DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1023 E. , 2024/75 K. T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/1023 Karar No : 2024/75 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı - … (… Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … Tekstil Metal İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenere…
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1023 E. , 2024/75 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/1023 Karar No : 2024/75 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı - … (… Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … Tekstil Metal İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, herhangi bir mücbir sebep bulunmaksızın yasal defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediğinden bahisle katma değer vergisi indirimleri reddedilmek suretiyle yeniden düzenlenen beyan tablosu uyarınca takdir komisyonu kararlarına istinaden 2010 yılının Ocak ilâ Aralık dönemleri için re'sen tarh edilen katma değer vergileri ile vergilerin üç katı tutarında kesilen ve Aralık dönemi için tekerrür hükmü de uygulanmak suretiyle artırılan vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. Dava konusu vergi ve cezaların tarh zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın kabulü yolunda verilen mahkeme kararına yöneltilen istinaf isteminin reddine ilişkin Vergi Dava Dairesi ısrar kararının, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 19/02/2020 tarih ve E:2019/1555, K:2020/137 sayılı kararıyla takdir komisyonuna sevkle zamanaşımının durduğu, takdir komisyonu kararının verildiği tarih itibarıyla re'sen tarh nedeninin bulunup bulunmadığı ve matrahın hukuka uygun olup olmadığı da araştırılarak uyuşmazlığın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulması üzerine bozma kararına uyduğunu belirterek davalının istinaf istemini inceleyen … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı: Davacı şirketin 2010 yılı hesap ve işlemlerinin sahte belge kullanma yönünden incelenmek üzere şirkete ait defter ve belgelerin istenmesine ilişkin yazı şirket müdürü ...'nın ikametgah adresinde babası ...'ya tebliğ edilmiştir. Yasal defter ve belgelerin on beş günlük yasal süre içerisinde ibraz edilmemesi üzerine düzenlenen vergi tekniği raporu ile ilgili dönem katma değer vergisi indirimlerinin tamamı reddedilmek suretiyle dava konusu vergi ziyaı cezalı tarhiyatlar yapılmıştır. Vergi Dava Dairesinin ara kararı üzerine dosyaya ibraz edilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden, defter ve belge ibrazı konusunda davacı şirkete hitaben düzenlenen bir yazı bulunmadığı gibi defter ve belgelerin istenmesine ilişkin olarak tebligatın şirket adresinde de yapılmadığı anlaşılmaktadır. Defter ve belge istenmesine ilişkin yazının şirket adresinde tebligata çıkarılmadan doğrudan şirketin kanuni temsilcisinin ikamet adresinde babasına tebliğ edilmesi Vergi Usul Kanunu'nun tebliğe ilişkin hükümlerine aykırı olduğundan defter ve belge ibraz etmeme nedeniyle katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle şirket adına yapılan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Vergi Dava Dairesi, bu gerekçeyle davanın kabulüne karar vermiştir. Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu 26/05/2021 tarih ve E:2021/558, K:2021/753 sayılı kararıyla temyiz isteminin bozma kararına uygunluk yönünden reddine, davanın kabulüne ilişkin hüküm fıkrasının hukuka uygunluğu konusunda yapılması gereken temyiz incelemesinin sonuçlandırılması için dosyanın Danıştay Dördüncü Dairesine gönderilmesi üzerine temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 21/10/2021 tarih ve E:2021/4699, K:2021/5421 sayılı kararı: Asıl borçlu şirketin defter ve belgelerinin ibrazı için düzenlenen yazının, şirket kanuni temsilcisinin ikametgah adresinde bulunan görüşüne nazaran 18 yaşından aşağı ve bariz bir surette ehliyetsiz olmayan kişilere tebliğinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 08/02/2019 tarih ve E:2013/3, K:2019/1 sayılı kararıyla davacılar tarafından, mücbir sebep olmaksızın inceleme elemanına ibraz edilmeyen defterler ve belgelerin mahkemeye sunulabileceğinin ileri sürülmesi halinde, bu defter ve belgeler davacıdan istenip, defterlerdeki kayıtlar incelenip, bu kayıt ve belgeler hakkında davanın diğer tarafı olan vergi dairesinin görüşü ve saptamaları da alınarak yapılacak hukuki değerlendirmeye göre karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, oluşan içtihat aykırılığının bu doğrultuda birleştirilmesine karar verilmiştir. Bu durumda, davacının ilk derece mahkemesince yapılan yargılama aşamasında ibraz edebileceğini belirttiği defter ve belgeler istenerek ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun anılan kararında belirtilen inceleme yapılarak davacı adına yapılan tarhiyatın hukuka uygunluğu hakkında karar verilmesi gerektiğinden temyize konu Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir. Öte yandan, Bölge İdare Mahkemesince yeniden yapılacak olan yargılamada ulaşılacak hukuki sonuca göre, kesilen üç kat vergi ziyaı cezası ile tekerrür hükümlerinin uygulanması bakımından da değerlendirme yapılacağı tabiidir. Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur. … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararı: Vergi Dava Dairesi, aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ilk kararında ısrar etmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu vergi ve cezaların hukuka uygun olduğu, davacı şirketin 11/05/2011 tarihi itibarıyla Fatih Vergi Dairesi Müdürlüğüne nakil olduğu, adresinde bulunamadığından 31/12/2014 tarihi itibarıyla mükellefiyetinin re'sen terk edildiği, re'sen terk işleminin 22/06/2015 tarihinde sisteme girildiği, defter ve belgelerin istenilmesine ilişkin yazının şirketin kanuni temsilcisinin ikametgah adresinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Olayda, Vergi Dava Dairesinin 15/10/2020 tarihli ara kararı ile davacının 2010 yılına ilişkin defter ve belgelerinin istenmesine ilişkin yazının ve tebliğ alındısının okunaklı ve onaylı bir örneğinin davalı idareden istendiği görülmekedir. Ara karar üzerine davalı idare tarafından dosyaya, yazının şirket adresine tebliğe çıkarıldığına, tebligatın şirket adresinde yapılamadığına veya yapılamayacağının usulüne uygun olarak tespit edildiğine dair herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı anlaşılmaktadır. Defter ve belge isteme yazısının usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini ispatla mükellef olan idarenin şirket adresinde tebligatın yapılamadığı veya yapılamayacağının usulüne uygun olarak tespit edildiğini ortaya koyamamış olması karşısında defter ve belge isteme yazısının doğrudan kanuni temsilcinin ikametgah adresinde tebliğ edilmesi hukuka uygun bulunmamaktadır. Bu nedenle temyiz istemin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Davacı şirketin defter ve belgelerinin istenmesine ilişkin 17/11/2015 tarihli defter ve belge isteme yazısı 19/11/2015 tarihinde davacının kanuni temsilcisinin ikametgah adresinde babasına tebliğ edilmiştir. Buna rağmen defter ve belgelerin mücbir sebep hallerinden biri olmaksızın incelemeye ibraz edilmediğinden bahisle ilgili dönem katma değer vergisi indirimleri reddedilmek suretiyle yeniden düzenlenen beyan tablosu uyarınca, takdir komisyonu kararlarına istinaden dava konusu katma değer vergileri tarh edilmiş ve vergilerin üç katı tutarında vergi ziyaı cezaları kesilmiştir. Davacı şirket hakkında düzenlenen 05/05/2016 tarihli vergi tekniği raporunda, mükellefin motorlu kara taşıtlarının parçalarının toptan ticareti faaliyeti ile iştigal etmekteyken 31/12/2014 tarihinde faaliyetine son verdiği tespitine yer verilmiştir. İLGİLİ HUKUK : i. İlgili Mevzuat: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri vergilendirme ile ilgili olup hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların, adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmühaberli taahhütlü olarak tebliğ edileceği kurala bağlanmıştır. Aynı Kanun'un “Tebliğ yapılacak kimseler” başlıklı 94. maddesinin birinci fıkrasında, tebliğin, mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılacağı; ikinci fıkrasında, tüzel kişilere yapılacak tebliğin bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine yapılacağı, tüzel kişilerin müteaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılmasının yeterli olacağı; üçüncü fıkrasında ise kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde tebliğin, ikametgâh adresinde bulunanlardan veya iş yerlerindeki memur ya da müstahdemlerden birine yapılacağı düzenlenmiştir. 213 sayılı Kanun'un "Bilinen adresler" başlıklı 101. maddesinin 7061 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle değiştirilmeden önceki hali şu şekildedir: "Bu kanuna göre bilinen adresler şunlardır: 1. Mükellef tarafından işe başlamada bildirilen adresler; 2. Adres değişikliğinde bildirilen adresler; 3. İşi bırakmada bildirilen adresler; 4. Vergi beyannamelerinde bildirilen adresler; 5. Yoklama fişinde tesbit edilen adresler; 6. Vergi mahkemesinde dava açma dilekçelerinde ve cevaplarında gösterilen adresler; 7. Yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tesbit edilen adresler (İlgilinin tutanakta imzası bulunmak şartiyle); 8. Bina ve arazi vergilerinde komisyonlarca tahrir varakalarında tesbit edilen adresler. Mektupların gönderilmesinde bu adreslerden tarih itibariyle tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tesbit edilmiş olanı nazara alınır." ii. İlgili Karar: Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 08/02/2019 tarih ve E:2013/3, K:2019/1 sayılı kararıyla; davacılar tarafından, mücbir sebep olmaksızın inceleme elemanına ibraz edilmeyen yasal defterler ve belgelerin mahkemeye sunulabileceğinin ileri sürülmesi halinde bu defter ve belgeler davacıdan istenip defterlerdeki kayıtlar incelenip bu kayıt ve belgeler hakkında davanın diğer tarafı olan vergi idaresinin görüşü ve saptamaları da alınarak yapılacak hukuki değerlendirmeye göre karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, aykırı içtihatların bu doğrultuda birleştirilmesine karar verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Tebliğ, hukuki bir işlemden ilgili kimsenin haber almasını sağlamak için yetkili makamın kanuni şekilde yazı veya ilan ile yapacağı belgelendirme işlemidir. İdari işlemlerin ilgilisine tebliğ edilmesinde amaç, işlemin muhatabı açısından yasal haklarını kullanabilmesine imkan tanımak; işlemi tesis eden idare açısından da hakkında işlem tesis edilen kişilerin hukuki sorumluluklarını yerine getirip getirmediğini tespit etmektir. 213 sayılı Kanun'da, gerçek ve tüzel kişilerin hangi adreslerinin bilinen adres olarak kabul edileceği sayma suretiyle belirlenmiştir. Bilinen adresler arasında tüzel kişilerin kanuni temsilcilerinin ikametgâh adresleri sayılmamıştır. Dolayısıyla tüzel kişilere 213 sayılı Kanun'da sayılan bilinen adreslerinde ulaşılamaması halinde kanuni temsilcisinin ikametgâh adresinde tebliğin denenmesi yönünde kanuni bir zorunluluk bulunmamaktadır. Ancak tüzel kişilerin bilinen adreslerinde bulunamadığı hususunun usulüne uygun olarak tespit edilmiş olması durumunda, tebligatın yukarıda belirtilen amaçları dikkate alındığında, vergilendirme ile ilgili işlemin kanuni temsilcinin ikametgâh adresinde tebliğ edilmesinde hukuken bir engel bulunmamaktadır. Olayda, davacı şirketin kanuni temsilcisinin ikametgah adresinde tebliğe çıkılmadan önce şirketin iş yeri adresinde bulunamadığı ve yeni adresinin bilinmediği hususunun usulüne uygun olarak tespit edilip edilmediği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılamamaktadır. Mahkemece 15/10/2020 tarihli ara kararla davacıdan defter ve belge istenmesine ilişkin yazının tebliğ alındısının onaylı bir örneği istenmesine rağmen, yazının şirket adresine tebliğe çıkarılıp çıkarılmadığına özgü bir araştırma yapılmamıştır. Bu nedenle Mahkemece davacı şirketin defter ve belgelerinin istenmesine ilişkin yazının şirket adresine tebliğe çıkarılıp çıkarılmadığı, şirket adresinde tebliğ yapılamadığının veya yapılamayacağının usulüne uygun olarak tespit edilip edilmediğinin araştırılmasının ardından karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Öte yandan, Mahkemece yapılacak araştırmanın ardından defter ve belge isteme yazısının davacıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği sonucuna varılması durumunda, davacının dava dilekçesinde ibraz edebileceğini belirttiği defter ve belgeler istenerek Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 08/02/2019 tarih ve E:2013/3, K:2019/1 sayılı kararında belirtilen inceleme yapılarak karar verilmesi gerektiği tabiidir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1- Davalının temyiz isteminin KABULÜNE, 2- … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3- Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 14/02/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. X - KARŞI OY: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında ısrar kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz. XX - KARŞI OY: Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum. XXX - KARŞI OY: Olayda, Vergi Dava Dairesinin 15/10/2020 tarihli ara kararı ile davacının 2010 yılına ilişkin defter ve belgelerinin istenmesine ilişkin yazının ve tebliğ alındısının okunaklı ve onaylı bir örneğinin davalı idareden istendiği görülmekedir. Ara karar üzerine davalı idare tarafından dosyaya, yazının şirket adresine tebliğe çıkarıldığına, tebligatın şirket adresinde yapılamadığına veya yapılamayacağının usulüne uygun olarak tespit edildiğine dair herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı anlaşılmaktadır. Defter ve belge isteme yazısının usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini ispatla mükellef olan idarenin şirket adresinde tebligatın yapılamadığı veya yapılamayacağının usulüne uygun olarak tespit edildiğini ortaya koyamamış olması karşısında defter ve belge isteme yazısının doğrudan kanuni temsilcinin ikametgah adresinde tebliğ edilmesi hukuka uygun bulunmamaktadır. Bu nedenle temyiz istemin reddi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.