki görevli görgü tanığı S.K. isimli şahıs tarafından canlı olarak ve gıyabında yapılan fotoğraf teşhis tutanağı ile teşhis edildiği, 01/09/2010 ve 28/08/2010 tarihli canlı teşhis tutanakları ileFotoğraftan teşhis tutanaklarına göre 28/08/2010 günü saat 02:10 daşüpheliler Mehmet Emin Tanrıverdi, Salih Tanrıverdi, Muhittin Tanrıverdi, Aziz Tanrıverdi veMurat Tanrıverdi isimli şahısların olayın hemen öncesinde toros marka araç ile yediemin otoparkının önüne geldiklerinin anlaşıldığı, yine şüpheli Ramazan Tarnıverdi'nin de saat 02:05 sularında köyde kavga olduğunu söyleyerek Nissan marka pikap ile iplik yediemin otoparkından ayrıldığı, 03/09/2010 tarihli Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarının ekspertiz raporuna göre, hakkında ek takipsizlik kararı verilen Ö.Ç.'nin kullandığı tabanca dışında olay sırasında 3 adet av tüfeği ile iki adet tabancanın kullanıldığının tespit edildiği, olay yerinde ele geçirilen 6 adet av tüfeği kartuşunun şüpheli Salih Tanrıverdi'nin evinde yapılan aramada ele geçirilen ... seri numaralı av tüfeğinden atıldığının belirlendiği, şüphelilerden Mehmet Emin Tanrıverdi'nin savunmasındaolay sırasında toros marka ... plakalı aracı kendisinin kullandığını, Salih Tanrıverdi'nin av tüfği ile müştekilerin bulunduğu araca ateş ettiğini, müştekilere ait beyaz renkli minübüsün arkasından bir süre gittiklerini beyan ettiği, şüpheli Ramazan Tanrıverdi'nin de beyanında, olay sırasında ... plakalı Nissan marka aracı kendisinin kullandığını, köyde ilk olay olduğunu duyduktan sonra köye geldiğini, Muhittin ile Murat'ı köyden arabasını alarak Elazığ yolu üzerindeki Toplukonut caddesine geldiklerini, Murat ve Muhittin'i arabadan indirdiğini, her ikisinin "biz bunları öldüreceğiz" diye söylediğini duyduğunu, bir süre sonra da Mehmet Emin Tanrıverdi ile Salih Tanrıverdinin Toros marka araç ile aynı yere geldiklerini, kendisinin tekrar işyerine döndüğünü, işyerinde ikentekrar kendisine telefon geldiğini, Toki kavşağına gelmelerini söylediğini, arayanın kim olduğunu bilmediğini, bunun üzerine iş yerinden çıkıp Toki kavşağına geldiğini, Aziz Tanrıverdi'yi Mehmet Emin Tanrıverdi ve Salih Tanrıvverdinin yanında gördüğünü, bu sırada silah seslerini duyduğunu, beyaz renkli dolmuşun da kavşağa geldiğini, Murat ve Muhittin'in de kendi arabasına bindiklerini, beyaz renkli minübüsün önlerinden geçip Elazığ caddesine Diyarbakır şehir merkezi istikametine doğru ters yönden girdiğini bu aracı peşinden takip ettiklerini, Muhittin Tanrıverdi'nin aracın camını açarak tabanca ile minübüse ateş ettiğiniaçıkçabelirttiği,müştekilerin içerisinde bulunduğu araca çok sayıda mermi isabet ettiğinin, yine şüphelilerin ateş ettikleri yerde çok sayıda av tüfeği fişeği ve boş kovanların ele geçirildiğinin olay yeri inceleme raporlarından anlaşıldığı böylece şüphelilerin ortak hakimiyet kurarak ... plakalı araçta bulunan şahıslara doğru doğrudan kasıt ile hedef ayırmaksızın ateş ettikleri, sonuçta araçta bulunan şahıslardan Ö.Y.'nin öldüğü, ... plakalı şüpheli Murat Tanrıverdi'ye ait aracı kullandığı sabit olan şüpheli MEHMET EMİN TANRIVERDİ ile ...plakalı Nissan marka pikapı kullanan RAMAZAN TANRIVERDİ isimli şahısların öldürme fiili içersinde aracı kullanma eylemlerinin kurucu unsur olduğu, dolayısıyla araç sürücülerinin de olaya doğrudan iştirak ettikleri, suçun işlenmesinde araçların kullanılmasının zorunlu olduğu, bu nedenle müsadere edilmeleri gerektiği, müştekilerin beyanları, şüphelilerin çelişkili beyanları, ev arama tutanağı, dosya içerisinde bulunan canlı teşhis tutanakları ve cd leri, olay yeri inceleme raporları, olay yeri basit krokileri, kriminal polis laboratuvarlarının raporları, tanık S.K'nin beyanı, diğer tanık beyanları, ve tüm soruşturma evrakı kapsamından tüm şüphelilerin Maktul Ö.Y'ye yönelik kasten adam öldürme, diğer müştekiler Ö.Ç.,E., Y.E., A.E., E., İ.H. E., S.A. ve E'ye yönelikkasten adam öldürmeye teşebbüs, ayrıca şüpheli Muhittin TANRIVERDİ nin 6136 sayılı yasaya muhalefet suçlarını işledikleri..." Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 1/3/2011 tarihli birinci celsedebaşvurucuların "...