İSTİNAF KARAR TARİHİ : 18/12/2025 G. KARAR YAZIM TARİHİ : 19/12/2025 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı firmalar ile davacı şirket ve davacının çoğunlukt…
T.C. KONYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : .... KARAR NO : .... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/10/2024 NUMARASI : ... Esas - ... Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1-... 2-... 3-....... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 18/12/2025 G. KARAR YAZIM TARİHİ : 19/12/2025 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı firmalar ile davacı şirket ve davacının çoğunlukta hissedarı olduğu ....... arasında 28.12.2016 tarihinde Güneş Enerjisi Santrali Kurulum ve Tedarik Sözleşmesi'nin imzalandığını, bu sözleşme göre müvekkili firma ile .......'nın ana yüklenici olduklarını, iş sahibi olarak belirtilen davalı firmalar için güneş enerjisi santrali kurduklarını, müvekkili yüklenici tarafından sözleşme gereğince belirtilen İş olan Güneş Santrali Kurulumu'nın eksiksiz olarak tamamlandığını, sözleşmenin 7. maddesi ve Sözleşme Ek 3 de yeralan Proforma fatura gereğince müvekkiline ödenmesi gereken bedelden, sözleşme gereğince yapılan hesaplamalara göre iş sahibi davalıların, yükleneci müvekkili firmaya 1.325.714,78 USD bakiye borcunun kaldığını, sözleşme gereğince teslim tarihinin 30.04.2017 olup, santralin eksiksiz ve tam oalrak teslim edildiğini, borcun tamamının teslim tarihinde muaacel hale geldiğinden bahisle; 28.12.2016 tarihli Güneş Enerjisi Santali Kurulum ve Tedarik Sözleşmesi gereğince güneş enerjisi santali yapımından kaynaklanan bakiye alacağın şimdilik, 10.000 USD (100.000,00 TL'sinin )(1.325.714,78 USD bakiye alacakları bakımından dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla) ticari temerrüt ( avans) faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile müvekkile ödenmesine, 20.07.2017 tarihinde davalılara iade edilmek koşuluyla Ödünç/Kredi olarak gönderilen 170.000,00 USD miktarın öncelikle davalı firma ....... Üretim Şirketi Hesabına Gönderildiği için ....... Üretim Ltd. Şti.'den tahsili ile müvekkiline ödenmesine, aksi halde müteselsilen her üç davalı firmadan tahsili ile müvekkile ödenmesine karar verilmesine, terditli olarak (Eser Sözleşmesinden kaynaklanan) ....... - ... ve ... ... ticari defterlerine göre kalan bakiye Fatura alacaklarının davalılardan her bir davalının ticari defterlere göre bakiye borcundan sorumlu olarak ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketler ile davacı ... şirketi ve dava dışı ...... Ltd. Şti. (.......) arasında 28.12.2016 tarihli Güneş Enerjisi Santrali Kurulum ve Tedarik Sözleşmesi'nin akdedildiğini, yapımı öngörülen GES santralinin teslim tarihi olarak 30.04.2017 tarihinin öngörülmüş olmasına rağmen belirlenen tarihte bitirilemediğini, geçici kabul başvurusu dahi ancak 22.08.2017 tarihinde yapılabildiğini, ayrıca sözleşme ve işin gereklerine uygun bir teslimin de yapılamadığını, geç ve ayıplı teslime karşın, yüklenici tarafından yapılan ifa, itirazı kayıt ile kabul edildiğini, ancak müvekkili şirketler nezdinde sözleşmeden doğan tüm yükümlülükler ve bu arada bedel ödeme borcunun tam olarak yerine getirildiğini, davacının MÖHUK ilgili maddeleri gereğince dava ön şartı olan teminat yatırma yükümlülüğünü yerine getirmesinin gerektiğini, bu sebeple davacı tarafın teminat yatırma yükümlülüğünün dava ön şartı olması sebebi ile öncelikle davacının davasının usulden reddine karar verilmesini, davacının davasının HMK.111 maddesine aykırılık sebebi ile reddinin gerektiğini, davacının alacak rakamını TCMB güncel döviz kuru üzerinden belirlemesi ve alacağının belirli olması sebebi ile eksik harcı tamamlaması gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde müvekkillerinden ....... firmasına