8. Hukuk Dairesi 2021/11881 E. , 2023/6179 K. ... MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2015/45 E., 2018/69 K. ... ... ... DAVA TÜRÜ : Tapu iptali, tescil ve el atmanın önlenmesi olarak açılan, daha sonra kadastro mahkemesine aktarılan kadastro tespitine itiraz Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemecesin, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün müdahil Orman İdaresi ile birleşen dosya davacısı - davalı …
**8. Hukuk Dairesi 2021/11881 E. , 2023/6179 K.** **"İçtihat Metni"** ... MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2015/45 E., 2018/69 K. ... ... ... DAVA TÜRÜ : Tapu iptali, tescil ve el atmanın önlenmesi olarak açılan, daha sonra kadastro mahkemesine aktarılan kadastro tespitine itiraz Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemecesin, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün müdahil Orman İdaresi ile birleşen dosya davacısı - davalı Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R ... ili ... Mahallesi çalışma alanında 15.12.1989 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında ; 152 ada 22 parsel ... 23.772 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Şubat 1950 tarih 190 nolu ve Haziran 1987 tarih 1 nolu tapu kayıtları uygulanmak suretiyle, genel mahkemede dava konusu olduğundan bahisle, tarla niteliğinde, malik hanesi boş bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı ..., 01.08.1988 tarihinde davalı olarak ..., ... ve ...'yü göstermek suretiyle, Yahyalı Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/262 Esas sırasına kaydedilen dava dilekçesinde; 1987 tarih ve 1 sıra no da tapuda kayıtlı olan taşınmaza davalıların hiçbir hak ve alakası bulunmaksızın müdahalede bulunduğunu ileri sürerek, davalıların müdahalelerinin menine karar verilmesini talep etmiş; yargılama sırasında yörede arazi kadastrosuna başlanması üzerine dava kadastro mahkemesine aktarılarak 1990/146 Esas sırasına kaydedilmiştir. Davacılar ..., ... ve ..., 05.12.1988 tarihinde, davalı olarak ...'yi göstermek suretiyle, Yahyalı Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/358 Esas sırasına kaydedilen dava dilekçelerinde; 39 cilt, 62 sahife ve 1 sıra numarasıyla tapuda kayıtlı bulunan taşınmazı ...' dan haricen satın aldıklarını ve taşınmaza 30 - 40 yıldır zilyet olduklarını, tapunun ... adına kayıtlı iken, bidayette davalı ...’ye devirle intikal ettiğini belirterek, tapu kaydının iptali ile adlarına tescilini talep etmişler; yargılama sırasında yörede arazi kadastrosuna başlanması üzerine dava kadastro mahkemesine aktarılarak 1990/147 Esas sırasına kaydedildikten sonra aynı mahkemenin 1990/146 Esas ... dosyasıyla birleştirilmiştir. Davacılar ..., ... ve ..., 05.12.1988 tarihinde, davalı olarak Hazine ve Köy Tüzel Kişiliğini göstermek suretiyle, Yahyalı Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/356 Esas sırasına kaydedilen dava dilekçelerinde; ... ili ... Mevkiinde kain doğusu dağ, batısı su kesiği ve ilerisi ... , ... tarlaları, kuzeyi ..., güneyi çeşme ve ... taşınmazları ile çevrili bulunan tahminen 33 dekarlık taşınmazın bidayetten beri zilyet ve tasarruflarında bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazın adlarına tesciline karar verilmesini talep etmişler; yargılama sırasında yörede arazi kadastrosuna başlanması üzerine dava kadastro mahkemesine aktarılarak 1990/148 Esas sırasına kaydedildikten sonra, aynı mahkemenin 1990/146 Esas ... dosyasıyla birleştirilmiştir. Davacı ... , 17.06.1970 tarihinde, davalı olarak Hazine ve Köy Tüzel Kişiliğini göstererek, Yahyalı Asliye Hukuk Mahkemesinin 1970/189 Esas sırasına kaydedilen dava dilekçesiyle, iki adet tapusuz taşınmazın adına tescilini talep etmiş; yapılan yargılama sonucunda dava dilekçesinin 