8. Hukuk Dairesi 2022/7898 E. , 2024/7054 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1002 E., 2022/1247 K. KARAR : İstinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/208 Esas, 2021/184 Karar Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Kahramanmaraş 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın reddine ve asli müdahillerinin da
**8. Hukuk Dairesi 2022/7898 E. , 2024/7054 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1002 E., 2022/1247 K. KARAR : İstinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/208 Esas, 2021/184 Karar Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Kahramanmaraş 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın reddine ve asli müdahillerinin davasının reddine ilişkin kararına karşı davacılar vekili ve asli müdahiller vekili tarafından ayrı ayrı istinaf yoluna başvurulmuş, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacılar vekili ve asli müdahiller vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Çekişmeli Kahramanmaraş ili, Dulkadiroğlu ilçesi, Gafarlı Mahallesi, (Eski:484 parsel) 104 ada 47 parsel, (Eski: 485 parsel) 104 ada 46 parsel ve (Eski:486 parsel) 104 ada 63 parsel sayılı taşınmazların 1969 yılında yapılan ilk tesis kadastrosunda, imar ihya ve zilyetlikle kazanma koşulları oluşmadığından Hazine adına tescil edildiği, taşınmazların bulunduğu yerde 05.01.2021 tarihinde 3402 sayılı Kadastro Kanununun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesi uyarınca yenileme çalışması yapıldığı anlaşılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilleri ..., ... ve ...'ın 40 yıldan bu yana davaya konu Kahramanmaraş ili Dulkadiroğlu ilçesi Gafarlı Mahallesi Erikli mevkiisi 484, 485 ve 486 parsel sayılı taşınmazları malik olarak, zilyet sıfatıyla, bu zamana kadar nizasız ve fasılasız olarak kullandıklarını, taşınmaza envayı çeşit meyve ağaçları diktiklerini, ancak 2 ay önce yıllardan beri yetiştirdikleri ağaçlarının başkaları tarafından söküldüğünü beyanla iş bu taşınmazların tapularının iptali ile müvekkilleri adına tapuya tescilini istemiş; asli müdahiller vekili duruşmadaki beyanında; asli müdahiller yönünden davanın kabulünü istemiş; davalı ... davanın reddini savunmuştur. Dava, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacıların davaya konu Kahramanmaraş ili Dulkadiroğlu ilçesi Gafarlı Mahallesi Erikli mevkiisi 484, 485 ve 486 parsel sayılı taşınmazları malik olarak, zilyet sıfatıyla, bu zamana kadar nizasız ve fasılasız olarak kullandıklarını, taşınmaza envayı çeşit meyve ağaçları diktiklerini, ancak 2 ay önce yıllardan beri yetiştirdikleri ağaçlarının başkaları tarafından söküldüğünü, bu nedenle taşınmazların tapularının iptali ile müvekkilleri adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ettiği, dava konusu edilen taşınmaz çapa bağlandığı ve çapa bağlı taşınmazlarda Yargıtay kararı doğrultusunda davacıların iyi niyetli olduğunun bu haliyle söylenemeyeceği zira; Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre kişinin iyiniyetli olduğunun kabul edilebilmesi için kendinden beklenen özeni göstermesi, Tapu Müdürlüğüne veya Belediye İmar Müdürlüğüne başvuruda bulunarak görevlendirilecek kadastro teknisyeni veya harita mühendisinin çap sınırlarını işaretleyip göstermesi, malzeme sahibinin bu sınırlar içerisine yapısını yapması gerektiği, bu hususlara riayetle çap sınırlarını tespit edip resmi memurun gösterdiği sınırlar içerisine yapısını yapan kimse kendinden beklenen özeni göstermiş sayılacağı ancak, somut uyuşmazlıkta davacılar tarafından belirtilen hususlara uygun davranıldığını gösteren iddia ve delil mevcut olmadığı, sınır uyuşmazlığına dair kadastro öncesi sebepler göz önüne alınsa bile 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, bu haliyle de davanın hukuken dinlenebilirliğinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın asıl davacılar ile dahili davacılar yönünden reddine karar verilmiş; kararın birkısım davacılar vekili ve asli müdahiller vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu taşınmazların tutanağının kesinleştiği 13.01.1969 ve 18.11.1969 tarihleri ile dava tarihi arasında 10 yıldan fazla zaman geçtiği, bu durumda, 3402 sayılı Kanunun 12/3 üncü maddesi uyarınca kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra "kadastrodan önceki nedenlere" dayanılarak dava açılamayacağı, hak düşürücü sürenin, hakim tarafından re'sen dikkate alınması gereken dava şartlarından olduğunun anlaşıldığı, bir an için davanın kadastrodan sonraki sebebe dayalı olduğu kabul edilse dahi, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 Sayılı Kanun) 713/2 nci maddesindeki koşullar dışında, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesinin mümkün olmadığı, müdahil davacı tarafın zilyetlik tespiti talebi yönünden ise, tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda verilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamakta olduğu, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) 106/2 nci maddesi gereğince tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerektiğini, tespit davalarının eda davalarının öncüsü olduğunu, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığının kabul edilmekte olduğunu, bu halde müdahillerin davasında taşınmazlara ilişkin 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) Ek 4 üncü maddesinin uygulanması da söz konusu olmadığına göre müdahil tarafın zilyetliğin tespiti talebi yönünden hukuki yararının bulunmadığının anlaşılmakta olduğu gerekçesiyle, davacılar ile müdahillerin davalarının reddine ilişkin kararında sonuç olarak bir isabetsizlik bulunmadığı ve davacılar vekili ile müdahil davacılar vekilinin belirttiği istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, anlaşılmakla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve asli müdahiller vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili ve asli müdahiller vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 80,70TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90TL'nin temyiz eden davacılar ve asli müdahillerden ayrı ayrı alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.