Ödünç/Kredi olarak gönderdiğini iddia ettiği 170.000,00 USD alacağını talep ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının bu bedelin talep edebilir olması ihtimalinin değerlendirildiğinde bu talebin konusunun zamanaşımına uğradığını, GES kurulumu ve tedariki sözleşmesinden doğan herhangi bir bakiye borçlarının bulunmadığını, dava dışı ....... ile davacı ... ... şirketlerinin, yüklenici şirketler olarak müteselsil borçlu/alacaklı sıfatına haiz olup, dava dışı ....... adına iddia olunan alacak talebinin, işbu davaya konu alacak talebinden ayrı olarak ileri sürülemeyeceğini, dolayısı ile müvekkillerinin her iki yapımcı firmaya yapmış olduğu ödemelerle sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacı ... ... ile .......'in, yüklenici sıfatı ile müteselsil borçlu oldukları gibi alacak talepleri bakımından da müteselsil alacaklı konumunda olduklarını, dolayısıyla ortada bir alacağın varlığından bahsedilecek ise, bu alacakların dava dışı .......'in alacağı ya da ... ...'nin alacağı şeklinde ayrı taleplere konu olamayacağını, kaldı ki müvekkili şirketlerin ne dava dışı .......'e ne de ... ...'ye sözleşmeden yada cari hesaptan kaynaklı herhangi bir borcunun bulunmadığını, aksini iddia eden davacı tarafın bu iddiasını ispatlamakla mükellef olduğunu, müvekkili şirketler ile davacı ... ve dava dışı ....... firması arasında imzalanan sözleşme üzerinde kurulan ilişki nedeniyle müvekkillerinin üzerine düşen başta ödeme yükümlülüğü olmak üzere tüm edimlerini ifa ettiklerini, müvekkillerinin gerek davacıya gerekse dava dışı şirkete hiçbir borcunun bulunmadığını, dava dilekçesindeki beyanlar ışığında kanaatlerince davacı ...'nın, ortağı olduğu dava dışı ....... firması ile olan aralarındaki alacak/borç ilişkisine dair problemlerini müvekkili firmalar üzerinden çözmeye çalıştıklarını, söz konusu davanın dinlenilebilirliğinin hukuken mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; '' ...Dava "Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)" davasıdır. Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; Davacının, davalı firmalar ile davacı şirketin çoğunlukta hissedarı olduğu ....... arasında 28.12.2016 tarihinde Güneş Enerjisi Santrali Kurulum ve Tedarik Sözleşmesi'nin imzalandığını, bu sözleşme göre davacı firma ile .......'nın ana yüklenici olduklarını, iş sahibi olarak belirtilen davalı firmalar için güneş enerjisi santrali kurduklarını, davacı yüklenici tarafından sözleşme gereğince belirtilen İş Güneş Santrali Kurulumu'nun eksiksiz olarak tamamlandığını, sözleşmenin 7. Maddesi ve Sözleşme Ek 3 de yeralan Proforma fatura gereğince ödenmesi gereken bedelden, sözleşme gereğince yapılan hesaplamalara göre iş sahibi davalıların, yükleneci davacı firmaya 1.325.714,78 USD bakiye borcunun kaldığını, Sözleşme gereğince teslim tarihinin 30.04.2017 olup, santralin eksiksiz ve tam olarak teslim edildiğini, borcun tamamının teslim tarihinde muaacel hale geldiğinden bahisle; 28.12.2016 tarihli Güneş Enerjisi Santali Kurulum ve Tedarik Sözleşmesi gereğince güneş enerjisi santali yapımından kaynaklanan bakiye alacağın şimdilik 10.000 USD (100.000,00 TL'sinin )(1.325.714,78 USD bakiye alacakları bakımından dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla) ticari temerrüt ( avans) faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, 20.07.2017 tarihinde davalılara iade edilmek koşuluyla Ödünç/Kredi olarak gönderilen 170.000,00 USD miktarın öncelikle davalı firma ....... Şirketi Hesabına Gönderildiği için ....... Ltd. Şti.'den tahsiline, aksi halde müteselsilen her üç davalı firmadan tahsiline, terditli olarak (Eser Sözleşmesinden kaynaklanan) ....... - ... ve ... ... ticari defterlerine göre kalan bakiye Fatura alacaklarının davalılardan her bir davalının ticari defterlere göre bakiye borcundan