Başvuru, davanın sonucunu etkileyecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, davanın sonucunu etkileyecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu tarafından İstanbul Anadolu İş Mahkemesinde (İş Mahkemesi)İstanbul'da kardeşi H.Y.ye ait bulunan işyerinde 1/4/1985-30/5/1985 tarihleri arasında çalıştığı, işveren tarafından işe giriş bildirgesinin kuruma verildiği ancak prim ödemesi bulunmadığından dolayı işe giriş tarihinin kurum kayıtlarında 1/4/1985 tarihi olarak görülmediği iddiasıyla sigorta başlangıç tarihinin 1/4/1985 olarak belirlenmesi için dava açılmıştır. İş Mahkemesi, yapılan yargılama neticesinde 15/2/2017 tarihinde davanın kabulüne karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"..Hizmet tespit davaları kamusal nitelikteki davalardır. Kişinin sosyal güvenlik hakkı vazgeçilemez, devredilemez haklardandır. İşçi işe alınmak ile kendiliğinden sigortalı olur. Kurum kayıtlarına geçmeyen çalışma olgusu her türlü delil ile ispat edilebilir. İşverenin çalışma olgusunu kabul veya reddi tek başına hukuki sonuç doğurmaz. Gerçekten; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası’nın 2 ve maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi, sigortalılıktan söz edilemez. ....Davalının üzerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmemiş davacının çalışmalarını tam olarak kuruma bildirmemiş olması da, keza davalı kurumunda denetim ve gözetim görevini gereği gibi yapmamasından davacıya atfı kabil hiçbir kusur ve sorumluluk olmadığı gibi bu olgulara dayanılarak davacıyı Anayasa ile güvence altına alınmış sosyal güvenlik altında yoksun bırakmak sosyal devlet ilkesiyle de bağdaşmaz. İncelenen bilgi ve belgeler ve tanık beyanları birlikte incelendiğinde, davacının davalı [H.Y.ye] ait işyerinde 01/04/1985 tarihinde bir gün süre ile sigortalı sayılacak şekilde çalıştığı, işe giriş bildirgesi, tanık beyanları ve dosyadaki diğer bilgi ve belgeler ve her türlü şüpheden uzak delille hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde davacı tarafça ispatlanmıştır. Yukarıdaki gerekçeler, yasal düzenlemeler ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilerek davanın kabulüne'' İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi (Dava Dairesi) bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine 5/12/2017 tarihinde karar vermiştir. Davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi (Hukuk Dairesi), Dava Dairesinin kararını kaldırarak İş Mahkemesi kararının bozulmasına 15/3/2018 tarihinde karar vermiştir. Bozma kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir. ''...somut olayda davalı işverenin davacının erkek kardeşi olduğunun anlaşılmasına göre bir kişinin kendi kardeşini sigortasız çalıştırmasının hayatın olağan akışına aykırı olması ve tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan bozma nedeni olduğu, davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurulması gerekirken istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu...." Bozma kararı sonrasında 25/12/2018 tarihli duruşmadan bir gün önce başvurucu vekili; başvurucunun Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) girişinin yapıldığına, dolayısıyla çalıştığına, nitekim sigortalı olarak hastanede muayene olduğuna ve eşinin yine sigortalı eşi olarak hastanede doğum yaptığına dair Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) ortamında belge sunmuştur. Bozma kararı sonrasında 25/12/2018 tarihinde yapılan ilk ve tek duruşmada başvurucu vekili, yeni sunulan belgeleri işaret etmiş; yeniden tanık dinletilmesi talebinde bulunmuş ve işe giriş bildirgesinin SSK kayıtlarına girdiğini, bu belgelerin kendisinin sigortalı olarak çalıştığını ortaya koyduğunu, SSK'nın denetleme görevini yerine getirmediğini beyan etmiştir. İş Mahkemesi, bozma kararına uyulup uyulmadığına ilişkin herhangi bir karar vermeksizin Hukuk Dairesinin bozma kararına işaretle, işyerinden 1985 yılına ilişkin dönem bordrolarının kuruma verilmediği, bir kişinin kendi kardeşini sigortasız çalıştırmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, dinlenen başvurucu tanıklarının oto tamirhaneyi başvurucunun kardeşi ile beraber işlettiklerine yönelik beyanları da dikkate alındığında, başvurucunun 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun maddesinin (a) bendi kapsamında fiilî çalışmasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi11/1/2021tarihinde hükmün onanmasına karar vermiştir. Kararın 6/2/2021 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine başvurucu 8/3/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.