3. Hukuk Dairesi 2024/2357 E. , 2025/1458 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1232 E., 2024/759 K. DAVA TARİHİ : 16.11.2020 İLK DERECE MAHKEMESİ : Soma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/402 E., 2022/10 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi
**3. Hukuk Dairesi 2024/2357 E. , 2025/1458 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1232 E., 2024/759 K. DAVA TARİHİ : 16.11.2020 İLK DERECE MAHKEMESİ : Soma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/402 E., 2022/10 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davacının 05.09.2018 tarihinde köpek saldırısına uğradığını ve sağ bacağının kırıldığını, özel Medigün Hastanesinde 05.09.2018 ile 08.09.2018 tarihleri arasında tedavi gördüğünü, ameliyatını davalı ...'in yaptığını, beklenen iyileşme sağlanamasa da tedavinin evde devam edeceğinin bildirildiğini, davalı hekimin kendisini evinde ziyaret edip 08.09.2018 ile 26.10.2018 arasını evde geçirmesine neden olduğunu, en ufak bir iyileşme olmadığını, gerekli tedavi ve teşhisin sağlanmadığını, ağrıları artınca Bergama Devlet Hastanesine başvurduğunu, oradaki hekimin "bu bacak kangren olmak üzere bunun sorumluluğunu alamam, kim bu hale getirdiyse o düzeltsin" diyerek tepki verdiğini, yeniden davalı doktora gittiğini, içinin rahat olmasına ve her şeyin yolunda olduğunun söylendiğini, isterse Dokuz Eylül Üniversitesine başvurabileceğinin belirtildiğini, 26.10.2018 tarihinde 20 günlük yatışlı tedaviyle hastanede kaldığını, halen iyileşemediğini, tedavi sürecinde işten çıkartıldığını ve çalışamaz duruma geldiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 1.000,00-TL maddi tazminata, 300.000,00-TL manevi tazminata, hastaneye yatış tarihi olan 05.09.2018 tarihinden itibaren faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilin talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Alternatif Şirketi vekili; davanın zaman aşımına uğradığını, hastanede tibianın alt uç kırığı tanısı konduğunu, 05.09.2018 tarihli tetkikinde kırıklı çıkığının olduğunun kendisine söylendiğini, operasyon önerildiğini, ameliyat sonrasında ayak bileğinde ve bacakta dolaşım bozukluğu, yara iyileşme problemleri, eklem sertliği ve hareket kısıtlılığının kalabileceği konusunda bilgilendirildiğini, tam ve eksiksiz olarak yazılı tebliğin sağlandığını, 06.09.2018 tarihinde ameliyatının gerçekleştirildiğini, davalı hekimin hastane dışındaki beyanlarının müvekkili bağlamadığını, herhangi bir kusurları olmadığını, faize en azından dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili; davacının yaralanmasının şiddet derecesi lokalizasyonu ve kırıklı çıkık olması nedeniyle ameliyat sonrasında ayak bileğinde ve bacakta dolaşım bozukluğu, yara iyileşme problemleri, eklem sertliği ve hareket kısıtlılığının kalabileceği konusunda bilgilendirildiğini, tam ve eksiksiz olarak yazılı tebliğin sağlandığını, bu tür operasyonlardan sonra ameliyat bölgesinde bir kısım doku ölümünün gerçekleşmesinin doğal bir sonuç olduğunu, hastanın bilgilendirmeler sonrasında onayının alındığını, iki aylık bir sürenin geçmesinin beklenmesi gerektiğini, bu süreçte önemli olanın ameliyatlı bölgenin temiz tutulması, düzenli olarak pansumanlanması, enfekte olmasının engellenmesi olduğunu, hastanın ekonomik durumunun iyi olmaması nedeniyle müvekkil doktora bildirmesiyle müvekkilin yasal bir zorunluluk bulunmamasına rağmen bizzat giderek yardım edeceğini ve yaranın durumunu izleyeceğini beyan ettiğini ve 30 kere hiçbir ücret almadan pansumanlarını sağladığını, doku kaybının sınırları belli olunca vakit geçirmeksizin Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesine sevk edildiğini, Prof. Dr. A.Kadir Bacakoğlu'ndan bizzat müvekkil tarafından randevu alındığını, bundan sonra bile müvekkilin hastayı takip ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; raporda, dava konusu olayda kişinin tedavisine yönelik yapılan işlemlerin tıp literatüründe genel kabul görmüş ilke ve kurallara uygun olduğu, dolayısıyla ilgili sağlık çalışanına ve kuruma atfedilecek bir kusur olmadığı, davacıda operasyon sonrası ortaya çıkan yara yeri ve iyileşme problemlerinin herhangi bir tıbbi kusur ya da ihmalden kaynaklanmadığı, bu durumun bir komplikasyon olduğu ve komplikasyon yönetiminin iyi olduğu, usulüne uygun olarak bilgilendirme ve onamın alındığı, davalı sağlık çalışanı ve kurumun olay sonrası teşhis ve tedavi konusunda bir ihmallerinin olmadığı, yönünde görüş bildirildiği, davalıların hasta bilgilendirme ve onam formlarını dosyaya ibraz ettiği bu haliyle davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; teşhis ve tedavide davalıların kusurlu olduğunu, davacının ameliyat ile bacağında iyileşme sağlanamadığı gibi sonrasında bacağında enfeksiyon gelişmesine rağmen davalı hekimin neredeyse iki ay evde tedavide ısrar etmesi ve zaman kaybettirmesinin davacının uygun bir tedaviye kavuşmasına engel olduğunu, zararının doğmasına ve büyümesine neden olduğunu, davacının aydınlatılmadığını, davalı hastanenin yine davacıya sunmuş olduğu kusurlu hizmetten ve ayrıca çalıştıran sorumluluğu nedeniyle sorumlu olduğunu, bilirkişi raporuna itirazların değerlendirilmediğini, eksik inceleme ile hüküm kurduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet ilişkisinden kaynaklı hekim hatası iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. 1. Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yolun seçilmesi gerekir. (Tandoğan, Borçlar Hukuk Özel Borç İlişkileri, Cilt, Ank. 1982, Sh.236 vd) Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, vekalet görevini gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşu için de geçerlidir. 2. Mahkemece hükme esas alınan Ege Üniversitesi öğretim görevlilerince hazırlanan 09.12.2021 tarihli rapora, davacı vekili tarafından itiraz edilmiş ve Adli Tıp Kurumundan rapor aldırılması talep edilmiştir. 3. O halde Mahkemece, Adli Tıp Kurumu'ndan somut olaya uygun şekilde davacının geçirdiği ameliyat ve sonrası süreçte davalıların özen yükümlülüklerine aykırılık niteliğinde ihmal ve kusurlarının bulunup bulunmadığı, davacıda gelişen sağlık sorunlarının her türlü dikkat ve özene rağmen ortaya çıkabilecek komplikasyonlar olduğu belirtilmiş ise de bunlara neden olacak şekilde operasyonda ve sonrasında özen yükümlülüğüne aykırı bir davranış yahut hata bulunup bulunmadığı, uygulanan operasyonların tıp kurallarına ne şekilde uygun olduğu ya da başkaca yöntemlerin uygulanmasının mümkün olup olmadığı hususlarında davacının tüm itirazlarını karşılar nitelikte ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.