T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/173 Esas KARAR NO : 2025/1331 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 23/05/2023 NUMARASI : 2022/724 E. - 2023/501 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 23/10/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 3…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/173 Esas KARAR NO : 2025/1331 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 23/05/2023 NUMARASI : 2022/724 E. - 2023/501 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 23/10/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; takibe konu senedin borçlusunun müvekkili ..., alacaklısının ..., cirantanın ise ... olduğunu ve senedin teminat senedi olduğunu, senet miktarının 100.000,00 TL olduğunu, senedin teminat senedi olduğunun senedi devreden taraf ... ile borçlu ... arasında imzalanan devir sözleşmesinde açıkça belgelendiğini, senedin teminat senedi olduğuna dair Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2018/1300 E. sayısı ile ...'a menfi tespit davası açıldığını ve senet hakkında tedbir kararı alındığını, söz konusu tedbir kararının senedi devir eden ...’a 03.01.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, icra takibinin durdurulması kararı tebliğ edildikten sonra senedi ...’a devreden ...'ın kötü niyetli olduğunu, vadesi geçmiş senedi devir alan ve bu senedin teminat senedi olduğunu bilen ...’un da kötü niyetli olduğunu, Bakırköy 4. ATM 2018/1300 E. sayılı dosyasının İstinaf mahkemesinde lehlerine sonuçlandığını, şu anda temyizde olduğunu, senedin ödeme vadesinin 31.12.2018 tarihi olduğunu, senedin ... Bankası Bayrampaşa Şubesi'nde ... tarafından protestolu bir şekilde tahsile koyulduğunu, ... Bankası'nın taraflarına senet ihbarnamesi gönderdiğini, ... Bankası Bayrampaşa Şubesi'nde tahsile koyulan senedin alacaklısının ... olduğu ve senette herhangi bir cirantanın olmadığı, senedin ...’a 07.01.2019 tarihinde iade edildiğinin taraflarına banka tarafından bildirildiğini, ancak herhangi bir yazılı belge verilmediğini, Mahkeme tarafından ... Bankası Bayrampaşa Şubesi'ne senet ihbarnamesinde belirtilen ... numaralı senedin alacaklısının kim olduğu ve bu senedin alacaklısına iade tarihinin sorulması neticesinde iş bu senedin 07.01.2019 tarihine kadar ... adına olduğunun anlaşılacağını, nihayetinde senedin, ... tarafından vadesinden sonra ...’a cirolandığını, somut olayda senedin artık alacağın temliki hükümlerine tabi olacağını, huzurdaki takibe konu senedin teminat senedi olduğu ve alacağın temliki hükümlerine tabi olduğu için alacaklı görünen ...'a karşı sunmuş oldukları senedin teminat senedi olduğuna dair defi'yi davalı ...'a karşı da sunduklarını, bu durumda ...'a herhangi bir borçlarının olmadığının aşikar olduğunu ve bu durumun tespit edilmesi gereğinin hasıl olduğunu, 14.10.2022 tarihinde yukarıda belirtilen İstanbul 35. İcra Dairesi ...E. sayılı dosyadan müvekkilinin aracına yakalama, banka hesaplarına haciz blokesi konulduğunu, İcra dosyasına kapak hesabı uyarınca alacaklı görünene reddiyat yapılmamak üzere ödenmesi gereken bedeli ve mahkemece belirlenecek teminat bedelini ödeyip menfi tespit davası açma gereği hasıl olduğunu, bu nedenle müvekkilinin borçlu olmadığının tespit edilmesi için dava açmaları ancak bu süreç içerisinde haciz baskısı altında olmamaları gerektiğini, aksi halde müvekkilinin aleyhine telafisi imkânsız sonuçlar doğacağını, müvekkili hakkında yapılan haksız icra takibi ve yapılan hacizlerin şimdiden ticari itibar kaybına sebep olduğunu, müvekkilinin haciz baskısı altında kalmaması adına mahkemece belirlenecek teminatı yatırmaları halinde icra veznesine yatıracakları paranın alacaklıya ödenmemesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin iyi niyetli üçüncü kişi olup, bononun niteliği gereği lehtara karşı ileri sürülen hususların müvekkiline karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, ilgili