üzerlerineayrı ayrı atılı suçlarınınniteliğine , mevcut delil durumunagöre üzerlerineatılısuçuişlediklerine ilişkin kuvvetlisuçşüphesinin varlığını gösteren olgular mevcut bulunduğundan ve delillerikarartmaşüphesiolduğu.."gerekçesiyle tutukluluklarının devamına itiraz yolu açık olmak üzere karar vermiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 1/11/2012 tarihli on birinci celsede başvuruculardan Ramazan ve Mehmet Emin Tanrıverdi'nin "üzerlerine atılı suçunvasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu,suçvasfınındeğişmeihtimali ve tutuklu kaldıkları süre"yi dikkate alarak tahliyelerine karar vermiştir. Buna karşılık Mahkeme, diğer başvurucuların "üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, tutuklulukta geçirdikleri süre, öngörülen cezanın üst sınırı, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgular ileadli kontroltedbirlerininyetersizkalacağı" gerekçesiyle tutukluluklarının devamına karar vermiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 11/12/2013 tarihli ve E.2011/12, K.2013/486 sayılı kararı ile başvurucular hakkında tamamlanmış kasten öldürme suçundan ayrı ayrı 25 yıl, sekiz ayrı öldürmeye teşebbüs eylemi nedeniyle her bir eylem için ayrı ayrı 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına; ayrıca Muhittin Tanrıverdi'nin 6136 sayılı Kanun'a muhalefet eylemi nedeniyle 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve buna ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Mahkeme; Muhittin, Aziz, Murat ve Salih Tanrıverdi hakkındaayrıca "...verilen ceza miktarı ve bu ceza ile ölçülü olduğu..." gerekçesiyle tutukluluk hâllerinin devamına itiraz yolu açık olmak üzere karar vermiştir. Bu karar, başvurucuların müdafileri huzurunda açıklanmıştır. Başvurucular10/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bozmadan önceki yargılama sürecinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesince toplam on sekiz duruşma yapılmıştır.Tanık dinlenmesi, bilirkişi incelemesi yapılması, Adli Tıp Kurumundan rapor alınması, Cumhuriyet Savcılığından mütalaa alınması, bu mütalaaya karşı sanık avukatlarının savunmada bulunmak istemesi ve sanık avukatlarının mazerette bulunmaları nedeniyle duruşmaların ertelendiği tespit edilmiştir. Başvurucuların temyizi üzerine Yargıtay Ceza Dairesi 9/7/2015 tarihli kararıyla Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 1/12/2013 tarihli ve E.2011/12, K.2013/486 sayılı kararını bozmuştur. Bozma kararının gerekçesi şöyledir: "...Sanıklardan birisinin savunulmasının diğer sanıklar yönünden savunmada zaafiyet yarattığının anlaşılması durumunda; sanıklar arasında menfaat uyuşmazlığı bulunduğunun kabulü gerektiğinden; aynı kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından yargılanan, yakın akraba olan sanıklar (...) arasında menfaat uyuşmazlığının gerçek anlamda kalktığından söz edilemeyeceği anlaşılmakla; kendileri tarafından belirlenecek veya baro tarafından atanacak ayrı ayrı müdafiiler tarafından savunmalarının yapılması gerektiğinin düşünülmemesi suretiyle 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 38/1 ve 5271 sayılı CMK’nun maddelerine aykırı davranılması,Sanık Salih müdafiinin beyanı ile cezaevindeki tedavi evrakları nazara alınarak yüklenen suçların hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya bu fiillerle ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıran yahut azaltan bir akıl hastalığına duçar olup olmadığı konusunda TCK'nun maddesine uygun olarak rapor aldırılmadan bu sanık hakkında yazılı şekilde hükümler kurulması,Olaydan önce sanıklar Salih ve Muhittin’in dövülmeleri ile ilgili olduğu belirtilen ve iddianamede yer verilen Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/21489 soruşturma nolu evrakı ile açılmış kamu davası varsa dosyanın, verilmiş ise kararın ve ilgili belgelerinin getirilmesinden, ilk haksız hareketin hangi taraftan kaynaklandığının tespit edilmesinden sonra sanıkların polis memurları maktül Özkan ve mağdur Cumali Özgür dışında kalan mağdurlara yönelik eylemleri yönünden TCK’nun maddesinin tartışılması suretiyle hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeyerek eksik inceleme sonucu yazılı biçimde mahkumiyet kararları veril [miştir]." Bozma sonrası davanın Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/204 esasına kaydı yapılmış ve Mahkeme 11/9/2015 tarihinde dosya üzerinden yapılan incelemede başvurucular Salih, Muhittin, Murat ve Aziz Tanrıverdi'nin "...üzerlerine atılı suça ilişkin soruşturma aşamasında toplanan deliller dikkate alındığında, henüz tüm delillerin toplanmamış oluşu, üzerlerine atılı suça ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması ve halen devam etmesi, 5271 sayılı CMK.nun maddesinde sayılan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde tutuklama nedenlerinin varsıyabildiği, tutuklulukta geçen süre, atılı suçun ağırlığı ve yasadaki yaptırımı, atılı suçun 5271 sayılı CMK.nun 100/3 maddesinde sayılan suçlardan bulunması, atılı suçun niteliği itibariyle 5271 sayılı CMK.nun maddesinde belirtilen "adli kontrol" hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı, sanıkların üzerlerine atılı eylem karşısında tutuklama kararı verilmiş olmasının ölçülü ve gerekli oluşu, serbest bırakılmaları halinde kovuşturmadan kaçma şüphelerinin bulunması..." gerekçesiyle tutukluluk hâllerinin devamına ve duruşma gününün 5/11/2015 tarihine bırakılmasına karar vermiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 5/11/2015 tarihli duruşmada başvurucuların azami tutukluluk süresinin aşıldığı gerekçesiyle yaptıkları tahliye taleplerini "...Sanıklar ve müdafiilerinin uzun tutuklamaya ilişkin ve tahliyeye müteallik taleplerinin mahkememizce 11/12/2013 tarihinde hüküm verildiği, sanıkların bu tarihten sonra hüküm özlü kabul edildikleri, Yargıtay Ceza Dairesince 09/07/2015 tarihinde bozma ilamı verildiği, mahkememizin bozma sonrası 2015/204 esas sayılı dosya numarası alan yargılamada tensip zaptının 11/09/2015 tarihinde tanzim edildiği dikkate alınarak, sanıkların 5271 sayılı CMK 102/3 maddesindeki uzatma sürelerinin geçtiğine ilişkin taleplerinin reddine, Sanıklar Muhittin Tanrıverdi, Salih Tanrıverdi, Aziz Tanrıverdi ve Murat Tanrıverdi'nin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, tutuklulukta geçirdikleri süre, öngörülen cezanın alt ve üst sınırı ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında sanık hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu, isnat edilen suçlamanın CMK'nun 100 maddesindeki katalog suçlardan olması, adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı hususları dikkate alınarak sanıkların tutukluluk hallerinin devamına," gerekçeleriyle reddetmiş ve tutukluluk durumlarının 27/11/2015 ve 23/12/2015 tarihlerinde değerlendirilmesine karar vermiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 8/3/2016 tarihli bozma sonrası yapılan duruşmada başvurucuların tahliye taleplerini "...sanıkların üzerlerine atılı suça ilişkin gerek soruşturma aşamasında toplanan deliller, gerekse Yargıtay bozma ilamından önceki kovuşturma aşamasında toplanan dikkate alındığında; kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması ve halen devam etmesi, 5271 sayılı CMK'nun maddesinde sayılan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde tutuklama nedenlerinin varsayılabildiği, tutuklulukta geçen süre yönünden Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2011/1-51 esas 2011/42 karar sayılı 12/04/2011 tarihli kararı, yine atılı suçun ağırlığı ve yasadaki yaptırımı, atılı suçun 5271 sayılı CMK'nun 100/3 maddesinde sayılan suçlardan bulunması, atılı suçun niteliği itibariyle 5271 sayılı CMK'nun maddesinde belirtinen "adli kontrol "hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı, sanıkların üzerine atılı eylem karşısında tutuklama kararı verilmiş olmasının ölçülü ve gerekli oluşu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ve maddeleri kapsamında tutuklama koşullarının oluşması neticesi tutuklama kararı verildiğide görülerek..." gerekçesiyle reddetmiş; tutukluluk durumlarının 28/03/2016 ve 15/04/2016 günlerinde dosya üzerinden değerlendirilmesine karar vermiştir. Başvurucular hakkındaki dava, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinde derdest olup bir sonraki duruşma 3/5/2016 tarihine bırakılmıştır.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesi şöyledir:"(1) Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır." 5237 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"(1) Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.(2) Suça teşebbüs halinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onüç yıldan yirmi yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine dokuz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir." 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarındakuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Kasten öldürme (madde 81, 82, 83)…(4) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.” 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir.(3) Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar, bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sen de verilebilir."