T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/975 Esas KARAR NO : 2025/1724 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/05/2022 NUMARASI : 2017/1120 E. - 2022/403 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/975 Esas KARAR NO : 2025/1724 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/05/2022 NUMARASI : 2017/1120 E. - 2022/403 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkili şirkete ait dava konusu çek ile başkaca çeklerin davalı tarafından doldurulduğunu, keşideci imzaları da taklit edilmek suretiyle muhtelif icra takiplerine konu edildiğini, dava konusu çek dışında kalan diğer çeklerden dolayı imza inkar davaları açıldığını, hepsinde de imzaların müvekkili şirket yetkililerine ait olmadığının tespit edildiğini, davaların kabulüne karar verildiğini, takibe konu çekteki imzanın müvekkil şirket yetkililerine ait olmadığını, müvekkil şirketin davalı ...'e çek vermediğini, çekin keşide tarihinde ...'in işletmesinin tasfiye edilmiş olduğunu, tarafların defter kayıtlarında da dava konusu çekin kayıtlı olmadığını, tarafların defter ve kayıtlarında görünmeyen çekten dolayı bir borç bulunmadığını, müvekkilinin borçlu değil, bilakis alacaklı olduğunu belirterek, öncelikle İstanbul 23.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, çekin bedelsiz kaldığının tespiti ile davalıya borçlu olmadığının tespitini, davalının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, avukatlık ücreti ile mahkeme masraflarının karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı firma ...Suni Deri Sanayi A.Ş. ile 2011 yılından bu yana ticari ilişkiler yürütüldüğünü, 2014 Eylül ayında ise davacı şirket yetkilileri ve müvekkili arasında bazı anlaşmazlıklar doğduğunu, hatta davacı şirket yetkililerinin, müvekkiline boş senetler imzalatarak zorla elinden aldıklarını, kendisini bu yolla tehdit ettiklerini, şikayette bulunulduğunu, soruşturma sonucunda davacı müşteki ve davalı şüpheli müvekkili arasında ticari ilişki olduğundan 14/11/2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, söz konusu kararın kesinleştiğini, müvekkilinin davacı yana nakit desteğinde bulunduğunu, işbu nakdi desteklerin iadesi, borcun ödenmesi amacıyla da davacı yanın müvekkiline keşide ettiği çekleri ibraz ettiğini, İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı numaralı dosyası için başlatılan imzaya itiraz konulu davanın İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde 2015/1349 Esas sayılı dosyası ile görülmüş olup, dosyada iki farklı bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi raporları ile 1358348 çek numaralı 200.000,00-TL bedelli çekin davacı şirket yetkilisi ...'in eli ürünü olduğunun kesin olarak tespit edildiğini savunarak, yasal dayanaktan yoksun, haksız ve hukuka aykırı davanın reddiyle, davacının alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEME KARARI:İstanbul 14.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/05/2022 tarihli 2017/1120E. - 2022/403K. sayılı kararıyla; "...Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davacının dava konusu çekin keşideci şirketin yetkilisi olduğu, davalı tarafından icra takibi başlatıldığı ve takibin kesinleştiği, dava konusu çekin keşideci şirket yetkilisi olarak davacının imzası bulunduğu ancak bu imzanın inkarı nedeniyle açılan menfi tespit davası olduğu, toplanan deliller üzerine Mahkememizin 15/04/2019 tarihli celsesi 4 numaralı ara kararı gereğince imza incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişi Prof. Dr. ... 04/10/2019 tarihli raporu ile dava konusu dava konusu çek aslının ön yüzündeki keşideci imzası ile mukayese imzaların kıyasında çek aslının ön yüzündeki keşideci imzasının şirket yetkilileri ... ve ...'in elleri ürünü olmadığının bildirildiği, İstanbul 11. Hukuk Mahkemesi'nin 2019/577 Esas sayılı dosyasında aldırılan bilirkişi raporu ile dava konusu çek aslının ön yüzündeki keşideci imzası ile mukayese imzaların kıyasında çek aslının ön yüzündeki keşideci imzasının şirket yetkilisi ...'in eli ürünü olmadığı, çek aslının ön yüzündeki keşideci imzası ile mukayese imzaların kıyasında çek aslının ön yüzündeki keşideci imzasının şirket yetkilisi ...'in eli ürünü olduğunun bildirildiği, mahkememizce ve İstanbul 11. Hukuk Mahkemesi'nin 2019/577 Esas sayılı dosyasında aldırılan bilirkişi raporları arasında çelişki olduğu, Mahkememizin 25/10/2021 tarihli celsesi numaralı