senette senedin teminat senedi olduğu gösterir bir ibare olmadığı gibi, senedin prostestolu olduğuna ilişkin senet üzerinde banka kaşesi veya buna ilişkin bir ibarenin de mevcut olmadığını, müvekkilinin iyi niyetli hamil olup, davacı ile lehtar arasındaki hukuki ilişkinin müvekkilinin bilgisi dışında olduğunu, bu bakımdan davacı ile dava dışı lehtar arasındaki şahsi defilerin müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, davaya konu senedin herhangi bir borç ilişkisine teminat teşkil etmediğini, bir senedin teminat senedi olarak kabulü için, senedin teminat senedi olduğunun senet üzerinden açıkça anlaşılmasının ya da belirtilmesinin, senede atıf yapılarak ayrıca teminat senedine konu olan sözleşmenin de hazırlanarak, senedin teminat senedi olduğunun belirlenebilir olmasının sağlanmasının gerektiğini, söz konusu bononun sözleşme kapsamında verilmiş olmasının kayıtsız şartsız borç ikrarını içermediği sonucunu doğurmayacağını, davacının soyut iddialar ile mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, davacının kötü niyet tazminatı talebinin hukuken kabul edilmesi mümkün olmayan bir talep olduğunu, kötü niyetin ve ağır kusurun varlığının ve ispatının gerekli olduğunu, müvekkilinin iyi niyetli meşru hamil olduğunu savunarak, davanın reddi ile davacı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEME KARARI: İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesi 23/05/2023 tarihli 2022/724E. -2023/501 K. sayılı kararıyla; "...Somut olayda; senet protesto edilmemiş olup hamile yapılan ciroda tarih bulunmadığı gibi cironun vadeden sonra yapıldığı hususunda delil bulunmamaktadır. Bu durumda TTK'nın 690/2. maddesi uyarınca aksi sabit oluncaya kadar tarihsiz bir ciro protestonun düzenlenmesi için öngörülen sürenin geçmesinden önce yapılmış sayılacağından ve aksi yönde delil de sunulmadığından cironun vadeden sonra yapıldığı ve alacağın temliki hükümlerinin uygulanması gerektiği ve takip alacaklısı hamile karşı davacı/keşideci borçlunun lehdara ilişkin şahsi def'ilerini ileri sürebileceği iddiasına itibar edilmemiştir.Senet üzerinde teminat senedi ibaresi yer almadığından, hamilin taraf olarak yer almadığı ve hamil açısından bağlayıcılığı bulunmayan protokole dayanılarak senedin teminat senedi olduğu iddiasının kabulüne de olanak bulunmamaktadır.Davaya konu bono nakden kaydını içermekte olup; bu kayıt karşısında bedelsizlik bakımından açılan menfi tespit davasında da ispat yükü davacı borçludadır. Hamil olan davalı bu bonoyu davacının zararına, kötüniyetle iktisap ettiğinin (TTK 687, 778/1-a) ispatının davacı tarafta olduğu, yemin deliline dayanılmamış olduğu, alacaklının kötü niyetli olduğunun da dosya kapsamında yeterli düzeyde delil sunulmak suretiyle ispat edilemediği, bedelsizlik iddiası düzenleyen/keşideci davacı ve lehtar davalı arasındaki temel ilişkide şahsi def'i olup, davanın tarafları dışındaki iyiniyetli 3. kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden ve davalının kötüniyetli olduğu kanıtlanamadığından menfi tespit isteminin yerinde olmadığı" gerekçesiyle davanın reddi ile koşulları oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verildiği görülmüştür .İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki iddialarını tekrarla, dosyaya sundukları devir sözleşmesi ile bononun teminat senedi olduğunu ispatladıklarını,Davalının senedi vadesinden sonra devraldığının bilincinde olduğunu,Senedin protesto edildiğine dair belgeyi dosyaya sunduklarını, Mahkemenin senedin protesto edilmediğine ilişkin gerekçesinin yerinde olmadığını,Aksi takdirde ... Bankası'nda alacaklının ... değil, ... olarak görülmesi gerektiğini,Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde ...'a karşı açtıkları davada, İstanbul BAM 12. HD'nin 2021/1733 Esas, 2021/1640 Karar sayılı kararı ile senedin teminat senedi vasfının devam ettiğini ispat yükünün