Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/3166 E. , 2024/2560 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/3166 Karar No : 2024/2560 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendilerine asaleten ...'e velayeten ... ve ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması ist…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/3166 E. , 2024/2560 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/3166 Karar No : 2024/2560 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendilerine asaleten ...'e velayeten ... ve ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. DAVANIN_KONUSU : Davacılardan ...'in 12/04/2015 tarihinde Hakkari ili, Yüksekova ilçesi, ... Köyü, ... Mezrasında hayvanlarını otlatırken arazi üzerinde bulduğu bilinmeyen cismin patlaması sonucu yaralandığından bahisle, işgücü kaybına uğradığı ileri sürülerek 3.000,00 TL (miktar artırımı sonucu 181.305,00 TL) maddi, 20.000,00 TL manevi, anne ... için 7.500,00 TL manevi, baba ... için 7.500,00 TL manevi olmak üzere toplam 181.305,00 TL maddi, 35.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. YARGILAMA SÜRECİ : İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu .... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, olayın açık arazide, meskun mahale uzak bir bölgede gerçekleştiği, hizmet kusurunun bulunmadığı, 5233 sayılı Kanun'a göre değerlendirme yapılması gerektiği; davacılar tarafından, miktar artırım dilekçesi ile artırılan kısım yönünden faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlendiği, müterafik kusurun bulunmadığı, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğu, müterafik kusur halinde tazminattan indirim yapılması nedeniyle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacılar tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davacıların temyiz isteminin faiz başlangıç tarihi yönünden kabulü, esas yönünden reddi, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : A) Temyize Konu Kararın Esasa İlişkin Kısmının İncelenmesi: Bölge İdare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar hükmedilen maddi tazminat miktarına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi dışındaki kısımlar yönünden usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Temyize Konu Kararın, Hükmedilen Maddi Tazminatın Miktar Artırım Dilekçesi ile Artırılan Kısmına İşletilecek Yasal Faizin Başlangıç Tarihi Yönünden İncelenmesi: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştay'ın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır. Aynı Kanun'un 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup; anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargı mercilerinde dava açılması halinde ise adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın içtihatlarıyla kabul edilmiştir. Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanun'a Geçici 7. madde olarak, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir. Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır. Belirtilen açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, miktar artırım dilekçesi ile artırılan tazminat miktarı bakımından da davalı idareye başvurunun yapıldığı 03/05/2015 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğinden, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının "İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan 145.044,56 TL maddi tazminatın, 3.000,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 03.05.2015 tarihinden, geriye kalan 142.044,56 TL'sinin ise ıslah dilekçesinin mahkememiz kaydına girdiği 12/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılardan ...'e ödenmesine," şeklindeki ibarenin, "145.044,56 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 03/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılardan ...'e ödenmesine şeklinde düzeltilmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz isteminin yasal faizin başlangıç tarihi yönünden KABULÜNE, esas yönünden REDDİNE; davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3. Adli yardım talebinin kabul edilmesi nedeniyle ödenmemiş olan temyiz yargılama giderlerinin davacılardan tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, davalı idare tarafından yapılan temyiz yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretlerinin iadesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 12/06/2024 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY : Dava, davacılardan ...'in 12/04/2015 tarihinde Hakkari ili, Yüksekova ilçesi, ... Köyü, ... Mezrasında hayvanlarını otlatırken arazi üzerinde bulduğu bilinmeyen cismin patlaması sonucu yaralandığından bahisle, işgücü kaybına uğradığı ileri sürülerek 3.000,00 TL (miktar artırımı sonucu 181.305,00 TL) maddi, 20.000,00 TL manevi, anne ... için 7.500,00 TL manevi, baba ... için 7.500,00 TL manevi olmak üzere toplam 181.305,00 TL maddi, 35.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. 5233 sayılı Kanun'un 1. maddesinde, bu Kanunun amacının, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemek olduğu; 2. maddesinde, bu Kanunun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1. 3. ve 4. maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsadığı belirtilmiş; 7. maddesinin (b) bendinde; yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri; (c) bendinde, terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararları, bu Kanuna göre sulh yoluyla karşılanabilecek zarar kalemleri arasında sayılmıştır. Terör olayları nedeniyle meydana gelen zararların tazminini öngören 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun, terör olaylarından doğan zararların tazminine yönelik tam yargı davalarında idari yargı yerlerince 5233 sayılı Kanun dışında sosyal risk ilkesinin uygulanması olanağını ortadan kaldırmıştır. Sosyal risk ilkesinin, terör olaylarına ilişkin olarak 5233 sayılı Kanunla kanunlaşması karşısında, sosyal risk ilkesine dayalı tazmin istemlerinin anılan Kanun ile yapılan tanım ve sınırlandırılmalar çerçevesinde karara bağlanması zorunludur. Dosyanın incelenmesinden; davacılardan ...'in 12/04/2015 tarihinde Hakkari ili, Yüksekova ilçesi, Onbaşılar Köyü, ... Mezrasında hayvanlarını otlatırken arazi üzerinde bulduğu bilinmeyen cismin patlaması sonucu yaralandığı, Yüksekova İlçe Jandarma Komutanlığının ... tarih ve ... Asyş.Ks sayılı yazısında patlamanın gerçekleştiği yerin terör olaylarının geçmişte yoğun olarak yaşandığı bir bölgede olduğu belirtildiği, patlamaya neden olan cismin Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine kayıtlı olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine kayıtlı olmayan, terör örgütüne ait olduğu değerlendirilen mühimmat sebebiyle gerçekleşen uyuşmazlığa konu yaralanma olayında, idarenin olayla ilgili hizmet kusuru ya da kusursuz sorumluluk haline sebep olacak olaya özgü ve kabul edilebilir bir sorumluluğunun bulunmadığı, olayın terör niteliği dikkate alınarak 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilip anılan Kanun uyarınca belirlenecek maddi zararların tazminine karar verilmesi gerektiği açıktır. Öte yandan, uyuşmazlığa konu olayda yaralanan ...'in olay tarihindeki yaşı bölge koşulları ile birlikte değerlendirdiğinde, Mahkemece uygulanan %20 müterafik kusur indiriminin düşük kaldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşü ile aksi yönde oluşan Daire kararına katılmıyoruz.