(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2011/12819 E. , 2012/15013 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı davacı ve müdahil avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... Turan ile davalı vekili avukat ...'ın gelm…
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2011/12819 E. , 2012/15013 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı davacı ve müdahil avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... Turan ile davalı vekili avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı,3.7.2004 tarihinde davalı hastanede apandisit ameliyatı olduğunu, ameliyattan çıktığı günün akşam saatinde hastanede görevli hemşire tarafından davacının sol kalçasına ağrı kesici iğne yapıldığını, iğnenin yanlış yapılması nedeniyle sol ayağında hareket kabiliyetinin kalmadığını, ayağının kısmen felç olduğunu, davalı hastanenin özen görevini yerine getirmememesi nedeniyle işine gidip gelemez hale geldiğini, hayatının güçleştiğini,ileri sürerek fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat talep etme hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 50.000 TL maddi tazminatın 7.3.2004 tarihinden işleyen faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiş, 23.12.2010 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah etmiştir. Davalı,davacının davalı hastanede ameliyat olduğunu, ameliyat sonrası vurulan ağrı kesici iğnenin de doktor reçetesine bağlı olduğunu ve ehil bir hemşire tarafından vurulduğunu, iğnenin rasgele saplanmasının söz konusu olmadığını, enjeksiyonun doğru yere yapılması halinde dahi 2011/12819 2012/15013 Davacıdaki gibi bir riskin her zaman bulunduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir. Dava ihbar edilen ..., doktor talimatı uyarınca iğne yaptığını, davacının kalçasına uygun yere iğne yapıldığını, kendi kusurunun bulunmadığını beyan etmiştir. Mahkemece, manevi tazminat bakımından istemin kısmen kabulü ile; 50.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 03/07/2004 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, BK’nun 43-44 maddeleri gözetilerek maddi tazminata 1/3 oranında indirim yapılmak sureti ile 306.405,58 TL tazminatın olay tarihi olan 03/07/04 gününden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlanın reddine karar verilmiş, hüküm;Taraflar ve ihbar edilen tarafından temyiz edilmiştir. 1-Hükmü temyiz eden ... kendisine dava ihbar edilen durumunda olup, aleyhine de hüküm kurulmamıştır. Böyle olunca, ... temyiz hakkı bulunmadığından temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davacı, yanlış iğne yapılması nedeniyle uğradığı maddi ve menevi zararın tahsili istemi ile eldeki davayı açmış,davalı davanın reddini dilemiştir.Mahkemece,davanın kısmen kabulüna karar verilmiştir.Davadaki ileri sürülüşe ve kabule göre davanın temelini vekalet sözleşmesi oluşturmaktadır. Eş deyişle dava, davalının vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık olgusuna dayanmaktadır. (BK:386, 390 md) Vekil, ... görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil de bu sonuca ulaşmak için yaptığı uğraşların özenle görülmemesinden sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. (BK:390/11) vekil, işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, hafif kusurundan bile sorumludur. (BK.321/1) O nedenle doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları (hafif de olsa) sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor, hastanın zarar görmemesi için yalnız mesleki değil, genel hayat tecrübelerine göre herkese yüklenebilecek dikkat ve özeni göstermek, tıbbi çalışmalarda bulunurken bazı mesleki şartları yerine getirmek, hastanın durumuna değer vermek, tıp biliminin kurallarını gözetip uygulamak, tedaviyi her türlü ihtiyat tedbirlerini alarak yapmak zorundadır. Doktor, ufak bir tereddüt gösteren durumlarda bu tereddüdü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve koruyucu tedbirler almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında seçim yaparken hastanın özelliklerini gözönünde tutmalı onu gereksiz risk altına sokmamalı, en emin yolu tercih etmelidir. Müvekkil durumundaki hasta, doktor olan vekilden, titiz, dikkatli ve özenli davranılmasını beklemekte haklıdır. 2011/12819 2012/15013 Özen göstermeyen bir vekil, BK. 394/1 uyarınca vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır.Vekilin kusursuz olması halinde sorumluluğundan bahsedilemeyecektir. Somut olayda, davacı apandisit rahatsızlığı nedeniyle götürmüş oldukları davalı hastanede ameliyat sonrası ,hastahane çalışanı olan ihbar edilen ... tarafından yapılan enjeksiyon sonrasında sol bacağında “sağ düşük ayak tanısı” ve %3,2 sakatlık oranının tespit edildiği anlaşılmakta olup, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından verilen 12.12.2010 havale tarihli rapordan "2004 yılının 7 ayındaki apendektomi sonrası yapılan enjeksiyona bağlı olduğu iddia edilen arızanın enjeksiyon sonucu geliştiği, yapılan iğnenin komplikasyonu olduğu, maluliyet tayini gerekmediği şeklinde rapor verilmiş",Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu’ nun 17.7.2007 havale tarihli raporunda ise " ....enjeksiyonun doğru yere yapıldığının Mahkemece kabulu halinde ortaya çıkan düşük ayak tablosunun enjekte edilen ilacın komplikasyonu olduğu, bu halde maluliyet gerekmediği ve davalıya kusur izafe edilemeyeceği" belirtilmiştir.Mahkemece, davalının kusurlu olduğuna dair bir belirleme olmadığı halde davanın kabulüne karar verildiği görülmektedir. Öyle olunca enjeksiyonun doğru yere yapılması halinde davalının kusurlu olmayacağı açıktır. Davalı, bilirkişi raporuna itiraz edelerek, yeniden rapor alınmasını talep edilmişse de, mahkemece davalının talebi kabul edilmemiştir. Eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulamaz. O halde mahkemece, davacıya uygulanan enjeksiyonun doğru yere yapılıp yapılmadığı ile ilgili tüm bilgi ve belgeler, hastane kayıtları, çekilen tüm filmler, epikriz ve Adli Tıp Raporu da birlikte gönderilerek, Üniversite Öğretim Üyelerinden oluşturulacak, konusunda uzman, akademik kariyere sahip üç kişilik bilirkişi kurulundan, davacıya yapılan enjeksiyonun usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı, hastada oluşan hasarın, “enjeksiyonun hatalı uygulanması”na bağlı olarak gelişebileceği ve bunların gelişme olasılıkları, kas içine ve usulüne uygun olarak yapılan bir enjeksiyon sonrasında “nöropati” gelişmesinin mümkün olup olamayacağı, mümkünse, bu durumun meydana getireceği bulguların neler olduğu, enjeksiyon öncesinde yapılması gereken muayenenin ve sonrasında gereken tüm tıbbi müdahalelerin yapılıp yapılmadığı üzerinde durulup irdelenmek suretiyle, olayda davalılara atfı kabil bir kusur bulunup bulunmadığı konusunda, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak az yukarda açıklanan ilke ve esaslara göre davalıların kusurlu olup olmadıkları belirlenmeli, sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. 2011/12819 2012/15013 3-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle ihbar olunan ...'un temyiz dilekçesinin reddine, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıkllanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmediğine, 900,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 11.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.