2. sırasında yazılı 14.325 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacı ... Sırkıntı adına tesciline, 1. sırada yazılı taşınmazla ilgili davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş ve bu kararın Dairemizce 21.10.1987 tarihinde onanarak kesinleşmesinden sonra, hakkında feragat nedeniyle red kararı verilen taşınmaza ....'nın elatmasının önlenmesi ve Hazine adına tescili istemi ile Hazine tarafından Yahyalı Asliye Hukuk Mahkemesinin 1989/146 Esas ... dava dosyasıyla dava açılmış ve bu davanın devamı sırasında yörede arazi kadastrosuna başlanması üzerine dava kadastro mahkemesine aktarılarak 1990/271 Esas sırasına kaydedildikten sonra aynı mahkemenin 1990/146 Esas ... dosyasıyla birleştirilmiştir. Kadastro Mahkemesinin 1990/146 Esas ... dosyasıyla yapılan yargılama sonucunda; çekişmeli taşınmazın (A) ile işaretli 7.000 m2'lik bölümünün 5/7 hisse itibariyle ..., 1/7 hisse itibariyle ..., ..., ..., 1/7 hisse itibariyle ... mirasçıları adlarına tesciline; (B) ile işaretli 17.772 m2'lik bölümünün orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş; davacılar ..., Hazine ve ...' nün temyiz kanun yoluna başvurması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 10.10.2006 tarih ve 2006/13777 Esas, 2006/13189 Karar ... ilamıyla; "Davacı ...'nün temyiz isteminin süresinde olmadığından reddine; dosya arasında bulunan Haziran 1987 tarih 1 nolu tapu kaydının incelenmesinden davacı ...'nin tesis tapusu maliklerinden ..., ..., ... ve ...'nun hisselerini satın aldığı, kendi hissesi ile birlikte 5/7 hisse sahibi olduğu, 1/7 ... ve 1/7 Teslime hissesi üzerinde hakkı bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davacı ...'nin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine karar verildikten sonra; davacı Hazinenin temyiz itirazları yönünden, mahkemece, çekişmeli taşınmazın kısmen orman sayılan yerlerden olduğu ve kişilerin dayandığı tapu kaydının 7000 m2 olan miktarını aşan kısmının ormandan açıldığı gerekçesi ile hüküm kurulduğu, oysa, uzman orman bilirkişi raporundaki anlatımlardan taşınmazın tamamının orman sayılan yerlerden olduğu anlamının çıktığı, kaldı ki, rapora ekli konum gösteriminin de yeterli ve kanı uyandırıcı nitelikte olmadığından bu sonuca ne şekilde varıldığının anlaşılamadığı, orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 ... Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği, 3116 ... Kanun ile sadece devlet ormanlarının belirlendiği, 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 ... Kanun'un 1 inci maddesi gereğince, anılan Kanun' un 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanların devletleştirildiği, devletleştirilen ormanlardan bazılarının sonradan yürürlüğe giren 5658 ... Kanun ile iadeye tabi tutulduğu, iadenin koşullarının da yasada gösterildiği açıklanarak, bu doğrultuda, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğraflarının incelenerek dava konusu yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi ve ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi" gereğine değinilerek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece (Kadastro) Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Hükme esas alınan orman bilirkişisi tarafından sunulan raporda, dava konusu taşınmazın fen bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 4.943,22 m2'lik kısmının 1957 tarihli memleket haritasında ... orman ağaçları ile kaplı orman alanı olarak gözüktüğü, 1991 tarihli memleket haritasında üzerinde orman örtüsü bulunmayan orman alanı olarak gözüktüğü, %18-20 eğim gösterdiği, 6831 ... yasanın 1/2-j maddesi gereğince bitki örtüsü ve toprak yapısı nedeniyle toprak muhafaza karakteri gösterdiği, evveliyatının da orman alanı olduğu, bu nedenlerle A harfi ile