2. Ceza Dairesi 2012/25414 E. , 2013/13959 K. "İçtihat Metni" Tebliğname No : 6 - 2010/188946 MAHKEMESİ : Kartal 2. Çocuk Mahkemesi TARİHİ : 23/03/2010 NUMARASI : 2009/159 (E) ve 2010/167 (K) SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme, başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Suça sürüklenen çocuğun kilitli otomobilin kapısını açarak oto teybini çalmaktan ibaret eyleminin 5237 sayılı TCK.nun 142/1-b maddesi
**2. Ceza Dairesi 2012/25414 E. , 2013/13959 K.** **"İçtihat Metni"** Tebliğname No : 6 - 2010/188946 MAHKEMESİ : Kartal 2. Çocuk Mahkemesi TARİHİ : 23/03/2010 NUMARASI : 2009/159 (E) ve 2010/167 (K) SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme, başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Suça sürüklenen çocuğun kilitli otomobilin kapısını açarak oto teybini çalmaktan ibaret eyleminin 5237 sayılı TCK.nun 142/1-b maddesinde düzenlenen suça uyduğu gözetilmeden aynı Kanunun 142/1-e maddesiyle hüküm kurulması, 2- Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2011/10-783 Esas ve 2012/150 sayılı kararında da ayrıntılı olarak açıklandığı gibi adli sicil kaydında yer alan 5237 sayılı TCK.nun 191. maddesi uygulanmak suretiyle verilen tedavi ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri kararının “hapis cezasıyla mahkumiyet” olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığından, suça sürüklenen çocuk hakkında mala zarar verme ve başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma suçundan hükmedilen kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı TCK.nun 50/3. maddesinde yer alan emredici hüküm nedeniyle aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinde zorunluluk bulunması, 3- Dosya içinde bulunan İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 10/04/2008 tarihli ve 2008/2841 soruşturma sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararından “25/12/2007 tarihinde İ.A. ile birlikte taşımakta olduğu esrar maddesi ile yakalanan İ.. K..'nün yanında nüfus cüzdanın bulunmamasından da istifade ederek kimliğini gerçeğe aykırı olarak akrabası M. K. olarak beyan ettiği, daha önce alınmış bir parmak izi bulunmaması nedeniyle gerçek kimliği tespit edilemeyen şüphelinin sorgusunun M. K. ismi ile yapıldığı tutuklanmasını müteakip Mustafa Kalyon ismi ile tutuklama müzekkeresi tanzim edilip İskenderun Ceza İnfaz Kurumuna konulduğu, İ.. K..'nün 27/12/2007 tarihli beyanı ile başlatılan inceleme neticesinde gerçek kimliğinin İ.. K.. olduğu tanık beyanı bağlı bulunduğu nüfus müdürlüğünden getirtilen nüfus kaydı ve ekleri ile anlaşıldığı, Mustafa KALYON adına tanzim edilen evrak kayıtlarında yer alan isimlerin İ.. K.. olarak düzeltilmesi ve Mustafa KALYON ismi ile yapılan tüm kayıtların iptal edilmesi bu kayıtların İ.. K.. olarak düzenlenmesi için kararın Belen İlçe Emniyet Amirliğine gönderilmesine karar verildiğinin” anlaşıldığı, UYAP üzerinden yapılan incelemede de İ.. K.. hakkında suç tarihi 2007 olan iftira suçundan İskenderun Çocuk Mahkemesi'nin 2008/183 Esas sayılı dosyası üzerinden kovuşturma yapılıp hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinin görüldüğü, Pendik Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 24/02/2009 tarihinde, Pendik Emniyet Müdürlüğü tarafından aynı tarihte ifadesi alınan M. K. ifadelerinin aynı yönde olduğu, Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Grup Amirliği'nin 15/02/2009 tarihli ekspertiz raporunda belirtildiği üzere M. K. adına kayıtlı gerçekte İ.. K..'ye ait olan parmak izinin 25/12/2007 tarihinde Hatay ilinde alınıp AFİS'e aktarıldığı, buna göre, 25/12/2007 tarihinde uyuşturucu madde ile yakalanan İ.. K..'nün kimlik bilgilerini M. K. olarak belirttiği, işlemlerin bu kimlik bilgileri üzerinden yapıldığı, bu kapsamda alınan parmak izlerinin sisteme M. K. ait kimlik bilgileri ile girildiği, M.K. kimliğini kullanan kişinin İ.. K.. olduğunun anlaşılmasına ve İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 10/04/2008 tarihli ve 2008/2841 soruşturma sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı bulunmasına rağmen AFİS'te bulunan parmak izi kaydındaki M. K. isminin düzeltilmediği, bu nedenle katılan A. A. 11/09/2008 tarihinde otomobilinde hırsızlık yapılması sonrası elde edilen parmak izinin AFİS'te sorgulanması sonucunda eşleşen parmak izinin Emniyet birimleri tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına M. K. ait olduğunun bildirildiği, bu nedenle M. K. yakalanıp hakkında adli işlem yapıldığı, M. K., kendisine ait kimlik bilgilerinin kullanıldığını belirtmesi üzerine yapılan araştırmada katılan A. A.n otomobilinden elde edilen parmak izinin suça sürüklenen çocuk İ.. K..'ye ait olduğunun anlaşıldığı, adı geçenin bu aşamadan sonra yakalandığının anlaşılması karşısında, iftira suçundan suça sürüklenen İ.. K.. hakkında soruşturma yapan İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturma dosyası, İskenderun Çocuk Mahkemesi'nin kovuşturma dosyası incelendikten sonra, katılan A. A. karşı işlenen hırsızlı ve mala zarar verme suçlarının soruşturması sırasında M.K. ait kimlik bilgilerini kullanmayan İ.. K.. hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle suça sürüklenen çocuk hakkında mahkumiyet kararı verilmesi, 4- Kabule göre de, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03/02/2009 tarih ve 2008/11-250 esas ve 2009/13 karar sayılı kararında belirtildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilirken mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararın esas alınması, manevi zararın bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, somut olayda suça sürüklenen çocuğa yüklenen başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan doğan ve hakimin basit bir araştırma ile saptayabileceği herhangi bir maddi zararın bulunmadığı; adli sicil kaydında yer alan 5237 sayılı TCK.nun 191. maddesi uygulanmak suretiyle verilen tedavi ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri kararı hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için engel oluşturmayan suça sürüklenen çocuk hakkında 5271 Sayılı CMK.nun 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken “Şartları oluşmadığından” biçimindeki yasal ve dosya içeriğine uygun olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,X Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı isteme uygun olarak BOZULMASINA, 29/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.