ara kararı gereğince dosyamızda raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesine karar verildiği, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi'nce İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/577 Esas sayılı içerisindeki tüm belge asılları ve dosyamızın kasasındaki belge asılları da incelenerek düzenlenen Adli Tıp Kurumu raporuna göre, inceleme konusu çekte atılı keşideci imzası ile ...'in mevcut mukayese imzaları arasında biçimsel benzerlik görülmekle birlikte; söz konusu imzanın basit tersimli olması nedeniyle ...'in eli ürünü olup olmadığı yönünde daha ileri bir tespite gidilemediği, inceleme konusu çekte atılı basit tersimli keşideci imzası ile ...'in mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediğinin bildirildiği, raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, çekteki imzanın davacılara ait olmadığı ve imza itirazının mutlak defilerden olup iyiniyet-kötüniyet ayrımı yapılmaksızın herkese karşı ileri sürülebileceği, davalı tarafından her ne kadar İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesi'nde daha fazla evrak aslı incelendiğinden bahisle rapora itiraz edilmiş ise de mahkememizce evrak asıllarının tamamı ilgili mahkemeden celp edilmiş ve tamamı Adli Tıp Kurumu'na gönderilmek suretiyle incelenmiştir. Adli Tıp Kurum'nca her ne kadar ...'in eli ürünü olup olmadığı hususunda kesin kanaat oluşmamış ise de çekteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti çeki elinde bulunduranın olup, takibe başlayan ve imzasının borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya ait olduğu (Yargıtay HGK'nın 2006/12-259 Esas, 2006/231 Karar sayılı kararı), bu kapsamda ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu ve davacının eli ürünü olduğunu kanıtlayamadığı, cevap dilekçesinde yemin deliline dayanılmadığı, bu halde davacının imzası nedeniyle davaya konu çekin ve icra takibi nedeniyle borçlu olmadığı kanaatiyle davanın kabulüne karar verilerek;Kötü niyet tazminatı talebi yönünden; İcra ve İflas Kanunun 72. maddesinin 5.fıkrasına göre; “Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. ”Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davacı, davalının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır. Bu nedenle davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile, İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında takibe konu edilen çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,2-Davalının kötüniyeti tespit olunamadığından kötüniyet tazminat talebinin reddine," karar verildiği görülmüştür. İSTİNAF İSTEMLERİ:Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; cevap dilekçelerindeki ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, aynı çekle ilgili İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/577 Esas numarasını alan davası ile davacının imza itirazına ilişkin davasının reddine karar verildiğini, kararın istinaf ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, Mahkemece kurulan ara karar ile, bu dosyada alınacak bilirkişi raporunun beklenmesine karar verilmesine rağmen, bilirkişi raporu hazırlanıp, imzanın borçluya ait olduğu ortaya çıktığı halde, ilgili dosyanın işbu dosya açısından bekletici mesele yapılmadığını, oysa ki ilgili dosyanın imzaya itiraz dosyası olup, bu dosyada dava konusu çek üzerindeki imza hakkında oluşturulacak bilirkişi raporu ve bunun neticesinde verilecek olan kararın, işbu dosyada verilecek olan karar üzerinde bir etkiye sahip olacak nitelikte olduğunu, her iki mahkeme tarafından farklı kararlar verilmesinin, yargıda birlik ilkesine aykırı olduğunu,Mahkemece rapor istenilen Adli Tıp Kurumu’nun dosya kapsamında tartışma konusu olan imza hakkında herhangi bir kanaat bildiremediğini, artık Adli Tıp Kurumu tarafından imza incelemesi yapılan dosyalarda kesin kanı belirtmekten imtina edildiğini, dosyaya konu çek üzerindeki imza hakkında çelişkilerin işbu dosyayla alınan raporlar sonucu giderilemediğini, bu nedenle ilgili raporun kurulacak hükme esas teşkil etmesinin mümkün olmadığını,Müvekkilinin ,imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğunu kesinleşen İcra Hukuk Mahkemesi kararı ile ispatladığını, ayrıca iddialarını kanıtlamak üzere gerek duruşmalarda, gerek beyan dilekçelerinde üniversitelerin grafoloji alanında uzman öğretim üyelerinden rapor alınmasına karar verilmesinin talep edildiğini, ancak bu taleplerinin