8. Hukuk Dairesi 2012/3196 E. , 2012/5369 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil Hazine ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Marmaris 1.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 26.10.2010 gün ve 335/487 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacı Hazine vekili; mülkiyeti davalıya ait olan 108 ada 82 parsel sayılı taşınm…
**8. Hukuk Dairesi 2012/3196 E. , 2012/5369 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil Hazine ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Marmaris 1.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 26.10.2010 gün ve 335/487 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacı Hazine vekili; mülkiyeti davalıya ait olan 108 ada 82 parsel sayılı taşınmazın 17,93 m2 kısmının 3621 sayılı Kıyı Kanununa göre, kıyı kenar çizgisi kapsamında kalan yerlerden olduğunu, bu kısma ait tapu kaydının iptalini ve bu kısım üzerinde bulunan yapıların kal'ine karar verilmesini istemiştir. Davalı ...; yargılama oturumlarına katılmadığı gibi, davaya bir cevap da vermemiştir. Mahkemece; hak düşürücü süreden davanın reddine, karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davanın, kısmen kabulüne kısmen reddine dair önceki mahkeme kararı Yargıtay 1.Hukuk Dairesi tarafından onanmış ve davacı Hazine vekilinin karar düzeltme talebi üzerine aynı Dairenin 01.07.2010 tarih, 2010/6946-7793 Esas ve Karar sayılı kararında özetle; “ ...5841 sayılı Yasa gereğince, 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilmesi, davanın açıldığı tarihteki koşullara ve tarafların haklılık durumlarına göre yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretinden davalı tarafın sorumlu tutulması gerektiği belirtilerek onama ilamının kaldırılması ...” gereğine değinilerek mahkeme kararı bozulmuş olup, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Hemen belirtmelidir ki, mahkemenin esasa ilişkin önceki kararı ve Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin yukarıda açıklanan bozma kararı ile temyize konu son mahkeme kararları tümüyle, 5841 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 14.03.2009 tarihinden sonra verilmiş olup; bu Kanunun 2. ve 3.maddeleri ile getirilen yeni düzenlemelere dayanılarak oluşturulmuştur. 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 25.02.2009 günlü 5841 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 2.maddesi ile 3402 sayılı Kanunun 12.maddesinin 3.fıkrasına eklenen cümlede: “bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın “ ve 3.maddesi ile aynı Kanuna eklenen Geçici 10.maddesinde ise; “Bu Kanunun 12.maddesinin 3.fıkrası hükmü Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.” şeklindedir. Bu değişiklik nedeniyle bu yasanın yürürlük tarihinden sonra Hazinenin açtığı davalarda da 10 yıllık hak düşürücü süre uygulanmaya başlanmıştır.