gösterilen kısmın orman sayılan yerlerden olduğunun belirtildiği, fen bilirkişi raporunda B harfi ile gösterilen 18.828,78 m2 lik kısmının 1957 ve 1991 tarihli memleket haritalarında açık alanda kaldığı, 2005 yılında 6831 ... Kanuna göre yapılan ve kesinleşen orman tahdidine göre orman sayılmayan yerlerden olduğu, orman kadastro çalışmalarında belirlenen orman sınır, nokta ve hatlarının sağ tarafında kalmakta olduğu, orman kadastro komisyonunca orman sayılmayan yer olarak tespit edildiği, dava konusu taşınmazda B harfiyle gösterilen kısmın 4785 ... Kanuna göre devletleşen yerlerden olmadığı, 3116 ... Kanuna göre orman sayılmayan yerlerden olduğu, 5658 ... Kanuna göre iadeye tabi yerlerden olmadığı, orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirtildiği, davacının dayandığı tapu kaydının zemine uyduğu, komşu parsellere uygulanan tapu kaydının sınırlarının dava konusu taşınmazı okuduğu ve doğruladığı beyanlara istinaden keşifte tespit edildiği, taşınmazın dayanak tapu kaydının hudutlarının dağ, dere ve su kesiği okumakta olduğu, eylemli olarak da orman mevcut olduğundan, genişletilmeye elverişli bir tapu kaydı olduğu kanaatine varıldığı, tapu kaydının miktar fazlasının hangi nedenle, neye dayanılarak kullanıldığının bilinmediği beyanı alınan mahalli ve komşu köy mahalli bilirkişilerince ifade edildiği, Yahyalı Asliye Hukuk Mahkemesinin 1970/189 Esas ... dosyasına itiraz eden müdahiller ..., ... ve ... 03/09/1971 tarihli dilekçelerinde satın aldıkları tarlanın aslında 7 dekar olduğunu, çayırlığın tarla haline getirilerek taraflarınca çoğaltıldığını ve 44 dönüme çıkarıldığını belirterek, kendi beyanları ile açma yapmış olduklarını kabul ettikleri, 3402 ... Kadastro Kanunu 20/c'de belirtilen sınırlar değişebilir ve genişletilmeye elverişli nitelikte ise, bunlarda gösterilen miktara itibar olunacağı hükmünden hareketle, söz konusu beyanlar da değerlendirildiğinde tapu kaydının miktarıyla geçerli olduğu, kayıt miktar fazlasının ormandan açıldığının kabulü gerektiği, bu nedenlerle fen bilirkişisinden ek rapor alınarak tapu kaydında sabit sınır olan ...sınırından hareketle tapu kaydı miktarı belirlendiği, ek raporda ve krokide C harfi ile gösterildiği, açıklanan nedenlerle kadastro fen teknik bilirkişisinin 21/11/2018 tarihli bilirkişi raporunda ''C'' harfi ile gösterilen ve orman sayılmayan yerlerden olduğu belirtilen dava konusu taşınmazın 7000 m2'lik kısmı yönünden dosya kapsamındaki delillere göre davalılar ve birleşen dosya davacıları ..., ... ve ...'nın yalnızca ...'ya ait 1/7 lik payı satın aldıkları, davacı ...'nin diğer tapu malikleri ..., ..., ..., ...'ın 5/7 oranına tekabül eden hisselerini satın aldığı, ...'nın 1/7 oranındaki payının ise varlığını devam ettirdiği hususlarının subut bulduğu, ''B'' harfi ile gösterilen 11.828,78 m2 lik kısım ile " A" harfi ile gösterilen 4.943,22 m2'lik kısımlar yönünden Maliye Hazinesi lehine malik hanesinin doldurulmasına karar verilmesi gerektiği" gerekçeleriyle, davacı ...'nin davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, birleşen dosya davacıları ..., ... ve ...'nın davalarının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, birleşen dosya davacısı Hazinenin davasının reddine, müdahil davacı ... İdaresinin davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu ... ili ... Mahallesi 152 ada 22 parsel ... taşınmaz içerisinde fen memuru bilirkişisi ...'ın 21/11/2018 tarihli bilirkişi ek raporunda A harfi ile gösterilen 4.943,22 m2'lik kısım ile B harfi ile gösterilen 11.828,78 m2'lik kısım toplamı olan 16.772 m2' lik kısmın mevcut parsel yüz ölçümünden ifrazen ayrılarak aynı adada ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline, malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına, 25/09/2018 tarihli bilirkişi raporu ve 13/11/2018 - 21/11/2018 tarihli bilirkişi ek raporlarının kararın eki sayılmasına, dava konusu ... İli, ... ada 22 parsel ... taşınmaz içerisinde fen memuru bilirkişisi ...'