5. Hukuk Dairesi 2025/8769 E. , 2025/18356 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/121 Esas, 2025/92 Karar KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve manevi tazminat istemine ilişkin asıl dava ile ilk davada saklı tutulan kısma ilişkin birleştirilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yap…
5. Hukuk Dairesi 2025/8769 E. , 2025/18356 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/121 Esas, 2025/92 Karar KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve manevi tazminat istemine ilişkin asıl dava ile ilk davada saklı tutulan kısma ilişkin birleştirilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar, davalı ...Ş ve davalı İskenderun .. .. A.Ş. vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir. Bir kısım davalılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 16.12.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davacılar vekili Avukat ... ile davalı ...Ş vekili Avukat .., davalı ...Ş vekili Avukat ..., davalı ... Hazinesi vekili Avukat ... ve davalı ... vekili Avukat ... gelmişlerdir. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin hak sahibi olduğu .. ili, .. ilçesi 1049 parsel sayılı taşınmazın davalı ..Genel Müdürlüğü tarafından usulsüz bir şekilde kamulaştırma bedeli ödenmeksizin kamulaştırıldığını ve özelleştirmeyle birlikte davalı .. adına tahsis edildiğini, kamulaştırma işlemi sonucu bedelin müvekkillerine ödenmemesi ve taşınmazın getireceği gelirden yoksun kalmaları nedeniyle müvekkillerinin manevi açıdan zarar gördüklerini belirterek her bir müvekkili için 2.500,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL taşınmaz bedeli ve her bir müvekkili için 10.0000,00 TL olmak üzere toplam 80.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2. Davacılar vekili birleştirilen dava dilekçesinde özetle; davalı idareler aleyhine açılan ilk davada saklı tutulan kısma ilişkin bedelin tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... AŞ. .. .. ve Çelik AŞ. ... vekilleri cevap dilekçelerinde ayrı ayrı yetki, zamanaşımı, husumet ve esasa ilişkin itirazlarda bulunmuşlardır. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 05.11.2014 tarihli ve 2013/130 Esas, 2014/599 Karar sayılı kararı ile davalılar İskenderun .. AŞ. ve .. AŞ. aleyhine açılan davanın dava şartlığı yokluğu nedeni ile davalılar .. Bakanlığı ve ... hakkında açılan davanın taraf sıfatı yokluğundan reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; 59 99... sayılı Kanunlarda düzenlenen ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen geçici 6 ncı madde, bir tasfiye kanunu olup 09.10.1956-04.11.1983 tarihleri arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazlarla ilgili olarak, 11.06.2013 tarihinden sonra açılacak davalarda uygulanacak usul ve esasları düzenlemiş olup Kanun’un yürürlük tarihinden önce açılan davalarda ve 04.11.1983 tarihinden sonraki el atmalara ilişkin uyuşmazlıklarda uygulanmayacağından, mahkemece işin esasına girilip, mahallinde keşif yapılarak taşınmaza davalı idarelerce fiilen el atılıp atılmadığı tespit edilip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi hatalı olduğundan kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 02.11.2021 tarihli ve 2019/90 Esas, 2021/169 Karar sayılı kararı ile asıl davanın kabulüne, belirlenen bedelin davalılar .. .. ve .. AŞ. ve .. .. AŞ.’den müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, davalı ... ile ... yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, birleştirilen davanın kısmen kabulü ile bedelin davalılar .. .. ve .. AŞ. ve .. .. AŞ.'den müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmazın 03.02.1968 tarihli ve 1175 sayılı olurla .. Genel Müdürlüğünce kamulaştırılmasına karar verildiği, kamulaştırma evrakının 11.05.1968 tarihinde ...'a tebliğ edildiği, kamulaştırmayı yapan idarece açılan 6830 sayılı Kanun'un mülga 17 nci maddesine dayalı tescil davasında 19.10.1977 tarihli ve 1977/264 Esas, 1977/505 Karar sayılı kararı ile taşınmazın davacı idare adına tesciline karar verildiği tebligatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulanan 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 16 ncı maddesi, "Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan aile efradından veya hizmetçilerden birine yapılır." şeklinde düzenlenmiş olup, bu maddeye göre tebligatın üzerinde kendisine tebliğ yapılacak kişinin evde bulunmama sebebinin belirtilmesi gerekli olup, yapılan tebligatta muhatabın adreste bulunmama sebebi yazılmadığı anlaşıldığından, yapılan tebligat geçersiz olduğundan kesinleşmiş bir kamulaştırma işleminin varlığından söz edilemeyeceği belirtilerek işin esasına girilmesi yerinde ise de 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7201 sayılı Kanun'un 5.,6. ve 7. maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek madde 3 ve Geçici 15 nci maddesi uyarınca rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden ve dava konusu taşınmazların değeri, asıl dava tarihi itibarıyla belirlendiğine göre hükmedilen tüm bedele ilave asıl dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği düşünülmeden faiz hükmedilmesi hatalı olduğundan hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3. Dairemizin yukarıda belirtilen bozma kararına karşı davacılar, davalı .. .. ve Çelik A.Ş.ve .. .. A.Ş. vekilleri karar düzeltilme talebinde bulunmuştur. 4. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda davalı ...