Başvuru, rüzgâr enerji santrali projesi için yapılan üretim lisansı başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada esasa etkili iddiaların karşılanmaması ve sadece idarece sunulan bilgiler uyarınca karar verilmesi nedenleriyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, rüzgâr enerji santrali projesi için yapılan üretim lisansı başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada esasa etkili iddiaların karşılanmaması ve sadece idarece sunulan bilgiler uyarınca karar verilmesi nedenleriyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurular 4/9/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. 2018/28025 numaralı başvuru dosyasının kişi yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2018/27502 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2018/27502 numaralı başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Şirket tarafından 28/4/2006 tarihinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna (EPDK) yapılan başvurular ile toplam kurulu güçleri 70 milyon watt (MW) ve 150 MW olan Atares-1 ve Atares-2 Rüzgâr Enerji Santrali (RES) projeleri için 49 yıl süreyle lisans verilmesi talep edilmiştir. 4/8/2002 tarihli ve 24836 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve başvurucunun lisans talebinde bulunduğu tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mülga Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği (Lisans Yönetmeliği) uyarınca bağlantı talebini karşılama ve bu konuda Enerji Piyasası Düzenleme Kuruluna (Kurul) görüş bildirmekle görevli Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ) tarafından söz konusu başvurular üzerine 26/5/2008 tarihli yazı ile Kurula görüş bildirilmiştir. Anılan görüşte, Atares-1 RES Projesi'nin 70 MW olarak yaklaşık 58 kilometre enerji iletim hattı ile Orhaneli Trafo Merkezinin (TM) 154 kilovolt (kV) barasına bağlantısının, Atares-2 RES Projesi'nin ise 100 MW olarak yaklaşık 60 km enerji iletim hattı ile Gemlik TM'nin 154 kV barasına bağlantısının uygun görüldüğü belirtilmiştir. EPDK tarafından birkaç kez 1/11/2007 tarihinden önceki RES başvurularına yönelik bağlantı görüşlerinin yeniden değerlendirilmesi TEİAŞ'tan talep edilmiş, TEİAŞ 13/2/2009, 25/12/2009 ve 18/1/2010 tarihli yazıları ile başvurucuya ait projelerin de dâhil olduğu olumlu bağlantı görüşlerinin geçerli olduğunu EPDK'ya bildirmiştir. 18/2/2010 tarihli Kurul kararıyla, 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun maddesiyle başlığı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun olarak değiştirilen 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Kanun'un maddesine 9/7/2008 tarihli ve 5784 sayılı Kanun'un maddesiyle eklenen mülga "Rüzgâr enerjisine dayalı üretim tesisi kurmak üzere yapılmış veya yapılacak olan lisans başvuruları kapsamında..." hükmü çerçevesinde toplam bağlanılabilir kapasitenin TM gerilim seviyesi bazında ilan edilmesine karar verilmiş, inceleme ve değerlendirme aşamasında bulunan tüm RES projeleri için lisans başvurularının bu doğrultuda revize edilmesi istenilmiştir. Söz konusu karar üzerine başvurucu tarafından, Atares-1 RES Projesi için öngörülen sisteme bağlantı noktası ve gerilim seviyesinin Orhaneli TM 154 kV olarak, Atares-2 RES Projesi için öngörülen sisteme bağlantı noktası ve gerilim seviyesinin ise Gemlik TM 154 kV olarak belirtilmesi suretiyle mevcut başvurular aynen sunulmuştur. Anılan başvurulara yönelik yapılan değerlendirmeler sonucunda Atares-1 RES Projesi'ne 18 km mesafede Karacabey TM'de 54 MW YG kapasitesi, Atares-2 RES Projesi'ne ise 22 km mesafede Karacabey TM'de 54 MW YG kapasitesi mevcut olduğundan bahisle TEİAŞ'ın 9/6/2010 tarihli yazısıyla bağlantı taleplerinin uygun görülmediği, Kurulun 23/6/2010 