sorumlu olarak ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, davalı tarafın davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Davanın davalılar ile davacı ... şirketi ve dava dışı ....... ....... Ltd. Şti. (.......) arasında düzenlenen 28.12.2016 tarihli Güneş Enerjisi Santrali Kurulum ve Tedarik Sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkin olduğu, Antalya Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılarak; Davacı tarafın bildirmiş olduğu ....... Şirketine ilişkin ticari defterlerin 2016 ve devam eden yıllarına ilişkin ticari defterlerinde uyuşmazlık konuları ile sınırlı olarak rapor düzenlenmesinin istenildiği, SMMM bilirkişisi Bağımsız Denetçi ....... tarafından düzenlenen 05.04.2023 tarihli bilirkişi raporunda; ....... şirketinin ticari defterlerine ulaşılamadığından ticari defterler üzerinde inceleme yapmanın mümkün olmadığının bildirildiği, mahkememiz dosyasının mahkememizce re'sen seçilen SMMM bilirkişisi .......'e tevdi edilerek; Davalıların 2016-2017-2018-2019-2020 yıllarına ilişkin ticari defterlerinde uyuşmazlık konuları ile sınırlı olmak üzere ayrıca dosyamız arasında bulunan Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesince dava dışı ....... şirketinin ticari defterlerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan raporda değerlendirilmek suretiyle rapor düzenlemesinin istenildiği, SMMM bilirkişisi ....... tarafından düzenlenen 09.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda; Davalı-davacı ve dava dışı taraflara ait ticari işlemler sonucunda; Davalı ....... Ltd. Şti.'nin davacı ... ... Ltd Şti'ne 204.687,82 TL borçlu olduğunun, dava dışı ...... Ltd. Şti.'nin davalı ....... Ltd. Şti. ticari defter kayıtlarına göre alacağının olmadığını, (Davalının dava dışı firmaya kasadan yapmış olduğu ödemenin her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlar tutmadığından Bilirkişiler arasında 18.532,40 TL farkın bu sebepten kaynaklandığını,) dava dışı ....... Ltd. Şti.'nin davalı ticari defter kayıtlarına göre ve belgesiz işlemler düşüldükten sonra 1.022.742,16 TL alacaklı olduğunun, dava dışı ....... Şti.'nin davalı ....... Ltd Şti.'den 483.610,35 TL alacaklı olduğunun her iki bilirkişi raporunda aynı tespitin yapıldığını, davacı-davalı ve dava dışı şirketler arasında döviz cinsinden borç ve alacaklarının olmadığının bildirildiği, mahkememiz dosyasının bir tercüman bilirkişi ile 2 mali müşavir(tercihen öğretim üyelerinden oluşan) bilirkişiye tevdi edilerek; Tarafların iddia ve savunmaları ile dosya içerisinde bulunan bilirkişi raporu ve dava dışı ....... şirketinin Diyarbakır .... ASHM'de görülen dava sırasına ticari defterlerine yönelik yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ve davacı şirketin dosyaya sunulan cari hesap raporları da dikkate alınarak rapor düzenlenmelerinin istenilmesine karar verildiği, ara karar gereğince mahkememizce re'sen seçilen Tercüman ......., SMMM Öğretim Üyesi Prof.Dr. ....... ve SMMM bilirkişisi ....... tarafından düzenlenen 01.07.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda; Yapılan incelemelere göre; Dosyaya sunulan makbuzların kabul edilmemesi durumunda Davalı ....... Ltd. Şti.'nin dava dışı .......'ne 1.329.532,40 TL borçlu olduğunu, davalı ....... Ltd. Şti.'nin dava dışı .......'ne 1.022.742,16 TL borçlu olduğunu, davalı ....... Ltd Şti'nin dava dışı .......'ne 483.610,35 TL borçlu olduğunun, dosyaya sunulan makbuzların kabul edilmesi durumunda: Davalı ....... Ltd Şti ile dava dışı ....... arasında borç/alacak kalmadığını, davalı ....... Ltd Şti'nin dava dışı .......'nden 117.874,61 TL alacaklı olduğunu, davalı ....... Ltd Şti ile dava dışı ....... arasında borç/alacak kalmadığını, 170.000 USD borç ile ilgili taraflar arasında borç/alacak kalmadığının bildirildiği