de Mahkeme tarafından göz ardı edilerek, iddialarını kanıtlamış oldukları raporlar ve kararlar dikkate alınmadığı gibi, iddialarını kanıtlayacak başka bir rapor alınmasının da önüne geçildiğini belirterek, açıklanan ve Mahkemece re'sen belirlenecek nedenlerle; istinaf başvurularının kabulü ile usul ve yasaya aykırı yerel Mahkeme kararının kaldırılarak, hiçbir iddiasını usulünce ispat edemeyen davacının haksız ve mesnetsiz davasının ve taleplerinin tümden reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili katılma yollu istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, ilk derece mahkemesince her ne kadar kötü niyet tazminatı talepleri reddedilmişse de, davalı tarafın çek altındaki imzanın müvekkili şirket yetkililerine ait olmadığını bilebilecek durumda olduğundan ve bildiğinden ve ayrıca tüm dava dosyası ele alındığında kötü niyetle takip başlattığı sabit olduğundan, müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu belirterek, açıklanan ve Mahkemece re'sen dikkate alınacak sebeplerle; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1120 E., 2022/403 K. Ve 30/05/2022 tarihli kararına karşı davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine, katılma yolu ile istinaf başvurularının kabulü ile davalı tarafın takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: İstanbul 23. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; 07/03/2015 vade tarihli, ... seri numaralı, 200.000,00 TL bedelli çeke ilişkin 200.000,00-TL asıl alacak, 8.572,60-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 229.172,60 TL alacak için 03/08/2015 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının 07/02/2015 vade tarihli, 200.000,00 TL bedelli çek olarak gösterildiği tespit edilmiştir. Davaya konu çek örneğinin incelenmesinde; ... Beylikdüzü şubesine ait, ... numaralı, keşidecisi ..., lehtarı ..., Keşide yeri: İstanbul, Keşide tarihi: 07/02/2015, olan 200.000,00-TL bedelli çek olduğu, arkasında ...’e ait ciro bulunduğu, çekteki imzanın keşideci şirket yetkilisine ait olmadığından çek hakkında işlem yapılmadığına dair banka kaşesinin bulunduğu görülmüştür.İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevaplarının incelenmesinde; ... sicil numaralı ... Otomotiv ... şirketinin en son sicil kaydının sorulmasında; firmanın ticareti terk ettiği15/10/2014 tarihinde tescil edildiğinden, kaydının silindiği bildirilmiştir.İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/577 Esas, 2022/76 Karar sayılı kararının incelenmesinde; İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı, yapılan yargılamada mahkemece sadece imzaya itiraz yönünden değerlendirme yapıldığı, üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 29.11.2017 tarihli rapora itibar edilerek takip dayanağı senetteki imzanın davacıya ait olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, tarafların istinaf etmeleri üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 23. Hukuk Dairesinin 2018/2130 Esas, 2019/996 Karar ve 10/05/2019 tarihli ilamı ile, eksik inceleme sonucunda verilen ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, karar verilerek verilen kararın kaldırıldığı, kaldırma kararı sonrası yapılan grafolojik inceleme de, ... Beylikdüzü Şubesi'ne ait ... Otomotiv - ... adına yazılı, keşidecisi ...Sani Deri Sanayii A.Ş. olan İstanbul - 07/03/2015 keşide yer ve tarihli, ... çek numaralı, 200.000,00 TL bedelli çek aslının ön yüzünde atılı bulunan keşideci imzasının ...'in eli ürünü olmadığı, ...'in eli ürünü olduğunun bildirildiği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda 14/09/2021 tarihli bilirkişi raporuna itibarla takip dayanağı ... nolu çekteki keşideci imzasının, davacı şirket yetkilisi ...'in eli ürünü olduğu, faiz hesabı yönünden alınan bilirkişi raporu ile takipte işlemiş faiz alacağında 115,07-TL fazlalık bulunduğunun tespit edildiği, raporun yeterli olduğu, borca itiraz yönünden yazılı bir delil bulunmadığı, takip konusu çekte tek imza olduğu, şirketin iki yetkilisinin münferiden yetkili oldukları gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, icra takibinde talep edilen işlemiş faiz kaleminin 8.457,53-TL olarak düzeltilmesine, davacının diğer itirazlarının reddine, İİK'nın 170/3. maddesi gereğince asıl alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davacıdan alınıp davalıya verilmesine, davacının tazminat talebinin reddine karar verildiği, kararın istinaf ve Yargıtay denetiminden geçerek 19/12/2022 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince grafolog bilirkişi Prof. Dr. ...’ndan alınan 04/10/2019 tarihli raporda; inceleme konusu çekin ön yüzündeki ...Suni Deri San. A.