davalı üzerinde olduğuna karar verildiğini,Davalının senedi vadesinden sonra ciro yoluyla aldığını da ispat ettiklerini belirterek, arz ve izah edilen nedenlerle; istinaf taleplerinin kabulüne, usul ve kanuna aykırı Mahkeme kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER: İstanbul 35. İcra Dairesi ...E. sayılı dosyası incelendiğinde; ... tarafından ... aleyhine 100.000,00 TL asıl alacak olmak üzere toplam 101.193,67 TL alacak için 22/01/2019 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının 22/08/2017 tanzim, 31/12/2018 vade tarihli, 100.000,00 TL bedelli senet olarak gösterildiği tespit edilmiştir.Dava konusu senedin incelenmesinde; 22/08/2017 tanzim, 31/12/2018 vade tarihli, 100.000,00 TL bedelli senet olduğu, borçlunun ..., lehtarın ... olduğu, bedelinin nakden ahzolunduğunun yazıldığı, senedin arkasında ... ve ...'un cirolarının mevcut olduğu, cirolarda tarih bulunmadığı, senet üzerinde protesto edildiğine ya da teminat senedi olduğuna dair bir kaydın da bulunmadığı tespit edilmiştir.Davacı ile ... arasında yapılan 22/08/2017 tarihli devir sözleşmesi incelendiğinde; ödenen çeklere karşılık senetlerin teminat olarak verildiğinin belirtildiği, özellikle dava konusu senedin kesin hesabın bittiği 19/09/2017 tarihinde davacıya iade edileceğinin yazıldığı görülmüştür.... bankasından gelen yazı cevabının incelenmesinde; senedin 07/01/2019 tarihinde şubeden ...'a teslim edildiği belirtilmiştir. Bakırköy 4 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1300E. sayılı dosyasının incelenmesinde; davacının aynı senetle ilgili ... aleyhine açtığı borçlu olmadığının tespiti davasının yargılaması sonucunda davanın reddine karar verildiği istinaf edilen karar sonrası İstanbul BAM 12. H.D. 2021/1733E., 2021/1640K. Sayılı ilamı ile," davacının dava konusu 31/12/2018 vadeli, 18 nolu 100.000-TL bedelli senedi taraflar arasındaki alacak ve borç hesabı sonrasında ortaya çıkacak miktara bağlı olmak üzere teminat için verdiği anlaşıldığından ispat yükünün davacı üzerinde olduğu kabul edilerek sonuca gidilmiştir.Bahse konu senedin alacak ve borç hesabı sonrasında ortaya çıkacak miktara bağlı olarak verilmesi nedeniyle taraflar arasındaki gerçek borç ve alacak durumu saptanmalı, buna bağlı olarak da dava konusu senedin teminat vasfının devam edip etmediği değerlendirilmelidir. Bahse konu senet 22/08/2017 tarihli protokol kapsamında teminat olarak verildiğinden davacı ile aralarındaki hukuki ilişkinin tasfiyesi sonucunda alacağı bulunduğunun ve dava konusu senedin teminat vasfının devam ettiğinin davalı tarafından ispatlanması gerekmektedir (Yarg. HGK. 29/06/2021 T. 2017/3-969 E. 2021/866 K.).Yargılama aşamasında davalı, 22/08/2017 tarihli protokol ile ilgili olarak alacağını ortaya koyan herhangi bir delil ileri sürmemiştir. Bu durumda davalı tarafça dava konusu bononun teminat vasfının devam ettiği ispat edilemediğinden davacının bu bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığını kabul etmek gerekir. Bu itibarla mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru olmamış ise de bu hta/eksiklik nedeniyle yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm verilerek davanın kabulüne... " karar verildiği tespit edilmiştir. UYAP üzerinde yapılan inceleme ile; kararın davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. HD’sinin 04/07/2023 tarihli, 2022/972 Esas, 2023/4092 Karar sayılı ilamı ile; "…Taraflar arasında imzalanan 22.08.2018 tarihli devir sözleşmesi 3. maddesinde, şirketlerinin kuruluşundan beri yapılamayan hesabın 15.09.2017 tarihine kadar yazılı olarak yapılacağı, hesap sonucuna bağlı olarak dava konusu bononun davacı tarafından davalıya verildiği ve kesin hesabın bittiği 19.09.2017 tarihinde davalı tarafından davacıya geri verileceği kararlaştırılmıştır. Söz konusu sözleşme maddesi gereğince davacının dava konusu bonoyu, davalıya teminat olarak verdiğinin kabulü