Başvuru, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 3/7/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: İnşaat işçisi olan başvurucu, satın aldığı ev için Bankadan konut kredisi kullanmıştır. Başvurucu, kullandığı konut kredisinden dosya masrafı adı altında yapılan 500 TL kesintinin iadesi talebiyle 1/2/2013 tarihinde Banka aleyhine dava açmıştır. Başvurucu, dava dilekçesinde ikamet adresini bildirmiş ve 1/2/2013 tarihli inceleme tutanağında bu adrese yer verilmiştir. Konut kredisine ilişkin belgelerin temini amacıyla 30/5/2013 tarihinde ek tensip tutanağı düzenlenmiştir. Anılan ek tensip tutanağında da başvurucunun bildirdiği adres esas alınmıştır. Belgelerin temini ve davalı Bankanın cevap dilekçesini sunması üzerine 30/5/2013 tarihinde ikinci bir ek tensip tutanağı düzenlenerek 8/10/2013 tarihli duruşma gününün taraflara tebliğine karar verilmiştir. Başvurucu hakkında düzenlenen davetiyede daha önceki adreslerden farklı bir yer adres olarak belirtilmiştir. Başvurucunun dava dilekçesinde bildirdiğinden farklı bir adres içeren davetiye 13/6/2013 tarihinde muhatabın belirtilen adresten ayrıldığı ve yeni adresinin tespit edilemediği gerekçesiyle 12/1/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun maddesi uyarınca tebliğ evrakı muhtara verilmek ve belirtilen adres kapısına ihbarname yapıştırılmak suretiyle tebliğ edilmiştir. Ankara Tüketici Mahkemesi, başvurucunun 8/10/2013 tarihli duruşmaya katılmaması nedeniyle dosyanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar vermiş ve 25/4/2014 tarihinde üç aylık yenileme süresi dolduğundan davanın açılmamış sayılmasına (Yargıtay yolu açık olmak üzere) karar vermiştir. Mahkeme, davanın açılmamış sayılmasının yanı sıra kendisini vekille temsil ettiren davalı Banka lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 750 TL vekâlet ücretine de karar vermiştir. Karar başvurucu tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 30/3/2015 tarihli kararla ilk derece mahkemesi kararı dava değeri itibarıyla kesin olduğundan temyiz dilekçesinin reddine karar vermiştir. Nihai karar 3/6/2015 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucu 3/7/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ''Tarafların duruşmaya gelmemesi, sonuçları ve davanın açılmamış sayılması'' kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. (2) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.... (5) İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır. (7) Hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır." 6100 sayılı Kanun'un geçici maddesi şöyledir:"(1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. (2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. (3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır." 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun temyiz incelemesi sırasında yürürlükte bulunan maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Mahkemelerden verilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla, hükmü temyiz edebilir.Miktar veya değeri onmilyon lirayı geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir.'' 14/7/2004 tarihli ve 5219 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:''c) 427 nci maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında yer alan ve ek 3 üncü maddesine göre 'kırkmilyon' olarak uygulanması öngörülen parasal sınır 'birmilyar' lira; beşinci fıkrasında yer alan ve ek 3 üncü maddesine göre 'sekizyüzmilyon' olarak uygulanması öngörülen duruşma sınırı 'onmilyar' lira; 'altıyüzmilyon' olarak uygulanması öngörülen karar düzeltme sınırı 'altımilyar' lira,...Olarak değiştirilmiştir.'' 7201 sayılı Kanun’un maddesinin ikinci fıkrası şöyledir: "Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır."