21. Hukuk Dairesi 2012/17726 E. , 2013/12824 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 128.706,64 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalı vekilince duruşmalı temyiz edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi old
**21. Hukuk Dairesi 2012/17726 E. , 2013/12824 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 128.706,64 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalı vekilince duruşmalı temyiz edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 18/06/2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı vekili Avukat ... ile karşı taraf vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R 1-Dava 25.06.1998 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 15,20 oranındaki sürekli iş göremezlik nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davacının sürekli iş göremezlik oranının % 34,20 olduğuna dair Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun belirlemesi esas alınarak asıl dava ile birleştirilen 2007/160E sayılı dava bakımından maddi tazminat isteminin kabulü ile manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, birleştirilen 2012/4E sayılı ek dava bakımından ise maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı taraf vekilince temyiz edilmiştir. Davacının 25.06.1998 tarihli iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının tespiti ve gelir bağlanması için 24.05.2006 tarihinde yaptığı başvuru üzerine Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sürekli iş göremezlik oranının % 15,20 oranında olduğu belirlenerek 01.06.2006 tarihinden başlamak üzere gelir bağlandığı, Kurumca belirlenen bu iş göremezlik oranına davacı tarafça itirazda bulunulmadığı, davalı tarafça yapılan itiraz üzerine, dosyayı inceleyen Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 07.01.2009 tarihli kararı ile davacının sürekli iş göremezlik oranının % 15,20 olduğunu bildirdiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Davalı tarafça Yüksek Sağlık Kurulu kararına yapılan itiraz üzerine, sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesinde esas alınan tıbbi belgeleri inceleyen Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu 09.12.2009 tarihli raporuyla davacıdaki sürekli iş göremezlik oranının % 34,20 olduğu bildirmiştir. Mahkemece Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu tarafından belirlenen % 34,20 sürekli iş göremezlik oranı esas alınarak maddi ve manevi tazminatın belirlenmesi yoluna gidilmesi hatalı olmuştur. Zira; davacı yargılama sırasında % 15,20 olarak belirlenen sürekli iş göremezlik oranına itiraz etmediği gibi, 11.06.2007 tarihli ek dava dilekçesinde de açıkça dava konusu iş kazası nedeniyle % 15,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığından bahisle, bakiye maddi tazminat ile manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Hal böyle olunca davalı yararına oluşun usuli kazanılmış hakkın göz ardı edilerek, 27.10.2000 tarihli dava ve 11.06.2007 tarihli ek dava dilekçesinde talep edilen maddi ve manevi tazminat istemleri ile ilgili olarak % 15,20 yerine % 34,20 oranındaki sürekli iş göremezlik oranının esas alınarak tazminatların belirlenmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Birleştirilen 2012/4E sayılı davaya gelince: Davacının anılan dava ile iş kazası sonucu % 34,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığından bahisle maddi tazminat isteminde bulunduğu ve davalı tarafça süresi içerisinde zaman aşımı defi-inde bulunulduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık zaman aşımının hangi tarihte başladığı giderek, 03.01 2012 dava tarihinde zaman aşımının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması demektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zarar, ancak bakım ve tedavi sonucunda düzenlenen hekim raporuyla belirli bir açıklığa kavuşur. Bedensel zararın gelişim, gösterdiği durumlarda zamanaşımına başlangıç olarak hastalık seyrinin yani gelişimin tamamlandığı tarihin esas alınması gerekir. Somut olayda sol humerus kemiği kırılan ve sol kol sinirlerinde dejenerasyon olan davacı bakımından değişen ve gelişen bir durumun olmadığı, olayla birlikte zararın öğrenildiği ortadadır. İş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi amacıyla açılan maddi ve manevi tazminat davalarında; zamanaşımı süresi olay tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi gereğince haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıldır. Somut olayda, zararlandırıcı sigorta olayının 25.06.1998 tarihinde meydana geldiği Birleşen 2012/4E sayılı davanın ise 03.01.2012 tarihinde açıldığı ortadadır. Hal böyle olunca, birleşen davada yukarıda sözü geçen maddenin öngördüğü 10 yıllık zaman aşımı süresinin gerçekleştiği açıktır. Her ne kadar Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu iyileşme süresinin 18 aya kadar uzayabileceğinden söz etmiş ise de, olayla birlikte zararın da ortaya çıktığı belli bulunduğu gibi Adli Tıp raporundaki iyileşme süresi dikkate alınsa bile birleşen dava tarihinde zaman aşımı koşullarının oluştuğu ortadadır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde ve özellikle % 15,20 oranındaki sürekli iş göremezlik oranına davacı tarafça itiraz edilmemekle davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hak ihlal edilerek ve 2012/4E sayılı birleşen davanın zaman aşımından sonra açıldığı göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalının sair temyiz itirazlarının ilerde incelenmesine, davalı yararına takdir edilen 990.00 TL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 18.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.