tarihli kararıyla TEİAŞ'ın olumsuz görüşünün uygun bulunduğu ve başvurucu Şirketin lisans başvurularının reddedildiği anlaşılmaktadır. Başvurucu tarafından Atares-1 ve Atares-2 RES projelerine yönelik üretim lisansı başvurularının reddine ilişkin söz konusu işlemlerin iptali istemiyle Danıştayda davalar açılmıştır. Dava dilekçelerinde, daha önce defalarca uygun bağlantı görüşü verilmesine karşın sonradan bağlantı taleplerinin hangi gerekçelerle uygun bulunmadığının anlaşılamadığı, yıllarca bekletilen projelerin haksız şekilde reddedildiği ileri sürülmüştür. Danıştay Onüçüncü Dairesince (Daire) 7/1/2011 tarihli ara kararı ile; başvurucunun üretim lisansı başvurusunda bulunduğu proje için en yakın TM'nin nerede olduğunun, ayrıca başka iki şirket tarafından yapılan 1512 ve 1436 numaralı başvurular için kabul edilen bağlantı noktasının bu projeler için en yakın TM olup olmadığının ve bu TM'lerin anılan projelere olan uzaklıkları TEİAŞ'tan istenilmiştir. 10/2/2011 tarihli cevapta; 1512 numaralı proje için talep edilen bağlantı noktasının en yakın TM'den 3 km kadar daha uzak bulunduğu ancak yapılan sistem etütlerinde 5 km'ye kadar olan uzaklıklarda gerilim düşümü, iletim kaybı vb. parametrelerdeki değişimin ihmal edilebilecek büyüklükte olduğu, bu ölçüdeki küçük uzaklık farklılıklarının dikkate alınmadığı ifade edilmiştir. Atares-1 Projesi için ise, en yakın TM 18 km mesafedeki 54 MW kapasiteli Karacabey TM olmasına karşın 62 km mesafede olan 70 MW kapasiteli Orhaneli TM'nin tercih edildiği, Kuruluşlarının ilave 44 km iletim hattı yatırımı, iletim kayıpları ve işletme giderlerinin oluşmasını teknik ve ekonomik olarak uygun görmediği belirtilmiştir. Başvurucunun Daireye sunduğu 25/2/2011 tarihli savunmaya cevap dilekçesinde ise taraflarınca yapılan araştırmada en yakın yerine daha uzak trafoları seçen birçok projenin reddedilmediğinin ve olumlu bağlantı görüşü verildiğinin tespit edildiği, bu projelerde iki trafo arasındaki mesafenin davalı idarenin savunduğu 5 km sınırının çok üzerinde olduğu belirtilmiştir. Ayrıca dilekçede, en yakın yerine daha uzak trafoların seçilmesine karşın olumlu bağlantı görüşü verildiği belirtilen 25 örneğe yer verilmiştir. Daire 4/3/2011 ve 9/3/2011 tarihli ara kararları ile bu kez -başvurucu Şirketin iddia ettiği üzere- en yakın TM yerine daha uzak TM'leri seçen projeler için kabul edilen bağlantı noktasının bu projeler için en yakın TM olup olmadığını ve bu TM'lerin anılan projelere uzaklıklarının ve bu projeler için kabul ve ilan edilen bağlantı noktalarının belirlenmesinde esas alınan ölçütlerin ne olduğunu TEİAŞ'tan sormuştur. Ara kararlarına verilen cevapta öncelikle, itirazda bulunulan 25 projeye ilişkin tek tek açıklamalara yer verilmiştir. Sonrasında Kurulun 18/2/2010 tarihinde aldığı karar ile inceleme ve değerlendirme aşamasında olan tüm başvuruların birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin ifade edildiği, buna göre 1/11/2007 tarihinden önce bağlantı görüşü oluşturulmuş kapasiteler ile birlikte 50 projenin, 1/11/2007 tarihinde alınan 672 proje ve 13/2/2009 tarihinde verilen bağlantı görüşleri kapasiteleri ile birleştirilerek değerlendirildiği belirtilmiştir. Atares-1 ve 2 projelerine en yakın TM'nin Karacabey TM hâline geldiği, 1/11/2007 öncesi başvurusu olan ilgili şirketlerin uyarılarak eski bağlantı görüşlerinin geçerli olmayacağının ve en yakın TM'lerini seçmeleri gerektiğinin bildirildiği ancak başvurucu Şirketin eski bağlantı noktalarını tercih ettiği hususlarına yer verilmiştir. Daire 8/2/2014 ve 24/2/2015 tarihlerinde davaları reddetmiştir. Kararlarda öncelikle 4/3/2011 ve 9/3/2011 tarihli ara kararlarına verilen cevaptan bahsedilmiş, sonrasında şu değerlendirme ve gerekçelere