Ş. adına atfen atılmış keşideci imzası ile adı geçen şirketin imza yetkililerinden olduğu bildirilen ...'e ait mevcut mukayese imzalar arasında; gerek haricen, gerekse grafolojik tanı unsurlarından tersim tarzı, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından benzerlik bulunmadığından, söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'in eli ürünü olmadığını, inceleme konusu çekin ön yüzündeki ...Suni Deri San. A.Ş. adına atfen atılmış keşideci imzası ile adı geçen şirketin imza yetkililerinden olduğu bildirilen ...'e ait mevcut mukayese imzalar arasında; gerek yukarıda işaret edilen hususlar bakımından gerekse grafolojik tanı unsurlarından tersim tarzı, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'in eli ürünü olmadığı bildirilmiştir.İlk derece mahkemesince Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nden alınan 12/04/2022 tarihli rapor incelendiğinde; inceleme konusu çekte atılı keşideci imzası ile ...'in mevcut mukayese imzaları arasında biçimsel benzerlik görülmekle birlikte; söz konusu imzanın basit tersimli olması nedeniyle ...'in eli ürünü olup olmadığı yönünde daha ileri bir tespite gidilemediğini, tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede; inceleme konusu çekte atılı basit tersimli keşideci imzası ile ...'in mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği bildirilmiştir. G E R E K Ç E : Dava, icra takibinden sonra açılan ve imza inkarına dayalı borçsuzluğun tespiti davasıdır.Mahkemece davanın kabulüne, kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karara karşı davalı vekili ile katılma yoluyla davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuşlardır.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Her ne kadar davalı tarafça aynı çek ve icra takibiyle ilgili İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesinde açılan imzaya itiraz nedeniyle takibin iptali davasında çek üzerindeki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuşsa da, dar yetkili icra hukuk mahkemesi kararları işbu dava için kesin hüküm teşkil etmez.Mahkemece alınan her iki bilirkişi raporunda da, davaya konu çek üzerindeki keşideci imzasının davacı şirket yetkilisi ...’e ait olmadığının tespit edildiği, davacı şirketin diğer yetkilisi ...’le ilgili yapılan incelemede ise, ilk raporda imzanın ...’in eli ürünü olmadığına dair görüş bildirildiği, icra hukuk mahkemesinde alınan bilirkişi raporu ile oluşan çelişkinin giderilmesi amacıyla alınan Adli Tıp Kurumu raporunda ise, imza basit tersimli olduğundan bu konuda görüş bildirilemediği anlaşılmakla, takibe ve davaya konu çek üzerindeki imzanın davacı şirket yetkililerine ait olduğunu ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davalı üzerinde olduğundan ve davalı tarafça bu husus ispat edilemediğinden ve Mahkemece alınan raporlar denetime uygun ve yeterli olduklarından, Mahkemece yeniden bilirkişi raporu alınmamasında ve davanın kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırılık yoktur.Davacı taraf ise, davalının çek üzerindeki keşideci imzasının davacı şirket yetkilisine ait olmadığını bilerek, kötüniyetli takip başlattığını ispatlayamadığından, mahkemece kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinde hukuka aykırılık yoktur. Tüm bu nedenlerle; davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekili ile davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı yandan alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL eksik harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Davalı yandan alınması gereken 13.662,00 TL nispi harçtan peşin alınan 3.415,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.246,40 TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,5-İstinaf yargılama giderleri olarak;a)Davacı avansından kullanıldığı anlaşılan; 210,00 TL (posta-teb-müz) masrafının 1/2 oranında 105,00TL'sinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, b)Davalı avansından kullanıldığı anlaşılan; 244,00 TL (posta-teb-müz) masrafının 1/2 oranında 122,00 TL'sinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 25/12/2025 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.