Ş. vekilinin karar düzeltme dilekçesinin süre yönünden usulden reddine,davacılar ve davalı .. ve Çelik A.Ş. vekillerinin karar düzeltme dilekçelerinin kabulü ile 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek madde 3'ün derdest davalara uygulanacağına ilişkin özel düzenleme ihtiva eden 2942 sayılı Kanun'un geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi 28.07.2023 tarihli ve 32262 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararı ile iptal edildiğinden Ek madde 3 hükmünün yürürlük tarihinden önce açılan eldeki davada; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı ilâmları nazara alınarak dava konusu taşınmaza fiilen 04.11.1983 tarihinden önce el atıldığı gözetilerek 2942 sayılı Kanun'un geçici 6 ncı maddesi uyarınca değerlendirme yapılmak suretiyle tazminat bedelinin belirlenmesi yerinde olduğu belirtilerek, kamulaştırma evrakının .. ... Noterliğinin .. yevmiye numaralı işlemi ile sadece ... adına çıkartıldığı, tebligatın "muhatap yerine aynı hanede oğlu ... imzasına 11.05.1968" şerhi ile tebliğ edildiği, Dairemiz bozma kararında maddi hata ile tebligatta muhatabın adreste bulunmama sebebinin yazılmadığı gerekçesiyle yapılan tebligatın geçersiz olduğu belirtilmiş ise de adreste bulunmama sebebinin tebligatın kabul edilmesi halinde tebliğ mazbatasına yazılmasına dair usulün 15.06.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3220 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi ile değiştirilen 7201 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile uygulanmaya başlandığı, tebligatı alan ...'ın muhatap ...'ın oğlu olduğu ve tebligatın yapıldığı 11.05.1968 tarihi itibarıyla 18 yaşında olduğu, bu kapsamda hayatın olağan akışı kapsamında babası ile birlikte oturmasının beklendiği, bununla birlikte Dairemizce ...'ın tebliğ tarihinde muhatap ... ile aynı konutta beraber yaşayıp yaşamadığının mahallinde kolluk marifetiyle araştırma yaptırılmak suretiyle tespit edilmesinin talep edildiği, kolluk kuvvetleri tarafından tanzim edilen tutanaklarda 11.05.1968 tarihinde aynı konutta ikamet etmedikleri yönünde bilgiye ulaşılmışsa da bu bilginin bizzat ... ile yapılan görüşme sonucunda elde edildiğinin anlaşıldığı, davacılar vekili tarafından dosyaya sunulan 03.01.2023 tarihli dilekçe içeriğinde ...'ın 1968-1969 yıllarında .. .. Enstitüsünde eğitim aldığı, hafta içi .. ilçesinde, hafta sonları ise babası ...'ın .. ilçesindeki evinde kaldığını, noter tebligatının babası ...'ın .. ilçesindeki evinde 11.05.1968 Cumartesi günü yapıldığının belirtildiği hususları bir arada değerlendirildiğinde; taşınmazın 3/5 paylı maliki ... adına çıkartılan noter tebligatının tebliğ tarihinde yürürlükte bulunan 7201 sayılı Kanun ve Tebligat Tüzüğüne göre usule uygun olduğu, 2942 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde yazılı 30 günlük hak düşürücü sürenin geçtiği ve ... açısından kamulaştırma işleminin kesinleştiği anlaşıldığından bu kişiye ait 3/5 paya ilişkin açılan davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğinden ve asıl dosyanın dava tarihi 12.04.2013 olduğu hâlde, gerekçeli karar başlığında 09.07.2013 olarak gösterilmesi doğru olmadığından, gerekçeli kararın hüküm kısmında faiz başlangıç tarihi olarak 09.07.2013 tarihinin belirtilmesi de isabetli bulunmadığından ve dava konusu taşınmazın değeri, asıl dava tarihi itibarıyla belirlendiğine göre hükmedilen tüm bedele asıl dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerekirken, birleştirilen ek dava ile talep edilen bedele ek dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi hatalı olduğundan, dava konusu taşınmaz tek olup, asıl ve birleştirilen davalar tek bir hukuki nedene dayalı olarak açıldığından, davacılar lehine tek vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, asıl ve birleştirilen dava yönünden ayrı ayrı vekâlet ücreti takdir edilmesi yerinde olmadığından hükmün bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 27.03.2025 tarihli ve 2024/121 Esas, 2025/92 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne bedelin davalılar .. .. ve .. AŞ. ve .. .. AŞ’den müşterek ve müteselsilen tahsili ile muris .. .. mirasçıları davacılara ödenmesine fazlaya dair talebin reddine, manevi tazminat davasının reddine, davalılar ... ile ... yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar, davalı ...Ş. ve davalı .. .. ve .. A.Ş. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; yapılan kamulaştırma noter tebliğinin usulsüz olduğunu, usuli kazanılmış hakkın ihlal edildiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; uzlaşma dava şartının yerine getirilmediğini, kamulaştırma işleminin kesinleştiğini, taşınmazın vasfının arazi olduğunu, muris ..’nin de kamulaştırma işleminden haberdar olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı .. .. ve .. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; uzlaşma dava şartının yerine getirilmediğini, kamulaştırma işleminin kesinleştiğini, taşınmazın vasfının arazi olduğunu,muris ..’nin de kamulaştırma işleminden haberdar olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar, davalı ...Ş. ve davalı .. .. ve .. A.Ş. vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aleyhine temyiz olunan davalı ... davalı ... yararına 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 40.000,00 TL vekâlet ücretinin davacılardan alınmasına, Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine, 23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.