yer verilmiştir:"...diğer taraftan benzer bir uyuşmazlıkta, Dairemizin E:2010/4676 sayılı dosyasında 2013 tarihinde verilen ara kararı ile, TEİAŞ'tan, olumsuz bağlantı görüşlerinin hangi teknik ölçütlere dayandığının, sisteme bağlantının daha uzak trafo merkezinden yapılması hâlinde hangi sakıncaların ortaya çıkabileceğinin, sistemin zarar görüp görmeyeceğinin, varsa bu konuda doğabilecek zararın proje sahibinin katlanacağı maliyetle giderilip giderilemeyeceğinin, arz güvenliğinin olumsuz etkilenip etkilenmeyeceğinin sorulduğu; ara kararına verilen cevapta, TEİAŞ tarafından 720 projenin aynı teknik ve ekonomik kriterler göz önüne alınarak değerlendirildiği, teknik ve ekonomik olarak en uygun bağlantı noktasını tercih etmeyen projelere uygun görüş verilmediği, aksi bir durumun şirket lehine ayrıcalık tanımak anlamına geldiği, yapılan değerlendirme sonucunda en yakın bağlantı noktasına göre başvurusunu uygun olarak gerçekleştiren 698 şirkete uygun görüş verildiği, en yakın bağlantı noktasını tercih etmeyen 22 şirkete ait projenin sistem bağlantısının uygun bulunmadığı, projenin bağlantı noktasının daha uzak trafo merkezi olarak belirlenmesi hâlinde ek hat maliyetinin çıkacağı, arazideki şehirleşme ve tarım alanları göz önünde bulundurulduğunda yapılaşma nedeniyle hat maliyetinin daha da artacağı, tarım alanları nedeniyle de kamulaştırma maliyetlerinin yüksek olacağı, sonuç olarak daha uzak bir noktaya bağlantı yapılması durumunda, sisteme bağlantısı planlanan toplam kurulu gücü 000 MW olan RES'in sistem bağlantılarının teknik ve ekonomik açıdan uygun optimum bir değerlendirme yapılmasına engel olacağı belirtilmiştir.Bu durumda; davacı şirketin yaptığı başvuruda, öngörülen sisteme bağlantı noktası ve gerilim seviyesini Orhaneli TM 154 kV olarak belirtmesi, TEİAŞ tarafından yapılan değerlendirme sonucunda projeye daha yakın trafo merkezi bulunması sebebiyle olumsuz bağlantı görüşü verilmesi ve bu görüşün Kurulca uygun bulunması karşısında, davacı şirketin üretim lisansı başvurusunun reddedilmesine ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.Öte yandan; rüzgâr enerjisine dayalı üretim tesisi kurmak üzere yapılmış ve yapılacak olan lisans başvurularında uygulanacak esaslar 5784 sayılı Kanun'la yeniden belirlendiğinden ve davacı şirket bu düzenlemeden önce lisans almaya hak kazanamadığından, diğer bir ifadeyle bu konuda kazanılmış hakkı bulunmadığından, dilekçede öne sürülen itirazlar geçerli görülmemiştir." Başvurucu tarafından kararlar temyiz edilmiştir. Temyiz dilekçelerinde; Atares-1 ve Atares-2 üretim tesisleri ile aynı bölge ve aynı kaynak için başka bir tüzel kişilik tarafından başvuru yapılmadığından söz konusu projelerin sahada tekli başvuru olarak kaldığı, daha önce 5 kez uygun görüş verilen ve ekonomik olarak kabul edilen Orhaneli TM ve Gemlik TM'ye bağlantı taleplerine haksız bir şekilde olumsuz görüş verildiği belirtilmiştir. Ayrıca TEİAŞ'ın olumsuz görüşüne dayanak teşkil eden mülga Lisans Yönetmeliği'nin maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendinde, talep edilen bağlantı noktasına oranla ekonomik açıdan daha uygun ve daha düşük sistem kaybı sağlayan bağlantı noktası bulunması durumunda olumsuz görüş verilebileceğinin düzenlendiğini, düzenleme gereği olumsuz görüş verilebilmesi için iki koşulun aynı anda var olmasının gerektiği, bu nedenle sadece en yakın TM'ye bağlantı talebi bulunmadığı gerekçesiyle başvuruların reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun (İDDK) 3/2/2016 tarihli kararları ile Daire kararlarının onanmasına hükmedilmiştir. Başvurucu 13/6/2016 ve 7/9/2016 tarihlerinde de kararın düzeltilmesi talebinde bulunmuştur. Kararın düzeltilmesi aşamasında başvurucu tarafından RES