ın 21/11/2018 tarihli bilirkişi ek raporunda C harfi ile gösterilen 7.000,00 m2'lik kısmın mevcut parsel yüz ölçümünden ifrazen ayrılarak aynı adada aynı parsel numarası verilmek suretiyle tamamı 7 pay kabul edilerek; 5 payının ..., 1 payının ... mirasçıları, ... mirasçıları ve ... mirasçıları adlarına, 1 payının Yahyalı Sulh Hukuk Mahkemesinin 25/06/1996 tarih, 1996/33 esas, 1996/81 karar ... veraset ilamına göre ... mirasçıları adlarına tarla vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline, malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına, 25/09/2018 tarihli bilirkişi raporu ve 13/11/2018 - 21/11/2018 tarihli bilirkişi ek raporlarının kararın eki sayılmasına karar verilmiş; hüküm, birleşen dosya davacısı - davalı Hazine ile müdahil Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Dava, tapu iptali, tescil ve el atmanın önlenmesi olarak genel mahkemede açıldıktan sonra kadastro mahkemesine aktarılan kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Çekişme konusu taşınmazın bulunduğu yerde 6831 ... Orman Kanunu'na göre orman kadastrosu ve 2/B madde çalışması 2005 yılında yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen, bozma gerekleri yerine getirilmeden karar verildiği gibi, usûli müktesep haklar da gözetilmemiştir. Şöyle ki; bozma ilamı öncesinde verilen hükümde, hükme esas alınan 21.08.2003 tarihli, teknik bilirkişi ... ... tarafından düzenlenen ek raporda B harfi ile gösterilen kısmın orman olarak tesciline karar verilmiş ve bu hükme karşı gerçek kişilerin temyiz itirazları reddedilmiştir. Bu durum karşısında, anılan bölümün orman olduğu, taraflar arasında kesinleşmiş olup, davalı Hazine ile Orman İdaresi lehine bu yönde kazanılmış hak oluşmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada bu husus göz önünde bulundurularak karar verilmesi gerekirken, daha önce, orman olduğu kesinleşen yerin bir bölümü yine değerlendirme konusu yapılarak gerçek kişiler adına tescil hükmü kurulmuştur. Ayrıca dava konusu taşınmaz, bozma ilamı öncesinde alınan raporlarda 24.772 m2 olarak hesaplanmış, bozma sonrası alınan raporlarda ise yüzölçümü 23.772 m2 olarak gösterilmiş olup, kadastro tutanağı incelendiğinde ise tespitin 23.772 m2 olarak yapıldığı, ancak 3 rakamının üstü çizilerek 4 yazıldığı görülmüştür. İlk Derece Mahkemecesince, bu hususta araştırma yapılarak bu farklılıkların neden kaynaklandığı açıklığa kavuşturulmadığı gibi; yine bozma ilamında en eski tarihli hava fotoğraflarının incelenerek dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi istendiği halde, memleket haritalarının incelenmesi ile yetinilerek, en eski tarihli hava fotoğrafları üzerinde gösterim yapılmak suretiyle çekişmeli taşınmazın hukuki durumu da saptanmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için, öncelikle dava konusu taşınmazın yüzölçümü hususundaki çelişki giderilerek, miktarının ne kadar olduğu tereddütsüz olarak belirlenmeli; ardından 21.08.2003 tarihli, teknik bilirkişi ... ... tarafından düzenlenen kroki ile temyiz incelemesine konu son kararda hükme esas alınan 21.11.2018 tarihli ek raporda kadastro teknisyeni ... tarafından düzenlenen kroki çakıştırılarak, teknik bilirkişi ... ... tarafından düzenlenen krokide B harfi ile gösterilen kısım içinde kalan yerler belirlenip, orman olarak tesciline karar verilmeli; yine teknik bilirkişi ... ... tarafından düzenlenen raporda A harfi ile gösterilen kısmın, temyiz incelemesine konu son kararda orman yapılan kısımları tespit edilerek, anılan karara karşı gerçek kişiler temyiz talebinde bulunmadığından bu yerlerin de orman olduğunun kesinleşeceği göz önüne alınıp, orman olarak tesciline karar verilmesi gerektiği düşünülmelidir. Çakıştırma sonucu yukarıda belirtilen yerler dışında kalan taşınmaz bölümleriyle ilgili ise yöntemine uygun şekilde orman araştırması yapılmalıdır. Bu doğrultuda; en eski tarihli hava fotoğrafları getirtilerek önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmazla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 ... Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiler ve orman bilirkişileri eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal - renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek, memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Bu şekilde yapılan araştırma neticesinde, dava konusu yerin orman olmadığının anlaşılması durumunda, bu defa zilyetlik yoluyla kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılmalıdır. Zira; her ne kadar İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafın dayandığı tapu kaydının bu yere uyduğu kabul edilmiş ise de, yerleşik yargısal içtihatlara göre bir kaydın bir yere uyduğundan (aidiyetinden) söz edilebilmesi için, köy ve mevkisinin yanında en az üç sınırının uyduğunun kanıtlanması gerekmekte olup, tapu kaydının sınırlarının "dağ, dere ve su kesiği, çeşme ve ..." okuduğu, kaydın hudutları olarak belirtilen "dağ, dere, su kesiği ve çeşme" isimsiz yerler olduğundan bu sınırların her yerde bulunabilecek sınırlar olduğu, bu nedenle söz konusu tapu kaydının uygulama kabiliyetinin bulunmadığı ve yine komşu parsellere uygulanan dayanak kayıtların dava konusu taşınmaz yönünü davacı yada murislerine ait yer olarak okumadığı göz önüne alındığında, söz konusu tapu kaydının, dava konusu taşınmaza uyduğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır. Bu nedenle yöntemince zilyetlik araştırması yapılması gerektiğinden, bu doğrultuda İlk Derece Mahkemesince, dava tarihi olan 1988 yılından 15 - 20 - 25 yıl öncesine ilişkin üç farklı döneme ait hava fotoğrafları getirtilip, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yaptırılarak, taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği tespit edilmeli; taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığı saptanmalı; ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar - ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanarak dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve ayrıca bu yolla yerel bilirkişiler ve tanık sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 ... Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 ... Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenmek suretiyle Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı tespit edilmeli; ayrıca, dava konusu taşınmaz hakkında Takbis ve Parsel Sorgudan yapılan araştırmada, Hazine tarafından bir kısmının kamulaştırıldığı ve kamulaştırma sonucu ifraz edilerek iki ayrı parsel numarası ile tapuya tescil edildiği anlaşıldığından, kamulaştırmaya ilişkin plan, harita ve diğer tüm evraklar ile kamulaştırma bedel tespiti ve tesciline ilişkin dava dosyası da bu dosya arasına getirtilmek suretiyle kurulacak hükümde bu husus açısından da değerlendirme yapılması gerektiği dikkate alınarak, tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, hükmüne uyulan bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeden, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak, taraflar lehine oluşan usûlü müktesep hakların ihlali sonucunu doğuracak şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Birleşen dosya davacısı - davalı Hazine ile müdahil Orman İdaresi vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 ... HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...