1. Hukuk Dairesi 2025/1539 E. , 2025/1965 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/475 E., 2023/28 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı Hazine …
**1. Hukuk Dairesi 2025/1539 E. , 2025/1965 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/475 E., 2023/28 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı Hazine vekili; İstanbul ili, Beylikdüzü ilçesi, ... Mahallesinde bulunan dava konusu 294 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 1056 m2'lik kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürerek tapu kaydının 1056 m2'sinin iptali ile terkinine, davalının tecavüzünün men’ine, varsa mevcut yapıların kal’ine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı şirket vekili; dava konusu taşınmazda bilimsel verilere dayalı ve geçerli olan kıyı-kenar çizgisinin bulunmadığını, davalı Şirket tarafından kamu yararının sağlanmasına hizmet eden ticari faaliyette bulunulduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemece ilk kararda; taşınmazın bulunduğu liman bölgesinde yapılan dolgu çalışmaları nedeni ile kıyının belirlenme imkanının mevcut olmadığı, kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı iddia olunan kısmın kıyıda bulunmadığı, 6 adet sondaj deliği ile de kıyının belirlenemediği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı Hazine vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; dava konusu taşınmazın 224 parselden geldiği, 224 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının ise gerçek kişiler adına hükmen oluştuğundan bahsedilerek, öncelikle dava konusu taşınmazın tesciline esas Mahkeme kararının dosya arasına alınması, dava konusu taşınmazda yeniden keşif yapılması, kesin hüküm ile ilgili durumun açıklığa kavuşturulması, dava konusu taşınmazın tamamen veya kısmen kıyı-kenar çizgisi içinde kalıp kalmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle mahkemesi kararı bozulmuştur. Mahkemece; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, keşif sonucu aldırılan bilirkişi raporuna göre 1.045,54 m2 olan davalı adına kayıtlı taşınmazın tamamının kıyı kenar içerisinde kaldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 294 ada 7 parselde kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile kıyı olarak terkinine karar verilmiştir. Karara karşı süresi içinde davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 10.06.2021 tarihli ve 2020/831 Esas, 2021/4969 Karar sayılı kararı ile; dava konusu 294 ada 2 parselin evveliyatında 224 parsel olduğu, 20.10.2010 tarihinde yapılan tevhit işlemi ile 294 ada 4 parsel numarası aldığı, 4 parselin ifrazı sonucunda da 294 ada 6 ve 7 parsellerin oluştuğuna değinilerek, talebe konu parsellerden sadece 7 parselle ilgili karar verilmiş olmasının, 6 parsele dair olumlu ya da olumsuz karar verilmemesinin doğru olmadığı gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, bozma kararı doğrultusunda aldırılan bilirkişi ek raporuna göre, 294 ada 6 parsel sayılı taşınmazın kıyı-kenar çizgisi dışında, 1.045,54 m2 olan 7 parsel sayılı davalı adına kayıtlı taşınmazın tamamının kıyı-kenar içerisinde kaldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 7 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile kıyı olarak terkinine, 6 parsel sayılı taşınmaz bakımından talebin reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen karara 294 ada 7 parsel yönünden bir itirazda bulunmamakla birlikte, 294 ada 6 parsel yönünden kararın temyiz edildiğini, 6 parsel sayılı taşınmazda herhangi bir sondaj kuyusu açılmadan kıyı-kenar çizgisinin dışında kaldığına yönelik tespitin anlaşılamadığını, eksik inceleme ile hazırlanan bilirkişi raporuna dayanarak verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava; çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptali-terkin, müdahalenin önlenmesi ve kal istemlerine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; İstanbul ili, Beylikdüzü ilçesi, ... Mahallesinde bulunan dava konusu 294 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 20.10.2010 tarihli tevhit işlemi ile 294 ada 4 parsel sayılı taşınmaza gittiği, 4 parsel sayılı taşınmazın ise 08.05.2017 tarihinde ifrazı neticesinde 294 ada 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazların oluştuğu, 6 parsel sayılı taşınmazda yargılama sırasında 12.02.2018 tarihinde dava dışı kişilere pay satışı