gerekmektedir.Yukarıda belirtilen sözleşme maddesinden de anlaşılacağı üzere davacının dava konusu bononun iadesini talep edebilmesi için 15.09.2017 tarihine kadar şirketin borçları hakkında tarafların yazılı olarak mutabakata vardıklarını ve bu mutabakat uyarınca herhangi bir borcunun bulunmadığını ispat etmesi gerekmektedir. Davacının bu yönde herhangi bir delil sunmamasına ve ayrıca dava dilekçesinde iş yoğunluğu nedeni ile kesin hesabın yapılması için kararlaştırılan süre içerisinde tarafların bir araya gelemediklerini belirtmesine göre taraflar arasında mutabakat yapılmadığı anlaşılmıştır. O halde, mutabakat yapılması hususunda davacı borçlunun davalı alacaklıyı T.B.K 106 maddesi gereğince temerrüde düşürdüğünü ispatlayamadığından, taraflar arasındaki sözleşmede öngörülen mutabakat yapılmadığından dava konusu senedin teminat senedi vasfı devam etmekte olup davanın reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir…" gerekçesiyle kararın bozularak kaldırıldığı tespit edilmiştir.İstanbul 29. İcra Hukuk Mahkemesi 2019/190 E., 2019/461 K. Sayılı ilamı incelendiğinde; davacı ... tarafından davalı ... Altın aleyhine senedin teminat senedi olduğu ve vadesinden sonra ...'a verildiği iddiasıyla borca itiraz ve takibin iptali davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda senedin noter aracılığıyla protesto edildikten sonra davalıya verildiği ve teminat senedi olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı yönünden takibin iptaline karar verildiği, kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf incelemesini yapan İstanbul 23. H.D. 2020/295 E., 2021/2393 K. sayılı ilamı ile, " 'Vadenin geçmesinden sonra yapılan ciro, vadeden önce yapılan bir cironun hükümlerini doğurur ancak, ödenmeme protestosundan veya bu protestonun düzenlenmesi için öngörülmüş sürenin geçmesinden sonra yapılan ciro, sadece alacağın temliki hükümlerini doğurur.'' Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca da ''Aksi sabit oluncaya kadar tarihsiz bir ciro protestonun düzenlenmesi için öngörülen sürenin geçmesinden önce yapılmış sayılır'' ve bu karinenin aksini iddia eden borçlunun iddiasını İİK'nun 169/a maddesinde yazılı belgelerle ispatlaması gerekir. Somut olayda; takibe konu bonoda davacının keşideci, lehtarın ... olduğu, bononun lehtarın cirosu ile takip yapan davalı alacaklıya geçtiği, cirolarda tarih bulunmadığı, bononun ön ve arka yüzünde teminat senedi olduğuna, ciro edilemeyeceğine ve temlik cirosu yapıldığına ilişkin kaydın bulunmadığı, davacının da bononun protestodan sonra davalı/alacaklıya ciro edildiğini İİK'nın 169/a maddesinde sayılan belgelerden biri ile ispatlayamadığı, bankadan gelen cevabın bu nitelikte bir belge olmadığı, bu nedenler ile ilk derece Mahkemesince davacının davalı alacaklı aleyhine açtığı davanın reddine karar verilmesi gerekirken banka cevabi yazısı gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olduğundan, davalının istinaf isteminin kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine ve koşulları oluşmadığından davalının tazminat talebinin reddine..." karar verilmiştir. UYAP üzerinden yapılan incelemede Yargıtay 12. HD'nin 13/09/2022 tarihli, 2022/1536 Esas, 2022/8714 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği tespit edilmiştir. G E R E K Ç E : Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır.Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya incelendiğinde; davalının senedi vade tarihinden sonra ciro yoluyla devraldığının ve kötüniyetle hareket ettiğinin davacı tarafından ispatlanamadığı, ciro silsilesinin düzgün olduğu, senet üzerinde teminat senedi olduğuna veya protesto edildiğine dair bir kaydın da mevcut olmadığı tespit edilmiştir.İncelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş ve davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 23/10/2025 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.