4. Hukuk Dairesi 2016/5487 E. , 2016/7230 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve diğeri aleyhine 18/03/2013 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 01/04/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi taraf…
**4. Hukuk Dairesi 2016/5487 E. , 2016/7230 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve diğeri aleyhine 18/03/2013 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 01/04/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, basın yoluyla kişilik haklarının ihlalinden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, soy adı ile tanındığını, yerel “Sırat” dergisinin 2012 yılı Temmuz sayısında “Beymen'de inanca çamur” başlıklı yazıda, Beymen tatil sitesinde bulunan havuza haşema ile girilmek istenmesinin 'Çamur' lakaplı site sakininin önerisinin oylanması sonucu engellendiği şeklinde, gerçeğe aykırı haber yapılarak kişilik haklarının ihlal edildiğini belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalı ..., olayın bir site sakini tarafından anlatıldığını ve bunun haber yapıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının “çamur” lakabıyla tanındığı, davaya konu yazıda da bu lakaplı kişinin önerisinin oylanması sonucunda sitede haşema ile havuza girilmesinin engellendiğinin yazıldığını, oysa davacının böyle bir önerisi olduğunun kanıtlanamadığı, doğruluğu araştırılmadan yapılan haber nedeniyle davacının kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bir miktar manevi tazminata karar verilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanununun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.