projelerinin teknik ve ekonomik yönden uygunluğuna yönelik 14/2/2018 ve 20/2/2018 tarihli iki ayrı uzman mütalaası dava dosyalarına sunulmuştur. Anılan 14/2/2018 tarihli uzman mütalaasında, Atares-1 RES Projesi için önerilen Orhaneli TM bağlantısının geri ödeme süresinin Yönetmelik'te belirtilen 10 yılın çok altında 6 yıl 6 ay olduğu, yine bahsedilen proje için iletim sistemi güç kaybı oranının TEİAŞ'ın 154 kV gerilim seviyesindeki enerji nakil hatları için kabul edilebilir bulduğu %2,5-%3 güç kaybı oranının çok altında %1 ile sınırlı bulunduğu ve Atares-1 Projesi'nin Orhaneli TM'ye bağlanmasının ekonomik olarak uygun olduğu belirtilmiştir. Yine Atares-2 RES Projesi için önerilen Gemlik TM bağlantısının geri ödeme süresinin 5 yıl 6 ay, iletim sistemi güç kaybı oranının ise %1,8 oranında olacağı ve bu bağlantının da ekonomik olarak uygun olduğu ifade edilmiştir. 20/2/2018 tarihli uzman mütalaasında ise başvurucunun bağlantı taleplerinin en yakın TM'ye bağlantı yapılmayıp uzak TM'ye bağlantı öngörüldüğü için uygun görülmediğinin bildirilmesine yönelik TEİAŞ'ın 9/6/2010 tarihli görüş yazısında, aynı durumda olan yani daha yakınında TM bulunmasına karşın daha uzaktaki TM'ye bağlantı izni verilen projelerin bulunduğu vurgulanmış, uzak mesafedeki TM'ye bağlantı izni verildiği belirtilen 13 ayrı projeye yer verilmiştir. Sonuç olarak, Atares-1 ve Atares-2 projelerine teknik ve ekonomik değerlendirmeler kapsamında TEİAŞ tarafından verilen beş adet uygundur onayı sonrası uygulanan uzaklık kriteri değerlendirmesinin aynı tarihli birçok projeye uygulanmadığı belirtilmiştir. Kararın düzeltilmesi istemleri İDDK'nın 15/3/2018 tarihli kararları ile oyçokluğuyla reddedilmiştir. Azınlıkta kalan bir üyenin karşıoy gerekçesinde ise başvurucu Şirket tarafından, Daire kararında yer verilen TEİAŞ değerlendirmesinin tamamen başka bir dosyaya ait olduğunun ve başvurucu Şirketin proje sahalarının bulunduğu dosya ile bir ilişkisinin bulunmadığının, ayrıca TEİAŞ'ın olumsuz bağlantı görüşünde yalnızca iletim hattı uzunluğunun esas alındığının, bağlantı noktasının ekonomik açıdan daha uygun olup olmadığının ise değerlendirilmediğinin ileri sürüldüğü ve söz konusu hususlara yönelik 14/2/2018 ile 20/2/2018 tarihli iki ayrı uzman kurulu mütalaasının dava dosyalarına sunulduğu belirtilmiştir. Bu iddiaların kabul edildiği takdirde davanın sonucunu değiştirebilecek içerikte olduğu, bu iddiaların karşılanması ve çürütülmesi yoluna gidilmediği ve başvurucu tarafın -karar düzeltme aşamasında yapılmış olsa da- iddiaları ve sunduğu belgeler hakkında değerlendirme yapılması ve bu iddiaların karşılanması gerektiği ifade edilmiştir. Nihai kararlar 6/8/2018 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 4/9/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 4628 sayılı Kanun'un işlem tarihinde yürürlükte bulunan "Amaç, kapsam ve tanımlar" kenar başlıklı mülga maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Bu Kanunun amacı; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösterebilecek, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin sağlanmasıdır.Bu Kanun; elektrik üretimi, iletimi, dağıtımı, toptan satışı, perakende satışı, perakende satış hizmeti, ithalat ve ihracatı ile bu faaliyetlerle ilişkili tüm gerçek ve tüzel kişilerin hak ve yükümlülüklerini, Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumunun kurulması ile çalışma usul ve esaslarını ve elektrik üretim ve dağıtım varlıklarının özelleştirilmesinde izlenecek usulü kapsar." 