10. Hukuk Dairesi 2025/9124 E. , 2026/369 K. "" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2579 E., 2025/334 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/296 E., 2023/124 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırl…
10. Hukuk Dairesi 2025/9124 E. , 2026/369 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2579 E., 2025/334 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/296 E., 2023/124 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının davalıya ait iş yerinde 10-D sinema gösterim elemanı olarak çalıştığını ancak işveren tarafından hizmetlerinin bildirilmediğini, davalı iş yerinin meslek gereği araç üzerinde genelde okullara giderek 10-D sinema gösterimi yapmasından dolayı, şehir şehir gezerek bu işi yaptığını, okullarda ve kaldığı otellerde kayıtlarının mevcut olduğunu belirterek davacının 17.04.2014 - 17.09.2018 tarihleri arasındaki hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş, dava dilekçesinde maddi hata yapıldığını, tespitini talep ettikleri tarihlerin 17.04.2014 – 17.09.2017, 04.04.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile tespitini talep ettikleri tarihin 28.07.2014 - 17.09.2017 olduğunu, 02.11.2022 tarihli dilekçe ile davacının 28.07.2014 - 27.06.2015 tarihleri arasında çalıştığını, ardından 15.09.2015 - 01.02.2016 tarihinde çalıştıktan sonra 16.06.2016-17.09.2017 tarihleri arasında aralıksız olarak çalıştığını belirtmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ...'ın çalışanı olduğunu, husumet itirazlarının bulunduğunu, ...'ın davacının 2018 yılındaki iş veren ...'ın sigortalısı olarak çalıştığını, Nisan 2014 döneminde davalının...'da bulunduğunu, ... 'da oyun parkı işleten ... aracılığı ile tanıştıklarını, çalışma ilişkilerinin bulunmadığını, zamanaşımı itirazında bulunduklarını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle;... Mahkemelerinin yetkili olduğunu, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davalının adına kayıtlı iş yerinin olmadığını, kurum kayıtlarının resmi belge niteliğinde olduğunu, aksinin ancak eş değer belgeler ile ispatlanabileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan vekili cevap dilekçesinde özetle; 2014 ...fuarından 2017 yılı Eylül ayının ortalarına kadar ...'ın ...'ın işçisi olarak ...'ın emrinde çalışan işçisi olduğu hususların doğru olduğunu, 2014-2015-2016 yıllarındaki Organizasyonlarda ...'ın; ...'ın emrinde... firmasında çalıştığını beyanla müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, davanın kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. 3.Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır. 4. 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır. 5.Eldeki davada, davacı davalıya ait 10-D sinema gösterimi yapan seyyar araçla davalıya ait işyerinde 28.07.2014-27.06.2015, 15.09.2015-01.02.2016, 16.06.2016-17.09.2017 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiş olup Mahkemece ilk 2 dönem için hak düşürücü süre nedeniyle ret, son dönem yönünden ise davanın ispatlanmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de verilen hüküm eksik araştırma ve hatalı değerlendirmeye dayalı bulunmuştur. 6. Somut olayda, davacının talep ettiği 28.07.2014-27.06.2015 dönemi yönünden yapılan değerlendirmede, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç esas alındığında ve davanın 30.12.2021 tarihinde açıldığı hususu birarada değerlendirildiğinde 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle Mahkemece bu ilk dönem çalışma talebi yönünden verilen hak düşürücü süre nedeniyle ret kararı yerindedir. 15.09.2015-01.02.2016, 16.06.2016-17.09.2017 tarihleri arasındaki dönem yönünden ise davanın açılış tarihi dikkate alındığında ve tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde davanın açılmış olması nedeniyle hak düşürücü sürenin geçmediği açıktır. İşin esasına girildiğinde ve dosya kapsamındaki tüm belgelerin tetkiki neticesinde; Mahkemece, 15.09.2015-01/02/2016, 16.06.2016-17.09.2017 tarihleri arasındaki dönem yönünden davacının davalı ...'e ait gösterim aracı ile çalıştığı hususu açık olup bu araçla Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda gösteri izni alınması ile ilgili dosyaya ibraz edilen belgeler, ara dönemlerde fuar ve panayırlarda ortaklık yapılan ve aynı sektörde çalışan tanıkların beyanları kapsamında davacının çalışmalarının sübuta erdiği hususu dikkate alınmadan bu dönemler yönünden de ret kararı verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.