görülmüştür. Tarafların tacir oldukları, davalılar ile davacı ... şirketi ve dava dışı ....... ....... Ltd. Şti. (.......) arasında 28.12.2016 tarihli Güneş Enerjisi Santrali Kurulum ve Tedarik Sözleşmesinin imzalandığı, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin eser sözleşmesi olduğu, Eser sözleşmesine ilişkin düzenlemelerin 6098 sayılı TBK'nun 470. Vd.eden maddelerinde düzenlendiği, TBK.nun 470. Maddesinde; " Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." şeklinde, TBK'nun 471. Maddesinde; "Yüklenici, üstlendiği edimleri işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır. Yüklenici, meydana getirilecek eseri doğrudan doğruya kendisi yapmak veya kendi yönetimi altında yaptırmakla yükümlüdür. Ancak, eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin kişisel özellikleri önem taşımıyorsa, işi başkasına da yaptırabilir. Aksine âdet veya anlaşma olmadıkça yüklenici, eserin meydana getirilmesi için kullanılacak olan araç ve gereçleri kendisi sağlamak zorundadır." şeklinde, TBK'nun 473. maddesinde;" Yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirmesi ya da işsahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme yüzünden bütün tahminlere göre yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, işsahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda olmaksızın sözleşmeden dönebilir. Meydana getirilmesi sırasında, eserin yüklenicinin kusuru yüzünden ayıplı veya sözleşmeye aykırı olarak meydana getirileceği açıkça görülüyorsa, işsahibi bunu önlemek üzere vereceği veya verdireceği uygun bir süre içinde yükleniciye, ayıbın veya aykırılığın giderilmesi; aksi takdirde hasar ve masrafları kendisine ait olmak üzere, onarımın veya işe devamın bir üçüncü kişiye verileceği konusunda ihtarda bulunabilir." şeklinde düzenlemelerin yapıldığı anlaşılmıştır. Davacı ve dava dışı sözleşmenin tarafı olan ....... Ltd. Şti.'nin ticari defterlerinde inceleme yapılamadığı, davalıların ticari defterlerinde bilirkişi vasıtasıyla yapılan inceleme ile dosya içerisinde bulunan tahsilat makbuzları, banka dekontu ile 03/02/2018 tarihli ibraname kapsamından taraflar arasında borç/alacak kalmadığı, davacı tarafın ....... Ltd. Şti.'nin yetkilisi olan .......'ın davalılarla anlaşmalı olarak davacı ... zarara uğratmak niyetiyle tahsilat makbuzu ve ibraneme yapıldığı iddiasının, ibraname ve tahsilat makbuz tarihleri dikkate alındığında .......'ın halen bu şirketin yetkilisi olduğu, taraflar arasındaki ihtilaftan dolayı davalıların sorumluluğuna gidilemeyeceği, davacı şirketin şartları varsa şirket yöneticisinin sorumluluğu yoluna gidebileceğinden itibar edilmediği, davacının söz konusu sözleşme gereğince dava konusu alacağının varlığını ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Yerel Mahkemenin davaya konu olayların maddi gerçeğini ortaya çıkarabilecek delillerin tamamını incelemediğini, sahte imza iddialarının araştırılmadığını, davacı tarafından sunulan protokoldeki imzanın, şirket yetkilisi .......’e ait olmadığı ve taklit edildiğinin açıkça belirtildiğini, banka kayıtlarının detaylı incelenmesi taleplerinin de kabul edilmediğini, ....... şirketi müdürü ....... ile davalı firma arasında davacı firmayı zarara uğratmak üzere muvazaalı işlemler yapıldığını, müdürün davacının bilgisi dışında alacak üzerinde tasarrufta bulunduğunu, yetki aşımında bulunduğunu, davanın müşteri yerine müdüre yöneltilmesi gerektiğini, elden ödeme sonrası düzenlenen ibranamenin alacağın kapatıldığını göstermek için muvazaalı şekilde hazırlandığını, ....... 