yapıldığı, anılan taşınmaz üzerinde kat irtifakı tesisi ile bir kısım bağımsız bölümlerin de dava dışı kişiler adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 125/1. maddesi "Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir: a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde davacı davayı kazanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur. b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür." hükmünü içermektedir. Öte yandan, hemen belirtilmelidir ki, uyuşmazlığın niteliğine göre öncelikle yöntemince kıyı-kenar çizgisinin belirlenmesi ve zemine uygulanması gerekir. Bu doğrultuda, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde idarece oluşturulmuş kıyı-kenar çizgisinin bulunup bulunmadığı Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünden sorularak belirlenmelidir. İdarece oluşturulmuş ve kesinleşmiş kıyı-kenar çizgisi var ise buna ilişkin karar ve dayanağı olan belgeleri ile kroki ve haritasının birlikte getirtilip dosya arasına konulması, mahallinde yerel ve teknik bilirkişi ile harita mühendisi aracılığıyla yapılacak keşifte araziye uygulanması, çekişme konusu taşınmazın yeri belirlenip harita üzerine işaretletilmesi gerekir. İdarece oluşturulmuş kıyı-kenar çizgisinin bulunmaması yahut idari yargı yerinde iptal edilmiş veya oluşturulan harita 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında kabul edilen ilkeye göre ilgililerine tebliğ edilerek kesinleştirilmemiş ve davalının itirazına uğramışsa; adli yargı mahkemesince, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4. maddesindeki tanımlamalar dikkate alınarak aynı Kanun'un 5 ve 9. maddeleri ile 13.03.1972 tarihli ve 7/4 sayılı, 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları göz önünde tutularak Kanun'un 9/2. maddesinde belirtilen bilirkişi kurulu aracılığıyla keşif yapılarak açıklanan kural ve yöntemler doğrultusunda kıyı-kenar çizgisi oluşturulmalıdır. Mahkeme aracılığıyla bu çalışma yapılırken varsa idarenin önceden kıyı-kenar çizgisi oluşturmak için yaptığı saptamalar ve bu konuda kurulan komisyonun çalışmalarının ortaya çıkardığı bilimsel değerlerin bulunduğu da göz ardı edilmemelidir. İdarenin kıyı-kenar çizgisi çalışmalarında, o yere ilişkin kamu görevlilerince önceden oluşturulmuş komisyon çalışmalarını içerir kayıt ve belgeler getirtilmeli, bunlardaki verilerle, Mahkemece kıyı-kenar çizgisi oluşturmak için bilirkişilerce yapılan çalışmalarda elde edilen veri ve bulguların örtüşmemesi durumunda, bunun nedenleri hakkında bilirkişilerden bilimsel gerekçelere ve maddi bulgulara dayalı, doyurucu ve denetime açık ek rapor alınmalıdır. Başka bir anlatımla, eldeki uyuşmazlıkta idari saptamalardan takdiri delil olarak yararlanılması zorunludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.06.2003 tarihli ve 97/110 sayılı kararı da bu doğrultudadır. Yapılacak bu araştırmalarla dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisinin hangi tarafında kaldığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlendikten sonra oluşacak durum, dosya içeriği, iddia ve savunma doğrultusunda toplanan diğer tüm deliller birlikte tartışılıp değerlendirilerek uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekir. Somut olaya gelince; Mahkemece kıyı-kenar çizgisi içesinde kaldığı gerekçesiyle 7 parsel sayılı taşınmaz yönünden tapu iptal-terkine; 6 parsel sayılı taşınmazın ise kıyı-kenar çizgisi dışında kaldığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş; verilen karar davacı Hazine vekili tarafından davanın reddine karar verilen 6 parsel sayılı taşınmaz yönünden temyiz edilmiştir. Dava konusu ve temyize konu 6 parsel sayılı taşınmaz yönünden yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki, yapılan keşif neticesinde hazırlanan ve hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda sondaj yerinin kısıtlı olduğu, yapılan çalışma sonucu 2 adet sondaj yeri belirlendiğinden bahsedilmiş, söz konusu 2 adet sondaj kuyusu ifraz sonucu oluşan 7 parsel sayılı taşınmaz sınırları içerisinde açılmış, belirlenen kıyı-kenar çizgisinin idarece belirlenen kıyı-kenar çizgisi ile yaklaşık olarak çakıştığı ve 7 parsel sayılı taşınmazın tamamının kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı tespit edilmiş; fen bilirkişisi tarafından hazırlanan raporda ise heyet tarafından belirlenen kıyı-kenar çizgisinin 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazların sınırını teşkil ettiği, bu sınırın ... Valiliği Şehircilik İl Müdürlüğünce belirlenen kıyı-kenar çizgisi ile aynen uyuştuğu bildirilmiştir. Ne var ki; söz konusu raporlarda çekişme konusu 294 ada 4 parselin ifrazından oluşan 6 parsel sayılı taşınmaz sınırlarında herhangi bir sondaj kuyusu da açılmadığı halde, hangi verilerden yararlanmak suretiyle bu parselin kıyı kenar çizgisinin dışında kaldığına ilişkin bir açıklama bulunmadığı anlaşılmakla, bu haliyle raporların yeterli ve hükme elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır. Öte yandan; UYAP sistemi üzerinden yapılan araştırmadan anlaşıldığı üzere, dava konusu taşınmaza komşu 295 ada 3; 522 ada 1; 523 ada 1 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili kıyı-kenar çizgisi yönünden açılan dava olduğu, ancak söz konusu dava dosyaları getirtilip, anılan parseller ve başka çevre parseller yönünden kesinleşmiş kıyı-kenar çizgisi bulunup bulunmadığı, varsa kesinleşen kıyı-kenar çizgisinin eldeki davada belirlenen kıyı-kenar çizgisi ile çelişip çelişmediği yönünden de inceleme yapılmamıştır. Bir diğer husus ise; İstanbul Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından gönderilen yazıda; idarece belirlenen kıyı kenar çizgisinin ilanına ilişkin evrakın bulunmaması nedeniyle ilan edilmek üzere askıya çıkarıldığı, davalı şirket tarafından itiraz dilekçesi verildiği bildirilmiş, ancak Mahkemece söz konusu itirazın akıbeti, davalı şirket tarafından yapılan işleme ilişkin idare mahkemesinde bir dava açılıp açılmadığı, bu suretle idarece belirlenen kıyı-kenar çizgisinin davanın taraflarını bağlayan bir içerik kazanıp kazanmadığına dair bir araştırma da yapılmadığı görülmüştür. Hâl böyle olunca; Mahkemece, 294 ada 6 parsel sayılı taşınmazın güncel tapu kayıtları ve dayanak tüm belgelerinin (resmi akit vs.) dosya arasına alınması, yargılama sırasında dava dışı üçüncü kişiye devredildiği gözetilerek HMK'nın 125. maddesi hükmü uyarınca davacı tarafa seçimlik hakkı hatırlatılarak bu yöndeki usuli eksikliğin giderilmesi, bundan sonra, 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gözetilmek suretiyle idarece belirlenen kıyı kenar çizgisinin davanın taraflarını bağlayan bir içerik kazandığının anlaşılması durumunda buna göre işlem yapılması, aksi takdirde 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4. maddesindeki tanımlamalar, aynı Kanun'un 5 ve 9. maddeleri ile 13.03.1972 tarihli ve 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı göz önünde tutularak, 3621 sayılı Kanun'un 9/2. maddesinde belirtilen bilirkişi heyeti oluşturulup dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, taşınmazın farklı noktalarında gözlem çukurları açılarak bu çukurlardan alınan verilerin incelenmesi, açılan gözlem çukurlarının harita üzerinde işaretlenerek gösterilmesi ve topoğrafik memleket haritalarından da yararlanılarak kıyı-kenar çizgisinin tespit edilmesi, keşfen tespit edilen kıyı-kenar çizgisi ile Bakanlık tarafından onaylanan kıyı-kenar çizgisinin fen bilirkişisi tarafından kroki üzerinde ayrı ayrı gösterilmesi, her ikisinin çakışmaması halinde çelişkinin nedenlerinin bilimsel verilere dayalı olarak bilirkişilere açıklattırılması, çevre parseller hakkında kesinleşmiş kıyı-kenar çizgisi bulunup bulunmadığının araştırılması, varsa kesinleşen kıyı-kenar çizgisinin eldeki davada belirlenen kıyı-kenar çizgisi ile çelişip çelişmediğinin göz önünde bulundurulması, gerektiği takdirde bilirkişi kurulundan bu hususları da karşılayacak şekilde rapor alınması, raporda kıyı-kenar çizgisi içerisinde kalan kısmın renkli olarak belirtilmesi, dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kalıp kalmadığının, kıyı-kenar çizgisi içerisinde ise ne kadarlık kısmının kıyı-kenar çizgisi içinde olduğunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, önceki bilirkişi raporları da dikkate alınarak çelişkiler olduğu takdirde bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin nedenlerinin de denetime açık, bilimsel verilere dayalı olarak bilirkişilere açıklattırılması, toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmektedir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı Hazine vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Temyiz eden davacı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Büyükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.