6. Hukuk Dairesi 2012/9358 E. , 2013/701 K. "" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Eşya Alacağı-Ziynet Alacağı Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar, birleşen dosyanın davacısı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, ziynet ve çeyiz eşyalarının iadesi ya da bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece koca tarafından açılan asıl …
**6. Hukuk Dairesi 2012/9358 E. , 2013/701 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Eşya Alacağı-Ziynet Alacağı Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar, birleşen dosyanın davacısı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, ziynet ve çeyiz eşyalarının iadesi ya da bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece koca tarafından açılan asıl davanın HUMK.nun 409.maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, kadın tarafından açılan birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm birleşen dosya davacısı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacının ziynetlere yönelik temyiz itirazlarına gelince; Birleşen dosya davacı vekili, dava dilekçesinde, davacının müşterek evden hiçbir ziynet eşyasını alamadan ayrıldığını belirterek, 4 adet burma bilezik, 5 adet çeyrek altın, 2 adet yüzük ve bir adet saatin aynen iadesini ya da fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının evi terk ederken ziynet eşyalarını yanında götürdüğünü belirterek davanın reddini savunmuştur. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı koca ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını, ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını,ispat yükü altındadır.