'a bloke edilen teminatın iade edilip edilmediği araştırılması yapılmadığını, 27.02.2018 tarihinde müvekkil şirket avukatlarından Av ..... ve yetkilisi ....... tarafından davalılar yetkilisi ....... ve .......'ye mail gönderildiğini ve alacağın temliki bildirimi gönderidiğini ve bakiye ödemenin ... ...’ye yapılması gerektiğinin belirtildiğini, davalı şirketler yetkilisi ....... /.......'nin 28.02.2018 tarihinde buna cevaben, bu temlik bildiriminin kendilerini ilgilendirmediğini belirttiklerini, ancak 02.02.2018 tarihli elden ödemelerden veya 03.02.2018 tarihli ibra protokolünden hiç bahsetmediklerini, bilirkişi raporlarının yetersi olduğunu ve lehe tespitlerin dikkate alınmadığını, davalı şirketlerin tüm önceki ödemeleri banka yoluyla gerçekleştirmiş olmalarına rağmen, dava konusu ödemeleri elden yaptıklarını iddia etmelerinin ticari teamüllere tamamen aykırı olduğunu, Türk Ticaret Kanunu’ndaki basiretli tacir ilkesinin, davalı şirketler açısından ihlal edildiğini, yerel mahkemenin, delillerin toplanması ve değerlendirilmesi konusundaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın ve de borç olarak verildiği iddia edilen 170.000.00 USD'nin tahsili istemine ilişkindir. Dava konusu olan 28/12/2016 tarihli sözleşmenin taraflarının .... Şirketi ....... Şirketi ....... Şirketi İle ... ... ve ....... olduğu sözleşmenin konusunun ise güneş enerjisi santrali kurulum ve tedarik sözleşmesi olduğu sözleşme bedelinin ise 11.375.648,58 USD olduğu hususunda taraflar arsında uyuşmazlık bulunmamaktadır. ....... ile davacı tarafça düzenlenen 01/08/2017 tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile ....... Şirketinin davalı ....... şirketinden olan 170.000,00 USD alacağın davacı tarafa temlik edildiği anlaşılmaktadır. Yine davacı ve dava dışı ....... şirketi arasındaki 26/02/2018 tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile temlik sözleşmesine konu alacakların davacı şirkete temlik edildiği anlaşılmaktadır. İş bu temliklerin konu edildiği 12/06/2018 tarihli ihtarname de davalı taraflara 18/06/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Öncelikle, temlik sözleşmelerindeki imzaların, davalı şirketin de kabulünde olduğu üzere, temlik alan ve temlik eden şirket yetkilileri tarafından atıldığının anlaşıldığından temlik sözleşmelerinin geçerli olduğu anlaşılmış olup hem eser sözlemesinden, hem de 170.000,00 USD'den kaynaklanan alacağın yukarıda anılan temlik hükümleri uyarınca davacı tarafa temlik edildiği anlaşıldığından davacı tarafın husumet ehliyetinin olduğu anlaşılmıştır. Davacının talebi, eser sözleşmesinden kaynaklanan ve ödenmeyene bakiye alacağın tahsili ile borç olarak verildiği iddia edilen 170.000,00 USD'nin tahsili hususundadır. Ayrıca davacı taraf eser sözleşmesi nedeni ile toplam 9.774.074,80 USD ödendiğini, ancak diğer yüklenici şirkete ne kadar ödendiğini bilmediğini beyan ederek eldeki davayı açmıştır. Yine davacı taraf diğer yüklenici şirkete yapılan ödemeleri de geçerli olarak kabul ettiğini beyan etmiştir. Özetle davacı taraf eser sözleşmesi nedeni ile hem kendisine, hem de dava dışı diğer yükleniciye yapılan ödemlerin mahsup edilmesi ile ortaya çıkacak bakiye iş bedelini talep etmektedir. Davalı ile diğer yüklenici arasında tanzim olunan 03/02/2018 tarihli adi nitelikteki ibranamede de sözleşmeden kaynaklanan alacağın 11.375.648,58 USD olduğu belirtilmiş ve bu bedelinde ödendiği ifade edilmiştir. Ayrıca davalı taraflarca da bir kısım tahsilat makbuzlarının sunulduğu ve bu makbuz tarihlerinin de ibraname tarihinden evvel olduğu anlaşılmıştır. Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık davacı tarafın kabulünde olan ödeme miktarı dışındaki bedellerin davacı ve dava dışı diğer yüklenici şirkete ödenip ödenmediği ve borç olarak verildiği iddia edilen 170.000,00 USD'nin tahsili noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. Davacı ayrıca ibraname ve tahsilat makbuzlarının davacı zararına hareket edilerek temlik tarihinden evvel olarak şekilde tanzim edildiğini beyan etmiştir. MÖHUK madde 48'de yer alan teminata ilişkin olmak üzere; 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesinin 17. maddesinin hükmü şöyledir: “Akit Devletlerden birisinde ikamet eden ve diğer bir Devlet mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan Akit bir Devletin vatandaşlarından yabancı olmaları veya o memlekette ikametgâh veya meskenleri bulunmaması sebebiyle, ne isim altında olursa olsun, herhangi bir teminat veya depozito istenemez. Aynı kaide mahkeme masraflarını karşılamak için davacı veya müdahilden istenen tediyata da tatbik olunacaktır. Akit Devletlerin, vatandaşlarının ikamet şartı olmaksızın teminat akçesinden veya mahkeme masraflar karşılığı tediyattan muaf tutulmalarını derpiş̧ ettikleri sözleş̧meler tatbik olunmaya devam edilecektir.” Anılan bu sözleşmeye Almanya ülkesi ile ülkemiz taraftır. Sözleşmenin 17. maddesinde muafiyet düzenmiş olup öncelikle bu muafiyetin tüzel kişileri kapsayıp kapsamadığı üzerinde durulmalıdır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2017/8463 - 2017/15601 sayılı kararında " Her ne kadar borçlu tarafından dosyaya sunulan, 1954 tarihli sözleşmenin 17. maddesinde, tüzel kişilerle ilgili olarak, 25.10.1980 tarihinde imzaya açılan ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından 07.07.2004 tarihinde imzalanan, ancak henüz yasalaşmayan "Adalete Uluslararası Erişim Hakkında Sözleşme'nin" 14/1. maddesi ile; "Bir akit devlette mutat meskeni olup, diğer bir akit devletin mahkemelerinde açılmış davalarda, davacı veya müdahil olarak bulunan kişilerden (tüzelkişiler de dahil), sırf yabancı uyruklu olmaları veya davaların açıldığı devlette ikamet etmemeleri yada mutat meskenlerinin olmamaları sebebiyle her ne isim altında olursa olsun herhangi bir teminat, kefalet yada depozito istenemez" şeklinde değişikliğin yapılması sonucu, sözleşmenin ilk halinin tüzel kişileri kapsamadığına ilişkin Dairemizce kararlar verilmiş ise de, anılan kararlar maddi hataya müstenit olup, yabancılık muafiyetine ilişkin 1954 tarihli sözleşmenin 17. maddesinin uygulanmasında gerçek ya da tüzel kişi ayrımı bulunmamaktadır." içtihadına yer verildiği, bu kararda da akit devletlerden teminat muafiyetinin tüzel kişileri de kapsadığının belirtildiği anlaşılmakla davacı şirketin MÖHUK madde 48'de belirtilen teminattan muaf olunuğu anlaşılmıştır. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 183. maddesinde “Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü kişiye devredebilir” hükmünü öngörmektedir. Alacağın temliki, mevcut bir alacağın alacaklısının değişmesi işlemidir. Kanunun 183. maddesindeki unsurlara göre, alacaklının bir borç ilişkisinden doğan alacağını borçlunun rızasına gerek olmadan bir sözleşmeye dayanarak üçüncü bir kişiye devretmesine alacağın temliki adı verilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 169. maddesinde ise müteselsil alacaklılığın borçlunun, alacaklılardan her birine borcun tamamını isteme hakkını tanıdığı veya kanunun belirlediği durumlarda doğacağı borçlu, alacaklılardan birine yaptığı ifayla, bütün alacaklılara karşı borcundan kurtulmuş olacağı alacaklılardan birinin icraya veya mahkemeye başvurmuş olduğu kendisine bildirilmedikçe, borçlunun onlardan dilediği birine ifada bulunabileceği aksi kararlaştırılmadıkça veya alacaklılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, alacaklılardan her birinin edim üzerindeki hakları eşit olacağı kendisine düşen paydan fazlasını elde eden alacaklının, bu fazlalığı payını alamamış olan diğer alacaklılara ödemekle yükümlü olacağı düzenlenmiştir. Davacı taraf öncelikli olarak GES sözleşmesinden kalan bakiye alacağını talep etmektedir. GES sözleşmesinin bedelinin ise 11.375.648,58 USD olduğu anlaşılmıştır. Yine davacı tarafında kabulü olduğu üzere, GES sözleşmesinden dolayı 9.774.074,80 USD ödendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı taraf ibraname ve tahsilat makbuzlarının sonradan düzenlendiğini ve davalı şirketlerin ve dava dışı ....... şirketinin, davacı şirketin zararına hareket edildiğini beyan etmiştir. Her ne kadar ibraname tarihinin 03/02/2018 ve tahsilat makbuzları tarihinin 02/02/2018 olsa da, davacı bunların sonradan düzenlendiğini, diğer bir ifade ile geçmişe yönelik düzenlendiğini beyan etmiştir. Bu itibarla, mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler değerlendirilerek ibranamenin ve tahsilat makbuzların düzenleme tarihinin, alacağın tamliki tarihinden evvel olup olmadığının üzerinde durulması gerekmektedir. Zira somut olayda alacağın temliki ile müteselsil alacaklılık durumu ortadan kalkmakta ve alacaklı taraf davacı olmaktadır. Bu itibarla mahkemece, öncelikle ödeme iddiasının ispat yükümlülüğü, ödeme iddiasında bulunan davalı taraflar üzerinde olduğu nazara alınarak davalılar tarafın defter ve kayıtlarındaki ödemelerin yapıldığını ispatlar belgeleri sunması için davalı tarafa süre ve imkan verilmeli, akabinde dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edilerek; davalıların defter ve kayıtlarında olan ödemelerin hangilerinin, hangi tarihlerde ne şekilde yapıldığı (banka ile yapılması halinde banka dekontları ile de denetlenerek, fatura karşılığı olması halinde de ilgili faturanın sözleşme kapsamında olup olmadığı da denetlenerek), bu ödemelerin davacı tarafın iddia ettiği sözleşme kapsamına girip girmediği tespit edilmeli, bu suretle, davacı tarafın USD cinsinden talepte bulunduğu nazara alınarak ödeme miktarlarının USD cinsinden tespiti gerekmektedir. Tespit yapılır iken de; defter ve kayıtlara yansıyan ibraname ve tahsilat makbuzları bu aşamada nazara alınmamalıdır. Bakiye alacağın varlığına kanaati edilir ise, bu sefer de mahkemece, anılan belgelerin (ibraname ve tahsilat makbuzların) yukarıda belirtildiği üzere, temlik tarihinden evvel düzenlenip düzenlenmediği incelenip araştırılmalı, temlik tarihinden evvel düzenlendiği sonucuna varılır ise, TBK 169.maddesi uyarınca alacaklılardan birine yapılan ifanın geçerli olduğu, ayrıca temlikten evvel alacağın da sona ermesi nedeni ile temlikin geçersiz olacağı da nazara alınarak, ibranamelerin ve tahsilat makbuzların geçerli bir ifa olduğundan bakiye alacağa yönelik talebin reddine karar verilmelidir. Anılan belgelerin (ibraname ve tahsilat makbuzların) temlik tarihinden sonra yapıldığı kanaatine varılması halinde ise; yapılan ifanın geçerli bir ifa olmadığı kabul edilmeli, bu suretle de davacı tarafın ibraname ve tahsilat makbuzlarından kaynaklanan alacağının devam ettiği sonucuna varılmalıdır. Ancak alacağın tamlikinden sonra yapılan ödemelerde de TBK 186.maddede düzenlenen iyi niyetle yapılan ifa nazara alınmalı yani ifanın iyi niyetli olup olmadığı incelenmelidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 555. maddesinde tanımlanan havale, hukuksal niteliği itibariyle bir ödeme vasıtasıdır. Başka bir anlatımla, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci (muhil), bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. (HGK'nun 2017/13-2137 Esas- 2018/1860 Karar sayılı ilamı). Dosya kapsamından dava dışı ....... şirketinin 01/08/2017 tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile 170.000,00 USD alacağını davacı tarafa temlik ettiği anlaşılmaktadır. Dosya arasında bulunan .......'nın müzekkere cevabında da, davalı ....... şirketin hesabına 20/07/2017 tarihinde toplam 170.000,00 USD geldiği, açıklaması ise "....... ... ENERJİ GERİ ÖDEMELİ BORÇ" olduğu anlaşılmaktadır. Yapılan havale açıklamasından, gönderilen bedelin davalı ....... şirketine borç olarak gönderildiği anlaşılmıştır. Alınan bilirkişi raporlarında bu alacak kaleminin ödemesinin 19/07/20217 tarihinde olduğundan borcun bulunmadığı belirtilmiş ise de, borç ödemesinin alacağın doğumundan önce olması hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiğinden Mahkemece bu çelişki hususu değerlendirilerek bilirkişilerden ek rapor alınarak sonuca göre hüküm kurması gereklidir. Davacı taraf dava dilekçesinde sözleşmenin 7. maddesi ve Sözleşme Ek 3 de yeralan Proforma fatura gereğince davacıya ödenmesi gereken bedelden, sözleşme gereğince yapılan hesaplamalara göre iş sahibi davalıların yükleneci firma ... ... 