4628 sayılı Kanun'un maddesine 5784 sayılı Kanun'un maddesiyle eklenen ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan mülga beşinci fıkra şöyledir:"Rüzgâr enerjisine dayalı üretim tesisi kurmak üzere yapılmış veya yapılacak olan lisans başvuruları kapsamında, bu Kanun ile 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu kapsamında Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından yapılacak teknik değerlendirme ve ardından Kurum tarafından yapılacak değerlendirme sonucunda lisans almak için gerekli koşulları sağlayan başvuru sahipleri belirlenir. Yapılan belirleme sonucunda da aynı bölge ve/veya aynı trafo merkezi için birden fazla başvurunun bulunması durumunda, bu başvurular Kurum tarafından Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketine gönderilir. Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi tarafından bu durumda olan başvurular arasından sisteme bağlanacak olanı belirlemek için yarışma yapılır. Yapılan yarışmada, Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketine işletmeye girdikten sonra yönetmelikle belirlenecek bir süre boyunca üretilecek kWh başına ödenecek en yüksek katkı payını teklif ve taahhüt eden başvuru sahibi belirlenerek yarışma sonuçları Kuruma gönderilir. Lisans verilmesine ilişkin tüm hak ve yetkiler Kurula aittir. Katkı payı gelirleri Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi tarafından münhasıran sisteme bağlanacak üretim tesisleri için gerekli iletim yatırımlarının finansmanında kullanılır. Yarışmaya ve yarışma sonunda belirlenen katkı payının ödenmesine ilişkin usul ve esaslar Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi tarafından hazırlanacak ve Kurum tarafından onaylanacak yönetmelikle düzenlenir." 4628 sayılı Kanun'un "Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu ve Kurul Başkanlığı" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Bu Kanunun diğer maddeleri ile belirlenen görevlerinin yanısıra, Kurul aşağıdaki görevleri de yerine getirir:a) Bu Kanun hükümlerini uygulamak....Bu Kanunun diğer maddeleri ile belirlenen yetkilerinin yanısıra, Kurul aşağıdaki yetkilere de sahiptir:...b) Lisanslara ilişkin onaylarla, bu Kanunda belirtilen sair onayları vermek." Mülga Lisans Yönetmeliği'nin "Amaç" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Bu Yönetmeliğin amacı; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca oluşturulması öngörülen mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik piyasasında rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösterecek tüzel kişilere verilecek lisanslara ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir." Mülga Lisans Yönetmeliği'nin "Lisans ve lisans alma yükümlülüğü" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Lisans, bir tüzel kişinin piyasada faaliyet gösterebilmek için Kurumdan almak zorunda olduğu bir yetki belgesidir." Mülga Lisans Yönetmeliği'nin "Sisteme erişim ve sistem kullanım hakları" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Gerçek veya tüzel kişilerin, iletim ve/veya dağıtım sistemine bağlantı ve sistem kullanım taleplerinin, ilgili mevzuat gereğince müstakil olarak iletim ve/veya dağıtım faaliyetini yürütmekle görevli TEĐAŞ ve/veya dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından eşit taraflar arasında ayrım gözetilmeksizin karşılanması zorunludur.... (3) Gerçek veya tüzel kişilerin, TEĐAŞ veya dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından işletilmekte olan iletim ve/veya dağıtım sistemlerine bağlantısı ve/veya sistem kullanımı hakkında;a) Bağlantı yapılması öngörülen tarihte, bağlantı yapılmak istenen noktada şebekenin teknik özelliklerinin yetersiz olması,b) Bağlantı yapılması öngörülen tesisin projesinde, sisteme bağlantıyla ilgili olarak Şebeke Yönetmeliği ve/veya Dağıtım Yönetmeliği veya ilgili diğer mevzuatta yer alan standartların sağlanamaması,c) Yapılması istenilen bağlantı ve elektrik enerjisi nakil işleminin kamu hizmeti