4. Hukuk Dairesi 2009/14248 E. , 2010/13355 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 18/11/2005 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin bir bölümünün kabulüne ilişkin 22/06/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçe…
**4. Hukuk Dairesi 2009/14248 E. , 2010/13355 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 18/11/2005 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin bir bölümünün kabulüne ilişkin 22/06/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. ...'nin önceki İl Tarım Müdürü olduğunu belirten davacı; ... Belediyesi'nce yapılan açık arttırma yoluyla taşınmaz satışına ... ... adındaki arkadaşının vekili olarak katılmak istediğini, sunduğu güvence mektubunun kabul edilmeyerek açık artırmaya alınmadığını; ... gazetesinin 16.11.2005 günlü sayısında açıklaması yayımlanan belediye başkan vekili olan davalı tarafından haksız çıkar elde eden bir kişi gibi tanıtıldığını ileri sürerek, kişilik haklarına saldırıdan dolayı davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir. Davalı ise, gazeteye her hangi bir açıklamada bulunmadığını, belediye binasında gördüğü ... ...'a açık artırmaya kendisinin katılması gerektiğini, vekil olarak bir memurun katılmasının pek etik ve şık olmadığını belirttiğini, konuşmayı duyan yerel basının sözlerini çarpıtarak yayımladığını, davacıyı haksız çıkar sağlamakla suçlamadığını belirterek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Dosya içeriğinden, dava konusu haberin “...Belediye Encümeninde 2886 sayılı kanuna göre açık artırma usulü ihaleye çıkan arsa üç talipli olduğu belirten ..., ihalede evrakları eksik olduğu için ihaleye alınmayan diğer kişinin ise açığa alınan eski Tarım İl Müdürü ... olduğunu ifade eden ..., "açığa alınmış bir devlet memurunun 300 milyarlık bir ihaleye girmesinin de nasıl bir şey olduğunu anlamış değilim."” biçiminde yayımlandığı anlaşılmaktadır. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Davacı ...'nin önceki İl Tarım Müdürü, davalı ise ... Belediye Başkan vekilidir. Belediye'nin taşınmazlarını açık arttırma yoluyla satışına başka bir kişinin vekili olarak ihaleye katılan davacı, sunduğu güvence mektubu uygun görülmeyerek açık artırmadan çıkarılmıştır. Belediye binasında gördüğü adına açık artırmaya girilen kişiye, açık artırmaya kendisinin katılması gerektiğini, geçirdiği soruşturmalar nedeniyle kamu görevinden alınan davacının vekili olarak katılmamasını eleştiri niteliğinde iletmiş olan davalı, gazeteye açıklama yapmamıştır. Davalı ile dava dışı kişi ararındaki bu konuşma, o sırada orada bulunan yerel basın tarafından haberleştirilmiştir. Davalının, davacı hakkında “açığa alınmış” olduğu yönünde bir söz söylediği kanıtlanmamıştır. Görevi kötüye kullanma ve Taşıt Yasası'na aykırı davranma suçlarından yargılanan davacının cezalandırılmasına ilişkin kararın da kesinleştiği; bu suçlardan dolayı kamu görevinden yasaklanan davacının başka bir yere atandığı anlaşılmaktadır. Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, davalının söylediği iddia edilen sözlerin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmadığı, “açığa alındı” sözünü ise davalının söylediğinin kanıtlanamadığı benimsenip istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 23/12/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.