'ye 1.325.714,78 USD bakiye borcu kaldığını beyan etmiştir. Sözleşmenin 7.2 maddesinde de sözleşme bedelinin 11.375.648,58 USD olduğu, sözleşmenin 7.1 maddesinde de sözleşme bedelinin ek -3'te yer alan proforma fatura bedeli olduğu belirtilmiş ise de, dosya da proforma faturasının bulunmadığı görülmüştür. Davacı taraf her ne kadar istinaf dilekçesinde 568.782,42 USD tutarındaki alacağı istinaf konusu yapmış ise de, bu alacağın dava ve cevaba cevap dilekçesinde belirtilmediği anlaşılmıştır. Bahse konu alacağın teminat bedeli olduğunun kabulü durumunda dahi, teminat bedelinin sözleşme bedeline dahil olduğu dava dilekçesinde iddia edilmediğinden buna yönelik istinaf talebinin reddi gerekmiştir. Kabule göre de; mahsup, bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı külfetlerin, bu alacaktan indirilmesini ifade eder. Meselâ, bir malı sahibine iade ile yükümlü zilyedin o mal için yaptığı bazı masraflar, o maldan elde ettiği semerelerin bedeline mahsup edilir (MK. md. 907). Bunun gibi, haksız fiilden zarar gören kimsenin bu fiilden elde ettiği bir menfaat olmuşsa, böyle bir menfaat uğranılan zarara mahsup edilir. Görülüyor ki bu olaylarda karşılıklı alacaklar yoktur; sadece, alacağın net miktarını bulmak için yapılan bir hesap ameliyesi bahis konusu olmaktadır (Sermet Akman, Halûk Burcuoğlu, Atillâ Altop, Selâhattin Sulhi Tekinay, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. Bası, İstanbul 1993, s. 1013). Mahsup, yenilik doğuran bir hakkın kullanılması olmayıp sadece alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Burada ayrı ve müstakil iki alacak bulunmamaktadır. Mahsup savunmasını, alacak miktarının indirilmesinde yararı olan herkes ileri sürebilir ve borcu sona erdiren durum olması nedeniyle hâkim tarafından resen nazara alınır. (Yargıtay HGK 2023/506 K sayılı ilamı) Somut olayda davalı taraf cevap dilekçelerinde; yapımı öngörülen GES santralinin teslim tarihi olarak 30.04.2017 tarihinin öngörülmüş olmasına rağmen belirlenen tarihte bitirilemediğini, geçici kabul başvurusu dahi ancak 22.08.2017 tarihinde yapıldığını, ayrıca sözleşme ve işin gereklerine uygun bir teslim de yapılmadığını ileri sürerek geç ve ayıplı teslim edilen ifanın, itirazı kayıt ile kabul edildiğini belirtmiştir. Davalı tarafın sunduğu bu beyan, niteliği itibari ile mahsup itirazı niteliğinden olduğundan mahkemece resen nazara alınması gereklidir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/10/2024 tarihli, ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcının İlk Derece Mahkemesince talep halinde kendisine iadesine, 5-İlk derece mahkemesi kararı kaldırıldığından; İİK'nun 36/5. maddesi uyarınca Konya .... İcra Dairesinin ....... E. sayılı icra takip dosyasına yatırılan 394.541,00 TL nakdi teminatın talep halinde ilgilisine iadesine, gerekli işlemin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine 6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek yeni kararda dikkate alınmasına, 7-İstinaf karar tebliği ve harç iade işleminin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, 6100 HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.18/12/2025 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır ¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında Elektronik İmza ile imzalanmıştır.¸