yükümlülüklerini engellediğinin, TEĐAŞ ve/veya dağıtım lisansı sahibi tüzel kişilerce gerekçeleriyle belgelenmesi,d) Bağlantı yapılması öngörülen tesisin projesinde, gerilim düşümü, harmonik, elektromanyetik girişim, fliker seviyesi gibi değerlerin, şebekeye giriş veya çıkış noktasında ve iletim ve/veya dağıtım kademelerinde, ilgili mevzuatta belirlenen sınırları karşılamaması durumu,e) Bağlantı yapılması öngörülen tesisin, sistem elektrik enerjisinin kalitesini, ilgili mevzuatta yer alan standartların dışına çıkarması durumu,f) Rüzgar enerjisine dayalı üretim tesisi bağlantı taleplerinde; talep edilen bağlantı noktasına oranla ekonomik açıdan daha uygun ve daha düşük sistem kaybı sağlayan bağlantı noktası bulunması durumu, hariç, olumsuz görüş verilemez. (4) TEĐAŞ veya dağıtım sistemini işleten tüzel kişilerin sisteme bağlantı ve sistem kullanımı hakkındaki olumsuz görüşlerinin gerekçelendirilmiş olması ve bu gerekçelerin Kurul kararıyla uygun bulunması esastır.... (11) Yerli doğal kaynaklar ile yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesislerine, TEĐAŞ ve/veya dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından, sisteme bağlantı yapılmasında öncelik tanınır. Rüzgâr enerjisine dayalı üretim tesisi kurmak üzere yapılan lisans başvurusu kapsamında talep edilen bağlantı noktası için TEĐAŞ ve/veya dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından üçüncü fıkra çerçevesinde olumlu görüş oluşturulamaması halinde, lisans başvurusu Kurul kararıyla reddedilir ve lisans başvurusunda bulunan tüzel kişinin özel direk hat kurma talebi dikkate alınmaz."B. Uluslararası Hukuk İlgili Sözleşme Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında, hakkaniyete uygun yargılanmanın temel unsurlarından birinin de yargılamanın çelişmeli olmasına (Rowe ve Davis/Birleşik Krallık [BD], B. No: 28901/95, 16/2/2000, § 60) dikkat çektikten sonra Sözleşme'deki hakların etkili bir biçimde korunması için davaya bakan mahkemelerin tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme görevi olduğunu belirtmektedir (Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, § 33). AİHM'e göre silahların eşitliği ilkesi ise taraflara, talep ve açıklamalarını diğer tarafa nazaran dezavantajlı olmayacak şekilde ileri sürebilmeleri için fırsat verilmesini gerektirdiğini ifade etmektedir (Kress/Fransa, B. No: 39594/98, 7/6/2001, § 72). Kural olarak başvurucular, davanın karşı tarafına tanınan bir avantajın kendisine zarar vermiş olduğunu veya bu durumdan olumsuz etkilendiğini ispat etmek zorunda değildir. AİHM; taraflardan birine tanınan, diğerine tanınmayan avantajın fiilen olumsuz bir sonuç doğurduğuna dair delil bulunmasa da silahların eşitliği ilkesi ihlal edilmiş saymaktadır (Zagorodnikov/Rusya, B. No: 66941/01, 7/6/2007, § 30). Sözleşme’nin maddesinde davada kullanılan delillerin ispat güçleri ile ilgili bir düzenleme bulunmamakla birlikte AİHM de delilerin kabul edilebilirliği ile ilgili olarak somut davada kullanılan delillerin “silahların eşitliği” ve “çelişmeli yargılama” ilkeleri gözetilerek tartışılıp tartışılmadığını ya da söz konusu delillerin yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmamasına etkisini değerlendirmekte (Tamminen/Finlandiya, B. No: 40847/98, 15/6/2004, §§ 40, 41; Barberà, Messegué ve Jabardo/İspanya, B. No: 10590/83, 6/12/1988, §§ 68, 81-89) ve birçok kararında Sözleşme’nin maddesinin adil yargılanma hakkını güvence altına almakla beraber öncelikli olarak ulusal hukuk bağlamında düzenlenmesi gereken bir konu olan delillerin kabul edilebilirliğine ilişkin bir kural ortaya koymadığını belirtmektedir (Schenk/İsviçre, B. No: 10862/84, 12/7/1988, §§ 45, 46; Desde/Türkiye, B. No: 23909/03, 1/2/2011, § 124).