Başvurucu, uyuşturucu madde ticareti suçundan yargılandığı Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E. 2012/303 sayılı dosyasında somut bir delile dayandırılmadan ilk celsede hüküm kurulduğunu, suçsuz olmasına rağmen yargılamasının tutuklu olarak sürdürüldüğünü ve ayrıca oturduğu mahallede yoğun olarak “alevi” mezhebine mensup kişilerin ikamet ettiğini ve bunların bazılarının uyuşturucu madde ticareti ile uğraştıklarına dair yaygın kanı olduğunu, kendisinin de bu mezhebe mensup olduğu için cezalandırıldı
Başvurucu, uyuşturucu madde ticareti suçundan yargılandığı Konya Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/303 sayılı dosyasında somut bir delile dayandırılmadan ilk celsede hüküm kurulduğunu, suçsuz olmasına rağmen yargılamasının tutuklu olarak sürdürüldüğünü ve ayrıca oturduğu mahallede yoğun olarak “alevi” mezhebine mensup kişilerin ikamet ettiğini ve bunların bazılarının uyuşturucu madde ticareti ile uğraştıklarına dair yaygın kanı olduğunu, kendisinin de bu mezhebe mensup olduğu için cezalandırıldığını belirterek Anayasa’nın , ve maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 7/12/2012 tarihinde Konya Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 12/6/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. OLAYLAR VE OLGULARA. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, emniyet görevlilerince Konya il merkezinde uyuşturucu madde ticareti yapmakta olan şahıslara yönelik yapılan teknik çalışmalar sonucunda, uyuşturucu madde sattığı iddiasıyla 6/6/2012 tarihinde gözaltına alınmış ve Konya Sulh Ceza Mahkemesinin 7/6/2012 tarihli kararıyla “atılı suça ilişkin kuvvetli suç şüphesinin mevcudiyeti, suçun CMK 100/3 maddesindeki tutuklama nedeninin varlığı kabul edilebilecek katalog suçlardan olması, delillerin henüz tam toplanmamış olması, suçun kanunda öngörülen cezai yaptırımı itibarıyla kaçma şüphelerini gösterir somut olguların varlığı” şeklindeki gerekçelere dayalı olarak tutuklanmıştır. Başvurucu hakkında, Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 20/6/2012 tarih ve E.2012/8998 sayılı iddianamesiyle, “uyuşturucu madde ticareti” suçundan Konya Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmış olup, anılan Mahkemenin 30/10/2012 tarih ve E.2012/303, K.2012/412 sayılı kararıyla başvurucu 8 yıl 16 ay 15 gün hapis ve 4450 TL adli para cezasıyla cezalandırılmıştır. Ayrıca Mahkemece başvurucunun tutukluluk durumu 22/6/2012 – 13/11/2012 tarihleri arasında bir kez duruşmada altı kez de ara karar ile değerlendirilerek devamı yönünde karar verilmiştir. Mahkemenin tutukluluğun devamına ilişkin kararlardaki benzer gerekçesi şöyledir:“Sanığa müsnet suçun CMK 100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan olmasına, sanık savunması, arama el koyma tutanağı, tanık beyanları, teşhis tutanakları, ekspertiz raporları ve dosya kapsamına göre, sanık hakkında kuvvetli suç şüphesinin bulunmasına, suça öngörülen ceza miktarı dikkate alındığında sanık hakkında kaçma şüphesinin olmasına, bu aşamada tutuklama haricinde bir tedbirin yeterli görülmemesine nazaran sanığın tutukluluk halinin devamına…” Başvurucunun, 1/11/2012 tarihli dilekçesiyle, hükümle birlikte verilen tutukluluğun devamına ilişkin karara yapmış olduğu itiraz, Konya Ağır Ceza Mahkemesinin 7/11/2012 tarihli kararıyla “tutuklu sanık Şahin Karaman’ın isnat edilen uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediğine dair teknik takip sonucu tutulan tutanaklar, teşhis tutanakları nazara alınarak kuvvetli suç şüphesi olduğu, verilen ceza miktarı, sanığın şahsi ve sosyal durumu nazara alınarak kaçma ihtimali olduğu, suçun CMK. maddede sayılı suçlardan olduğu, tutukluluk halinin devamına karar verilmesinin orantısız olmadığı” gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu karar başvurucuya 14/11/2012 tarihinde tebliğ edilmiş olup, başvurucu, 7/12/2012 tarihli dilekçesi ile 30 gün içinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Öte yandan, bireysel başvuru tarihinden sonra, başvurucunun anılan mahkûmiyet kararını temyiz etmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay Ceza Dairesince, 29/3/2013 tarih ve E.2012/28226, K.2013/2915 sayılı karar ile, “bazı tanıkların dinlenmemesi ve hükme dayanak yapılan bir kısım teknik izleme tutanakları ve CD’lerin dosya içine alınmaması” gibi eksiklikler nedeniyle hükmün bozulmasına; tutuklama şartlarında değişiklik bulunmaması sebebiyle de başvurucunun tahliye talebinin reddine karar verilmiştir. Bozma üzerine Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda verilen 17/9/2013 tarihli hüküm ile başvurucu, 6 yıl 3 ay hapis ve 3000 TL adli para cezasıyla cezalandırılarak tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. Bu hükmün de temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Ceza Dairesinin 17/1/2014 tarihli kararıyla Mahkeme kararı onanarak kesinleşmiştir. Bozma kararından sonra başvurucunun tutukluluk durumu 3 kez duruşmada 2 kez de ara karar ile değerlendirilmiş ve “yoğun suç şüphesinin mevcudiyeti, mevcut delil durumu, müsnet suçun CMK 100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan olması ve öngörülen ceza miktarına göre sanığın kaçma şüphesinin bulması, bu aşamada adli kontrolün yetersiz kalması” gerekçesi ile tahliye istemi reddedilmiştir. B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” kenar başlıklı maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:“(3) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, beş yıldan onbeş yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. (4) Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin eroin, kokain, morfin veya bazmorfin olması hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.” 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.” 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.” 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,…d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,…g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,…Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.” 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.”