Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin uluslararası taşımacılık sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalının da operasyon sorumlusu olarak görev yaptığını, ve daha sonra prim ödeme gün sayısını doldurduğunu ve emeklilik için yaş şartını beklemeyeceğini beyan ederek müvekkili şirketten ayrıldığını, akabinde ".... isimli şirkette operasyon müdürü olarak çalışmaya başladığını, davalının bu eyleminin müvekkil şirket ile aynı sektörde faaliyet gösteren aynı işi aynı çerçevede yapan
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Vekiledeninin, dava dışı arkadaşı olan ...'in...'a gideceğini öğrenmesi üzerine arkadaşından ...marka...renkte telefon almasını rica ettiğini ve söz konusu telefon ücreti 2.000 Doları ...'e verdiğini, akabinde arkadaşının Azerbeycan'a gittiğini ve 2.000 Dolar peşin ödeme yaparak ... telefonu atın aldığını, sonra Türkiye'ye dönen ...'in telefonu kendisine göndermek üzere 25.10.2019 tarihinde davalı şirket bünyesinde haiz ...Kargo ...Şubesi'nden vekiledeninin ev adresine telefonu gönderdiğini, dava dışı ...'in kargo şirketine pakette telefon olduğunu özellikle belirttiğini, kargonu vekiledenine bir türlü gelmediğini, akıbet sorgulamak için kendisine en yakın kargo şubesine gittiğinde incelenen kamera kayıtlarında telefonun 3.bir şahıs tarafından sahte kimlik belgesi düzenlenerek teslim alındığını, bunun üzerine vekiledeni tarafından 28.10.2019 tarihinde davalı kargoya zararın tazmini için bildirimde bulunduğunu, ancak davalı tarafın kendisinin bir kusuru olmadığını belirterek taleplerinin reddedildiğini beyanla, davanın kabulü ile vekiledeninin uğramış olduğu zararın tazmini ile 2.000-Doların davalıdan tahsili ile vekiledenine verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Vekiledenini paket tesliminde yükümlülüğünü yerine getirerek kimlik kontrolü yaparak teslimatı gerçekleştirdiğini, bir an için taşıyıcı olarak vekiledeni şirketin mesul tutulmasının varsayımında dahi TTK 880 maddesi hükmüne göre kanunun belirlenen limitlerle sınırlı olacağını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.GEREKÇE:Dava; yurt içi kargo taşıması sırasında zayi olan emtia bedelinin davalı taşıyıcıdan tahsili istemiyle açılmış tazminat davasıdır.Görev hususu dava şartı olması nedeniyle Mahkeme görev hususunu yargılamanın her aşamasında re' sen dikkate alabileceği gibi taraflar da her aşamada ileri sürebilir. HMK.nun 1. Maddesine göre ".......göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." anılan kanunun 114/c maddesinde ise mahkemenin görevi dava şartı olarak gösterilmiş olup aynı kanunun 115.maddesi ile getirilen "Mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır." hükmü gereğince re'sen görevsizlik kararı verilebilecektir. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3.maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4.maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur.Türk Ticaret Kanunun 3. maddesine göre ise, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." denilmektedir.Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukuki işlemin veya fiilin olması gerekir.Dosyanın incelenmesi neticesinde alıcısına teslim edilmediği belirtilen ürünün göndericisinin dava dışı ... olduğu, taşıyıcısının da davalı olduğu ve davacının alıcısı olduğu tespit edilmiştir.