Başvuru, istinaf başvurusunun süre yönünden reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, istinaf başvurusunun süre yönünden reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 27/5/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu tarafından 24/1/2017 tarihinde Yusufeli İcra Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) ihalenin feshi davası açılmıştır. Mahkemece 7/3/2017 tarihinde, hak düşürücü sürelerden sonra talepte bulunulduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinin (Bölge Adliye Mahkemesi) 23/1/2018 tarihli kararı ile usulüne uygun biçimde taraf teşkili sağlanıp, taraflarca dayanılacak deliller toplanılıp değerlendirilmek suretiyle işin esasına yönelik bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kabul edilmiş ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemeye iadesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ilamı üzerine dosyayı inceleyen Mahkemece, verilen kesin süre içerisinde belirtilen gider avansı yatırılmadığından 7/11/2018 tarihinde davanın usulden reddine karar verilmiştir. Ayrıca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulabileceği de belirtilmiştir. Anılan karar 4/12/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu tarafından 18/12/2018 tarihli dilekçeyle istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebi 1/4/2019 tarihli kesin nitelikteki karar ile süre aşımından reddedilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin karar gerekçesinde; Mahkemenin 7/11/2018 tarihli kararının başvurucu vekiline 4/12/2018 tarihinde tebliğ edilmesine karşın, on günlük yasal başvuru süresinin son günü olan 14/12/2018 tarihinden sonra 18/12/2018 tarihinde istinaf kanun yoluna başvuruda bulunulduğu, ayrıca Mahkemenin gerekçeli kararında istinaf süresinin iki hafta olarak belirtilmesinin başvurucuya ek bir istinaf süresi kazandırmayacağı ve bu nedenle istinaf başvurusunun süresinde olmadığı ifade edilmiştir. Nihai karar 28/4/2019 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 27/5/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: "...İstinaf yoluna başvuru süresi tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren on gündür."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Herkes davasının medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde, görülmesini isteme hakkına sahiptir..." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeye erişim hakkının Sözleşme'nin maddesinde yerini bulan güvencelerin doğal bir parçası olduğunu (Lawyer Partners A.S./Slovakya, B. No: 54252/07, 16/6/2009, § 52), bu kapsamda herkesin kişisel hak ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını bir mahkeme veya yargı önüne getirme hakkının güvence altına alındığını (Golder/Birleşik Krallık [GK], B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 36), Sözleşme'nin maddesinde, mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkının güvence altına alınmadığını ancak devletin kendi takdirine bağlı olarak taraflara kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı tanıması durumunda, kanun yolu başvurusunu inceleyen mahkeme önünde uygulanan muhakeme usulünün bu ilkelere uygun olması gerektiğini belirtmiştir (Delcourt/Belçika, B. No: 2689/65, 17/1/1970, § 25). AİHM, mahkemeye erişim hakkına yönelik birtakım sınırlandırmaların kabul edilebileceğini ancak sınırlamaların meşru bir amaca yönelik olmadığı veya kullanılan yöntem ile ulaşılması hedeflenen amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisinin bulunmadığı durumlarda, kısıtlamaların Sözleşme'nin maddesinin birinci fıkrasına uygun olmayacağını belirtmiştir (Ashingdane/Birleşik Krallık, B. No: 8225/78, 28/5/1985, § 57). AİHM; ulusal hukuk kurallarını yorumlama görevinin yerel mahkemelere ait olduğunu, AİHM'in rolünün bu yorumların Sözleşme ile uyumluluğunu denetlemekle sınırlı olduğunu, bu durumun kanun yolu başvurusunda öngörülen süre sınırlamaları ile ilgili yapılan yorumlar açısından da geçerli olduğunu, süreye ilişkin kuralların adaletin ve özellikle de yasal kesinliğin düzgün şekilde uygulanmasını amaçladığını (Pérez De Rada Cavanilles/İspanya, B. No: 28090/95, 28/10/1998, §§ 43, 45), bununla birlikte mahkemelerin usul kurallarını uygularken bir yandan adil yargılanma hakkını ihlal edebilecek aşırı şekilcilikten ve usul kurallarının ortadan kaldırılması sonucunu doğurabilecek aşırı esneklikten kaçınmaları gerektiğini belirtmiştir (Walchli/Fransa, B. No: 35787/03, 26/7/2007, § 29).